21 Kasım 2012 Çarşamba 09:31
Balyoz, Ergenekon, Odatv Davaları ve İleri Demokrasi...

Temel insan haklarının ve hukukun zedelendiği yerde, hukukun üstünlüğüne dayalı demokrasiden söz edilemez.

Alev COŞKUN Kamu Hukukçusu ve Siyaset Bilimci

Görülmekte olan Ergenekon ve Balyoz davaları hakkında çok yazıldı, çok yorum yapıldı...

Davalara eleştirel yaklaşan cesur ve yansız yazarlar olsa da gazete ve TVlerdeki kimi yorumcular bu davaları tarihimizle yüzleşmekhatta demokrasinin zaferi olarak değerlendiriyorlar...

Davalarla ilgili olarak hukuki ihlaller ve özellikle uzun tutukluluk durumunun cezaya dönüştüğü ileriye sürülünce, demokratikleşiyoruz, ileri demokrasi yolunda ilerliyoruz diyorlar...

Acaba gerçekler böyle mi?

Gerek Ergenekon, gerek Balyoz ve gerekse Odatv davaları ne yazık ki demokrasinin zaferi değil, düpedüz evrensel demokrasinin zedelenmesi, Türkiyede hukukun ihlali, hukukun iptali ve hukukun intiharıdır...

Yukarıda sözünü ettiğimiz yorumcular, hemen sağ işaretparmaklarını sallayarak sizi askeri vesayetçi olmakla, demokrasiye karşı çıkmakla suçlarlar...

Bu davalarda en azından sahte belgeler, en azından kimliği kuşkulu gizli tanık açıklamaları üzerinde durduğunuzda, hemen size yakıştırılacak en hafif etiket şudur: Gizli darbeci, askeri darbelere sempatizan kişi.

Bu ağır suçlamalar, günün deyimiyle bağımsız yorumcular üzerinde mahalle baskısı yarattı... Azınlıkta kalan kimi yazar ve hukukçular hariç, çoğunluk, uzun süre, bu davalar için yorum getirmekte çok geride kaldılar...

Üretilen belgeler

Ergenekonda, Balyozda ve Odatvde, iddianameyi güçlendirdiği varsayılan kimi can alıcı belgelerin sonradan üretildiği bilirkişi raporlarıyla da kanıtlandı.Sözde yorumcular için önemli olan hukukun sakatlanması değil, sözüm ona demokrasi adına yüzleşmedir.

Örneğin bu belgeler özellikle zamanlama hataları içeriyor... Bu belgeler o tarihte olmayan şirketler, henüz kurulmamış sivil toplum kuruluşları, henüz yasal makamlarca verilmemiş araba plakaları içeriyor olsa da, fark etmez!.. Çünkü bu dava ileri demokrasinin zaferidir.

Plan semineri

Balyoz davasının temeli plan semineridir”. O halde sormak gerekmez mi?

Bu plan semineriyle ilgili olarak yargılanan 365 sanıktan sadece 50si bu seminere katılmış; geriye kalan 315 kişi seminere katılmamışlardır. Kimisi yurtdışında, kimisi İstanbul dışındadırlar. Ancak imzasız, parafsız, elektronik görevlendirmelerle bunların isimleri geçirilmiştir... Tamam... Mademki CDlerde ya da imzasız bir belgede ismin geçiyor o halde 16 yıl, 18 yıl ceza yiyeceksin deniliyor. Ve de cezalandırılıyor...

Bir diğer nokta, bu seminer, temelde Kara Kuvvetleri bünyesinde düzenlendiği halde, suçlamaların Deniz Kuvvetlerine bağlı subaylar üzerinde yoğunlaştırılmasına ne demeli? Aslında bu nokta, siyasi ve stratejik analiz yapabilenler için çok anlamlıdır...

Hukukun zedelenmesi

Bu davalar da adil yargılama ilkesine karşıt, son derece tartışmalı durumlar yaratılmıştır. Örneğin duruşmaya 48 saat kala yargıçların değiştirilmesi, sanıklar lehine olduğu savlanan kimi delillerin savcılar tarafından uzun süre adli emanette bekletilmesi, yargıçlar heyetinin savunma haklarını kullanan avukatlarla adeta restleşmesi gibi...

Adil yargılama gerçekleşiyor mu, yoksa ciddi olarak zedelenmiyor mu?

Bu soru, bu davaların temel belkemiğini oluşturuyor ve tarih boyunca oluşturacaktır...

Bağımsız yargı ve adil yargı, evrensel demokrasinin temelidir.

Evrensel demokrasi esasta, güçler ayrılığı ilkesine ve kişinin temel hak ve özgürlüklerine dayanır.

Çağdaş demokrasilerde hiç kimse keyfi olarak (yasadışı) tutuklanamaz ayrıca, adil yargılama ve bağımsız-tarafsız yargıç”, kişi özgürlüğünün bekçisidir?

Hukuk devleti

Hukuk devleti, temelde, bireyin temel hak ve özgürlüğünü güvence altına alan devlet demektir. Kişi ve kişiler için adil yargılanmanın sağlanması, devlet aygıtı içindeki ceberut (acımasız, zorba) uygulamalar karşısında kişi hak ve özgürlüğünün korunması, çağımız demokratik devletlerinin temelidir. Hukukun zedelendiği, adil yargının gerçekleşmediği ya da kuşkulu olduğu bir yerde hukukun üstünlüğünden söz edilemez.

Demokrasinin zaferi ya da darbecilerle tarihi yüzleşme söylemleriyle kişi hakları ve ceza hukukunun temel esasları tahrip edilemez.

Bugünün evrensel dünyasındaadil yargılama ve kişi haklarının ödünsüz korunması gibi unsurlar demokrasinin temellerini oluşturmaktadır.

Demokratik hukuk devleti; İnsan Hakları Evrensel Bildirgesine ve İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesine uymak zorundadır. Bu belgelerdeki temel hukuk ilkelerinin en önemlisi, adil yargılama ve temel insan haklarının korunması konularıdır.

Bu önemli davalardaki, bu sakat uygulamalar, ileride Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) gidecek ve hiç kuşku yok ki AİHM, bu uygulamaları şiddetle eleştirecektir. Hiç kuşku yok ki bu davalar ileride anayasa kitaplarına girecek, hukuk fakültelerinde eleştirel ve olumsuz yönden okutulacaktır...

Temel insan haklarının ve hukukun zedelendiği yerde, hukukun üstünlüğüne dayalı demokrasiden söz edilemez.

Artık adalet zamanı...

Artık hukuk devleti zamanı...


Son Güncelleme: 21.11.2012 09:34
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol