05 Mart 2012 Pazartesi 09:55
 BAŞÖRTÜSÜ İLKOKULDA SERBEST BIRAKILSIN
NEŞE DÜZEL- Taraf

Başını örtsün. Başı örtülü olarak ilkokula gelsin. Mesele başı örtüp örtmemekse, ilkokulda başörtüsü serbest olsun. Yeter ki kız çocukları okusun! Hiçbir mesele kızların eğitiminden daha önemli değildir.

 

 Okulda ancak din bilgisi verilebilir. Din nedir, hangi inanç sistemleri var okulda öğretilebilir. Ama ibadet eğitimi okulda olmaz. Okul ibadet yeri değildir. İsteyen aile çocuğunu okul dışındaki din kurslarına göndersin.

 

Bu getirilen 4+4 modeli, ilk dört yıldan sonra ikinci dört yıla sınavla girilmesine kapı açarsa, sistem çok sakıncalı hale gelir! Çünkü bu durumda, dershanecilik sistemi ilkokul ikinci sınıf çocuklarına kadar iner.

 

***

 

NEDEN İBRAHİM BETİL

Zorunlu eğitim sistemini değiştiren tasarı, neredeyse Milli Eğitim Bakanı’ndan bile kaçırılırcasına bir grup AK Partili tarafından Meclis’e getirildi. Şimdi tasarı gene aynı hızla alt komisyonda konuşuldu. Çocukların geleceği, toplumla hiç konuşulmadan Meclis’in bir odasında planlandı. Bu hız, bu acele, bu dayatma niye, bunun cevabı yok. Milli Eğitim Bakanı, AK Partili grubun önerdiği taslaktaki bazı maddeleri Başbakan’ı ikna edip değiştirtmese, 28 Şubat’ın eğitimde yaptığını, adeta bugün iktidar partisindeki bir avuç insan yapıyordu. 28 Şubat’ın dayattığı sekiz yıllık kesintisiz zorunlu eğitimin yerine 4+4+4 kesintili eğitim modelini önerenler, acaba eğitimde neyi değiştirmek istiyorlar? Çağın gerisinde kalan eğitimin içeriğini, öğretmenlerin kalitesini, okul ortamını, ders kitaplarını da düşünüyorlar mı? Peki, yeni modele itiraz edenler en çok neye karşı çıkıyorlar? Bu eğitim yasasının göründüğünden başka amaçlar taşıdığını mı düşünüyorlar İmam-hatiplerin orta kısımlarının açılmasına karşılar mı? Küçük çocukların din eğitimi görmesi eğitim açısından sakıncalı mı? Neden bizde eğitim tartışmaları hep küçük kızların eğitimi konusuna takılı kalıyor? Türkiye, çocuklarını yeni çağa uygun yetiştiremezse bunun sonuçları ne olur? Bu konuyu, ilkokuldan üniversiteye, zorunlu eğitimden gönüllü eğitime, on yedi yıldır eğitimin her dalında çalışan ve hep ilkleri gerçekleştiren İbrahim Betil’le konuştuk. ENKA okulları, İstanbul Eğitim Gönüllüleri Vakfı, Toplum Gönüllüleri Vakfı, Öğretmen Akademisi Vakfı, İbrahim Betil’in kurucusu olarak yer aldığı girişimlerden bazıları.

 

***

 

NEŞE DÜZEL: Sizin 4+4+4 sistemine itirazlarınız vardı. Son değişiklikler sizi tatmin etti mi?


İBRAHİM BETİL: Son değişiklikler biraz daha makul. En azıdan, eğitimde sekiz yıl devamlılığa geri dönülmesi iyi. Çünkü ilk dört yılı bitirdikten sonra eğitime açık öğretimle devam edebilme imkânının getirilmesi kabul edilemezdi. Şimdi en azından öğrenci, ilk sekiz yılı bitirdikten sonra açık öğretime geçebilecek. Yani lise eğitimi, açık öğretimle yapılabilecek. Bu da iyi değil.


Niye iyi değil?


Çünkü açıktan öğretimle lise eğitimi olmaz. Acaba Milli Eğitim Bakanlığı çalışanları, bu 4+4+4 sisteminin ne şekilde olması gerektiğini biliyorlar mı? Yoksa bu sistem, 14 AK Parti milletvekilinin ve grup başkan yardımcılarının tepeden inme bir planı mı? Bu, içeride birkaç kişinin, bir azınlığın dayatması mı? 4+4+4 modelinin bilimsel temeli nedir, soruyorum. Araştırdım. Dünyada 4+4+4 diye bir model yok.


Türkiye kendi modelini geliştiriyor olamaz mı?


Olabilir. Ama Türkiye kendi eğitim modelini oluşturacaksa, bunu, eğitim dünyası içinde birikimi olan insanlarla birlikte yapacak. Önce sekiz yıllık kesintisiz eğitim sisteminin olumsuzlukları bilimsel olarak ortaya konsun. Bir çalıştay yapılsın ve eğitim işinin içinde olanlar toplansın, tartışsınlar. Türkiye’de eğitim reformunu, ilkokulla ortaokulu birbirinden ayırmak gibi, 4+4 gibi, çok dar bir kulvarın içine oturtup tartışamazsınız. Böyle bir süreçten reform değil, reformun R’si bile çıkmaz. Eğer eğitimde reform yapacaksak, gelin eğitimin içeriğini konuşalım!


Siz bu yasada en çok neye karşıydınız?


Çocukların dördüncü sınıftan sonra açık öğretime geçebilmelerine, yani dördüncü sınıftan sonra çocukların mesleki eğitime yönlendirilecek olmalarına şiddetle karşıydım ben. Düşünün... 11 yaşındaki çocuğu, “açıktan öğretim alacak” diye evin içine çekeceksiniz. Okul, sadece bilgi aktarımdan ibaret değildir ki! Okul, çocuğun gelişimi için ihtiyaç duyduğu sosyalleşmeyi verir ona. Okul, insanlarla iletişim kurmak, ekip çalışması yapmak, birlikte bir şeyler yaratmak için çocuğa bir ortam sağlar. Kendi yeteneklerini keşfedebilmesinin yolunu açar. Sen 10-11 yaşındaki çocuğu, uzaktan eğitim yapsın diye okuldan alıp evin içine koyduğun zaman, onu bütün bu imkânlardan yoksun kılarsın.


Bizdeki okul, çocuğun yaratıcılığını besleyebildiğini, yeteneğini geliştirebildiği, sosyalleşebildiği bir yer mi peki?


Onun için müfredatı konuşalım diyorum ya... Yalnız şu bir gerçek. Bugünkü haliyle bile okulda olmakla, uzaktan eğitim görmek arasında çok büyük bir fark var. Çünkü açık öğretimde 10-11 yaşındaki çocuğu eve hapsediyorsun. Müfredat hiç onaylamadığınız bir formatta olsa bile, “akran eğitimi” diye bilimsel bir olay vardır. On bir yaşındaki çocuk sınıftaki yaşıtlarından da bir şeyler öğreniyor. Çocuğu eve kapattığında artık o her şeyi yetişkinlerden ve devletten öğreniyor. Beyni iyice formatlamak ve torna tezgâhına sokmaktır bu!


Siz, bu eğitim yasasının göründüğünden başka amaçlar taşıdığını mı düşünüyorsunuz
?


Bazı insanların böyle bir düşüncesi olabilir. Eğer mesele, inanç meselesiyse, özellikle kızların ergenlik yaşına gelirken başlarını kapatıp, onları, dinî kültürün parçası olmaları için yönlendirmekse... O zaman kız çocukları başlarını kapatsınlar ve okula öyle gelsinler.



Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol