17 Şubat 2012 Cuma 08:40
‘Dışarıda olmak daha zor’

 Zeynep Oral-Cumhuriyet

Ragıp Zarakolu: Zaman tünelindeyim

Düşünce ve ifade özgürlüğünde direnenleri cezalandırmada değişen bir şey yok!

İnadına güneşli, inadına aydınlık bir gün Sabahın erken saatleri Kocaeline gidiyoruz. Kandıra 2 Nolu F Tipi Cezaevine. PEN Türkiye Merkezi Yönetim Kurulundan dört kişiyiz. Başkan Tarık Günersel, Halil İbrahim Özcan, Sabri Kuşkonmaz ve ben. Hem üyemiz, hem arkadaşımız Ragıp Zarakolu ile derneğimiz adına görüşeceğiz. Elimizde kapı gibi bir belge: Adalet Bakanlığından alınmış gerekli izin

Kandıraya vardığımızda karla birlikte beyazlık ve aydınlık artıyor. Benim ilk gidişim, önceden bilenler bir cezaevinin yetmeyip ikinci cezaevinin yapılışını, sonra lojmanlar eklenişini; giderek burada bir cezaevi kasabasının kurulduğunu vurguluyor. Demir ağlarlaörecektik ülkeyi. Cezaevleri değil, raylarla! Gözlerimin önünde beliriyor: Ülkem, gelişmiş cezaevi-TOKİ sanayi bölgeleriyle bir uçtan ötekine kaplanıvermiş!

Önce Sabri Kuşkonmaz avukat kimliğiyle bizden ayrılıp, Ragıpla görüşmeye giriyor. Avukatlar aranmıyor, baş başa görüşebiliyor, kamerayla izlenmiyor. Üçümüz gerekli tüm denetimler, aramalardan geçiyoruz. Kayıtlar tamamlanıyor Kapılar açılıp, kapılar kapanıyor

Sıranın bize gelmesini beklerken, çok nazik davranan görevli memurlarla konuşuyoruz. (Artık gardiyan denmiyor). Hücrelerin boyutları nedirsorusuna örneğin, gülümseyerek, Hücre değil, oda diyoruzdiye düzeltiyorlar Tutuklular da misafir herhalde... (Bunu söylemedim elbet.)

Sonunda, Başefendi gelip bizi alıyor. Üstelik açık görüşmekânında değil, cezaevinin kütüphanesinde görüşebileceğimiz belirtiliyor. Kapılar açılıp kapılar kapanıyor. Bu kez karşımda sarı-lacivert dev bir kapı. Yönetim Fenerbahçeli mi diye soruyorum. Hayır her takımın renklerinden kapılar vardiye geliyor yanıt.

Kütüphaneye varana dek Fener ve Başiktaşlı kapılardan geçip, merdiven inip, merdiven çıkıp geniş bir kütüphaneye varıyoruz. Ragıp Zarakolu orada bizi bekliyor. Sarılıp kucaklaşabiliyoruz.

Gülümsüyor, iyi olduğunu belirtmeye ve vurgulamaya çalışıyor. Her zamanki alçakgönüllülüğü, sakin ve bilge tavrı daha da öne çıkmış. Her birimize ve dışarıya ilgisi çarpıcı. (Bana Leyla Gencer yarışması bu yıl yapılacak mı diye sordu örneğin…)

İçeride kâğıt kalem not tutma olanağım yok. Yaklaşık bir saatlik görüşmeden derlediklerim şöyle:

32 adım boyu 16 adım eni

Ragıp Zarakolu, oğlu Deniz Zarakolu ve yine akademisyen olan Mülazim Ozcan, üçü aynı odada kalıyorlar. (Anımsatayım: Üçü de KCKden alındı. İkisi siyaset akademisinde felsefe dersi veriyordu. Ragıp ise siyaset akademisinde on dakikalık açılış konuşması yaptıydı.)

İki katlı odada yukarıda 16 metre karede 3 yatak, aşağıda yaşama alanı ve tuvalet. Odanın açıldığı avlu - havalandırma alanının boyu 32 adım, eni 16 adım. Başka tutuklularla pek görüşme olmuyor. Ayda bir başka bir odasakinleriyle buluşma olabiliyor. Burada 30 yıl yatanlarla karşılaştımdiyor. (Tanrım bu ne biçim ülke!)

Avluya kar yağınca çok güzel oldu. Karda yürüyüş yaptımdiyor, gözlerinde çocuk sevinci

Oğlum Deniz, benim en kötü huylarımı almış. Çok dağınık diyor yine gülümseyerek.

Yemekler güzel. İçerde çay yapabiliyorlar.

Sabah erken kalkıyor. Romanını bitirmeye çalışıyor . Nantes Fermanı Mübale üzerine ilk raporlar üzerine çalışıyor. Ayrıca oğluyla birlikte Kürtçe öğreniyor. Bol bol okuyor. Son okuduğu kitap Nilüfer Kuyaşın Adaadlı kitabı, çok sevmiş, bizden hemen Kuyaşın öteki kitaplarını da istedi.

Saat 11de gazeteler geliyor. Her gün dört gazete. Dışardaki gibi orada da gazeteleri okuduktan sonra kesip biçiyor, biriktiriyor, arşivliyor.

Nobel Barış Ödülü adaylığı

İçeride hastalanmamaya çalışıyor. (Her cezaevinde başlıca sorun. Burada tek doktor olduğunu öğrendim. Hastalanana bakım için sıranın gelmesi çok zor.)

Bilgisayarının olmaması çok ciddi bir sorun. Dilekçeyle Adalet Bakanlığına başvuracak ve haftada birkaç saatlik olsa bile bilgisayar izni almaya çalışacak

Biliyorsunuz İsveçli yedi parlamenter, Ragıp Zarakolunu bugüne dek sürdürdüğü, demokrat, barışçıl, insan haklarına, insan sevgisine dayalı mücadelesi, düşünce özgürlüğüne yaptığı katkı için Nobel Barış Ödülüne resmen aday gösterdi.

Ne diyorsun bu Nobel adaylığınadiye sorduğumdan, mahcup mahcup gülüp önüne bakıyor ve Sorma yaa, çok utanıyorumdiyor Ve hemen lafı değiştiriyor.

‘Yardım ve yataklık’tan suçlanacak

İddianame hazırlanmış. Suçlamayı yardım ve yataklıktanyapacaklarmış Yine gülümsüyor. Yardım ve yataklıktan suçlanacak olan Ragıp Zarakolunun bugüne dek Antve Yeni Ufuklardergisinde çıkan yazılarını (70’li yıllar) Alan ve Belge Yayınlarından çıkan kitapları düşünüyorum; yıllar önce ona verdiğimiz Türk-Yunan Barış ve Dostluk ödülünü dünyanın dört bir yanından ve Türkiyede kazandığı ödülleri düşünüyorum Ah keşke herkes onun gibi yardım ve yataklık etse diyeceğim geliyor

Bir ara şöyle diyor: Hayır, üzgün değilim Kimi zaman, kimi dönemlerde dışarıda olmak daha zordur Kendimi zaman tünelinde gibi hissediyorum. Türkiyede her şey yeniden, yeniden, yeniden yaşanıyor.

71’de ilk tutukluluk… 72’de yeniden tutukluluk (2 yıl)… 81’de yeniden tutuklu. Hepsi de yazılar, kitaplar, yayınlar yüzünden

Adına kimileri ileri demokrasi dese de bu ülkede düşünce ve ifade özgürlüğünde direnenleri cezalandırmada değişen bir şey yok!

Ragıp Zarakoluna kitap, dergi, mektup, kart, fotoğraf yollayabilirsiniz: Posta adresi: Kandıra 2 Nolu F tipi Cezaevi. Kocaeli.

zeynep@zeyneporal.com


Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol