Yeşim
Yeşim
21 Ekim 2017 Cumartesi 23:26
Çocuklarımızı nasıl eğiteceğiz

Çıkış yolumuz, Cumhuriyetimizin kuruluş felsefesinde. Akılcı, bilimci, gerçekçi yolda. Yani “Atatürk Yolu”nda…

En fazla 5 yıl sonra… 

Pilleri dakikalar içinde dolan, bir seferde bin kilometreye yakın mesafe kat edebilen, her tekerleğinde ayrı bir elektrik motoru olan, dilediğiniz anda önden, dilediğiniz anda arkadan çekişli ya da dört çeker olan, doğayı kirletmeyen, cebinizi benzin parasıyla yakmayan otomobilleri gördüğümüzde şaşırmayacağız bile. 

En fazla 10 yıl sonra… 

Bilgisayarlar tarafından kullanılan, trafik ve yol durumunu uydudan öğrenen, tehlikeyi çok önceden gören, trafiğe göre kendi kendine hızlanıp yavaşlayan, uyduyla, yolla, trafik işaretleriyle ve etrafındaki diğer araçlarla haberleşen sürücüsüz araçlar tüm taşımacılığı ele geçirecek. 

Klasik otomobil fabrikaları, otomobil servisleri mi? Üç boyutlu yazıcılar otomobil parçalarını üretecek. Aracı oluşturan parçaların büyük çoğunluğu elektronik olacağı için “servis”ten anlaşılan, “programı güncelle”mek olacak. Üç boyutlu yazıcıların ürettiği parçaları otomobil servislerine ve belki de evde takılsın diye bahçemize, insansız hava araçları taşıyacak. Onları da yapay zekâlı bilgisayarlar kullanacak. 

Biz bu devrimin neresindeyiz? Çocuklarımızı insansız hava aracı programları yazacak, sürücüsüz araçların bilgisayarlarını üretecek, üç boyutlu yazıcılar imal edecek ya da ileri teknoloji ürünlerini kullanacak, bakımlarını yapacak, genetik mühendisliğini yeni evrelere taşıyacak bilgilerle donatıyor muyuz? 

Sadece 15 yıl içerisinde bilinen pek çok meslek tarihe karışacak. Tarlalar uydudan gözlenip sürülecek, ürünler robotlar tarafından toplanacak, taksilerin, kamyonların sürücüleri olmayacak, fabrika işçiliğinin yerini fabrika robotları alacak. Pek çok fabrika da yerini, üç boyutlu yazıcılara bırakacak. 

Sanayii 5.0’dan söz ediyoruz. Gelişmiş ülkeler bugün sanayi 4.0’ı yaşıyor. Benzinli, dizelli yakıt kullanan araçlar Avrupa’nın bazı ülkelerinde en çok 5 yıl içerisinde yasaklanmak üzere. Yanınızdan geçen aracın boş şoför koltuğuna şaşkınlıkla bakakalıyorsunuz. 

Evet, biz bu gelişmenin neresindeyiz? 

Her seçim döneminde yerli otomobilimizi yapıyoruz diye umutla dolduruluyoruz. Maalesef yapmayı hedeflediğimiz otomobil, 10 sene sonra yollarda olmayacak fosil yakıtlı ve sürücülü otomobil. 

Mutlak bir keyfilikle, nedendir kimse bilmez, TEOG’lar koyuyoruz, TEOG’ları ansızın kaldırıyoruz. 

Milli Eğitim Şuralarında; fen bilimlerinde, matematikte, yaratıcılıkta çocuklarımızı nasıl geliştirebiliriz diye tartışacağımıza, onları daha itaatkâr, daha bağımlı nasıl yaparız bunun kavgasını veriyoruz. Üstelik bunu, kutsal dini değerler adına ve aslında bu değerleri sığ siyasi menfaatler için sömürerek yapıyoruz.

İslamiyet’in ilk emrinin oku olduğunu unutarak; Hz. Peygamberin, “ilim Çin’de olsa gidip alınız” buyruğunu görmezden gelerek; bilimsel bilgiyle doğayı kavramanın “Yaradılış Mucizesi”ni görmemizi sağlayacağının farkına bile varmadan… 

Dünya Ekonomik Forumu’nun açıkladığına göre; 2020 dünya ekonomisinde insanların en çok ihtiyaç duyacağı ilk üç beceri şunlar:

• Sorun çözme

• Eleştirel düşünme

• Yaratıcılık

OECD’nin 15 yaşındaki çocuklar üzerinde yaptığı eleştirel düşünce ve yaratıcılık testine göre, bu becerilere sahip gençlerimizin oranı %2.2. OECD ortalaması %12. Samsungları üreten Güney Kore’de ise %28. Yani bizim neredeyse 15 katımız!

Yaratıcılık için hayal kurmak lazım. INTELL ve Bright Future’ın yaptığı araştırmaya göre, çocuklarımızın maalesef yarısı hayal kurmuyor. Yetişkinlerin ise sadece %14’ü hayal kuruyor. Gelin, bu noktada, yüzlerce milyar dolarlık sosyal medya şirketlerinin ve dünyayı kasıp kavuran ve THY’nin yaklaşık 15 katı değere kısa sürede ulaşan araç temin servisi UBER’in basit bir hayalle başlayan girişimcilikler olduğunu hatırlayalım. 

Matematik, fen ve kendi dilinde okumak-anlamak becerilerini ölçen PISA 2015 yılı sonuçlarına göre 70 ülke arasında Türkiye, Fen’de 52., Matematikte 49., kendi dilinde okuma ve anlamada 50. sırada.

En son yapılan PISA üst seviye fen bilgisi testinde başarı oranımız ise % 0. Evet, maalesef % 0. 

Türkiye son 10 yıldır kişi başı 10.000 dolar milli gelir seviyesine takıldı kaldı. Buna ekonomistler, orta gelir tuzağı diyorlar. Bu kapandan kurtulmanın yegâne yolu çocuklarımıza şu becerileri kazandırmak:

• Bilimsel beceri

• Teknolojik beceri

• Mühendislik becerisi

• Matematik becerisi

Geleceğe yatırım yapmak zorundayız. Yollar, köprüler, tüneller, havaalanları güzel ama, bunların imalatında kullanılacak ileri teknolojiyi üretecek insanları yetiştirmez isek, orta gelirden yukarı çıkmayı bir kenara bırakalım, fakir ülke olacağız. 

Daha çarpıcı söyleyelim. Çocuklarımızı bilimsel yöntemle ve bilimsel bilgiyle yetiştirmediğimiz takdirde, gelişmiş ülkelerin ayak işlerini yapan ve istediklerinde paramparça edebilecekleri bir sömürge durumuna düşmemiz kaçınılmaz. Büyük laflar ederek büyük olunmuyor. Büyük işler yapmamız lazım. Tıpkı Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin gerçekleştirdiği mucizevi eğitim devrimi gibi. 

Uluslararası nitelikte olan, gurur duyduğumuz bilim insanımız Daron Acemoğlu ve James Robinson’un birlikte kaleme aldıkları “Milletlerin Düşüşü” kitabından bahsedelim biraz.

Yaratıcılığı teşvik etmeyen, yetenekli ile yeteneksizi eşit gören düzenlerin milletleri zamanla çöküyor. Maddi durumu ne olursa olsun her çocuğa fırsat eşitliği sağlayan, imkanlarını bir avuç yönetici seçkine değil herkese açan, yöneticiye sadakat yerine göreve layık olma esasını benimseyen devlet ve toplum düzenleri ise milletleri yukarıya taşıyor. Sanatı yasaklayan, eleştiriyi suç gören, yaratıcılığı tehlikeli bulan, dolayısıyla ezberi teşvik eden, layık olanı layık olduğu göreve getirmeyen, beceriyi görmezden gelen, lidere sadakati geçerli tek ölçü bilen düzenlere sahip devletlerin milletleri kaçınılmaz olarak çökmeye başlıyor. 

Kısacası; yargısı bağımsız, tarafsız, güvenilir olan; dolayısıyla düşünme ve yaratma özgürlüğünün güvenceli kılındığı toplumların bireyleri sebep-sonuç ilişkilerini kurabiliyor. Kendini geliştirebiliyor. Evlatlarının; bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik becerisi kazanmasını sağlıyor. 

10-20-50-100 seneyi planlayan, geleceğe yatırım yapan partiler üstü bir MİLLİ EĞİTİM SİYASETİ’ni hep birlikte yazmak zorundayız.

Çıkış yolumuz, Cumhuriyetimizin kuruluş felsefesinde. Akılcı, bilimci, gerçekçi yolda. Yani “Atatürk Yolu”nda…

Çocuklarımızın Geleceği: ÇAĞDAŞ EĞİTİM programını izlemek için: https://www.youtube.com/watch?v=-Ix8QKixb2A

Metin Feyzioğlu

Odatv.com

Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol