Son yıllarda bilirkişi kurumu sık sık rüşvet ve yolsuzluk iddiaları ile gündeme gelmektedir.

Basın

13 Nisan 2010, bilirkişi raporlarının hazırlanması sırasında haksız kazanç elde ettikleri öne sürülen 18 kişi gözaltına alındı. Çalışma kapsamında, çoğunluğu bilirkişi olan 18 kişi gözaltına alındı.

2012’nin son günleri basında çıkan haber:

Adalet Bakanlığı müfettişleri, İstanbul Adalet Sarayı'nda bazı bilirkişilerin hak edişlerinin çok üzerinde dosya alıp 20 milyon TL haksız çıkar sağladığını tespit etti. Diğer adliyelerde de incelemeler yapılacak.

Uygulamada bilirkişilik kurumu yasal sınırlarının dışına taşmış, adeta mahkemelerin yerine geçmiştir.

“Hukuk Muhakemeleri Kanununun 266. Maddesinde Bilirkişiye başvurulması gereken haller “ Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. “ şeklinde açıklanmaktadır.”(alo maliye)

“270’inci maddede, özel bilgiye işaret edilirken, açıkça, “hukuk bilimi dışında” şeklinde vurgu yapılmaktadır.” (alo maliye)

Mevcut uygulamada bu tanımların sınırları aşılmakta, nerede ise hemen her konuda bilirkişiye başvurulmaktadır.

Bilirkişiler hazırladıkları raporlarda görev sınırlarını aşmakta, kendilerini hakim veya mahkemelerin yerine koymaktadırlar. Bilirkişi raporlarında her ne kadar “..takdiri mahkemeye ait olmak üzere..” sözleri ile başlasa da bilirkişiler hukuki alana da girerek adata yönlendirme yapmaktadırlar .

Mahkeme kararlarında dosyaların bilirkişiye gönderilme nedenleri ve bilirkişiden neyin açıklığa kavuşturmasının istendiği açıkça yazılmamakta, konu muğlak bırakılmaktadır.

Uygulama ile görev ve yetki alanı yasaya aykırı olarak genişletilen bilirkişilik kurumu bu hali ile taraflar için son derece önemli hale gelmektedir.

Sonuç olarak taraflar için hayati önem taşıyan bilirkişilik rüşvete ve her türlü yolsuzluğa açıktır.

Gelinen noktada bilirkişi operasyonlarında dikkatler dosyalara çevrilmektedir. Son operasyon müfettişlerin dosyalar üzerinde yaptığı incelemelere dayanmaktadır.

Bizce HSYK duruma el koymalı ve bilirkişilik kurumu hakkında hakimler aydınlatılmalıdır.

Bilirkişilik kurumu yasal sınırları içerisine çekildiği takdirde yolsuzluklar büyük ölçüde son bulacaktır.

Mahkemelerin bilirkişi kararları ve bilirkişi raporları çok geçmeden ele alınmalıdır..

adaletbiz