07 Nisan 2014 Pazartesi 10:13
AYTUNÇ ALTINDALIN ÖLÜMÜNDE CİA VE FETULLAH GÜLEN PARMAĞIMI VAR ?

VE FETHULLAH GÜLEN GİZLİ KARDİNALMİYDİ? BU UZUN YAZIYI DİKKATLİCE OKURSANIZ TÜRKİYEYE ASIL TEHLİKENİN ASIL TEHTİDİN NERDEN GELEBİLECEĞİNİ GÖRMÜŞ VE ÖĞRENMİŞ OLACAKSINIZ….
Gazeteci Yazar Aytunç Altındal ayni zamanda Gizli İdolojileri yayınlayan Kitaplarıyla çok konuşulan özellikle Tapınak şövalyeleri İllüminati ve diğer GİZLİ LOBİLERİN GERÇEK NİYETİNİ KİTAPLARIYLA AÇIKLAYAN BİR YAZARDI TV PROGRAMLARINDA EVİNE GİREN KARANLIK GÜÇLER TARAFINDAN BİLGİ VE BELGELERİ YAKANLARIN KİMLER OLDUĞUNU OKYANUS ÖTESİNDEN DİYE BELİRTEREK AÇIKLAMALARDA BULUNMUŞTU, AYRICA altındalın bilderberg gizli toplantılarında neler konuşulduğunu lobilerin türkiye için neler planladıklarını gözler önüne seriyordu,

HASTALIK BİR ANDA ÇIKTI VE…

Daha önce de istihbarat örgütleri tarafından 2 kez öldürülmek istendiğini açıklayan Altındal, Alp Dağları’nın eteklerindeki bir evde kalıyordu. Altındal esrarengiz hastalığıyla ilgili o gün ilk kez konuşmuş ve şu kuşkularını paylaşmıştı;

-”Biyopsiler yapılmıştı, iki ay öncesine kadar tertemiz çıkmıştı. Sonra bir ay içinde bütün vücudumu saran kanserle karşılaştık. Doktorlar çok şaşırdı. Nükleer tıp merkezi bunda bir gariplik var. Vücudunuza kanser ilacı verilmiş olabilir dediler. Doktorlar böyle bir tertip var mı onu araştırıyor. Ama bütün belirtiler bir tertipi gösteriyor.”

Aytunç Altındal ve Hayri Kozakçıoğlu neden öldürüldüler.
Aytunç Altındal’ın dinler konusunda uzman ve Vatikan ile de yeteri kadar ilişkileri olan dünya çapında dinler ve dini cemaatler konusunda çok şey bilen uluslar arası ilişkileri çok güçlü olduğu ve konusundaki uzmanlığı yüzünden vazgeçilmesi zor bir kişi olduğu için kimsenin kendisine dokunmanın faturasını ödemeye yanaşmak istememesine rağmen durduk yerde öldürülmesinin. Türkiye’ye daha önceden tasarlanıp uygulanması planlandığı anlaşılan ve Gezi Parkı ile başlayan büyük bir operasyonlar zinciri onların ortadan kaldırılmalarını mı gerektiriyordu acaba? Bunlar bana hiç de tesadüf gibi görünmüyor. Hayri Kozakçıoğlu ise Diyarbakır da valiler üstü olağanüstü hal bölge valiliği yaparken pek çok şeye şahit ve vakıf olan birisi idi. Günümüz de ülkemize Gülen cemaati üzerinden uygulanan uluslararası operasyonun bir ayağıda Türkiye’nin başlattığı barış süreci ile Batılıların elinden Kürt meselesi ve PKK kartlarını almasının önemli rolü olduğu açıktır. Bu konularda ve doğudaki dini faaliyetler ile arkasındaki farklı ülkelerin ajanları amaçları konusunda çok şey bilen ve Türkiye’ye yapılmış ve yapılacak operasyonlarda önemli bilgileri ile önleyici bilgiler verebilecek bu iki kişinin ve belki adlarını bilmediğimiz bir şekilde ortadan kaldırılmış ya da kaldırılması muhtemel kişiler açısından da bu konu bu açıdan da yeniden ele alınıp incelenmelidir diye düşünüyorum. Cemaatin işi riyakarca sevgi ve takdir ile, olmazsa yalvarıp yakarma ve ajitasyonla, olmazsa tehditle baskı ile o da olmazsa kumpas kurup ayılmak isteyeni suçlayıp ceza verdirmek, şiddet ve cebirle başkalarına örnek yaparak mafya sistemi ile işlerini Amerika da ki mafyaların yöntemlerini kullanarak yürüttükleri anlaşılmaktadır. 
Bence bu alt kademelerde böyle yapanların ya zirvelerde nasıl çalışıyorlar acaba diye düşünmekte yarar vardır. 17 Aralık öncesi Aytunç Altındal ile Olağan üstü hal bölge valiliği de yapan ve çok şey bilen Hayri Kozakçıoğlu’nun ortadan kaldırılmaları tesadüf mü acaba. Bu ikisi de Fethullah Gülen ve uluslar arası istihbarat ve operasyon örgütleri ile Gülen teşkilatı gibi taşeronlar konusunda ve dinler arası gizli ilişkiler konularında, ayrıca, Aytunç Altındal’ın subluminal yayınlardan gizemli ilişkiler, bilinç altı konularına kadar çok şey bilen kişiler oluşları dikkate alınarak düşünülmelidir. Her ikisi de Hasan Sabbah’ın Haşhaşinlerinden farkı olmayan Gülen Haşhaşinleri ve ya Gülen cemaatinin Truva atı olarak kullanıldığı yabancı ajanlarca gerçekleştirilmiş olması ihtimali de dikkate alınmalıdır diye düşünüyorum. 
Aşağıdaki yazı Cemaatin nasıl çalıştığını göstermesi açısından küçük bir örnektir.
A.D.Şimşek

‘Altındal’ı Tapınak Şövalyeleri zehirledi’

Gazeteci, yazar ve araştırmacı Aytunç Altındal’ın ölümü ardından iddialar sürüyor. Dün toprağa verilen Altındal’ın en yakın arkadaşı çarpıcı açıklamalarda bulundu. Can güvenliği nedeniyle adının açıklanmasını istemeyen Altındal’ın arkadaşı, “Aytunç’u Tapınak Şövalyeleri’nin ölüm timi öldürdü” dedi ve şok iddialarda bulundu: 

5 YILDIR TEHDİT EDİLİYORDU 

“Aytunç İstanbul’da değil, Lozan’da zehirlendi. Kendisinin, Türkiye üzerine oynanan çeşitli planları araştırmasından rahatsızlık duyan ülkeler ve gizli servisler vardı. Aytunç, Lozan, Montrö ve Nişantaşı’nda hep aynı kafelere gidiyordu. Eşi sürekli kendisini farklı yerlere gitmesi konusunda uyarıyordu. Çünkü 5 yıldan beri tehditler alıyordu. Aytunç’un evi de yıllardan beri üzerinde çalıştığı ve araştırmasını yaptığı Lozan’da bulunan Tapınak Şövalyeleri’nin karargahının çok yakınındaydı. Bir gün bana ‘Benim yemeğime kanser yapıcı madde kattılar’ dedi. Bu maddenin Polonyum 213 olduğunu düşünüyorum. Yani arkasında hiçbir iz bırakmayan bir zehir. Otopside de çıkmıyor. Verildiği kişiyi kanser yapıp kısa süre içinde öldürüyor. Polonyum 213′ü Aytunç’un yemeğine katanın Tapınak Şövalyeleri’nin ölüm timi olduğuna inanıyorum.” 

TEDAVİSİ DE KUŞKULU 

Son anına kadar Altındal’ın yanında olduğunu anlatan arkadaşı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Aytunç bu durumu araştırdı. Radyoterapi sırasında aşırı ışın verilerek zehirin daha da güçlendirildiğini söyledi. Kanserin ilk evresinde iken 15 gün içinde 4′üncü evresine geçmesini de kendisi bu duruma bağladı.” 

SAÇ VE KAN ÖRNEĞİ ALINDI

Eşinin vefatı öncesi ensesinden saç ve kan örnekleri aldığını söyleyen Dr. Naciye Selin Şenocak Altındal, “Aytunç’un zehirlenmiş olabileceğini doktorları da ifade etti. Elimdeki örneklerin sonuçlarını bekleyeceğim” dedi. Aytunç Altındal’n kızı Yonca Bayrak da, babasının ölümünün şüpheli olduğunu belirterek, “Ölümünü araştıracağız” diye konuştu.

TOPBAŞ’TAN KOMPLO VURGUSU

İş, siyaset ve sanat dünyasından çok sayıda ünlü ismin katıldığı cenaze töreni sonrası Aytunç Altındal, Karacaahmet Mezarlığı’nda tekbirlerle toprağa verildi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Altındal’ın farklı bir yazar olduğunu, ‘komplo teorisyeni’ olarak bilindiğini söyledi. 

KADERLERİ BENZEDİ

Polonyum 213 adlı radyoaktif madde daha önce birçok ünlü siyasetçi ile anıldı. Venezüella Devlet Başkanı Hugo Chavez’in Polonyum 213, Filistin’in efsanevi lideri Yaser Arafat ve Rus gizli servis ajanı Aleksandr Litvinenko’nun ise Polonyum 210 adlı zehirle öldürüldüğü iddia edildi. Aytunç Altındal’ın yakın arkadaşı da, ünlü yazarın son günlerinde tıpkı Chavez ve Arafat’a benzediğini vurguladı. “Aytunç’a kanser yapıcı Polonyum 213 maddesi verildiği çok belliydi” diyen arkadaşı, “Ölümündeki sır perdesinin en kısa sürede kaldırılması için çalışacağım. O da suikaste kurban gitti. Saç ve kan örneklerinin sonuç vereceğine inanıyorum” şeklinde konuştu. 
Gizli Kardinal, Yeni Türkiye’den rahatsız mı?
2004 yılından itibaren konuşulan ve Papa tarafından Gizli Kardinal ilan edilen kişinin gizemli varlığı bugünlerde yine gündemde.

GİZLİ KARDİNAL YENİ TÜRKİYEDEN RAHATSIZMI ?
Gizli Kardinal kime denir?
2. Papa Jean Paul’ün ölmeden evvel Papa sessiz sedasız bir atama yaptı. 21 Şubat 1998 tarihinde resmiyet kazanarak yürürlüğe giren bu atama olayı ile Kardinaller Koleji’ne (Vatikan’ın senatosu) 20 yeni kardinal daha atandı. Böylece Papa’nın ölümünden sonra yapılacak olan seçimde oy kullanma hakkına sahip olan kardinal sayısı 122′ye yükseltildi. (Gerçekte 166 kardinal var. Bunlardan 80 yaşının üstündekiler oy kullanamıyorlar). Bu noktaya kadar kafaları karıştıracak herhangi bir durum söz konusu değildi. Ancak 2. Papa Jean Paul, sadece 20 yeni kardinali daha atamakla kalmamış, aynı zamanda bir asırdır uygulanmayan bir hakkını da bu atamalar sırasında kullanmıştı. “In Pectore” olarak da bilinen “gizli kardinal atama” hakkını da Papa, başka bir dine mensup olan birini, kilisenin bağrına bastığı kişi olarak ilan ederek, kardinal yapmıştı.

Başka bir dinden olan bu kişi, kendi dinine mensup görünerek, güven toplayacak, kendi çevresini ve destekçilerini oluşturacak, daha sonra da bu gücünü mensubu olduğu dinin Hıristiyanlık’a hizmet etmesi için kullanacaktı.

2. Papa Jean Paul’ün seçtiği iki kardinalden birinin Çin Halk Cumhuriyeti’ndeki bir din adamı olduğu tahmin edilirken diğerinin de Orta Doğu’dan Müslüman bir lider, kral veya bir din adamı olduğu varsayılıyor.

Bu da, Müslüman olan ve modern İslam anlayışının oluşturulup, aynı Gezi Olayları sonrasında çıkıp Müslümanları da kendi içerisinde sınıflandırmaya giden Antikapitalist Müslüman grupları gibi, dinin kendine has kurallarını küresel hedefler dahilinde eriterek, Müslümanlığın temellerini sarsarken, kilisenin bağrına bastığı bir din ajanı olarak, Hıristiyanlık dinine hizmet edilmesi anlamına geliyor. Daha basit bir ifade ile aslında seçilen gizli kardinalin küresel ekonomi ve güçlere hizmet etmek için dini kullandığını ya da kullanacağını işaret ediyor.

Gizli Kardinal’in yeniden gündeme gelme nedeni ne olabilir?
Son dönemde yaşanan operasyonlar ve kendi ayakları üzerinde durabilen bir Yeni Türkiye oluşumundan rahatsız olan dış güçlerin, ekonominin Avrasya’ya kayması ve Türkiye’nin enerji geçişleri açısından önemli bir role sahip olması nedeniyle hükümet hedefinde Türkiye’yi güçsüzleştirme ve yeniden kendine bağımlı haline getirme politikasına girmiş olduğunu göstermektedir. Bu durumda bu güçleri destekleyenlerin de, arkasında gizli çıkar ilişkileri olduğu akla gelmektedir. Aytunç Altındal da çalışmalarında bu kişinin Müslümanlar’ın içinden çıkabileceğinden ve bunun bir tehlike olduğundan, herkesin de bu tehlikenin farkına varması gerektiğinden ve söylenilenlere aldanılmaması gerektiğinden bahsetmiştir.

Yolsuzluk ve rüşvet operasyonun bir ucu ABD ve İsrail’deki ‘istihbarat örgütleri’ne, diğer ucu da Hıristiyan dünyasının kalbi Vatikan’a dayanıyor. Vatikan’da da, ‘Gizli Müslüman Kardinal’ olduğu gibi, ‘Müslüman Kisveli Gizli Hıristiyanlar’ da bulunduğu da bir gerçek!

Bu durumda herkes aynaya bakıp şu soruyu sormalı, ya gizli kardinal oyunun bir parçası ise ve Müslümanlık kullanılarak, kardeşlik mesajı verilirken aslında aynı dine mensup olanları karşı karşıya getirip güçsüzleştirmek hesaplanıyorsa?


Kaynak http://keyzaman.wordpress.com/2014/04/06/aytunc-altindalin-olumunde-cia-ve-fetullah-gulen-parmagimi-var/

Son Güncelleme: 07.04.2014 10:23
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177