01 Nisan 2014 Salı 11:47
Daha düşünmeden sansür!

Twitter ve YouTube'a erişimi engelleyen TİB'in hukuksuz işlem yaptığını belirten Prof. Dr. Yaman Akdeniz, bu mecralara erişimi engellediğiniz zaman daha yazılmamış, düşünülmemiş, paylaşılmamış bilgilere erişimi engelliyorsunuz. Bu Anayasa’ya da Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne de aykırı.

Twitter ve YouTube'a erişimi engelleyen TİB'in hukuksuz işlem yaptığını belirten Prof. Dr. Yaman Akdeniz, bu mecralara erişimi engellediğiniz zaman daha yazılmamış, düşünülmemiş, paylaşılmamış bilgilere erişimi engelliyorsunuz. Bu Anayasa’ya da Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne de aykırı.

»Sosyal medya ifade özgürlüğü içinde  bir ‘hak’ mıdır yoksa ‘oyuncak’ mıdır?

Sosyal medyayı veya interneti diğer iletişim araçlarından farklı tutmamak lazım. Anayasal güvence altına alınan hatta Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10’uncu maddesiyle korunan ifade özgürlüğü ve haber alma özgürlüğüdür. Bu; televizyon, radyo, yazılı basın gibi bütün mecralar için geçerlidir. İnternet, ifade özgürlüğünün en iyi ifade edilebildiği bir ortam, özellikle demokrasi problemi yaşayan ülkeler açısından. Gezi olayları sırasında sosyal medyanın, YouTube’un çok ön plana çıktığını gözlemledik. Çünkü anaakım medyada bir otosansür ve sansür mekanizmasının işlediğini gördük. Vatandaş da haber alabilmek için kendisini ister istemez internette buldu.

GÖZETİM DEVLETİNE TEMEL
»İfade özgürlüğü kapsamına giren araçlar tek tek tarif edilmediğine göre, telefon da kapatılabilir mi ya da internete erişim toptan engellenebilir mi?


Teknik olarak şalterin indirilmesi mümkün. Ama buradaki hatlardan birini, çekince internet etkilenmez, siz etkilenirsiniz lokal bazda. Ağ buradan geçemezse öbür taraftan geçer. Bugün bir ülkeden Twitter’ın erişime yüzde 100 engellenmesi mümkün değil. Belli bir kesimin girememesini sağlıyorlar, rahatsızlık duyulan içerikler duruyor. Medyadaki çok yanlış kullanımlardan biri Twitter’ın kapatıldığı. Twitter açık. Türkiye’den erişime engellendi. Aslında bu da doğru değil, erişime engellenmeye çalışıldı. Başbakan ya da hükümet yetkilileri ‘Twitter’a erişimi engelledik’ diyemezler.

»İleride diyebilirler mi?
Tartışma konusu. Çin, Kore yapabilmiş, teknik altyapısı var. Benim rahatsızlık duyduğum bir konu, Türkiye de oraya doğru gider mi, gitmeli mi? Bir taraftan AB’nin kapısına dayanmışız, öbür taraftan internet politikalarımız çok kısıtlayıcı, sansürcü.. Hatta son değişikliklerden sonra gözetim devletinin temellerini atan yapıya sahip bir internet uygulamaları ve kanunu karşımıza çıkıyor.

»Twitter ya da YouTube yasağındaki keyfiyete son kanun mu zemin hazırladı?
TİB’e (Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı) verilmiş çok sayıda yetkinin yanı sıra bu keyfiyeti yapma yetkisi yok. Ya düşünmediler ya da ihtiyaç duyacaklarını beklemiyorlardı. Üç mahkeme kararı bir Cumhuriyet Başsavcılığı kararına istinaden TİB, Türkiye’den Twitter’a erişimi engelledi. Fakat Cumhuryet Başsavcılığı ‘Bizim öyle bir kararımız yok’ dedi. Bir tanesi Binali Yıldırım’ın başvurusuyla ‘Oy yok hırsıza’ olmak üzere kişilik haklarını ihlal ettiği iddia edilen bir iki hesabın kaldırılmasına ya da kapatılmasına karar vermiş mahkemeler. Kararların hiçbirinde ‘twitter.com adresine erişim engellensin’ denilmiyor. TİB kendine kanunda verilmeyen bir yetkiyle tamamen keyfi şekilde erişimi engelliyor. Hukuksuzlukla karşı karşıyayız. Bununla mücadele için birçok avukat akademisyenle birlikte biz de Kerem Altıparmak’la  Anayasa Mahkemesine, AİHM’e gittik. Türkiye Barolar Birliği, olmayan bir mahkeme kararına itiraz etti, sonra İdare Mahkemesi’ne gitti. Hukuksuzlukla hukukla mücadele etmeye çalışıyorsunuz. Bir tarafta iki dakika içinde erişimi engelliyorlar, bir haftayı geçti ve açamıyorsunuz. Ve geçen hafta Ankara 15. İdare Mahkemesi’nin yürütmeyi durdurma kararı verilmiş...

'DEVLET SIRRI' DEĞİL KAMU YARARI
»TİB’in 30 gün süresi var mı?


30 gün maksimum süre olarak belirlenmiş. Bir hamle iki saniye sürüyorsa tersini yapmak da iki saniye sürer. Ama bir inşaat hemen durduramayabilir, dolayısıyla kanunda böyle bir süre belirlenmiş. Geçen hafta TİB’e bu karar tebliğ edilmiş, 30 günlük bir iş yükü yok, iki rakam değiştirecekler. TİB bölge idare mahkemesine gidip karara itiraz edebilir. Ama gitmeden önce engeli kaldırması lazım. Bölge İdare Mahkemesi TİB’in itirazını kabul ederse, tekrar engellenir. Kararın uygulanmaması nedeniyle geçen hafta cuma Anayasa Mahkemesi’ne ek bir dilekçe sunarak ilk dilekçemizde belirtmiş olduğumuz etkin iç hukuk yolu olmama durumunun devam ettiğini belirttik.

Başbakan konuştuktan iki saat sonra oldu bu iş. Açarken de aynı ivedilikle açmaları lazım. Etkin bir iç hukuk yolu yok, siyasi bir irade var hatta sağlam bir irade var.


»YouTube’a erişim de mahkeme kararı olmaksızın engellendi...
Twitter ile YouTube engelleme süreç ve kararları arasında fark var ama sonuç aynı. İkisinde de TİB, kanunla kendisine verilen yetkilerin dışında hukuka aykırı işlem yaptı. Twitter engellemesinde dört farklı mahkeme kararına istinaden koruma tedbiri uygulaması ile siteye erişimi engelledi. Böyle bir yetki TİB’e 5651 sayılı Kanunda tanınmamış. TİB, YouTube için de idari tedbir kararı ile erişimi engelledi. Fakat TİB’in yetkisi 5651 sayılı Kanun’un 8’inci maddesindeki katalog suçlarla sınırlı. Devlet sırrı veya casusluk suçları 8’inci madde kapsamında değil. Bu suçların işlenmesi ile ilgili TİB bir idari karar alamaz. Dolayısıyla ortaya ikinci bir adaletsizlik çıkıyor.

»Söz konusu Suriye tapesinin ardından, Cumhuriyet gazetesinin sitesi engellendi, Bekir Bozdağ, habere yer veren gazeteler için ‘yargıda hesap verecekler’ dedi...
Bahsi geçen kayıtların içeriği kamuyu ilgilendiren nitelikte ve her ne kadar ‘devlet sırrı’ olduğu iddia edilse de yayınlanmasında kamu yararı vardır. Cumhuriyet gazetesi de zaten YouTube üzerinde yayınlanmış ve artık gizliliği tartışma konusu bile olamayacak bu kayıtları kendi sitesinde yayınlayarak kanımca bir suç işlememiştir. Kamu yararını ilgilendiren konularda  basının hür olduğu ve sansür edilmemesi gerektiği unutulmamalıdır.

MANGALA GİDİP ORMAN YAKMAK
»İnternet erişim hakkının anayasal güvence altına alınması için ne yapılabilir?


Bu konuda bazı ülkelerde girişimler oldu. İnternete erişmek de anayasal hak olabilir. Fakat olmasa bile zaten ifade özgürlüğü sadece konuşmak ve yazmak değil, bilgiye erişim hakkı olarak da tanımlanmıştır. Dolayısıyla Twitter’a erişim engellendiği zaman sadece yazma ve kendimi ifade etme özgürlüğüm değil bilgiye erişim hakkım da etkileniyor.

»İfade özgürlüğü mecraları zaman içinde değişiyor. Bu uygulama kitap yakmakla aynı şey mi?
Kitap yakmaktan farklı. Twitter interaktif bir mecra, sürekli bilgi akışı var. Dolayısıyla erişimi engellediğiniz zaman daha yazılmamış, düşünülmemiş, paylaşılmamış bilgilere erişimi engelliyorsunuz. Bu zaten Anayasa’ya da Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10’uncu maddesine de akla gelebilecek her türlü hukuk normuna da aykırı. AİHM bunu ‘Ahmet Yıldırım-Türkiye’ kararında güzel şekilde dile getirdi. Google Sites adlı sitenin Türkiye’den erişime engellenmesi söz konusuydu, Atatürk’e hakaret gerekçesiyle. Bir sayfa nedeniyle tüm platform engellenmişti. AİHM bunun orantısız, ölçüsüz olduğunu karara bağladı. Ormana mangal yakmaya gidiyorsunuz, bütün ormanı yakıyorsunuz.

»TİB’in bu keyfi ve hukuksuz hamleleriyle ilgili hesap vermesi gereken bir mekanizma yok mu?
Oyunun kurallarını kendileri belirliyorlar. Cezalandırma konusunu da düşünmüşler 5651 sayılı kanunda. TİB çalışanları eğer görevlerinin ifası sırasında bir suç işlerse cezai soruşturmadan muhaflar. O da ancak TİB Başkanı’nın iznine tabii. Başkanla ilgili izin de Ulaştırma Bakanlığı’na tabii. Zaten kendilerine bir kalkan oluşturmuşlar. Kalkanı o kurumun başkanı kaldırabilir, böyle saçmalık olur mu? Hükümete bağlı olmayan bir merci yok şikâyet edeceğiniz. Ben bugün gidip Cumhuriyet Başsavcılığı’na TİB çalışanlarını şikâyet edersem, izin isteyecekler izin de verilmeyecek. Bu bir usul hatası değil, bilinçli olarak yapılmış. Şu anda Twitter’ın Türkiye’den erişime engellenmesini hukuk kuralları çerçevesinde değerlendirmek mümkün değil. Bu tamamen siyasi bir sansür örneği.

LAMBADAN ÇIKAN CİN GERİ GİRMEZ
»Engellenen bu platformlar aynı zamanda bir propaganda aracı. Engelli olmasına rağmen kendileri de tweet atıyorlar.

İşin doğasını anlamadıklarını düşünüyorum. Ofisinizde oturup ‘Ahmet gel, söyleyin Twitter’ı kapatsınlar’ diyebileceğiniz bir yaklaşım yok! Ama bir aksiyon bekleniyor, bir politikacının ‘Türkiye’den Twitter’a erişimi engelledik’ demesi bir aksiyondur. Bir Başbakan ya da Bakan ‘Bir şey yapamıyoruz’ demek istemeyecektir.
Giren giriyor, daha önce YouTube’a erişim engellendiğinde, Başbakan ‘Ben giriyorum siz de girin’ demişti. VPN gibi sistemleri kullanabiliyoruz artık. Twitter’ı, YouTube’u, Facebook’u Türk hükümeti kapatamaz. İnternete yüklenen video ya da tapeleri biz göremesek de dışarıdan birileri görecek, onlar yazacaklar...
Cin lambadan çıktıktan sonra geri girmesi mümkün değil. Bir içerik dijital olarak yayınlandıktan sonra onu ortadan kaldırmak mümkün değil. WikiLeaks örneğindeki gibi sayfaya gitmeye gerek yok, Guardian, LeMonde, Washington Post, New York Times yazdı. Bunu engellemek mümkün değil, boşuna konuşuyoruz.


***

Hükümet kendini korumak için altyapı oluşturdu
“Hükümetin sosyal medya politikası ifade özgürlüğü politikalarının bir uzantısı. Burada daha belirgin hale geliyor. Yazılı ya da görsel medyanın kontrolü ya da geri planda niye otosansür uygulandığını duyuyoruz, biliyoruz ama kanıtlayamayabilirsiniz. ‘Alo Fatih’ çıkmadan önce konuşulan şeylerdi bunlar. Sorduğunuz zaman hükümetin müdahalesi yoktu. Fakat internet üzerinde hükümetin bir müdahalesi vardı. 5651 sayılı kanun o zaman çocukları koruma amacıyla meclisten geçirilmişti ama... Dine hakaret içeren ya da ateist siteler kapanırken aksi siteler kapanmayabiliyor. Bu son değişikliklerde de çocuklar derken Twitter örneğinden de görüldüğü gibi hükümet kendi kendini koruyacak bir altyapıyı da oluşturdu...

Rahatsızlık Gezi’de başladı
17 Aralık operasyonu sonrasında ve Twitter’a erişimin engellenmesinden sonra daha da büyük bir ilgi ortaya çıktı. Çünkü insanlar ne olduğunu anlamak ve özellikle yerel seçimler öncesinde de kendisini ifade edebilmek için sosyal medyayı tercih etti. Sosyal medyanın çok ciddi siyasi bir yanı da var; politik söylem açısından. Sadece bilgi paylaşımı değil aynı zamanda tartışma ortamı olarak da önemli. Politikacılara milletvekillerine ulaşabiliyorsunuz, onlarla interaktif şekilde yazışabiliyorsunuz. Dolayısıyla bu demokratik toplumun olmazsa olmazlarından biri olarak karşınıza çıkıyor. Bunun da anayasal güvence altına alınmalı, alınmasının konuşulması lazım. Arap Baharı’nda da sosyal medyanın ne kadar kuvvetli olduğunu gördük. Tweet’lerle demokratik örgütlenme ön plana çıktı. Hükmet Gezi olayları sırasında da bundan çok büyük rahatsızlık duymaya başladı. Sosyal medyaya yapılacak hamlelerin ilk sinyalleri o zaman verildi. İzmir’de 29 kişinin isminin olduğu bir Twitter iddianamesi var. olaylar sırasında bazı tweet’ler attı diye soruşturma açılmış, dava konusu olmuş iddianameler var. Benzer iddianamelerden İstanbul’daki olaylarla ilgili Facebook, Twitter paylaşımları çok duymaya başladık. Hükümet tarafında sosyal medyadan çok büyük rahatsızlık var.”

***

‘Alo Twitter’ hattı olmadığı için engellediler
»Sosyal medyanın ‘aç-kapa’ haline gelmesi kullanıcıları nasıl etkiliyor?


Vatandaş olarak tweet atmakla suç işlemiyoruz. Böyle bir cezalandırma daha yok. Olmasını da beklemiyorum... Engellemeden sonra insanlar tedirgin olmaya başlıyor. Gezi sonrasında da tedirginlik açılan soruşturmalar, iddianamelerle oldu. Ankara Belediye Başkanı'nın şikayet ettiği kişiler hakkında soruşturma açıldı. 17 yaşındaki bir kız -beraat etti geçenlerde ama- evinden tutuklanarak götürülüp soruşturuldu. 'Edepsizsin Melih Gökçek' dediği için.
Basını kanun yoluyla ya da siyasi baskılarla kontrol altına almaları daha kolay. Alo Fatih olaylarını da gördük. İnternet için ‘Alo Twitter’ hattı olmadığı için direkt engellendiler. Bugün Twitter kullanıyoruz, o olmazsa Facebook var, o olmazsa Başbakan'ın dediği gibi Mıvitır olur. Zaman içinde değişen teknolojiler bunlar. Hak ihlali gördüğünüzde, polisin Taksim Meydanı’nda birini copladığını gördüğünüzde paylaşabiliyorsunuz. Doğası gereği sınır tanımayan bir mecra ve iletişim ağı söz konusu.


»Kullanıcı bilgisi mi istiyorlar?
Kullanıcı bilgisi istiyorlar, vermiyor, olmayabilir de zaten. Bu işi yapan kişiler herhalde önlemlerini almışlardır, evlerinde oturup kahve içerken bu tweetleri atmıyorlardır. VPN ya da başka teknolojiler kullanıyorlardır. Bir de normal vatandaşın duyduğu rahatsızlıklarla siyasilerinkini birbirinden ayırmak durumundayım. Bugün bir bakan ya da oğluyla ilgili bir yolsuzluk iddiası varsa ve bununla ilgili bilgi paylaşılıyorsa o hesabın açık kalması gerekir ama Samsun'da bir vatandaşın kendi izni olmadan müstehcen resimleri gizlice çekilip yayınlanıyorsa bunu kaldırmaları lazım.

»Hükümetin sosyal medyadan yara aldığını düşünüyor musunuz?
Hükümet  rahatsızlık duyduğu için evet düşünüyorum. Bu kadar ciddiye aldıklarına göre bu medyayı... Üzerine toz kondurmaz bir yaklaşım var. Ülkeyi yöneten insanları tabii ki eleştireceğim. ‘Sen bana hakaret ettin’ diyorlar. Her şey bu kadar siyah ve beyaz değil. İcabında hakaret edeceğim. Bir lise öğrencisi, herhangi bir nedenle bir belediye başkanına ‘edepsizsin’ diyemeyecek mi, işin içinde provokasyon da olabilir, kaldı ki o belediye başkanı da çok tweet atıyor mesela, kimse kimseye durup dururken edepsizsin demiyor. Türkiye'deki hakaret kavramının da ifade özgürlüğü genelinde tekrar ele alınması lazım. Özellikle siyasiler açısından. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne istinaden, AİHM ‘Sınırlar daha geniştir’ diyor.

***

NEDEN?
İnternete yönelik sansür ve baskıları sürdüren iktidar, Twitter’dan sonra YouTube’a da erişimi engelledi. Mahkeme, Twitter’a engelin kalkmasına karar verse de TİB henüz kararı uygulamadı. Türkiye’nin internet karnesini dünyaca ünlü Siber Haklar Uzmanı Prof. Dr. Yaman Akdeniz’le konuştuk.

birgün

Son Güncelleme: 01.04.2014 12:00
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177