09 Şubat 2012 Perşembe 11:01
Cezaevi esnaf dolu

TAAHHÜDÜ İHLAL

İİK 340. madde anayasanın 38. maddesine aykırıdır.

TAAHHÜDÜ İHLAL İİK 340

Taahhüdü ihlal suçunun dayanağı bir sözleşmedir.İİK nın 340. Maddesi borçlunun icra dairesinde yapacağı ödeme taahhüdünün geçerli olabilmesi için alacaklının onayını şart koşmaktadır. Bu da BK nuna göre tam bir sözleşmedir. Mevcut Borçlar Kanununa göre sözleşme icap ve kabul ile oluşur.. Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girecek olan 6098 sayılı yeni Borçlar Kanununa göre ise sözleşme:

MADDE 1- Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur.

İrade açıklaması, açık veya örtülü olabilir.

Her iki maddede tarafların birbirine uygun irade açıklamaları ile sözleşmenin oluşacağını belirtmektedir.

Ancak  İİK 340 a göre taahhüd  iki şekilde olabiliyor. Ya İİK 111. Maddeye göre, ya da borçlunun İcra dairesinde yapacağı taahhüde alacaklının onay vermesi ile.. 111. Maddeye göre yapılan taahhüt tek taraflı bir irade açıklamasıdır.. Burada alacaklının onayına ihtiyaç yoktur, bundan ötürü de karşılıklı iradelerden söz edemeyiz..

İİK 111. Madde çok özel koşulları olan bir durum. Burada borçlu satışı veya  icrayı durdurmak amacıyla ve kendi özgür iradesi ile borcun  ¼ ini ödeyerek kalanı için de 3 taksitte ödemeyi taahhüd etmektedir.  Bu taahhüd sonucunda borçlunun borcu karşılayacak miktarda malı haczedilmiş ise takip durmaktadır.  Bizi daha çok 2. Şekilde yapılan taahhüd ilgilendirmektedir. 111. Maddeye göre yapılan taahhüdlerde zorlama veya tehdit yoktur ve burada alacaklının onayına da ihtiyaç yoktur. Oysa 2. Şekil yani icra dairesinde  borçlu tarafından yapılan ve alacaklının onayına tabi olan taahhüdler uygulamada ev ve iş yeri hacizleriyle oluşturulan baskı sonucu  yapılan taahhüdlerdir. Bu şekilde yapılan taahhüdlere borçlu tarafından uyulmaması halinde alacaklının şikayeti ile 3 aya kadar tazyik hapsine hükmedilmektedir.  Hakim ortada geçerli bir taahhüd varsa ve taahhüde uymamanın makul bir sebebi yoksa cezaya hükmedecektir.

İİK 340 maddesi ile düzenlenen bu suç Anayasamızın 38. Maddesine açıkça aykırıdır. 38. Madde şöyle demektedir:

“Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz.”

İİK 340. Madde ile düzenlenen suçun dayanağının bir sözleşme olduğu bizce tartışmasızdır. Üstelik BK nuna göre geçerli olmayan,  korkutma sonucu sakat bir irade ile imzalanmış bir sözleşme . Yeni  BK 37. maddeye göre korkutma sonucu  yapılan sözleşmeler geçerli değildir. Aynı düzenleme mevcu BK da vardır. 6098 sayılı yeni BK nın ilgili maddesi aynen şöyledir:

MADDE 37- Taraflardan biri, diğerinin veya üçüncü bir kişinin korkutması sonucu bir sözleşme yapmışsa, sözleşmeyle bağlı değildir.

Gerçi  yasa koyucu iradenin sakatlamasının önüne geçmek için taahhüdün icra dairesinde yapılmasını şart koşmuştur. Ancak pratikte bu geçerli değildir.. Borçlu ya ev eşyalarının kaldırılmasının, ya da iş yerinde işi için vazgeçilmez olan makine veya teçhizatlarının haczinin önüne geçmek için bu taahhüdü vermek zorunda kalmaktadır. Taahhüd nerede verilirse verilsin ortada serbest irade ile oluşmuş bir  sözleşme yoktur. Bu madde düzenlemesi nereden bakılırsa bakılsız modern hukuk ilkeleri ile bağdaşmayan bir düzenlemdir. Anayasanın 38. maddesine aykırılığı bir yana sakatlanmış bir irade ile oluşmuş bir sözleşme olması nedeniyle temel hukuk prensipleriyle çelişen bir ceza düzenlemesidir..

Taahhüdü ihlali düzenleyen İİK 340 madde anayasamıza aykırıdır. Bu nedenlerle bu cezaya karşı AİHM başvuruları yapılmalıdır, ayrıca dava sirasında anayasaya aykırılık iddiamızı ileriye sürebiliriz.


Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol