22 Şubat 2013 Cuma 10:58
Başörtülü avukata hakimden görülmemiş tavır
 YAKUP ÇETİN İSTANBUL

Danıştay’ın yasağı kaldıran kararına rağmen İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi Hâkimi Adnan Yılmaz yasakçı bir karara imza attı. Avukat Fatma D. hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Ayrıca davaya başörtüsüyle girdiğine dair İstanbul Barosu’na ve müvekkiline bilgi verilmesine hükmetti.

Danıştay’ın, mahkemelerdeki başörtüsü yasağını kaldıran kararına rağmen başörtülü avukatlara yönelik baskı devam ediyor. Bunun son örneği geçtiğimiz günlerde Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde yaşandı.  İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi Hakimi Adnan Yılmaz tartışılacak bir karara imza attı. Hâkim, duruşmaya başörtülü katılan Avukat Fatma D. hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Bununla da yetinmeyip olayın İstanbul Barosu’na ve Avukat D.’nin müvekkiline bildirilmesine karar verdi. Bu kararları tutanağa da geçirdi. Hakkında suç duyurusunda bulunulan Avukat Fatma D.,  Hakim Yılmaz’ın “İnşallah ileride bizim kızlarımız da başlarını kapatarak duruşmalara girmek zorunda kalmazlar.” dediğini aktardı.  Mizan Hukukçular Derneği Başkanı Fikri Yazıcı kararı, “Danıştay’ın yürütmeyi durdurma kararı hem baroları hem tüm mahkemeleri bağlayan bir karardır. Başörtüsünün önünde hiçbir engel yok şu anda. Suç duyurusunda bulunmanın yasal dayanağı yok.” sözleriyle değerlendirdi.

Hukuk tarihine skandal olarak geçecek olay, Çağlayan Adliyesi’nde yaşandı. İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde görülen davaya başörtüsüyle giren avukat Fatma D., hâkim Adnan Yılmaz’ın tepkisiyle şoke oldu.  Yılmaz tutanağa, “Fatma D.’nin avukatlık kanununa uymayan şekilde duruşmaya katıldığı görüldü.” ibaresini geçti. Ardından neden başörtüsüyle duruşmaya girdiğini sordu. Kadın avukat da, “Danıştay kararı doğrultusunda başım kapalı olarak duruşmaya katılmayı düşünüyorum.” dedi. Duruşmaya devam eden hâkim, dava sonunda Fatma D. hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Dahası avukatın başörtüsüyle duruşmaya katıldığını İstanbul Barosu’na ve Fatma D.’nin müvekkiline bildirilmesine karar vererek duruşmayı erteledi. Kadın avukat, yaşananları şöyle anlattı: “Hâkim neden başörtülü olduğumu sordu. ‘Dini inançlarımdan...’ deyince ifadeyi tutanağa geçmek istedi, itiraz ettim. Danıştay’ın kararını hatırlattım. “İnşallah ilerde bizim kızlarımız da başlarını kapatarak duruşmalara girmek zorunda kalmazlar.” dedi. Bu çok ilginç bir durum. Hem kızlarının zorla başlarının kapatılması endişesi yaşıyorlar hem de bizim başımızı zorla açmaya çalışıyorlar.”

     Danıştay 8. Dairesi’nin 24 Ocak’ta verdiği özgürlükçü karar sonrasında avukatlar duruşmalara başörtülü olarak girmeye başladı. Ancak kararın ertesi günü avukatlar Şule Dağlı Gökkılıç ve Figen Şaştım hakkında tutanak tutuldu.

Danıştay kararı yok sayılmıştır

Hukukçular Derneği Genel Sekreteri Avukat Bilal Çoban: “Hakimin görev ve yetkileri yasada bellidir. Müvekkille bağlantı kurma gibi bir görevi yoktur. Hâkimlik görevinin dışına çıkmıştır. Bu uygulama ile Danıştay tanınmamıştır.” Adalet ve Hukuk Derneği Başkanı Süleyman Taşbaş: “Danıştay yasağı kaldırmıştır. Başörtülü olarak duruşmaya girmek suç değildir. Üst mahkeme olan Danıştay yok sayılmıştır.”

Zaman

Son Güncelleme: 22.02.2013 10:59
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
izzet güneş gürseler 2013-02-24 12:31:23

AVUKAT CÜBBESİNİN ANLAMI KALDI MI?


Av. İ. Güneş Gürseler


Danıştay 8. Dairesi’nin; Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 20. maddesinde yer alan "başları açık" ibaresinin yürütmesinin durdurulmasına ilişkin oy çokluğu ile aldığı kararı, insanımızın son yıllarda yaşadığı, kendisini, Müslümanlığını davranışları ile de ilan etme zorunda hissetme sürecinin bir aşaması olarak görüyorum.

Diğer yönlerini sonraya bırakarak kararın iki fiili sonucuna dikkat çekerek meslek örgütlerimize ve meslektaşlarımıza bir soru sormak istiyorum:

Kararın gerekçesinde yer alan; “Nitekim, dayanağı üst hukuk normunda bu konuda herhangi bir kısıtlama ya da engelleme bulunmadığı halde söz konusu maddede yer alan bu belirlemenin, Anayasa ve tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış olan çalışma hak ve özgürlüğünün ve yine bu düzenlemelerle güvence altına alınmış olan din ve vicdan özgürlüğüne bağlantılı olarak ihlal edilmesi sonucunu doğuracağı da açıktır.” paragrafı 8. Daire’nin avukatların başları açık olarak mahkemelerde görev yapmaları meslek kuralını din ve vicdan özgürlüğünün ihlali olarak gördüğünü ortaya koymaktadır. Bir diğer ifade ile başları kapalı olarak mahkemelerde görev yapmak isteyen avukatlar inandıkları dinin gereğini yerine getirmiş olacaklardır. Yani mahkemelerde görev yapan avukat inancını simgelemekte ve meslektaşlarından farkını ortaya koymaktadır. Kararın birinci fiili sonucu budur.

İkincisi ise; avukat cübbesini anlamsız kılmasıdır.

Cübbe; “savunma tekeli”nin Baro’ya kayıtlı avukatlar aracılığı ile yerine getirildiğini somut olarak gösterir, savcılık makamı ile savunma makamının ve karar makamının ayrı olduğunu açıkça görünür kılar.

Ayrıca cübbe; giyenin “meslek ahlakı”na bağlılık taahhüdünde bulunduğunun ve meslektaşların eşitliğini kabul ettiğinin simgesidir. Eşitlik ise meslek dışı değerlerin meslektaşlar arasında fark yaratmayacağı iddiasını içerir.

Soru şudur: Avukatlara mahkemede görev yaparken din ve vicdan özgürlüğünü kullanıp başlarını kapatarak inançlarını ilan etme olanağı tanındığına göre, işlevi meslek dışı farklılıkları örtmek olan cüppenin artık bir anlamı kalmış mıdır?4.2.2013