25 Aralık 2013 Çarşamba 10:19
'Bumerang gibi kendilerini vurdu'

Yolsuzluk ve rüşvet operasyonunda oğulları tutuklanan bakanlar ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, soruşturma usullerini eleştirirken, aynı tartışmaların yaşandığı 2008 yılından itibaren dalga dalga gerçekleştirilen Ergenekon operasyonlarını anımsattı. İçişleri Bakanı Muammer Güler’inönceki günkü açıklamasında “telefon görüşme tapelerinden çok can alıcı yerlerin çıkarıldığına” ilişkin ifadesi de Ergenekon davasında sanıkların en çok yakındıkları usulsüzlüklerin başında geliyordu. 5 Aralık’ta tahliye edilen CHP İzmir Milletvekili ve gazetemiz yazarı Mustafa Balbay da gazetemizin Ankara Bürosu santralında yapılan tüm görüşmelerden sorumlu tutulmuştu. Ergenekon ve Balyoz davası sanık avukatlarından Celal Ülgen, “Telefon tapelerine, olmayan konuşmaların varmış gibi eklenmesi Ergenekon davalarında çokça rastlanan bir usuldü” dedi. Balyoz ve Ergenekon avukatlarından Hüseyin Ersöz ise “Şu an hükümet üyeleri hakkında devam eden soruşturmada ileri sürülen, tapelere ekleme yapıldığı şeklindeki iddianın çok daha fazlası Ergenekon ve Balyoz yargılama süreçlerinde kanıtlanmasına karşın, mahkemeler bu hukuksuzluklara kayıtsız kalarak kişiler hakkında çok ağır cezalar verdi” dedi.

‘Tapelere olmayan konuşmalar eklendi’

İçişleri Bakanı Muammer Güler’in, önceki gün yaptığı “Bizim konuşma tapelerimizde çok can alıcı yerlerde maalesef parayla ilgili konularda eklemeler olduğunu gördüm” açıklamaları, Ergenekon davasının en çok tartışılan konusunu gündeme getirdi. Telefon dinlemelerinin yazılı metinlere dönüştürmüş halinin “tape” olarak adlandırıldığı ilk kez Ergenekon soruşturmalarıyla kamuoyu tarafından öğrenildi. 23 iddianamenin birleştirildiği Ergenekon davası dosyasında telefon tapelerine binlerce sayfalık yer ayrıldı. Avukat Celal Ülgen,İçişleri Bakanı Muammer Güler’in açıklamalarını değerlendirirken Ergenekon iddianamelerine dikkat çekti. Avukat Ülgen şöyle konuştu: “Telefon tapelerine olmayan konuşmaların varmış gibi eklenmesi Ergenekon davalarında çokça rastlanan bir usuldü. Bu konu aydınlığa çıktığı zaman ise sehven gibi bir özrün arkasına saklanıyorlardı. Hükümet üyeleri ve AKP yetkilileri bu yöndeki serzenişlere, yakınmalara, çığlıklara yanıt vermiyor ve görmezden gelme gibi bir durum sergiliyorlardı. Bu kez yakınma onlardan geldi.”

Kime yapılırsa yapılsın alçaklık

Avukat Ülgen, Ergenekon davasından telefon dinlemelerine ilişkin şu örnekleri verdi: “Ergenekon davasında bunun çokça örnekleri görülmüştür. Sadece telefon tapelerine ekleme değil, başta Teğmen Mehmet Ali Çelebi olmak üzere sanıkların birçoğunun telefonlarına başka kişilerin telefon numaraları yüklenmiş ve bir başka suçlu ya da kişiyle irtibat sağlanmak istenmiştir.  Bu alçakça bir yöntemdir. Kime karşı ve ne zaman yapılırsa yapılsın alçaklıktır.”

Masumiyet karinesi

Avukat Celal Ülgen, hükümetin ve yakın çevrelerin “masumiyet karinesinin çiğnendiği” açıklamalarını da özetle şöyle değerlendirdi: “Ergenekon davası gibi siyasi davalarda  yalan ve uydurma haberlerin, üretilmiş delillerin basında masumiyet ilkesini hiçe sayarak yayımlandığını ve daha başlangıçta hüküm verilmiş gibi yargısız infazların yapıldığını hepimiz bilmekteyiz.  Hükümetin kılı bile kıpırdamamıştı bu olaylarda. Yandaş basın ve soruşturmacılar birlikte operasyonlar yapmıştı. O zaman masumiyet ilkesi yoktu, şimdi masumiyet ilkesinden söz eder oldular.”

‘Başbakan’a çağrım’

“Sayın Başbakan’a açık çağrımdır. Bu çeteyi çözmek istiyorsa beni  15 dakika dinlesin. Bütün izlerini ve yuvalarını göstereceğim. Objektif olacağını ve bütün sonuçlarına katlanacağını söylesin yeter” diyen avukat Celal Ülgen, özetle şu görüşlere yer verdi:

“Çeteyi boş arazilerde aramasın. Çete Gazi Üsteğmen Serdar Öztürk’ün ofisine İrtica ile Eylem Planı fotokopisini koyarken iz bırakmıştır. Çete Mustafa Levent Göktaş’ın ofisine önce 51 no’lu CD’yi koyarken ve sonra da Adli Emanet’te bu CD’yi kullanılamaz biçimde keserken iz bırakmıştır. Bu çete Mehmet Ali Çelebi’nin telefonuna Hizbullah bağlantısı kurmak için başkasına ait 139 numarayı yüklerken suçüstü yakalanmıştır. Çete Balyoz’da da vardır. Üretilmiş CD’ler sahte Balyoz, Suga, Oraj planları bir komuta kademesinin ve yüzlerce günahsız subayın mahkûmiyetine neden olmuştur. Kimse çığlığımızı duymamıştır.  Bu kulakları sağır eden sessizlik bitmelidir. Çete Kafes ve Poyrazköy davasında mühimmatları önce yerleştirip sonra ihbar ederken de iz bırakmıştır. Çete Mustafa Dönmez’in Sapanca’daki yazlık evine mühimmat yerleştirirken de iz bırakmıştır. Bunların kanıtları açık ve bellidir. Bu kişilerin ifadesini alırsanız, çeteye tez elden ulaşırsınız. Yoksa soyut çete aramakla kotarılacak iş değildir bu işler.”

ATO santralı

Avukat Hüseyin Ersöz ise “Ergenekon davasında kişiler arasındaki örgütsel ilişkiler ortaya konulmaya çalışırken savcılık tarafından ileri sürülen tek delil kişilerin telefon görüşmeleriydi” dedi. Ersöz şu örnekleri verdi:

“Yargılama sürecinde Ankara Ticaret Odası’nın santralından yapılan tüm görüşmelerin Sinan Aygün, Kanaltürk’ün santralından yapılan tüm görüşmelerin de Tuncay Özkan tarafından yapıldığı varsayılarak sanıklar arasında irtibat kurulmaya çalışıldı. Poyrazköy davasında Levent Bektaş’ın eşinin yaptığı dava konusu ile ilgisi olmayan görüşmeler delil klasörlerine konuldu. Yargılama sürecinde Kemal Kerinçsiz’inyapmadığı konuşmaların yapılmış gibi gösterildiği tespit edildi. Bir örgütün varlığı ispatlanmaya çalışırken yapay ilişkiler kurulmaya çalışıldı. Balyoz Davası sanıklarına ait olduğu ileri sürülen yasadışı ses kayıtlarının bazı web sitelerinde yayımlandığına da şahit olundu. Şu an hükümet üyeleri hakkında devam eden soruşturmada ileri sürülen, tapelere ekleme yapıldığı şeklindeki iddianın çok daha fazlası bu yargılama süreçlerinde kanıtlanmasına karşın, mahkemeler bu hukuksuzluklara kayıtsız kalarak kişiler hakkında çok ağır cezalar verdi. O dönem bunlar normal karşılanırken, şu an herkesin bu hukuksuzluklardan yakınması çok ironik doğrusu.”

Dalga dalga servis

Avukat Hüseyin Ersöz, gazetelerde soruşturma dosyasından haber yayımlanmasına ilişkin şunları söyledi: “Gündemdeki soruşturma sürecinde yaşanan bilgi servisleri, Ergenekon soruşturması sırasında her gözaltı dalgası sonrası tekrar tekrar yaşandı. Kişilerin özel hayatlarına ilişkin bilgiler basın organlarında yayımlandı. Ticari sırları adeta kamuoyuna açıldı. O dönem bu bilgi sızdırmalarına karşı sayısız suç duyurusunda bulunulmasına karşın bu şikâyetler ya savcılıklar ya da HSYK tarafından işleme konulmadı. O dönem hükümet kanadından yaşananların yanlış olduğuna ilişkin tek bir ses dahi çıkmadı. Hiçbirisinin ‘haberim olmadı’ mazaretinin arkasına saklanması ise mümkün değil. Çünkü Başbakan, Adalet Bakanı ve Cumhurbaşkanı’na yazılan mektuplarla bu hukuka aykırı uygulamalardan haberdar edildiler. Ancak bir kez daha tecrübe ettik ki hukuksuzluk adeta bir bumerang gibi, gözyumanları da hedef alıyor.”

cumhuriyet

Son Güncelleme: 25.12.2013 10:27
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol