banner237
Rahmi
Rahmi
04 Ağustos 2018 Cumartesi 17:01
OHAL İnceleme Komisyonu Çare mi?

Ohal İnceleme Komisyonunun varoluş nedeni kamudan haksız , hukuksuz ihraç edilenlerin bütün hak ve hukukun iadesi olmalıydı.

Venedik Komisyonu raporunda;

“Venedik Komisyonu Türk resmi makamlarını diğer seçenekleri gözden geçirmeye davet etmektedir – örneğin kamu görevlilerinin görevden alınmalarıyla ve ilintili diğer tedbirlerle ilgili münferit vakaların incelenmesinden sorumlu özel bir geçici kurul oluşturulması gibi. Bu kurulun, hukuk kurallarının temel ilkelerine saygılı olması, özel kanıtları incelemesi ve gerekçeli kararlar vermesi gerekecektir. Bu kurul bağımsız ve tarafsız olmalı ve durumu öncesine döndürebilmek (status quoante) ve/veya uygun olan yerlerde tazminat verebilmek için yeterli derecede yetkili kılınmalıdır” tavsiye etmektedir.

Görüldüğü gibi Venedik Komisyonu kamudan ihraç edilenlere durumunun ihraç öncesi haline dönmesine (status quoante)  imkan verilmesini önermektedir.

Oysa durumun önceki haline dönmesi bizzat KHK’ler ile yapılan düzenlemelerle yok edilmiştir. Komisyonun başvurucu veya davacıların durumunu önceki haline döndürme yetkisi yoktur.

685 sayılı KHK’nin konu ile ilgili düzenlemesi:

“…ilişiği kesilenlere ilişkin başvurunun kabulü halinde karar Devlet Personel Başkanlığına bildirilir. Bu şekilde bildirilen personelin atama teklifleri; statüleri, unvanları ve yürüttükleri görevler itibarıyla başka kurumlarda görevlendirilmeleri mümkün olmayanlar hariç olmak üzere daha önce istihdam edildikleri kurumlar dışındaki kamu kurum ve kuruluşlarında eski statülerine ve unvanlarına uygun kadro ve pozisyonlara yapılır. Bu fıkra kapsamında kamu görevine iade edilmesine karar verilenlerden, yöneticilik görevinde bulunmakta iken kamu görevinden çıkarılmış olanların atamalarında, yöneticilik görevinden önce bulundukları kadro ve pozisyon unvanları dikkate alınır.” (685 s. KHK md. 10).

Benzer bir düzenleme 694 sayılı KHK ile 685 sayılı KHK’ye yapılan ekleme ile akademisyenler için yapılmıştır.

O düzenleme şöyle :

"başvuru komisyonunun geri alınmasına karar verdiği akademisyenler, Ankara, İstanbul, İzmir Dışındaki üniversitelere ve 2006'dan sonra kurulanlara öncelik verilmek suretiyle atanırlar (md. 198).

Aynı şekilde bir düzenlemenin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile askerler için de yapıldığını biliyoruz.

Bu düzenlemeler sonucu Komisyonunun öncesine döndürme yetkisi olmadığını net olarak söyleyebiliriz.

KHK’lerdeki bu düzenlemeler AİHM müktesebatına aykırılık oluşturmaktadır.

Adil Yargılama Hakkının İhlali

Komisyonun karar öncesi uyguladığı usul Anayasanın 36 ve 129 uncu maddelerine ve AİHS’nin 6/1 maddesine aykırılık oluşturmaktadır.

Komisyon yaptığı yargılamada davacının savunmasını almamaktadır, bu durum anayasanın 129 uncu maddesinin ihlalidir.

Komisyon uyguladığı yargılama usulü ile silahların eşitliği ilkesine uymamaktadır.

Şöyle ki;

Kamudan ihraç edilen davacı hakkındaki suçlamaları davacıya bildirip suçlamalarla ilgili savunması alınmamaktadır,

Davacıya hakkındaki suçlamalarla ilgili belge sunma imkanı verilmemektedir,

Davacının tanık dinletme imkanı bulunmamaktadır.

Oysa Anayasının 36’ıncı maddesi (Değişik: 3/10/2001-4709/14 md.) “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir” demektedir.

Burada OHAL İnceleme Komisyonunun ret kararına karşı Ankara İdare Mahkemesine başvuru dilekçemizden ve mahkemenin ret kararından sözetmek gerekir. 

Dilekçenin sonuç bölümü:

Sonuç Olarak

1-  Müvekkil, Anayasa’mızdan ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden doğan temel hakları ihlal edilerek, evrensel hukuk ilkeleri ve hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayan 672 sayılı KHK ile kamu görevinden ihraç edilmiştir.

2-  Anayasa Mahkemesi devletin eylem ve işlemlerinin hukukiliğine ilişkin olmak üzere şu tanımı yapmıştır. “Hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleri, hukuk devletinin önkoşullarındandır. Hukuki güvenlik ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Belirlilik ilkesi ise yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesini ifade etmektedir. Bu bakımdan, kanunun metni, bireylerin, gerektiğinde hukuki yardım almak suretiyle, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine imkân verecek düzeyde olmalıdır. Dolayısıyla, uygulanması öncesinde kanunun, muhtemel etki ve sonuçlarının yeterli derecede öngörülebilir olması gereklidir." (AYM, E.2012/116, K.2013/32, K.T. 28/2/2013).

3-  Rize Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen dava sırasında yaptığımız savunmalar ile itiraz Komisyonu'na yaptığımız başvuru sırasında belirtmiş olduğumuz hususlar dikkate alındığında, belirtmek gerekir ki iptali istenilen işlemin dayanağı olan 672 sayılı KHK ve davaya konu komisyon kararı ile;

a- “Kişiye özel düzenleme” yapılarak evrensel hukuk kuralları ve müvekkilin eşit yurttaşlık hakları ortadan kaldırılmıştır. Anayasa’nın 10. Maddesi ile düzenlenen kanun önünde eşitlik ilkesi çiğnenerek müvekkilin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne müdahale edilmiştir.

b- Kamu görevinden ihraç edilen kişilere kendilerini savunma hakkı tanınmayarak Anayasa’nın 36. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ‘nin 6. maddesi ile düzenlenen adil yargılanma hakkı ihlal edilmiştir.

c- Suçsuzluk karinesi, kişiye mahkemelerin tarafsızlığı garantisi veren, onun kusuru ispat edilmezden önce suçlu gibi muamele görmesini önleyen dokunulmaz bir haktır. Müvekkil hakkında kesinleşmiş veya mahkemelerce tedbir amaçlı dahi verilmiş hiçbir karar yokken 672 sayılı KHK ile "Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu" varsayılarak görevinden ihraç edilmesi Anayasa ve İHAS hükümlerine aykırıdır. Bu işlemle Anayasa’nın 38. Maddesinde yer alan masumiyet karinesi ihlal edilmiştir.

d- Müvekkil hakkında Rize Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde açılan kamu davası (2017/211 E.) halen devam etmekte olup, esasen yargılama aşamasında da birçok temel hak ihlal edilmektedir. Başta adil yargılanma hakkı olmak üzere, suçların ve cezaların yasallığı ilkesi ile ayrımcılık yasağının da ihlal edilmiş olduğu mahkeme süreçlerinde ifade edilmiş olduğunu beyan ederiz. Bu bağlamda, davalara bakan mahkemelerin özel görevleri gereğince doğal yargıç ilkesinin de çiğnenmiş olduğu dikkate alınmalıdır.

e- KHK ile müvekkilin ihracı, Anayasa'nın memurlar ve kamu görevlilerine ilişkin Disiplin Kovuşturulmasında Güvence başlıklı 129. Maddesinin "savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemez." düzenlemesine de aykırıdır.

f- Müvekkilin savunması alınmadan ve kendisine herhangi bir objektif gerekçe bildirilmeden kamu görevinden ihraç edilmesi, ayrıca Anayasa’nın çalışma hürriyetini düzenleyen 48. ve 49. Maddelerine de aykırıdır.

1-  Ulusal ve uluslararası hukuk normları ile uluslararası ve ulusal yargı kararları doğrultusunda belirtmek gerekir ki, müvekkil hakkındaki ihraç işlemi kesinlikle hukuka aykırıdır. Bu nedenle sayın mahkemenizden müvekkil hakkında yürütülen bu haksız işlemin tüm sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılmasını istemek gerekmiştir.

Ankara 19’uncu İdare Mahkemesinin dilekçemize verdiği ret kararı bizi doğrular niteliktedir.

Mahkeme kararında;

Öte yandan, 23 Ocak 2017 tarihli ve 29957 sayılı Resmi Gazete ‘de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 11. maddesinin 1. fıkrasında "Komisyon kararlarına karşı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenecek Ankara idare mahkemelerinde iptal davası açılabilir."  hükmüne yer verilmiş, Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun 28.11.2017 tarihli ve 1652 sayılı Kararı ile de "1- Ankara 19 ve 20. İdare Mahkemelerinin 28/11/2017 tarihi itibarıyla faaliyete geçirilmesine, 2- 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 11. maddesi uyarınca Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu tarafından verilen kararlara karşı açılan davaların 19 ve 20. İdare Mahkemelerine eşit olarak tevzine, 3- 19 ve 20. İdare Mahkemelerine genel tevziden iş verilmemesine." karar verilmiştir.

685 sayılı KHK'nın 11. maddesi ile Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun yukarıda aktarılan 28.11.2017 tarihli ve 1652 sayılı Kararı uyarınca, 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 11. maddesi uyarınca Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu tarafından verilen kararlara karşı açılan davaların görüm ve çözümü Mahkememizin görev alanı içerisinde yer almakta olup, Komisyon kararı dışında kalan işlemlere yönelik açılan davalar ise Mahkememizin görev ve yetki kapsamı içerisinde yer almayıp genel görevli ve yetkili idare mahkemelerince görülüp çözümlenmesi gerekmektedir.

Mahkeme açıkça sadece komisyonun ret kararına bakmakla görevli olduğunu, komisyonun kararı dışında kalan konularla ilgili olarak genel görevli ve yetkili idare mahkemelerine gidilmesi gerektiğini söylemektedir.

Sonuç olarak mahkemenin durumu öncesine döndürebilmek (status quoante) yetkisi bulunmadığından, komisyonun yargılama usulü adil yargılama hakkının ihlali olduğundan, anılan dava dilekçemizde belirtiğimiz hakların iadesine ve tazminata hükmetme yetkisi bulunmadığından, mevcut kararlarından ve yukarıda aktarılan karardan anlaşılacağı üzere komisyonun görevinin sadece göreve iade ile sınırlı olmasından, göreve iadenin durumu öncesine döndürme niteliğinde olmamasından ötürü komisyonun kararları yasal dayanaktan(legal basis) yoksundur.

Açıklanan bütün bu nedenlerle Ohal İnceleme Komisyonu kamudan ihraç edilenler için etkili bir iç hukuk başvuru yolu (effective remedy) olmadığı çok açıktır.

Sonuç olarak şunları söyleyebiliriz;

Ankara 19’uncu İdare Mahkemesinin kararında belirttiği gibi Ohal İnceleme Komisyonu ve bu komisyonun vereceği kararlara bakmakla görevli Ankara 19 ve 20’inci İdare mahkemelerinin görev yetkileri KHK’lerde belirtilen sınırlar dahilinde sadece göreve iade ile sınırlı olması nedeni ile kamudan ihraç edilenlerin genel yetkili ve görevli idare mahkemelerine başvurma anayasal hakları ve,

OHAL İnceleme Komisyonunun etkili bir iç hukuk yolu olmaması nedeniyle ayrıca AYM’ye ve AİHM’e başvuru hakları vardır.

Bu bir hukuk mücadelesidir, aksi durumu kabullenmektir.

Av. Rahmi Ofluoğlu

Biz

Son Güncelleme: 04.08.2018 17:11
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol