Yeşim
Yeşim
05 Mayıs 2016 Perşembe 12:42
ÖZEL ESASLAR KAPSAMINA ALINMA İLE İLGİLİ OLARAK GÖNDERİLEN UYARI YAZISINA KARŞI AÇILAN DAVANIN REDDİ HALİNDE YARGILAMA GİDERLERİ VE VEKALET ÜCRETİ
Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu

Tarih    : 24.02.2016

Esas No         : 2016/202

Karar No  : 2016/199

İYUK Md. 24


İdarenin, “onbeş gün içinde ilgili belgelerin gerçekliğini ispat etmesi ya da sahte veya yanıltıcı belgeleri, bildirim tarihinden itibaren onbeş gün içinde indirim hesaplarından çıkararak beyanlarını düzeltmesi gerektiğine, aksi halde özel esaslara tabi tutulacağına” ilişkin duyurusunun mükellef hakkında tesis edilmiş bir işlem sayılmayacağı, dolayısıyla davanın açılmasına davalı idarenin sebebiyet verdiğinden söz edilemeyeceğinden, vergi mahkemesince, yargılama giderlerinin davalı idare üzerine bırakılması ve davalı idare vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hukuka uygun olmadığı hk.

İstemin Özeti: Davacının özel esaslara tabi mükellefler listesine alınma işleminin iptali istemiyle dava açılmıştır.

Vergi Mahkemesi kararıyla; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2 ve 14. maddelerine değindikten sonra; dosyanın incelenmesinden, hakkında vergi tekniği raporu düzenlenmiş bulunan (…) Ltd. Şti.’ne ait sahte ve/veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullandığı belirtilen davacıya, KDV Genel Uygulama Tebliği uyarınca özel esaslar kapsamına alınmasına neden olan belgeleri, bildirimden itibaren (15) gün içerisinde indirim hesaplarından çıkarıp, beyanlarını düzeltmesi veya belgelerin gerçekliği ve doğruluğunun ispat edilmesi gerektiği, aksi halde özel esaslar düzenlemesine tabi tutulup, dönem matrahlarının re’sen takdir edileceği yönündeki 06.08.2014 tarih ve 26807 sayılı yazının tebliği üzerine, özel esaslara alınma işleminin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığının anlaşıldığı, davalı idare savunmasında, davacının KDV Genel Uygulama Tebliği kapsamında belirtilen yükümlülüklerini, kendisine tanınan (15) günlük süre içerisinde yerine getirmemekle birlikte dava konusu uyuşmazlıkla ilgili olarak gerek dava tarihi gerekse savunmanın verildiği tarih itibarıyla henüz özel esaslara alınmadığı bildirildiğinden, ortada kesin ve yürütülmesi gereken bir işlemin varlığından söz edilemeyeceği ancak, davacıya tebliğ edilen yazıda

“... KDV Genel Uygulama Tebliği uyarınca; özel esaslar kapsamına alınmanıza neden olan sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belgeleri ...” ifadesi de yer aldığından ve bu ifadeden dolayı dava açılmasına idarece sebebiyet verildiğinden yargılama giderlerinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesi gerektiği gerekçesiyle davayı incelenmeksizin reddetmiş; yargılama giderlerinin ise davalı idareden alınarak davacıya verilmesine hükmetmiştir.

Tarafların temyiz istemini inceleyen Danıştay Üçüncü Dairesi, 23.06.2015 gün ve E. 2015/1380, K. 2015/4976 sayılı Kararıyla; kararın, davanın incelenmeksizin reddine ilişkin hüküm fıkrasının aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle Dairelerince de uygun görüldüğü, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Kararlarda bulunacak hususlar” başlıklı 24. maddesinde, kararlarda, yargılama giderleri ve hangi tarafa yükletildiğinin belirtileceği, 31. maddesinin 1. bendinde, bu Kanun’da hüküm bulunmayan hususlarda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağının kurala bağlandığı, sözü edilen atfın yapıldığı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nu ek ve değişiklikleriyle birlikte tümüyle yürürlükten kaldırarak 01.11.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 447. maddesinin 2. bendinde ise mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18.06.1927 tarih ve 1086 sayıl Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’na yapılan yollamaların, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı belirtilmiş olup, 6100 sayılı Yasa’nın 326. maddesinde, yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen tarafa yükletileceği, 323. maddesinde ise vekille takip edilen davalarda kanun gereği takdir olunacak vekalet ücretinin yargılama giderlerine dahil olduğu hükmünün yer aldığı, bu düzenlemelere göre yargılama sonucu taraflardan birine yargılama giderlerinin yükletilmesinin nedeninin, haksız olarak dava açmak ya da hukuka aykırı bir işlem yapmak suretiyle karşı tarafın gidere katlanmasına neden olunması olduğu, dosyanın incelenmesinden; davacı tarafından sahte fatura kullanımı nedeniyle davalı idarece özel esaslara tabi mükellefler listesine alındığı ileri sürülerek söz konusu işlemin iptali istemiyle dava açıldığı, davalı idarenin 28.10.2014 tarihinde kayda geçen savunma dilekçesinde, davacının özel esaslara henüz alınmadığı ancak, 01.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren Katma Değer Vergisi Genel Tebliği’ndeki açıklamalar doğrultusunda onbeş gün içinde ilgili belgelerin gerçekliğini ispat etmesi ya da sahte veya yanıltıcı belgeleri, bildirim tarihinden itibaren onbeş gün içinde indirim hesaplarından çıkararak beyanlarını düzeltmesi gerektiği, aksi halde özel esaslara tabi tutulacağı belirtilmiş olup, buna göre dava dilekçesinin mahkeme kayıtlarına girdiği 09.09.2014 tarihi itibarıyla davacı hakkında tesis edilmiş bir işlem bulunmadığı ve bu durumda, davanın açılmasına davalı idarenin yol açtığından söz edilemeyeceğinin anlaşılması karşısında, yargılama giderlerinin davalı idare üzerine bırakılmasında hukuka uygunluk bulunmadığı, 2.11.2011 tarih ve 28103 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 5. maddesinin birinci fıkrası ile 14. maddesinin birinci fıkrası hükümleri uyarınca davalı idare vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden, Mahkemece vekalet ücreti hakkında hüküm kurulmamasının da hukuka aykırılık oluşturduğu gerekçesiyle davacının temyiz istemini reddetmiş; davalı idarenin temyiz istemini kabul ederek kararın, yargılama giderlerine ilişkin hüküm fıkrası ile davalı idare vekili yönünden vekalet ücreti hakkında hüküm kurulmamasına ilişkin kısmını bozmuştur.

Vergi Mahkemesi kararıyla; kararın, davanın incelenmeksizin reddine ilişkin hüküm fıkrasının kesinleştiğini saptadıktan sonra; savunmada, her ne kadar, idarece davacı hakkında özel esaslara alınması yönünde henüz bir işlem tesis edilmediği belirtilmiş ise de davanın açılmasından önce davacıya tebliğ edilen yazıda, aksi yönde ibareler mevcut olmakla birlikte “... KDV Genel Uygulama Tebliği uyarınca; özel esaslar kapsamına alınmanıza neden olan sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belgeleri ...” ifadesinin de yer aldığı hususu, işlemin zorlayıcı bir nitelik taşıdığı ve yaptırım içerdiği hususlarıyla birlikte değerlendirildiğinde, davacıyı yanıltıcı nitelikteki bu ifadeden dolayı, dava açılmasına idarece sebebiyet verildiği, bu nedenle, yargılama giderlerinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesi ve davalı idare vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği gerekçesiyle ilk kararının bozulan hüküm fıkrasında ısrar etmiştir.

Davalı idare tarafından, bilgilendirme amaçlı işleme karşı açılan davanın incelenmeksizin reddi yolunda verilen kararda yargılama giderlerinin kendilerine yüklenmesi ve lehlerine vekalet ücretine hükmedilmemesinin kanun ve usul hükümlerine aykırı olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenmiştir.

Karar: Danıştay Üçüncü Dairesinin yukarıda yer verilen 23.06.2015 gün ve E. 2015/1380, K. 2015/4976 sayılı kararının dayandığı aynı hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca temyiz isteminin kabulü ile Vergi Mahkemesinin ısrar kararının bozulmasına, oyçokluğuyla karar verildi(*).


Son Güncelleme: 05.05.2016 13:10
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177