Rahmi
Rahmi
30 Aralık 2015 Çarşamba 11:36
Tasfiye halindeki şirkette tebligat kime ve hangi adrese yapılır?

 T.C.

DANIŞTAY

7. DAİRE

E. 2000/6448

K. 2002/508

T. 12.2.2002

• TEBLİGATIN KİMLERE YAPILMASI GEREKTİĞİ ( Tasfiye Halinde Şirkete Yapılacak Tebligatlar - Tasfiye Memurunun Tescil Olunan Adresine Yapılması Gerektiği )

• ÖDEME EMRİ TEBLİGATI ( Tasfiye Halinde Şirkete/Tasfiye Memurunun Bilinen Adreslerine Tebligat Yapılması Gerektiği - Bilinen Tüm Adreslere Tebligat Çıkartılmadan İlanen Tebligatın Geçersiz Sayılacağı )

• TASFİYE HALİNDE ŞİRKETE ÖDEME EMRİ TEBLİĞİ ( Tasfiye Memurunun Bilinen Adresine Tebligatın Gönderilmesi Gerektiği - İlanen Tebligatın Hukuken Geçersiz Sayılacağı )

• İLANEN TEBLİGATIN GEÇERLİK ŞARTLARI ( Tasfiye Halinde Şirket - Ödeme Emrinin Kime Tebli Edileceği/Tasfiye Memuruna Yapılmayan Tebligatın Hukuken Geçersiz Olduğu )

213/m.94,101,103

ÖZET : Tasfiyeye giren şirketle ilgili tebligatların tasfiye memuruna yapılması gerekmektedir.

İstemin Özeti : Davacı Şirket adına katma değer vergisi beyannamelerinin yasal süresi içerisinde verilmediğinden bahisle, kesilen usulsüzlük cezalarının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emirlerini; olayda, 20.11.1990 tarihi itibarıyla ortaklar kurulu kararıyla tasfiyeye giren ve tasfiye kurallarına tabi olan şirket adına tasfiye tarihinden sonra yapılan tarhiyatların 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 101'inci maddesi uyarınca tasfiye memuruna tebliğ edilmesi gerekirken, Şirketin tasfiye öncesi adreslerinde tebligat yapılamadığından bahisle, ilanen tebligat yoluna gidildiğinin anlaşılması nedeniyle tahsil edilebilir hale gelmiş bir kamu alacağından söz edilemeyeceği; dolayısıyla, dava konusu ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptal eden ... Vergi Mahkemesinin 1.3.1999 gün ve E: 1998/657; K: 1999/ 194 sayılı kararının; tarhiyatın ilanen tebliğ yoluyla kesinleşmesi üzerine düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir.

Tetkik Hakimi ...'in Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialara, 2577 sayılı Kanunun 49'uncu maddesinin 1'inci fıkrasında sayılan bozma nedenlerine uymadığından, temyiz istemi reddedilerek kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı ...'ın Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49'uncu maddesinin 1'inci fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp, vergi mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında, anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.

Açıklanan nedenle, temyiz isteminin reddi ile vergi mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Yedinci Dairesince işin gereği görüşüldü:

KARAR : Dosyanın incelenmesinden, davacı Şirketin 20.11.1990 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında tasfiyesine karar verilerek, anılan karar uyarınca tasfiye ile ilgili olarak ... mahelde görev yapmak üzere ...'ün tasfiye memuru olarak atandığı, tasfiye sonrası dönemlere ilişkin katma değer vergisi beyannameleri verilmediğinden, takdir komisyonu kararına istinaden düzenlenen vergi ve ceza ihbarnamelerinin tasfiye memurunun bilinen adreslerinde tebliğ edilemediği belirtilerek ilanen tebligat yapıldığı ve tahsil edilebilir hale geldiğinden bahisle dava konusu ödeme emirlerinin düzenlenerek tasfiye memuruna bizzat tebliğ edildiği anlaşılmıştır.

213 sayılı Vergi Usul Kanununun "Bilinen Adresler" başlıklı 101'inci maddesinde bu Kanuna göre bilinen adreslerin neler olduğu açıklanarak, mektupların gönderilmesinde bu adreslerden tarih itibarıyla tebligat yapacak makama en son olarak bildirilmiş veya bu makamca tespit edilmiş olanının nazara alınacağı hükmüne yer verilmiş; anılan Kanunun Tebliğin ilanla Yapılacağı Haller" başlıklı 103'üncü maddesinde ise, muhatabın adresinin hiç bilinmemesi, muhatabın bilinen adresinin yanlış veya değişmiş olması ve bu yüzden gönderilmiş olan mektubun geri dönmesi, başkaca sebeplerden dolayı posta ile tebliğ yapılmasına imkan bulunmaması, yabancı memlekette bulunanlara tebliğ yapılmasına imkan bulunmaması durumlarında tebliğin ilan yoluyla yapılacağı hükmü yer almıştır.

Bu durumda, 20.11.1990 tarihi itibarıyla tasfiye kurallarına tabi olan şirket hakkında yapılan tarhiyatlara ilişkin vergi ve ceza ihbarnamelerinin, şirketin tasfiyeye girdiği tarihten sonra, tasfiye memuru ...'e Ticaret Sicil Gazetesi'nde gösterilen ... adreste tebliğ edilmesi gerektiğinden; bu adreste tebliğ yoluna gidilmeden, ihbarnamelerin ilanen tebliğinden ve kamu alacağının tahsil edilebilir hale geldiğinden bahisle ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Dolayısıyla ödeme emirlerinin iptali yolundaki mahkeme kararında isabetsizlik görülmemiştir.

SONUÇ : Açıklanan nedenle, temyiz isteminin reddine ve mahkeme kararının onanmasına, 12.2.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. 

 

Son Güncelleme: 30.12.2015 11:38
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol