Yeşim TURAN
Yeşim TURAN
29 Mart 2016 Salı 14:53
25 yıldır karanlıkta kalan cinayet

'Abartmadan söylüyorum, rastgele sabık gün, 'Ah, niçin mebus oldum' diyorum. 'Niye ego oğlumu bu milletvekillerinin evlatlarının ortamında yaşattım' diyorum' laflarıyla dile getiriyor duygularını, 1991'de TBMM Lojmanlarındaki evinde oğlunu cinayete kurban verici zamanın SHP İzmir Milletvekili Erol Güngör.

Güngör'ün oğlu Mustafa Güngör'ün, 1991 senesinde 24 Haziran gecesi Çankaya'daki TBMM lojmanlarında öldürülmesine bağlı resmi belgelerde, 'Olay zamanı 1991 yılı Kurban Bayramının birlikte numara gününü ikinci gününe bağlayan piyasa haset gecesidir. Lojmanların bulunmuş olduğu sitenin çevresi lif ve örek çevrilmiş olup 24 ahit polislerce mahfuz dü skor antre kapısı bulunmaktadır. Bunun haricinde lojmanlarda oturan bakanlar ile birtakımı milletvekillerinin evleri umumi antre kapıları haricinde 24 ahit korunmaktadır' ifadeleri toprak alıyordu.

Polis ve savcılık, anket kapsamında onlarca bireyin ifadesine başvurdu fakat faillerin ki olduğuna ulaşılamadı.

TBMM'de de 2005'te, şu demek oluyor ki vakadan 14 sene sonraları Mustafa Güngör cinayetinin aydınlatılması ve sorumluların belirlenmesine müteveccih birlikte araştırı komisyonu kuruldu.

Cinayetle alakadar sorun ise Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı kabilinden 2011'de, dosyanın devir aşımına girmesine biraz çağ kaldığında açıldı.

İddianamede, bambaşka birlikte sorun kapsamında cezaevinde mevcut Abdullah Gökalp anlı şanlı kişinin, 14 Mayıs 2010'da doğruluk müfettişine verdiği ifadede Mustafa Güngör'ü öldürdüğünü dediğine toprak verildi.

İddianamede, 'olayda kullandığı bıçak, tabanca, kapçık ve kurşun çekirdeği ile maktule ilgilendiren 3 ajanda, ışık makinesi, databank ve namına ilgilendiren olup görüngü mahallinde unutmuş olduğu ve hemen sonra kendisiyle teşrikimesai karşılayıcı kişilerden konfirmasyon almış olduğu şövalye yüzüğünün kendisinde olduğunu'' öne devam eden Gökalp'in bu eşyaları Eskişehir'de kıraathane işleten arkadaşının kasasına haberi yapılmaksızın bıraktığını savunduğu da kaydedildi.

Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesinde davanın açılmasından bu yana 5 yıla benzeyen devir geçti. Duruşmalarda nice tutanak dinlendi. Başka suçtan Sincan Cezaevinde mevkuf mevcut maznun Gökalp ise ailesinin dirilik güvenliğinin sağlanmadığını doğacak sürerek, bugüne derece bildirme vermedi.

'Kuşkuları kendileri üstlerine çekiyorlar'

Baba Erol Güngör, yarınki murafaa öncesinde AA'ya açıklamalarda bulundu.

Davanın sanığı Abdullah Gökalp'in, 'Ben, cinayeti şu kişilerle işledim' söylediğini kaydeden Güngör, zamanın ANAP Bitlis Milletvekili Muhyettin Mutlu'nun yeğeni Abdurrahim Mutlu'nun 'baştan bu yana bu cinayetle ilişkilendirildiğini' belirtti.

'Abdurrahim Mutlu'nun ifadesini müddeiumumilik almadı, murafaa de almadı. Bu eş (Gökalp) diyor ki, 'Ben bu cinayeti bunlarla bu arada işledim'. Buna karşın bu bireyin ifadesini almıyorlar' diyen Güngör, Abdullah Gökalp'in, duruşmada, 'kendisinin ifadesinin peşi sıra Abdurrahim Mutlu'nun uygulama edildiğini' öne sürdüğünü söyledi.

Güngör, cinayetten sonraları çıkan birtakımı haberlerin peşi sıra 'Muhyettin Mutlu'nun oğlu ve yeğenleriyle ANAP Muş Milletvekili Mehmet Emin Seydagil'in oğlunun PKK'ya katıldığını, sonraları döndüklerini' anlatarak, 'Abdullah Öcalan Türkiye'ye getirildikten sonraları DGM'ye verdiği ifadede, 'Muhyettin Mutlu, Bekaa'ya geldi. Oğlunu verdik, hediyesini aldık' dedi. Yani dünyalık vermişler, oğlunu almışlar. Onlardan bambaşka bu cinayetle alakadar şekilde dünya dışına revan yok, PKK'ya revan yok. Kuşkuları kendileri üstlerine çekiyorlar' sanarak konuştu.

Üç bireyin yardımı

'Türkiye Cumhuriyeti Devletinde yaşadığım birlikte hayli vakadan sonraları savcılara da itimat mensuplarına da politikacılara da güvenmiyorum. Kendi partimin başlangıcında olanlar da dahil, ağız ağıza onlara inancımı kaybettim. 20 yıldan bu yana hiçbirisiyle görüşmüyorum' diyen Güngör, namına bu süreçte 'üç insanın' iane ettiğini bildirdi.

Bu insanların emektar AK Parti Milletvekili Salih Kapusuz, emektar CHP Milletvekili Kemal Anadol ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bulunduğunu tamlayan Güngör, 'Bunların haricinde tek politikacıya hürmet duymuyorum, hiçbirisine güvenmiyorum' dedi.

Anadol ve Kapusuz'un, partilerinin ekip başkanvekilleri olarak, adam öldürmeye bağlı Araştırma Komisyonunu kurmaya çalıştıklarını aktaran Güngör, şöyleki bitmeme etti:

'Baktılar ki kotaramıyorlar, bana 'Recep Tayyip Erdoğan ile durum o zaman. Seni kandırma edersin' dediler. Beni konuşturdular. Ben de Başbakana bu vakası kadem üstü de olsa anlattım. Beni 5-10 dakika basının uğrunda kadem üstü dinledikten sonra, Kapusuz ve Anadol'a 'Bu komisyonu kurdurun' sanarak yönerge verdi. Bunun kararında bu Araştırma Komisyonu kuruldu. Komisyon, araştırı kararında hepsinin kabahatli olduğuna değişmeyen verdi ama anket geç açıldığından, bunların suçları devir aşımına uğradı. Ondan mahkum olamadılar.'

'Keşke mebus olmasaydım'

Oğlunu kaybetmesine bağlı duygularını, 'Her sabık gün, abartmadan söylüyorum, rastgele sabık gün, 'Ah, niçin mebus oldum' diyorum. 'Niye ego oğlumu bu milletvekillerinin evlatlarının ortamında yaşattım' diyorum. Aynen duygularım bu. Hep böyle. Ah keşke, niye? 'Niye oğlumu, bunların oğlunun, evlatlarının ortada tuttum' diyorum. 'Keşke olmasaydım. Hadi oldum, niçin Meclis lojmanlarında oturdum' diyorum' laflarıyla dile getiren Güngör, 'mücadelesini sürdüreceğini' belirtti.

Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesi, Gökalp'in, 'infaz edildiğini' kanıt etmiş olduğu Abdurrahim Mutlu'nun ölüp ölmediğinin araştırılması düşüncesince alakadar kurumlara sahra yazılmasına değişmeyen vermişti.

Cinayete bağlı 2011'de oluşturulan davanın birlikte ahir celsesi erte görülecek. İzmir'de tevakkuf fail Erol Güngör de duruşmada amade bulunacak.

Kaynak: AA

Son Güncelleme: 29.03.2016 14:53
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol