18 Kasım 2013 Pazartesi 18:24
En Ağır Ceza Mahkemesi, İcra Ceza Mahkemesi

Bilmiyoruz, cezaevlerinde kaç kişi, Sulh veya Asliye Ceza Mahkemesinin verdiği mahkumiyet kararları neticesi hükümlü olarak ceza çekmektedir. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) müessesesi ve 2015 yılı sonuna kadar işlenen suçlara çıkarılan 18 aylık peşin af, Sulh ve Asliye Ceza Mahkemelerini neredeyse hapis cezası veremez hale getirmiştir.

Ağır Ceza Mahkemesi kararları sonucu hapis cezası da, açık veya kamuflajlı bir af çıkmazsa, uzun ve meşakkatli bir süreçtir.

Şu an en etkili ceza mahkemesi İcra Ceza Mahkemesidir. İcra Ceza Mahkemesinin verdiği disiplin ve taahhüdü ihlal (İİK.340. mad) tazyik hapisleri, para ya da seçenek yaptırımlara çevrilemediğinden, ertelenemediğinden, bu hapis cezalarına takdiri indirim hükümleri uygulanamadığından, denetimli serbestlik hükümleri uygulanamadığından karışık hesaplara girilmeden verilen cezanın tamamı çektirildiğinden, en Ağır Ceza Mahkemesi İcra Ceza Mahkemesidir.

Netice itibariyle şikayetçinin inisiyatifiyle infaz edilmesi mümkün olan, tek ceza türü disiplin ve tazyik hapsi cezalarıdır.

Devlet ise, akıp giden süreçte inisiyatifini ceza mevzuatı ile durmadan ve isabetsiz yönlerde oynayarak kötü ve toplum aleyhine kullanmıştır.

Cezaların caydırıcılığının ve etkinliğinin bu şekilde yasal düzenlemelerle ortadan kaldırılması, cezaların kaçınılmaz surette infaz edileceğine dair toplumsal inancın zayıflamasına yol açmaktadır. Hakimin yargılama konusuna ilişkin olarak vardığı yargı (iuris dictio) uygulanamaz hale getirilmiş, hakimin hukuku çiğnenmiştir.

Bunun hukuk ve toplum için çok olumsuz tesirler doğuracağı muhakkaktır. Caydırıcılığın ortadan kaldırılması, işleme eğilimi artacağı gibi, suçların karşılıksız kalması da mağdurların ve toplumun hukuka bağlılığını zayıflatmakta, alternatif hukuk ve bizzat ihkak-ı hak yolunu açmaktadır. Bunun tezahürleri orta vadede topluma yansıması kaçınılmaz olacaktır.

Nisbet-i adile prensibine uygun ve fakat çektirileceği konusunda hiçbir tereddüt olmayan bir ceza ağır fakat çektirilmeyen cezalardan çok daha ibret-i müessiredir.

Borcunu ödemeyene hapis cezası, sövene, dövene, vurana, kırana, çalana, yalana, talana; Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) ya da denetimli serbestlik tam bir hukuksuzluk örneğidir.

Suçluların cezasız kalması, mağdurların kimsesiz kalması olgusunun en temel sebebi ise, günümüz medeni dünyasını şekillendiren, yürürlükteki bankacılık sektörünü koruyan kollayan kanunlardır.

Zira, o medeni dünya ve onun getirdiği Medeni Ceza sistemi" ki, “üç kuruşluk borcunu,yokluk nedeniyle ödeyemeyen biçare vatandaşı hapsen tazyike mahkum eder. Ama öteki tarafta, serbest piyasadan ve kapitalizmden beslenen yediden yetmişe tüm sermaye sahiplerinin işleri rayında yürür.

O medeni ceza sistemidir ki; Bir taraftan, sıcak para, Fon ve Bankacılık sistemi,çek ve senet mafyası gibi aktörlerin mağdur konumunda olduğu suçlarda; bu yüce aktörlerin "Ali Hatırları için, en yüksek cezalar tayin eder, Ağır cezalar veren mahkemeler kurulur.

Bir taraftan "sıcak paraya yön veren sermaye zenginlerinin", fon ve nakitleri elinde tutan bankaların, “çek ve senet mafyalarının “ sermayesini korurken, Öteki taraftan; ama cahilliğinden, ama şeytana bir kereliğine uyarak, hayatında ilk kez çek ve senetle tanışmış, veya bir iki kez kredi kullanmış, zavallı vatandaşı, hatta yedi sülalesini doğduğuna pişman eden cezalar tayin eder.






cekmagdurlari.com
Son Güncelleme: 18.11.2013 18:29
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol