24 Ocak 2016 Pazar 14:18
BOYUN EĞME’de bu hafta: Neyin savaşı... Neyin barışı...

Haftalık siyasi dergi BOYUN EĞME’nin 16’ncı sayısı yarın okurlarıyla buluşuyor. Türkiye’deki çatışma ve şiddet hali ile bu konudaki taraflaşmanın işlendiği dergi “Neyin savaşı... Neyin barışı...” manşetiyle çıkıyor.

Komünist Parti Merkez Komite imzalı ve “Düzen içi muhalefetle derdimiz var” başlıklı başyazının yer aldığı dergide şu değerlendirme ve analizler yer alıyor:

1- Silahlar sussun demekle olmuyor, “para konuşsun” demeyeceğiz (Mehmet Kuzulugil)

Sınıf siyaseti, toplumsal sorunlardan, siyasetten kaçışın değil, paranın saltanatına kafa tutmanın yoludur. Emperyalizmin ve gericiliğin belirlediği dünya siyasetinde eksik olan işçi sınıfının devrimci siyasetidir.

2- Röportaj günlerinde mandacılık (Aydemir Güler)

Toz dumandan gözükmeyen müzakere masası devrilmiş değil. Ama ayakları çamura iyiden iyiye battı. Bu öyle bir masa ki, oyuna devam etmek için emperyalizme sürekli haraç ödeniyor. Oyun hileli olmasa, haraç değil de krupiyenin veya kumarhanenin payı denebilirdi.

3- Ama biz varız (Volkan Algan)

Umutsuzluk ve mutsuzluk büyük dönüşümlerin habercisi, yaratıcılığın tetikleyicisidir çoğu zaman. Çünkü sorgulamaya kapı açar. Büyük karamsarlıklardan büyük toplumsal fırtınalar boy verir. Belki devrimin öngününde değiliz henüz, ama bir devrimin hangi kritik adımda yol almaya başladığını kim bilebilir.

4- Suriyelilerin sefaleti sermayeye ilaç olacak (Zeynep Yıldız)

Göç akınını durdurmak için, “havuç-sopa” politikası uygulayan ve her türlü yolu deneyen AB’nin de etkisiyle, çalışma izinlerine ilişkin düzenleme yürürlüğe girdi. 2,5 milyonu aşan Suriyeli Türkiye’nin en ucuz işgücü deposu oluşturacak.

5- Renault işçisi yeniden ayakta

Renault, Mayıs ayındaki 13 günlük işgalin ardından bir kez daha hareketli günler yaşıyor. Beş bin işçi bu kez tek bir dakika fazla mesaiye kalmıyor. Fabrika otoparkı tamamlanmayı bekleyen araçlarla dolup taşmış durumda.

6- “O bildiriye hiç katılmıyorum ama…” (Kemal Okuyan)

Bugünkü tıkanmanın kaynağında, bizlerin zayıflığı gelmektedir. Ve tıkanma savaş barış ikileminde aşılmaya çalışılmaktadır. Aşılamaz. “Barıştan yanayım” demek ezberimiz olmuş. Barıştan yanayız. Ancak bu birçok örnekte bir şey ifade etmiyor. Kürt sorununda artık tartışılması gerekenler tartışılmalı. O bildirinin temel tezi, Kürt sorununda tarafların savaş isteyenlerle barış isteyenler biçiminde oluştuğu tezi, yanlıştır. Ama’sız, fakat’sız bir biçimde yanlıştır.

7- “IŞİD eşittir AKP” denklemi neyi açıklıyor? (Erman Çete)

“AKP eşittir IŞİD” denkleminin çok eksik olduğunu söylememiz lazım. Açık ki, başka başka niyetler için kullanılan IŞİD, bu sefer Türkiye’nin de dahil olduğu kimi adımların meşrulaştırılması için kullanılabilecektir. Herkesin karşı olduğu bir örgüt üzerinden bölgeyi açıklamak artık mümkün olmuyor.

8- BAE Türkiye’de darbe mi yapacak? (Tulga Buğra Işık)

Darbe iddiasının pazarlık masasında AKP’yi korkutmaktan başka bir amaç taşımadığı söylenebilir. Suudi Arabistan ile “her konuda aynı bakan” AKP’ye, Suudi müttefiki BAE tarafından darbe yapılması olası değil

9- Bir CHP klasiği: Siyaset yok, ayak oyunu çok (Ahmet Çınar)

“Demokrasi, Değişim ve Kardeşlik” adının verildiği CHP Kurultayı’ndan demokrasinin yerine “anahtar liste”, değişimin yerine “politikasızlık”, kardeşliğin yerine ise “AKP’ye kardeş kardeş payanda olmaya devam” kararı çıktı

10- İktisat hakkında ne okumalı? (Fatma Pınar Arslan)

Marksist dünya görüşünü benimseyenler açısından, Marksist iktisadın öğrenilmesi, sınıf mücadelelerinin temelinin ve gidişatının anlaşılması açısından gerekli. Marksist iktisat kavramlarını en güzel ve basit şekilde anlatan, Marx’ın kendisidir. Kapital insanların gözünü neden korkutur, bilinmez.

11- Avrupa Sol Partisi: Aradığınız sola ulaşılamıyor (Erhan Nalçacı – Ezgi Göksu Kök)

Avrupa Sol Partisi’nin internet sitesinde kendilerini nasıl tanımladıklarına bakılınca AB’yi meşrulaştırıcı bir işlev hemen fark ediliyor. Hemen bütün liberal programların alameti gibi duran emperyalizme değinilmemesi de aynı çizginin ürünü. Anti-emperyalist bir programın AB’ci olması veya işçi sınıfını dışlaması mümkün değil çünkü.

12- Dinselleşen Türkiye’de ilericilik yol ayrımında (Özgür Şen)

İlericilik, sınıfsal kimliğini geri dönüşsüz bir şekilde netleştirir ve bütün gövdesiyle düzen dışına yerleşirse Türkiye’de mücadele başka bir aşamaya taşınır. Tersi bu memleketin ölüm fermanıdır.


Kaynak: Haber.sol.org.tr
Son Güncelleme: 24.01.2016 14:18
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol