Yeşim
Yeşim
04 Ekim 2016 Salı 10:30
KHK ile ihraç edilenler için önemli bir Danıştay Kararı

T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
ESAS NO: 2014/8861
KARAR NO: 2015/1735

Temyiz İsteminde Bulunan ( Davacı ) :
Vekili :

Karşı Taraf : Milli Eğitim Bakanlığı - ANKARA
Vekili :

İsteğin Özeti : Trabzon İdare Mahkemesi'nce verilen 11.9.2014 günlü, E:2014/1191, K:2014/1090 sayılı kararın; dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.

Cevabın Özeti : Temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.

Danıştay Tetkik Hakimi : Mehmet Özyiğit

Düşüncesi : İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmüştür.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay İkinci Dairesi'nce dosyanın tekemmül ettiği görüldüğünden,
yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin işin gereği düşünüldü:
Dava, İli, İlçesi, İlkokulu Müdürü olarak görev yapan davacının, yöneticilik görevinin
sona erdirilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Trabzon İdare Mahkemesi’nin 11.9.2014 günlü, E:2014/1191, K:2014/1090 sayılı
kararıyla; davacının, 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin Geçici 10. maddesinin 8. fıkrası
uyarınca 2013-2014 Eğitim-Öğretim Yılının tamamlanmasına binaen doğrudan yöneticilik
görevinin sona erdiği, söz konusu Kanun hükmünde, atama yapma konusunda yönetime herhangi
bir değerlendirme yapma ya da başka yönde işlem kurma olanağının tanınmadığı, davacının
yöneticilik görevinin, kanun niteliğini taşıyan hukuki bir düzenleme ile sona erdiği, davalı
yönetimce kurulmuş yönetsel davaya konu olabilecek bir işlemin varlığından söz edilmesine olanak
bulunmadığı, bu nedenle, yöneticilik görevinin sonlandırılmasına ilişkin işlemin incelenemeyeceği
gerekçesiyle davanın incelenmeksizin reddine hükmedilmiştir.

Davacı, en temel hakkı olan “dava açma hakkı”nın engellendiğini, görevinin son
bulmasına ilişkin olarak Milli Eğitim Bakanlığınca ayrıca bir kararname gönderilmesi gerektiğini,
kazanılmış haklara saygı ve hukuki güvenlik ilkelerinin ihlal edildiğini öne sürmekte ve İdare
Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.
652 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde
Kararname’ye, 14.3.2014 günlü, 28941 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren
6528 sayılı Yasa’nın 25. maddesi ile eklenen geçici 10. maddenin 8. fıkrasında, bu maddenin
yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla halen Okul ve Kurum Müdürü, Müdür Başyardımcısı ve Yardımcısı
olarak görev yapanlardan görev süresi dört yıl ve daha fazla olanların görevinin, 2013-2014
ders yılının bitimi itibarıyla başka bir işleme gerek kalmaksızın sona ereceği, görev süreleri
dört yıldan daha az olanların görevinin ise bu sürenin tamamlanmasını takip eden ilk ders yılının
bitimi itibarıyla başka bir işleme gerek kalmaksızın sona ereceği hükmüne yer verilmiştir.
Öte yandan, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 88. maddesi ile 652 sayılı Kanun
Hükmünde Kararname’nin 36. ve 37. maddelerine dayanılarak çıkartılan ve 10.6.2014 günlü,
29026 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Görevlendirilmelerine İlişkin Yönetmeliğin geçici 1.
maddesinde, aynı unvanda olmak üzere, 14.3.2014 tarihi itibarıyla görev süreleri dört yıl ve daha
fazla olan yöneticilerin görevinin, 2013-2014 ders yılının bitimi tarihinde başka bir işleme gerek
kalmaksızın sona ereceği, görev süreleri 14.3.2014 tarihi itibarıyla dört yıldan daha az olan
yöneticilerin görevinin ise, dört yıllık sürenin tamamlanmasını takip eden ilk ders yılının bitimi
itibarıyla başka bir işleme gerek kalmaksızın sona ereceği, bu maddenin birinci fıkrasına göre
yöneticilik görevi 2013-2014 ders yılının bitiminde sona eren müdür, müdür başyardımcısı ve
müdür yardımcılarının, bu Yönetmelikte öngörülen usul ve esaslara göre yerlerine görevlendirilen
yöneticilerin göreve başlayana kadar görevlerine devam edecekleri kuralı yer almıştır.
Bu düzenlemeler uyarınca, görev süreleri 14.3.2014 tarihi itibarıyla dört yıl ve daha fazla
olan yöneticilerin görevlerinin 2013-2014 ders yılı bitimi tarihinde sona erdiği, ancak, söz konusu
yöneticilerin mevcut görevlerine, yerlerine yeni yönetici görevlendirilene kadar devam edecekleri
sonucuna ulaşılmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü için, davacının yöneticilik görevinin sona erdirilmesine yönelik
bir işlemin var olup olmadığı hususunun tartışılması gerekmektedir.
Kanunlar, Anayasanın öngördüğü yetkili organ tarafından, Anayasada belirtilen usul ve
biçimde kabul edilerek yürürlüğe konulan yazılı hukuk kurallarıdır.
1982 Anayasası, yasamayı asli bir yetki olarak öngörmektedir. Yasama organı, kural olarak,
anayasaya uygun olmak koşulu ile her konuyu düzenleme kapsamına alabilir. Yasama organının
düzenleme yetkisi genel ve asli bir yetkidir.
Yasama organının söz konusu yetkisi çerçevesinde çıkarmış olduğu kanunları, bahse konu
yasal düzenlemelerde öngörülen ilkeler çerçevesinde uygulama görevi ise yürütme ve idareye
aittir. Buna göre, yürütmenin, kanunların uygulanması görevi ve yetkisinden kaynaklanan
düzenleme yetkisi ikincil nitelikte bir yetkidir.
Yürütme ve idare, yasal düzenlemelerle emredilen hususları, “bağlı”, “türevsel” ve
“tamamlayıcı” nitelikte düzenlemeler veya işlemler vasıtasıyla uygulamak zorundadır. Bu
nedenle, kanunların, ilgili kişi ya da konularla ilgili olarak koymuş oldukları kuralların
uygulanabilmesi için yürütme ve idare tarafından harekete geçilmesi zaruridir. Bu husus,
kuvvetler ayrılığı ilkesinin de doğal bir sonucudur. Hukuk devletinin unsurları arasında yer alan
"idarenin yargı yolu ile denetimi" ve "idarenin kanuniliği" hususları da doğrudan kuvvetler
ayrılığı ilkesinin mevcudiyetine bağlıdır.
Yukarıda yapılan açıklamalar dikkate alındığında, 652 sayılı KHK’ya 6528 sayılı Kanun ile
eklenen geçici 10. maddenin 8. fıkrasında, Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde görev yapan
okul/kurum yöneticilerinden, 14.3.2014 tarihi itibarıyla görev süresi dört yıl ve daha fazla olanların
görevinin 2013-2014 ders yılının bitimi itibarıyla başka bir işleme gerek kalmaksızın sona ereceği
belirtilmiş ise de, söz konusu yasa maddesinin icrası için yürütme ve idare tarafından gerekli
işlemlerin yapılmasının zorunlu olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
Nitekim, 10.6.2014 günlü, 29026 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren
Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Görevlendirilmelerine
İlişkin Yönetmeliğin geçici 1. maddesinde, mevcut yöneticilerin görevlerinin, 2013-2014 ders
yılının bitimi tarihinde sona ermesi için, "aynı unvanda, 14.3.2014 tarihi itibarıyla dört yıl ve daha
fazla görev yapma" şartının oluşması gerektiği yönünde yeniden bir düzenleme yapılmasına
ihtiyaç duyulmuş, diğer yandan, mevcut yöneticilerin, bu Yönetmelikte öngörülen usul ve esaslara
göre yerlerine görevlendirilen yöneticilerin göreve başlayana kadar görevlerine devam edecekleri
belirtilmek suretiyle de yönetim boşluğunun oluşmasına engel olunmuştur.
Bu durumda, davacının yöneticilik görevinin, 6528 sayılı Yasa’nın 25. maddesinin icrası amacıyla sona erdirildiği, söz konusu uygulamanın, Milli Eğitim Bakanlığınca fiili olarak yerine
getirilen bir “icrai işlem” olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Buna göre, İdare Mahkemesi’nce işin esasına girilmek suretiyle bir karar verilmesi
gerekirken, yönetimce kurulmuş yönetsel davaya konu olabilecek bir işlemin varlığından söz
edilemeyeceğinden bahisle davanın incelenmeksizin reddedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulüyle, Trabzon İdare
Mahkemesi'nce verilen 11.9.2014 günlü, E:2014/1191, K:2014/1090 sayılı kararın, 2577 sayılı
İdari Yargılama Usulü Kanunu'nuntemyize konu kararın verildiği tarih itibariyle yürürlükte olan
haliyle 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Kanun'la
değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek dosya tekemmül ettirilmek
suretiyle yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkeme'ye gönderilmesine,
kullanılmayan 41,50 TL yürütmeyi durdurma harcı ile artan posta ücretinin davacıya iadesine,
tebliğ tarihini izleyen onbeş gün içinde Danıştay'a kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere,
24.2.2015 tarihinde, oyçokluğuyla karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye

KARŞI OY
Dava, İli, İlçesi, İlkokulu Müdürü olarak görev yapan davacının, yöneticilik görevinin
sona erdirilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde; idari işlemler hakkında
yetki, şekil, neden, konu ve amaç yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri
için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları, idari dava türleri arasında sayılmış,
"Dilekçeler üzerine ilk inceleme" alt başlıklı 14. maddesinin, (3-d) bendinde; dava dilekçesinin,
idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gerekli bir işlem olup olmadığı yönünden
inceleneceği belirtilmiş, 15. maddesinin, (1-b) bendinde ise; davaya konu edilen işlemin idari
davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gerekli bir işlem niteliğinde bulunmaması durumunda
davanın reddedileceği hükme bağlanmıştır.
İdari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gerekli işlemler, öğreti ve içtihatta idari
makam ve mercilerin kamu gücüne dayanarak idare işlevine (idare hukuku alanına) ilişkin olarak
yaptıkları ve ilgililer hakkında çeşitli hak ve/veya yükümlülükler doğurmak suretiyle hukuk
düzeninde değişiklik yapan, başka bir anlatımla ilgililerin hukukunu etkileyen irade açıklamaları
olarak tanımlanmaktadır.
652 sayılı KHK’ya 6528 sayılı Kanun ile eklenen geçici 10. maddenin 8. fıkrasında,
Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde görev yapan okul/kurum yöneticilerinden, 14.3.2014 tarihi
itibarıyla görev süresi dört yıl ve daha fazla olanların görevinin 2013-2014 ders yılının bitimi
itibarıyla başka bir işleme gerek kalmaksızın sona ereceği belirtilmiş olup, 10.6.2014 günlü,
29026 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı
Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Görevlendirilmelerine İlişkin Yönetmeliğin geçici 1.
maddesinde ise, mevcut yöneticilerin, bu Yönetmelikte öngörülen usul ve esaslara göre yerlerine
görevlendirilen yöneticilerin göreve başlayana kadar görevlerine devam edecekleri yönünde düzenleme getirilmiştir.

Buna göre, Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde görev yapan okul/kurum yöneticilerinin
görev sürelerinin, yukarıda adı geçen Yönetmelik uyarınca yerlerine yeni yönetici görevlendirilene
kadar devam ettiği, ancak, bu durumun, anılan yöneticilerin görevlerinin 6528 sayılı Yasa uyarınca
kendiliğinden sona erdiği gerçeğini değiştirmediği, bahse konu yöneticilerin söz konusu
Yönetmelik hükümleri uyarınca görev sürelerinin uzatılmaması ya da yerlerine yeni yöneticilerin
görevlendirilmesi halinde ise ayrıca bir işlem tesis edileceği, bu işlemlerin de dava konusu
edilebileceği açıktır.
Nitekim, uygulamada, ilgili personel tarafından, Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim
Kurumları Yöneticilerinin Görevlendirilmelerine İlişkin Yönetmelikte yer alan düzenlemeler
uyarınca "görev sürelerinin uzatılmaması" ya da "yeni yöneticilerin görevlendirilmesi" yolunda
tesis edilen işlemlere karşı da davalar açılmıştır.
Bu durumda, dava konusu olayda, davacının yöneticilik görevinden alınmasına ilişkin
olarak dava tarihi itibarıyla davalı idarece tesis edilmiş herhangi bir işlemin mevcudiyeti söz
konusu olmadığından, işin esasının incelenmesi mümkün olmamakla beraber, hak arama
hürriyetinin bir gereği olarak davacının Anayasa'ya aykırılık iddiasının incelenelebilmesi, herhangi
bir aykırılık görülmemesi halinde ise davanın incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerektiği
sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenerle, İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği oyuyla, aksi yönde
verilen çoğunluk kararına katılmıyoruz.
Başkan

Son Güncelleme: 04.10.2016 10:34
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177