01 Ocak 2013 Salı 23:58
Yemezler!

ODTÜ direnişi, yönetemeyen AKP nin ve sistemin boyasını biraz daha döktü, görünür kıldı. Bu konuda söylenenlerin, yazılanların tarihe bir ibret belgesi olarak kalacağı kesin. Her biri Zaytung haberi sanılan açıklamalar, protesto ve gösterinin oturarak, tweet atarak yapılması gerektiğini söyleyenler, artık zavallılaşan komplo teorileri... Üniversitelerin asıl sahipleri olan öğrenci ve akademisyenler direnişleriyle hem akademinin halini gösterdi, hem de rektör atamalarını yapanların “zihniyet ve kalitesini” ortaya çıkardı. Neler çıkmadı ki aralarından...

Sadece eğlencelik bir iki açıklama örneği vereceğim:

“Bazı öğretim üyeleri ve akademisyenler Başbakan’ı kampüste istemiyoruz diyor. Ama o Başbakan’ın, hükümette yer alan bakanların verdiği maaşları alıyorsun. O zaman ne yapacaksın? Eğer samimiysen görüşünde bırakacaksın maaşını da koyacaksın ya da diyeceksin ki bu hükümetin yer aldığı bir sistemde görev alamam, istifa ediyorum dersin.” (THK Üniversitesi Rektörü)
“Bizdeki özgürlük ortamı Oxford’da yok” (Yıldırım Beyazıd Üniversitesi Rektörü)
“Özgürlük, özerklik vs maskeleri altında Devlet düşmanlığına, Milleti hor görmeye, Milleti yok saymaya hakkımız yoktur. Protesto adı altında şiddeti, kamu malına zarar vermeyi, kutsala sövmeyi, Milletin sevdiğine küfretmeyi bilim sanan, özgürlük zanneden zihniyeti huzurlarınızda kınıyorum. Bizler bilim insanları olarak öğrencilerimize bilimin öncelikle kendini bilmek olduğunu öğretmek durumundayız. Son günlerde üniversitelerde yeniden vizyona sokulmak istenen eski oyunlara karşı Allah bu milletin ve bizlerin yar ve yardımcısı olsun.” (Gazi Üniversitesi Rektörü)

İçerik bakımından yukarıdaki açıklamalarla yarışan, görünürde “ciddi” tahlil ve açıklamalar da oldu. Ama nedense “iktidar çevresi” Başbakanın, kendi ülkesinde bir üniversiteye ancak bir işgalcinin/diktatörün kullanacağı “cesamette” güvenlik önlemi ile gidebilmesindeki garabeti
hiç sorgulamıyor.

Koruma tedbirlerinin, önceki başbakanların ve AKP nin ilk döneminden bu yana nasıl arttığını sorgulamıyorlar.

Tablo rektörlerin ve Başbakanın çizdiği kadar pembe ise, bu kadar bilim insanının ve öğrencinin ne demek istediğini sorgulamıyorlar.

Niçin bu kadar yalan söylendiğini sorgulamak bir yana, “gerçekliği” başbakanın sözüne göre “yeniden inşa” ediyorlar. Bilindiği üzere ODTÜ de olayların ertesinde Başbakan “molotof kokteyli atılmasından” bahsetti. Ama sendika.org polisin müdahalesini gösteren videoyu yayınladı. Açıkça görüldü ki öğrenciler molotof kokteyli atmadıkları gibi, ilk müdahale ikaz yapılmadan polis tarafından yapılıyor. Ayrıca polise “gözaltı yapmayın, dövüp bırakın” deniliyor, ama Başbakan ısrarla yalan söylüyor.

Bu gidişin nereye kadar tırmanacağını görüp özeleştiri yapmak yerine yalana dezenformasyona başvuruyorlar. Bu anlayışları devam ettikçe üniversitelerdeki muhalefetin tırmanacağı açık. Hatta -şiddeti dışlayarak- tırmanması gerektiği de açık. Aksi halde 12 eylülün henüz tam olarak sonuca ulaşmayan hedefleri bir çok alanda olduğu gibi AKP tarafından tamamına erdirilecek.

Kadrolaşmalar, başta İTÜ olmak üzere bir çok üniversitedeki asistan kıyımı, tutuklu öğrenciler, çıkarılmak istenen YÖK yasası, “karikatür” rektörler, piyasanın emrine verilen bilim gibi, uygulamalar/sorunlar akademiyi bitirecek.

Ama en zavallı gerekçeler; derin devletin devrede olduğu, 12 eylül öncesine dönüş ve olayları CHP nin organize ettiği, iddiaları...

Her şeyden önce bu yaklaşım, üniversite gençliğini ve akademisyenleri kendi iradeleriyle hareket edemez, yalnızca yönlendirilebilir, tahrik edilebilir kişiler olarak görüyor.
CHP ne yönelik iddialar ise komikliği aşıyor. Sadece bilmeyenlere hatırlatayım, olaylar devam ederken, şiddeti durdurmak için ODTÜ ye giden bazı CHP milletvekilleri ile öğrenciler arasında tartışmalar bile çıkmıştı... Sanırım sırada “böceği” CHP nin koyduğu iddiası var!
Yok yok CeHaPe zihniyeti koymuştur! Nasılsa koalisyon ortağınız da “cinlerle dinleme” yapıldığına inanıyor!

Derin devlet iddialarına gelince: kadro ve zihniyet işidir “derin devlet”... Başbakan ve ait olduğu zihniyet bu konuda epey tecrübelidir; 12 eylül öncesi ve derin devleti merak ediyorsa, MTTB, 6-7 eylül olaylarını, Komünizmle Mücadele Derneklerini, kanlı pazarı, Akıncıları falan araştırsın. Başbakan en azından “namaz sonrası komünist avına çıkıyorduk, bizi kullandılar” diyenlere sorsa öğrenir derin devleti, kimlerin kullanıldığını, kimlerin kullandığını...

Kamuda sözleşmeli temizlik işçisinden Genel Kurmay Başkanına kadar hepsini belirleyip atayacaksın, girmediğin “kozmik” oda kalmayacak, MİT arşivleri elinde olacak, herkesi dinleyip izleyeceksin sonra kalkıp derin devletten şikayet edeceksin!

Tam bir zavallılık örneği...

Bırakın bu bahaneleri...

Yemezler!

sol haber

Son Güncelleme: 02.01.2013 16:09
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177