04 Nisan 2014 Cuma 10:56
AYM'NİN KARARINA UYMAK ZORUNDAYIZ AMA SAYGI DUYMAK ZORUNDA DEĞİLİM.

Başbakan Erdoğan Azerbaycan ziyareti öncesinde Atatürk Havalimanı'nda basın açıklaması yapıyor. Erdoğan, Köşk seçimleri konusunda ''Cumhurbaşkanımızın 'bu konuyu aramızda müzakere ederek karara varırız' kanaatini paylaşıyorum'' dedi.

Anayasa Mahkemesi'nin Twitter kararı için sert çıkan Başbakan, ''Hukuka uymak zorundayız ama saygı duymak zorunda değiliz'' diye konuştu. 

Abdullah Gül ise dün gazetecilere yaptığı açıklamada AYM'nin 17 üyesinden onunu kendisinin seçtiğini belirtmiş ve verilen kararla ilgili "gurur duyuyorum" demişti. Erdoğan bir kez daha açıktan Gül'ü karşısına almış oldu.

İşte Erdoğan'ın konuşmalarından satırbaşları:

AYM'NİN KARARINA UYMAK ZORUNDAYIZ AMA SAYGI DUYMAK ZORUNDA DEĞİLİM.

AYM, Twitter dün itibariyle tekrar açıldı. İfade özgürlüğü engellendiği söyleniyor. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu karara uymak durumundayız. Ama saygı duymak zorunda değilim. Bu karara saygı duymuyorum. Şu anda alınmış olan bu karar, birincil mahkemelere müracaat edilmeden, hukuk yolları tüketilmeden AYM’ye götürmüştür. AYM’nin bunu reddetmesi gerekirdi bu bir.

BUNLAR TİCARİ ŞİRKETTİR

İkincisi özgürlükler yaklaşımını doğru bulmuyorum. Zira bu ticari şirkettir. Bu şirkette sadece Twitter değil, YouTube’da Facebook’ta ticari şirkettir. Bunun ürününü alıp almamak herkesin tasarrufundadır. Bunun özgürlükle alakası yok. Özgürlük noktasında temel haklar noktasında AYM’de bunca bekleyen dosyalar varken, iki gün önce AYM’nin direkt kendilerine başvurmak suretiyle böyle bir karar almasını ben doğrusu milli bulmuyorum. Bunun yanında ABD’li şirketin savunması yapılırken, bizim milli ahlaki her türlü değerlerimiz bir kenara konuluyor.

BU HUKUK DEĞİL

Bu konuyla ilgili özellikle alt mahkemelerin, başka dosyalarla ilgili vermiş olduğu kararlar var. bunları göz önüne almıyorsunuz, yok farz ediyorsunuz böyle bir kararı alıyorsunuz. O zaman ister istemez farklı düşünmek durumunda kalıyoruz. Biz bu karara uyarız olay bu. Ama saygı duymuyorum. Bu sadece bir yasaya uymaktır. Bu hukuk değildir onu söyleyeyim. Hukuk başka bir şey. Burada hukuki bir uygulama yok. Ben bunu milletimin takdirine bırakıyorum. Ama şunun bilinmesini istiyorum ki bu karar alınırken ne ABD ne Fransa ne İspanya, bu konularda verilmiş kararlar dahi göz önüne alınmamıştır.

EGEMEN BAĞIŞA SAHİP ÇIKTI

Geçtiğimiz günlerde AB Eski Bakanı Egemen Bağış’a ait olduğu iddia edilen ses kayıtları internete düştü. Bağış’ın dalga geçmesinden her kesimden tepki geldi. Bağış’ın partiden ihracı söz konusu mu?

Bir defa bakın gazetecisiniz, ama arkadaşımızın açıklamasını bile duymamışsınız. Böyle bir şeyin olmadığını, bunların hepsini zaten kendisi çok açıkça ortaya koydu. Şimdi biz arkadaşımızı bu tür uydurma montajdan yapanlardan daha iyi tanıyoruz. Böyle bir şeyi yapanla zaten bizim yürümemiz mümkün değildir. Arkadaşımız kendisi çok sert olarak yapmış durumda. Daha fazla bir şeyi söylemeye gerek yok.

Ben de Cuma namazı kılmıyorum biliyorsunuz. Benim için de bunu söylüyorlar. Biz Cuma namazının nerede nasıl kılınacağını onlardan çok daha iyi biliriz. Bunu da ben kalkıp da vakit namazını şöyle Cuma namazını böyle kılıyorum diye mi anlatacağım. Şimdi de geldiler başbakan Cuma namazı kılmıyor. Bunlar sahtekar ya, bunlar müfteri. Takiyye var yalan var her şey var. söylemeye gerek yok.

ZAMAN MUHABİRİNE: BENCE YER DEĞİŞTİRİN

Bence yer değiştirin, hiç durma oralarda. Utanmıyor musunuz bu iddiaları atmaya diyebilirseniz mutlu olurum.

16 BİN SAYFAYI NASIL İNCELEYEYİM

Ergenekon’da gerekçeli karar açıklandı. Ecevit’ten Abdullah Gül ve sizin döneminize kadar yayılan bir dönem olduğu ve darbe teşebbüsü yapılacağı dile getirildi. Bazı sahte delillerin AK Parti’nin kapatılma davasında kullanıldığı. Siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

16 bin sayfa. Bunu nerede inceleyeyim ben. Adeta bir ansiklopedi. Herhalde böyle bir ansiklopedi çıkar. Bunu görme fırsatını bulacağız. Şu anda tabi böyle bir şeyi henüz fırsatı bulabilmiş değilim. Dün tek fırsat buldum Yavuz Sultan Selim köprüsünü inceledim.

CUMHURBAŞKANI'NIN KANAATİNİ PAYLAŞIYORUM

Yerel seçimler tamamlandı. Cumhurbaşkanlığı seçimlerine çok az kaldı. Cumhurbaşkanı Gül’ün açıklamaları oldu, oturur konuşuruz, kısa bir süre sonra açıklarız dedi. Sizin değerlendirmenizi alabilir miyiz? Üç dönem kuralıyla ilgili çalışma yapılıyor mu?

Sayın Cumhurbaşkanımızın 'bu konuyu aramızda müzakere ederek karara varırız' kanaatini paylaşıyorum.

Üç dönem kuralıyla ilgili olarak, partiden tabandan kanaat belirtenler var. Bu konuyla ilgili kanaatimi belirttim. Bu konu biz partimizin kuruluşunda tüzüğümüze bunu uzun istişareler neticesinde koyduğumuz bir konudur. Bunun Türkiye’de inanıyorum ki bir karşılığı var. Bu kararı verecek olan partinin, bazı arkadaşlarım MYK diyor ama değil tüzük tadiliyle konu genel kurul işidir. Benim kanaatim üç dönemden yanadır. Üç dönemden sonra siyasi hayat bitmiyor.

KÖŞKE ÇIKACAK MISINIZ


Köşk’e çıkmanız konusunda baskı hissediyor musunuz?

Onlar ayrı bir konu. Yani farklı. Onu konuşmak şu an bana göre gereksiz.

AA'NIN YAYIN POLİTİKASINI HAZMEDEMEDİLER


Anadolu Ajansı’nın seçim yayınına ilişkin açıklamalar oldu. Bu olayın ardından Bayburt’ta bir arkadaşımız darp edildi. Siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Her şeyden önce tabi ben AA’nın malum 94 yıllık bir mazisi var. Bir defa Anadolu Ajansı’nın yayın politikasını hazmedemeyenler, ya da üstlendiği görevini hazmedemeyenler, kendi rekabet alanlarının daralmasından rahatsız olanlardır. Bu paralel yapının rahatsızlığıdır. Çünkü rekabet alanında daha önce bir iki ajans çok aktifti. Şimdi Anadolu Ajansı buraya girince, bir defa bunun rekabet alanları daraldı. Zira yüzde 60 civarında kendilerinden alım yapıldı. Fakat AA ile ilgili spekülatif haberleri, mesela Bayburt’ta AA mensubunun darp edilmesi ve kendisinin üzerine gidilmesi ki bu Allah göstermesin, AAyı hedef gösteren bu açıklamalar orada ajansın elemanının da darp edilmesinin yanında ileri derecede bir neticeye de varabilirdi.

Tabi benim merak ettiğim, medya, AA’nın bu tür mensubunu orada savunmuyor. Ona yönelik bir yayıon yapmıyor. Ama bir başka medya mensubu olmuş olsaydı bu tabi o zaman savunurdu. Kimileri kameraları makinalarını yerlere koyarlardı. Nasıl olur da saldırdınız veya oradan çekilir giderlerdi. Ben böyle bir şey duymadım.

BUNA HAYDAAA DENİR

Bakıyorsunuz ana muhalefetin genel müdürü şu ifadeyi kullanıyor veya diğerleri neymiş? Ajansın genel müdürü partimizin genel merkezine gelmiş. Yani buna hayda denir. Niye? Bütün ajansların genel müdürleri, yöneticileri bizim genel merkezimize gelirler. Kaldı ki bu bizim aynı zamanda devletimizin ajansıdır. Diğer ajansların genel müdürleri yöneticileri genel merkezimie geldiği zaman rahatsızlık olmuyor da, AA genel müdürü geldiği zaman niye rahatsız olunuyor? Daha önce benim danışmanım olduğu için mi rahatsız olunuyor? Böyle saçmalık olmaz.

AJANSLAR SANDIK KURULU ÜYESİ GİBİ DAVRANDILAR

Ha ajanslar bu seçimde başarılı olmamışlardır. Bütün ajansları kast ediyorum. Bu seçimde adeta, çoğu iflas etmişlerdir. Sağlıklı ve kısa sürede netice verme noktasında böyle bir çalışma içerisine girmemişler. Bazı ajanslar ise siyasi partilerin sandık kurulu üyeleri gibi çalışma görevini yürütünce, asli görevlerini unutmuşlardır.

Odatv.com

Son Güncelleme: 04.04.2014 11:01
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177