28 Eylül 2012 Cuma 15:26
Boşanan eşlerin pırlanta yüzük kavgası
İzmir'de 2007 yılında evlenen Nazire S. ve Serhan S, bir süre sonra anlaşamayarak boşandı. Karşıyaka 2. Aile Mahkemesi'nde görülen davada, eşler eşit kusurlu kabul edilerek tazminata hükmedilmedi. Ziynet eşyalarıyla ilgili konunun ise ayrı bir esasta görüşülmesine karar verildi.

Nazire S, Karşıyaka 2. Aile Mahkemesi'nde görülen dava dilekçesinde, düğünde 29 adet 22 ayar bilezik, 50 çeyrek, 7 yarım, 2 cumhuriyet, 1 ata, 1 tam altın takıldığını, Serhan S'nin takıların bir kısmını 'lazım' diyerek istediğini ve kendisi işteyken bozdurduğunu anlattı.

Serhan S'nin, altınları nereye harcadığını söylemediğini ifade eden Nazire S, altınların akıbetini sorduğunda da hakarete uğradığını, bu olaydan sonra eşi tarafından her ortamda küçük düşürüldüğünü, bu nedenle boşanma davası açıldığını belirtti. Nazire S, kendi rızası dışında bozdurulduğu gerekçesiyle takıların aynen iadesi ya da bedelinin tahsilini istedi.

Serhan S. de savunma dilekçesinde o dönem, tamamı 5 bin lira tutan takıların eşinin kullanmadığı, yaklaşık 4 bin liralık kısmıyla yine eşinin isteği üzerine daha önceden beğendiği pırlanta yüzükleri almak için bozdurduğunu belirterek, pırlanta yüzüklerin sertifikalarının da bulunduğunu anlattı.

Nazide S. ise sertifikaları ilk kez mahkemede gördüğünü öne sürdü.

Mahkeme, altınların zorla elinden alındığı ya da götürülmesine engel olunduğu ya da evde kaldığının ispat yükünün kadına ait olduğu gerekçesiyle, davayı reddetti.

Kararın gerekçesinde, takıların davalı tarafından zorla alındığı ya da evden götürülmesine engel olunduğu hususunun sabit olmadığı, yemin teklifinde bulunabilecekleri hatırlatılan davacının da bunu reddettiği kaydedildi.

Yüzüğün alınıp, teslim edildiğini kanıtlamak kocaya ait

Kararın temyiz edilmesi üzerine dosyayı görüşen Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin kararını bozdu.

Daire kararında, davalının, altınları bozdurarak, eşinin önceden beğendiği yüzükleri aldığını belirtmek suretiyle ziynet eşyalarını bozdurduğunu kabul ettiği, bu beyanın mahkeme içi ikrar niteliği taşıdığı ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun deliller ve ikamesine ilişkin genel hükümleri düzenleyen 236/1. maddesi gereğince aleyhine kesin delil oluşturduğu belirtildi.

Kararda, altınların kadının rızasıyla alınarak bozdurulduktan sonra yine kadına iki yüzük alınıp teslim edildiğini kanıtlama yükünün kocaya ait olduğuna hükmedilerek, davalıya savunmasını ispat için karşı tarafa yemin teklif etme hakkının hatırlatılması gerektiği kaydedildi.

Bunun üzerine, dava dosyasını yeniden görüşen mahkeme, ilk kararında direndi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ise yerel mahkemenin direnme kararını oy birliğiyle bozarak, kocanın ispat yükümlülüğünü yerine getirmesi gerektiğine hükmetti.


AA
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177