17 Eylül 2013 Salı 10:51
Daha yargılanmadan cezamı kestiler

Redhack’e askeri istihbarat belgesi sızdırdığı iddiasıyla dört aydır tutuklu yargılanan ve en son intiharın eşiğine geldiği için Erzurum Mareşal Fevzi Çakmak Askeri Hastanesi’nde tedavi altına alınan er Utku Kalı, henüz yargılanmadan cezaevinde ve hastanede kendisine cezanın kesildiğini söyledi.
Kalı, “En çok ağırıma giden ‘Bir ablan mı var ha’ denmesi, anneme yönelik hakaretler” dedi.
Erzurum Mareşal Fevzi Çakmak Askeri Hastanesi’nde tedavi gören Kalı, avukatı ve ablası Ceren Kalı aracılığıyla gönderdiğimiz soruları yanıtladı:
Redhack’e askeri istihbarat belgesi sızdırdığınız iddia ediliyor. Bu iddia doğru mudur?
Kesinlikle ilgim ve alakam yok. Redhack’i sadece internet üzerinden gerçekleştirdikleri eylemlerden dolayı herkes kadar biliyorum. Redhack üyesi değilim, üyesi olan arkadaşım ve yakınım yok. Bilgisayar kulllanımım hiçbir zaman hack şeklinde olmadı, zaten böyle bir bilgim, yeterliliğim de yok. Ben bu iddiayı, tutuklandığım gün Ceren (Avukatı Ceren Kalı) geldiğinde ondan öğrendim.
Casusluk suçlamasını ve hakkınızda 25 yıla kadar hapis cezası istenmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?Ben hiçbir şey yapmadım, insan bir şey yapmadan nasıl casus olabilir ki? Bugüne kadar çeşitli sivil toplum kuruluşlarında gönüllü projelerde çalıştım. Engellilerin engellerini kaldırmak adına projelerde yer aldım. Huzurevlerine ziyaretlere giderek yaşlılara destek olmaya çalıştım. Bu ülke ve insanları için bu kadar katma değer üretiyorken, üretmeye çalışıyorken ‘casus’ suçlaması sizce de ağır değil mi? İşlemediğim bir suçtan dolayı içerideyim, hatta artık ruh sağlığı sorunları yaşayacak duruma getirilmem nedeniyle hastanedeyim. Henüz bir mahkeme bile beni yargılamamışken herkes kendince bir adalet sistemini kurmuş, beni de böyle cezalandırırken artık adaletle ilgili konularda yorum yapmanın anlamlı olmadığına inanıyorum.
Gözaltına alındığınızda size yönelik bir kötü muamele oldu mu?
Yardımcı oda denilen bir odada kıdemli çavuş ve uzman jandarma tarafından sorgulandım. Birden çok kez tokat atıldı, karın boşluğuma sertçe vuruldu, boğazım sıkılarak duvara çarpıldım. Bana sürekli ‘Vatan hainisin, hapishanelerde çürüyeceksin. Kimse seni kurtaramayacak. O. çocuğu, senin a. Demek bir ablan var’ gibi hakaret, tehdit ve dayağa maruz kaldım. En çok ağırıma giden ‘Bir ablan mı var ha’ denmesi, anneme yönelik hakaretler. Bunlar savcının bilgisi dışında yapılmış. Doktor muayenesine götürmemelerini savcının biliyor olması gerekmez mi? Herkes sustu benim yaşadıklarıma, hakkımı koruması gerekenler sustu.
Askeri cezaevinde çıplak aramaya maruz kaldığınız, taciz edildiğiniz, gazetelerin size verilmediği ve başkaca olumsuz uygulamaların yaşandığı ifade ediliyor. Cezaevinde neler yaşadığınızı anlatır mısın?
Ailemin geldiği açık görüşler, avukat görüşleri, milletvekili Hüseyin Aygün ’ün ziyaretinden sonra çırılçıplak soyunarak arandım. Doktora götüren askerlerin muayenelerde ciddi baskı ve müdahalesiyle karşılaştım. Bir doktor muayenesi dönüşü sinir krizi geçirdim. Beni doktora götürmedikleri gibi, ‘Erkek adam ağlar mı’ diye aşağıladılar, küfrettiğim iddiasıyla hakkımda şikâyetçi oldular. Yıllar önce okulum evrakları askerlik şubesine göndermediği için bakaya kalmaktan yargılanmış ve beraat etmiştim. Bunun dışında adliyeye yolum düşmemişti. Nefes almamdan bile şikâyet edebilirler. Geç kalktınız diyerek tutanak tutup zorla savunma yazdırdılar. Mektuplarımı vermiyorlar, yazdığım mektuplar sansürleniyor. Diğer tutuklular tarafından sıklıkla sözlü olarak taciz ediliyorum. Üzerime çakmak atan mı dersiniz, terörist diye arkamdan bağıran mı dersiniz yoksa kameraların olmadığı alana çekerek darp etmek isteyen mi dersiniz. Bunların hepsini yaşadım. Gazeteler önce geliyordu. Bir süre sonra gelmez oldu. Gazetenin gelmediği günlerde benimle ilgili haber varmış. Kitapları kontrol edildikten sonra teslim alabiliyorum. Nasıl insanlara tekrar güvenebileceğim bilmiyorum.
Hastanede herhangi bir olumsuzlukla karşı karşıya mısınız?
Hastanedeki tutuklu koğuşu en alt katta. Dışarıda hava 22 dereceymiş mesela, bugün beş derecede yaşıyorum. Doktorlarla görüşürken kelepçesinin çıkarılmasına sevinir mi insan, ben seviniyorum. Hemşireler tutuklulardan korktukları için ilaçlarımı çok nadir bulunduğum yere getiriyorlar. Genellikle benim kelepçeli olarak üst kata çıkıp, içmem gerekiyor. Hemşirelerin korkularını bana yansıtmaları hiç hoş değil, sonuçta ben tutukluyum sadece, yargılanmadım bile.

Haber: İSMAİL SAYMAZ - ismail.saymaz@radikal.com.tr / Arşivi

Son Güncelleme: 17.09.2013 11:53
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol