Yeşim
Yeşim
09 Eylül 2015 Çarşamba 12:44
BU SESE KULAK VERİN. İŞ ETNİK ÇATIŞMAYA GİDİYOR.  BU YOL, YOL DEĞİL.

Bakın dostlarım neler diyeceğim:

1. Adı üstünde, "bölücü terör örgütü." Yani amacı ne? Bölmek. Sen, sağa sola sopalarla saldıran, Kürt gördüğünde kırmızı görmüş boğa gibi olan arkadaş. PKK'nın yapmak istediğini yapıyorsun akılsızca. Anladın mı beni? PKK bölmek istiyor, sen ise BÖLÜYORSUN! Akıllı ol, bölücü terör örgütünün maşalığını yapma.

2. Sen, PKK'yı hala gizli gizli kutsayan, TSK / PKK karşılaştırması yapıp, devlet de silah bıraksın diyen sözde entellektüel arkadaş, bu soru sana geliyor. PKK'nın Kürtlere ne faydasını gördün şu güne kadar? Görmüyor musun, siyasetin silaha galip gelmesini kaldıramıyor savaş lordları. Görmüyor musun, gencecik insanları kirli uyuşturucu servetlerini korumak için kandırmaya, dağlarda ölmeye zorluyor o sefil katiller.

3. Sen, adli yıl açılışında sazlı sözlü eğlence yaptılar diyen sahtekar. Bak sana söyleyeyim o gün neler oldu. Sen aslında biliyorsun ne olduğunu ama yine de dinle, belki çok derinlerde kalmış vicdanın bir ses verir. O gün, Türkiye'nin bütün baroları, Türkiye'nin ihtiyacı olan müthiş bir birlikteliği sağladı. Hani senin patronlarının, ağababalarının siyasi menfaatleri uğruna paramparça etmek istediği o birlikteliği.

4. Ve evet avuçlarımız patlayıncaya kadar alkışladık. Az bile alkışladık. Senin efendilerini değil, Atamızı Ankara girişinde karşılayan Seğmenleri ve bu muhteşem birlikteliğimizi. O, oy için, koltuk için yakıp yıkmaya hazır olduğunuz birlikteliği. Anladın mı arkadaş? Sanmam anladığını. Çünkü işine gelmez anlamak.

5. Bak ben sana başka kolajlar önereyim. Bir de bunları dene. Başbakanın futbol maçındaki görüntüleri ile şehit cenazelerini arka arkaya ver, yüreğin yetiyor ise. Ha, ben niye başbakan maça gitti, alkışladı, eğlendi diye sormuyorum. Tabii gidecek, tabii alkışlayacak, tabii gülecek. Tabii kucağındaki evlatçığın başını okşayıp mutlu olacak. Neyi soruyorum biliyor musun? Dağlıca'daki korkunç saldırının boyutlarını nasıl o sırada bilmiyordu, onu soruyorum. Niye soruyorum? Çünkü ülkeyi nasıl yönetiyorlar ve niçin böyle bir olayın bilgisi saatlerce Başbakana ulaşmıyor, bunu bilmek zorundayım. Neden mi bilmek zorundayım? Çünkü senden farklı olarak ben, birilerinin emrinde kul köle değil, vatandaşım vatandaş! Hani Cumhurbaşkanı'nın "vatandaşlık diye yapay bir din yarattılar" dediği vatandaş var ya, o işte. Anlamı için sözlüğe bak diyeceğim ama pek işe yaramaz; çamura bulanmış vicdanına ulaşmaya çalış, daha faydalı olur.

6. Şimdi sana düşünmen için bazı sorular soruyorum sahtekar adam. Sen ve senin gibiler kendini biliyor. Ayrıca bir tanımlamaya gerek yok.

O bombalar, o cephane Türkiye'ye sokulurken, yollar mayınlanırken ülkeyi muhtar Ali amca mı yönetiyordu, yoksa uşaklığını yaptığın meşhur DEVLET BÜYÜKLERİ mi?

Ah, çok özür dilerim, yine kandırılmışlar değil mi seninkiler. Terörişkolara saf saf inanmışlar, şimdi kükrüyorlar, aslan gibi. Olan aslan gibi yiğitlerimize oluyor. Bana baksana sen; devletin resmi televizyonu iki yıldır PKK'ya terör örgütü diyemedi, demedi. Şimdi sen hangi masalı anlatıyorsun?

7. Haydi, sıfır kilometre zihnine fazla mesai yaptırmak pahasına biraz daha soru sorayım.

Güneydoğu'daki askeri birlikleri kim kışlalarına hapsetti yıllarca? Polisi kim dışarı çıkarmadı? Niçin artık birlik komutanları araziyi eskisi gibi bilmiyor? Devletin terörle mücadele hafızasını kim, niçin sildi? Korucular direklere bağlanıp infaz edilirken kim başını öte yana çevirdi? Kim, devlet bütün istihbarat kaynaklarını tüketirken sadece seyretti, kim? Kim!

Askerin, polisin en iyi kadrolarını Ergenekon ve Balyoz dümenlerinde, her türlü baskı ve yıldırma ile kim tasfiye etti? Bölgeyi avucunun içi gibi bilen, terörle mücadele ederken terörist ile halkı birbirinden ayırmayı öğrenmiş polis müdürlerimiz nerede?

PKK'ya diz çöktürmüş Türkiye Cumhuriyeti'ni kim, hangi küçük menfaatler uğruna bu hale getirdi, binbir acılarla yaşanmış o bildik filmi başa sardı?

8. Şimdi başka bir soru geliyor. Hazır mısın arkadaş? Altında bomba patlayınca paramparça olmayan zırhlı araçlar yapılıyor dünyada. 300 kg bombaya dayanaklı zırhlar var. Bizim askerimiz, polisimiz niçin teneke gibi araçlara bindiriliyor hala? Paramız mı yok? Hay Allah. Nereye gitti bu paralar? Saraylara mı aktı yoksa? Niçin her askerin çelik yeleği yok? Niçin? Niçin!

9. Cumhurbaşkanına, Başbakana, siyasi iktidara önerim var şimdi de... Bakın, şu düşman yaratma politikasını bırakın. Söyleyin medyanıza, yapmasınlar. İşler kontrolden çıkıyor. Etnik çatışmaya gidiyor bu yolun sonu. Görüyorsunuz değil mi? Fitili yakmak kolay, söndürmesi pek zordur. Yapmayın, izin vermeyin. Barolar, hep birlikte ilan ettik, gördünüz, devletimizin yanındayız terörle mücadelede; yeter ki hukuka uygun davranın dedik. Size uzanan bu sağduyulu eli tutun. Evet, ihtiyacınız var. Hepimizin birbirimize ihtiyacı var.

Ve çok somut bir öneri daha; kulak verin buna.

ORDUDAN, İSTİHBARATTAN, EMNİYETTEN TASFİYE EDİLMİŞ TECRÜBELİ KADROLARI GÖREVE ÇAĞIRIN.

İki maddelik bir kanun değişikliğine bakar. Göreceksiniz, çok şey değişir.

10. Bütün siyasi partilere... Genel başkanların hepsi bir araya gelsin, hemen şimdi. PKK'ya silah bırak desinler; halka güven ve huzur versinler. Terör örgütünü tabansız bıraksınlar. Kitlelerini sokaklardan çeksinler. Vatan giderse elden, hiçbir makamın değeri kalmaz. Yapılması gereken, milyonların katıldığı sessiz bir eylemdir. Hep birlikte. Sessizce. Bazen susmaktır ortak slogan. Binlerce sözcük yerine geçer. Bütün siyasi partiler, el ele. Niçin olmasın? Aynı ülkede yaşamıyor muyuz? Aynı hava, aynı toprak, aynı su, aynı gökyüzü. İmkansız mı nefretin yerine insan sevgisini koymak? Bunu yapmayan, sonunda tasfiye olacak, halkın sevgisi en sonunda kazanacak.

11. Yetmiş yedi milyon vatandaşımıza... Gelin sarılalım birbirimize. Biz ne yapabiliriz deyip durmayın. Yazın, konuşun, uyarın... Konuşmak da bir eylemdir, yazmak da, kucaklamak da, selam vermek de...

Bize bizden başkasından hayır gelmez. Hangi ırktan, mezhepten, dinden olduğumuzun önemi yok. Parmaklarımız ayrı da olsa, kolumuz bir, bayrağımız, Vatanımız bir.

Bakalım Suriye'nin, Irak'ın haline, sonra şükredelim Cumhuriyetimize. Yapması zor, yıkması kolay. Yıkanlardan değil, yapanlardan olalım. Başarabiliriz. Daha önce başardık, yine başarırız.

HAYDİ DOSTLARIM, İZİN VERMEYELİM BİZİ BÖLMEK, BİZİ BİRBİRİMİZE DÜŞÜRMEK İSTEYENLERE...

TBB Başkanı Av. Prof. Dr. Metin Feyzioğlu

adalebiz.com

Son Güncelleme: 09.09.2015 12:58
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177