12 Aralık 2012 Çarşamba 13:16
'25 yaşında avukat, savcı hakim olmaz'
 Hakkı KURBAN / ANKARA

AKŞAM'ın mercek altına aldığı 'yargıyı yenileme harekatı'na, 'savunma'nın kalbi Türkiye Barolar Birliği'nden (TBB) çarpıcı analiz. Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in '25 yaşında hakim olmaz' sözlerine 'Hakim de olmaz, savcı da, avukat da. Yaş en az 30'un üzerinde olmalı' diyerek destek veren TBB Başkanı Vedat Ahsen Coşar avukatlık için öngördükleri sistemi  AKŞAM'a anlattı.  Coşar'ın sözleri şöyle: 
İHTİYACA CEVAP VERMİYOR: Yürürlükteki Avukatlık Yasası 1969'da yürürlüğe girdi. 2001'de en köklü değişiklik oldu. Bu değişikliğin üzerinden de 11 yıl geçti. Artık yasa, ihtiyaca cevap vermiyor. Bir taslak hazırladık. Yasanın ana fikrine sadığız ancak bazı değişiklikler getiriyoruz. 
SINAVSIZ GİRİŞ BAŞKA MESLEKTE YOK: Bir kere stajı yeniden yapılandırıyoruz. Hakim ve savcıların yetiştiği Adalet Akademisi vardı. Biz de avukatlık için bir akademi oluşturuyoruz. Avukatlığa kabulü de sınava bağladık. Türkiye'de sınavsız işe alınan herhangi bir meslek grubu kalmadı. Neredeyse bir tek avukatlık var.  
ÇİFT SINAVLI, STAJLI YAPI: Düzenlemeyle stajı 18 aya çıkarıyoruz. Baroya kabul sırasında ÖSYM bir sınav yapacak. Bu sınavda 100 üzerinden 70 alınması gerekiyor. Yılda 3 defa yapılacak. Toplam 4 sınavda da başarılı olamayanların tekrar sınava girme hakkı yok. Bir de staj sonu yeterlilik sınavı var. 100 üzerinden 70 almak gerekli. 
25 YAŞINDA KÜRSÜYE ÇIKILMAZ: Adalet Bakanı'nın '25 yaşında hakim olur mu' sözleri çok doğru. 25 yaşında hakim de olunmaz, savcı da olunmaz, avukat da olunmaz. Ben, 10 yıl önceki ben değilim. 10 yıl önceki sivriliklerim bugün yok. 25 yaşında kürsüye çıkılmaz. 
MECELLE ÖRNEĞİ: Mecelle'de hakimle ilgili sayılan standartlar var. 'Hakim metin olacak, mekin olacak, fehim olacak' diyor. Şimdi kürsüye çıkan hakimin bu özelliklere sahip olması gerekir. Biz bu meslek yaşını mutlaka yukarı çekmek zorundayız. 30 yaşından ve mümkünse 35 yaşından önce kimseyi kürsüye çıkarmamak gerekir. Avukat olarak da görev yapmasına izin verilmemeli. Eskiden 'hakim yardımcılığı' diye bir statü vardı, Mutlaka getirilmesi gerekir. Aynı şekilde avukat yardımcılığı statüsü de getirmemiz gerekir.

Hakim önce avukatlık yapmalı
Savcılar kızacaklar belki ama uzun süre savcılık yapan kişilerin Yargıtay üyesi olmasına karşıyım. Hayatında bir defa 'Gereği düşünüldü' deyip karar vermemiş olan bir kişi, sürekli 'Şöyle mahkum edilsin' diye talep eden bir kişinin geldiği kültür farklıdır. Belli bir süre; 3-5-10 yıl, avukatlık yapmayanlara da hakimlik yaptırmamak gerekir. Çünkü kürsüden adalet dağıtmakla, kürsünün altından adalet talep etmek birbirinden farklıdır. Empati yeteneği, hakim ve savcının daha da gelişir. 
HUKUK, İKİNCİ FAKÜLTE OLMALI:  Öteden beri, ABD'de uygulanan eğitim modelini savunuyorum. Yani hukuk fakültesi, ikinci fakülte olmalı. Yani bir fakülteyi bitirdi, ikinci bir fakülteye gitmeyi hem zaman hem para bakımından birçok kişi göze alamayacağından buradan çıkanlar daha nitelikli hale gelecektir.

Yandaş değilim
İktidar yanlısı olduğuna dair eleştirilere güldüğünü söyleyen Coşar, 'Ben hem kişilik hem konumum hem de mesleğim itibariyle hayatımda hiç kimsenin adamı olmadım, olmam. Burası TBB. 78 baro var. Bunların her birinin ayrı duyarlılıkları var. Biz herhangi bir tarafa yatarsak, öbür tarafımız kırılır. Biz kimsenin değirmenine su da taşımayız, cephane de taşımayız.'

Kamunun ihtilaf yeteneği daralmalı
Devletin, açılan davaların tarafı olduğunu hatırlatan Coşar, şu uyarıları dile getirdi: 
- Devlet organlarının, kamu çalışanlarının Türkiye'de ihtilaf yaratma yeteneği çok fazla. Devlet istimlak yapıyor, ihtilaf çıkartıyor; sınav yapıyor, ihtilaf çıkartıyor; kadastro yapıyor, ihtilaf çıkartıyor; askere alıyor, ihtilaf çıkartıyor. Dolayısıyla devletin bu ihtilaf çıkartma yeteneğini önemli ölçüde daraltmaya ihtiyaç var.  Davaların herhalde yüzde 50'ye yakınında devlet taraf. Dördüncü Yargı Paketi Taslağının kendilerine gönderilmediğini söyleyen Coşar, 'Silahların eşitliği önemli. Savcı kamunun avukatı ise biz de vatandaşın avukatlarıyız' dedi.

İktidar eleştirilince hırçınlaşmamalı
Anadilde savunma konusunun özellikle KCK davasını kilitlediğini hatırlatan Coşar,'KCK davasını gören mahkeme inisiyatif kullansaydı yumuşak geçişle sorun çözülürdü' dedi. Kendi davalarında siyasetin baskısını hissetmediğinin altını çizen Coşar, özellikle siyasi davalarda görev alan meslektaşlarından şikayetler geldiğini, böyle bir algı dahi oluşsa bunun düzeltilmesi gerektiğini vurguladı. Kutuplaşmaya dikkat çeken Coşar, 'İktidarın da eleştiriye açık olması lazım. Kendisine birtakım eleştiriler yönelince hırçınlaşmaması, bağırmaması gerekir'  dedi.

Son Güncelleme: 12.12.2012 13:19
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177