21 Nisan 2013 Pazar 11:37
Alman Yargıtay Başkanı: 'Neonaziler'den utanıyoruz'


Kültür Üniversitesi Ceza Hukuku Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen "Çocuk ve Hukuk, Türkiye'de Kadın Cinayetlerine Bakış, Kadına ve Kız Çocuklarına Yönelik Şiddete Karşı Hukuki Yaptırımlar " başlıklı panelde Almanya ve Türkiye'nin Yargıtay Başkanları ve Yargıtay üyeleri bir araya geldi.

Neo-Naziler'den utanıyoruz

Alman Yargıtay Başkanı Klaus Tolksdorf konuşmasında Almanya'da 8'i Türk 10 kişinin ölümüne neden olan Neo-Nazi cinayetleri faillerinin davasına değindi. Duruşma salonuna Türk gazetecilerin alınmaması tepkilere neden olmuş, ardından Alman Yüksek Mahkemesi'nin yabancı basın mensupları için yenilediği düzenleme ile birlikte sorun çözülmüştü. Münihli hakimlerin de durumun düzeltilmesinden memnun olduğunu belirten Tolksdorf, "biz Almanya'da böyle durumlar olabildiği için utanıyoruz" dedi. Davanın uzun yıllar sürebilme ihtimaline değinen Yargıtay Başkanı, duruşmanın tiyatro salonu ya da benzer bir alanda yapılmasına karşı olduğunu belirtti, "Davalar duruşma salonlarında yapılır. Diğer türlü olursa şov haline gelebilir. Davanın gidişatı hakkında kamuoyu elbette bilinçlendirilecektir. Medyaya her türlü desteğin verilmesi gerekir. Ancak ceza davalarının amacı nedir, suçlanan kişinin suçu tespit edilir, edilmezse gerçek olayların ortaya çıkarılması gerekir. Duruşma salonları bunun için daha uygundur" dedi.

Neo-Nazi davasıyla ilgili sorulan bir soruya "Alman güvenlik görevlilerinin bir ihmali olduğu, hata yapıldığını tespit ediyoruz. Gerçekten bu işi beceremedik. Olmadı. Güvenlik kurumları işlerini doğru yapsaydı en azından işlenen suçların bazıları engellenebilirdi. Utandığımızı söyledim. Kolluklarımızın ihmalini görünce utancımız bir kez daha artıyor" şeklinde yanıtladı. Hakimlerin hata yapmak istemediği belirten Tolksdorf, davanın uzun sürebileceğini tekrar vurguladı.

Sadakatsizlik 'haksız tahrik' olamaz
Kadın cinayetlerine de değinilen panelde, "haksız tahrik indirimi" sorusuna da yanıt verildi. Yargıtay 1. Ceza Dairesi üyesi Muzaffer Özdemir konuya dair şöyle konuştu ;
"Başka bir tarafın boşanma nedeni olup olmaması bizi çok ilgilendirmiyor. Bu davranışın diğer eşe karşı haksızlık içerip içermemesi konusunda tahrikin genel uygulamasına bakmak lazım. Birbirine daha basit sözle bir kişi bir kişiye 'eşek' dese biz buna da haksız tahrik uyguluyoruz. Bunun karşı tarafta yarattığı etkinin, eşinin sadakatsizlik yaparak yaratmadığını düşünemiyoruz. O seviyeye gelebilir miyiz, bilemiyorum. Tahrik müessesesini çok boyutlu ele almak lazım. Basit bir hakaretten dolayı her gün birçok insanın 10 - 20 kere söylediği hareketten dolayı bu kadar ceza indirimi yapılmasını doğru bulmuyorum. Hukukumuzda durum bu. Tahriki sınırlandırılması gereken, kusur azaltan bir neden olarak uygulamak gerektiğini düşünüyorum " .

"Almanya'da sadakatsizlik kadına yönelik cinayette haksız tahrik olarak kabul ediliyor mu" sorusuna Tolksdorf; "Sadakatsizlik hiçbir şekilde bir sebep değildir. Bir insanı öldürmek için sadakatsizlik asla bir sebep olmaz, olamaz da. Belki ceza miktarının tespiti sırasında göz önünde tutulabilir " yanıtını verdi.
İstanbul Üniversitesi 'nden Prof. Dr. Adem Sözüer ise, haksız tahrik indirimiyle ilgili olarak, "Bazı yerlerde uygulanması gerektiğini düşünüyorum. Cezalarımız çok yüksek olduğu için burada da düşünülmesi gereken başka bir şey var. Dolayısıyla haksız tahrik uygulamalarında biraz daha otomatiğe bağlanmış uygulamalardan uzaklaşmak gerekir diye düşünüyorum " şeklinde konuştu.

Yargıtay 1. Başkanı Ali Alkan ise, "Kadına karşı şiddet sadece kadınların değil tüm toplumun sorunudur. Sorunun çözümünde kişisel ve toplumsal olarak hepimizin üzerine düşen görevler vardır. Kadınla ilgili sorunlarda yargıya ilişkin olanları en kısa zamanda çözmeyi hedefledik. Yargı sorunun çözümünde her türlü katkıyı yasa çerçeve içinde vermektedir, vermeye de devam edecektir. Kadına yönelik her türlü şiddete sıfır tolerans göstermekteyiz. Ancak bu sorun yargının tek başına çözeceği bir sorun değildir. Şiddetin sonlandırılması ya da azaltılması kadının sorunlarının çözülmesi, insani değerlerin bireyler arasında geliştirilmesi ve yaygınlaştırılmasıyla mümkün olabilir." dedi.

Son Güncelleme: 21.04.2013 11:38
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177