Yeşim
Yeşim
11 Mart 2016 Cuma 12:18
Danıştay 3. Daire Kararı TEBLİĞİN BİLİNEN ADRESE YAPILMAMASI

Tarih    : 26.05.2015
Esas No         : 2013/117

Karar No  : 2015/3744

VUK Md. 101

Borçlu şirket adına düzenlenen ve ilk vergi ve ceza ihbarnamelerinin şirket müdürüne tebliğ edildiği adres bilinen adres kapsamında sayılacağından, vergi borçlusu şirkete ait (2) no.lu ihbarnamelerin söz konusu adreste tebliğine çalışılmadan şirketin ticaret siciline kayıtlı adresinde tebliğ edilememesi neden gösterilerek ilan yoluyla tebliğinde hukuka uygunluk bulunmadığı hk.

İstemin Özeti: Davacı adına, (…) Ltd. Şti.’nden tahsil imkanı kalmadığı ileri sürülen amme alacağı için ortak sıfatıyla düzenlenen 30.07.2008 tarih ve 34 ve 36 takip no.lu ödeme emirlerinin iptali istemiyle dava açılmıştır. Danıştay Üçüncü Dairesince verilen bozma kararına uyan Vergi Mahkemesi kararıyla; borçlu şirket adına düzenlenen ve ilk vergi ve ceza ihbarnamelerinin şirket müdürüne tebliğ edildiği adres davalı idarenin bilgisi dahilinde olup, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 101. maddesi uyarınca şirketin kanuni temsilcisinin adresi bilinen adres kapsamında sayılacağından, vergi borçlusu şirkete ait (2) no.lu ihbarnamelerin söz konusu adreste tebliğine çalışılmadan şirketin ticaret siciline kayıtlı adresinde tebliğ edilememesi neden gösterilerek ilan yoluyla tebliğinde hukuka uygunluk bulunmadığı, bu durumda usulüne uygun kesinleşmeyen vergi ve cezaların tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emirlerinin de hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle ödeme emirlerini iptal etmiştir. Davalı idare tarafından, davacının ortağı olduğu şirket adına yapılan tarhiyatların kesinleşmesi üzerine düzenlenen (2) no.lu ihbarnamelerin ve ödeme emirlerinin usulüne uygun tebliğ edildiği, şirket ortağı sıfatıyla davacının sorumlu olması nedeniyle düzenlenen ödeme emirlerinin hukuka uygun olduğu ileri sürülerek kararın bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.

Karar: Mahkeme kararlarının Danıştay tarafından bozulması halinde, mahkemelerce bozmaya ilişkin kararlar üzerine yeniden verilen kararlara karşı yapılan temyiz başvurularının, bozma kararındaki esaslara uyulup uyulmadığı yönünden incelenebileceği, temyiz istemine konu yapılan kararın Danıştay Üçüncü Dairesinin 09.04.2012 gün ve E. 2010/6347, K. 2012/1146 sayılı kararındaki esaslar doğrultusunda verildiği anlaşıldığından, temyiz dilekçesinde ileri sürülen sebepler sözü edilen kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddine ve kararın onanmasına, oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

DANIŞTAY

3. DAİRE

E. 2010/6347

K. 2012/1146

T. 9.4.2012

• AMME ALACAĞI ( Şirketten Tahsil İmkanı Kalmayan - Kanuni Temsilcinin Adresi Bilindiği/2 no.lu İhbarname Bu Adreste Tebliğ Edilmeden Şirketin Ticaret Siciline Kayıtlı Adresinde Tebliğ Edilememesi Nedeniyle İlan Yoluyla Tebliğinde Hukuka Uygunluk Bulunmadığı )

• ŞİRKETTEN TAHSİL İMKANI KALMAYAN AMME ALACAĞI ( Ortak Sıfatıyla Düzenlenen Ödeme Emrinin İptali - 2 no.lu İhbarnamenin Şirketin Ticaret Siciline Kayıtlı Adresinde Tebliğ Edilememesi Nedeniyle İlan Yoluyla Tebliğinin Hukuka Aykırılığı/Kanuni Temsilcinin Adresi Bilindiği

• İLANEN TEBLİĞ ( Şirketten Tahsil İmkanı Kalmayan Amme Alacağı - Kanuni Temsilcinin Adresi Bilindiği/2 no.lu İhbarname Bu Adreste Tebliğ Edilmeden Şirketin Ticaret Siciline Kayıtlı Adresinde Tebliğ Edilememesi Nedeniyle İlan Yoluyla Tebliğinin Hukuka Aykırılığı - Ortak Sıfatıyla Düzenlenen Ödeme Emrinin İptali )

• KANUNİ TEMSİLCİNİN ADRESİNİN BİLİNMESİ ( Şirketten Tahsil İmkanı Kalmayan Amme Alacağı İçin 2 no.lu İhbarname Bu Adreste Tebliğ Edilmeden Şirketin Ticaret Siciline Kayıtlı Adresinde Tebliğ Edilememesi Nedeniyle İlan Yoluyla Tebliğinde Hukuka Uygunluk Bulunmadığı )

213/m. 93, 101, 103

6183/m. 35

ÖZET : Ltd. Ştd.'nden tahsil imkanı kalmayan amme alacağı için ortak sıfatıyla düzenlenen ödeme emirlerinin iptali istemiyle dava açılmıştır. Asıl borçlu şirket adına düzenlenen ve ilk vergi ceza ihbarnamelerinin şirket müdürüne tebliğ edildiği adres davalı idarenin bilgisi dahilinde olup 213 sayılı Yasanın 101. maddesi uyarınca şirketin kanuni temsilcisinin adresi bilinen adres kapsamında sayılır. Vergi borçlusu şirkete ait 2 no.lu ihbarnamelerin söz konusu adreste tebliğine çalışılmadan şirketin ticaret siciline kayıtlı adresinde tebliğ edilememesi nedeniyle ilan yoluyla tebliğinde hukuka uygunluk bulunmadığından davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin iptali gerekir.

İstemin Özeti : Davacı adına, ... Kimya Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nden tahsil imkanı kalmayan 2001 yılına ilişkin amme alacağı için ortak sıfatıyla düzenlenen 31.7.2008 tarih ve 34, 36 takip nolu ödeme emirlerinin iptali istemiyle açılan davayı; davacının anılan şirkete 12.10.2000 tarihinde ortak olduğu, 23.5.2005 tarihine kadar bu sıfatını devam ettirdiği, şirket adına düzenlenen vergi ceza ihbarnamelerinin şirket müdürünün adresinde tebliğ edildiği, ihbarnamelere karşı açılan davanın geçici vergi üzerinden kesilen vergi ziyaı cezaları yönünden reddedilmesi üzerine düzenlenen 2 no'lu ihbarnamelerin şirketin ... sokak No:2/3 Karşıyaka/İzmir adresinde tebliğ edilememesi üzerine ilanen tebliğ yoluna gidildiği, ödeme emirlerinin de aynı usulle ilanen tebliğ edildiği, ödemede bulunulmaması ve dava açılmaması sonucu şirket hakkında yurt çapında yapılan malvarlığıaraştırmasıyla herhangi bir malvarlığına rastlanılmadığı anlaşıldığından 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 35'inci maddesi uyarınca davacı adına ortak sıfatıyla ödeme emri düzenlenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle reddeden İzmir 1. Vergi Mahkemesinin 22.7.2010 gün ve E:2010/308, K:2010/1016 sayılı kararının; amme alacağının asıl borçlu şirket yönünden zamanaşımına uğradığı, kendisinin 6183 sayılı Yasanın 35'inci maddesine göre takibinin yasal olmadığı ileri sürülerek bozulmasıistenmiştir.

Savunmanın Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

Tetkik Hakimi: Ayhan KOLUKIRIK

Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar Vergi Mahkemesi kararının bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından, temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

Savcı: Birgül KURT

Düşüncesi: 5766 sayılı Yasanın geçici 1. maddesi Anayasa Mahkemesinin E:2009/39 esas sayılı kararı ile iptal edilmiş olup, temyiz konusu kararda 5766 sayılı Yasanın geçici 1. maddesi uyarınca, 6183 sayılı Yasanın 5766 sayılı ile değişik 35. maddesinin hukuki dayanak alınması hukuka uygun değil ise de karar sonucu itibariyle doğru olduğundan onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Üçüncü Dairesince işin gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 93'üncü maddesinde, tahakkuk fişinden gayri, vergilendirme ile ilgili olup hüküm ifade eden bilumum vesikalar ve yazıların, adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasıyla ilmuhaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmeyenlere ilan yoluyla tebliğ edilmesi öngörülmüş, aynı Yasanın 103'üncü maddesinde, muhatabın adresinin hiç bilinmemesi, bilinen adresin yanlış veya değişmiş olması ve bu yüzden mektubun geri gelmesi, başkaca sebeplerden dolayı tebliğin yapılmasına imkan bulunmamasıhallerinde tebliğin ilan yoluyla yapılması, 101 'inci maddenin son fıkrasında ise mektupların gönderilmesinde ilk fıkraya bağlı sekiz bent halinde sayılan adreslerden tarih itibarıyla tebligat yapacak makama en son bildirilmiş veya bu makamca tespit edilmiş olanın nazara alınması gerektiği kurallarına yer verilmiştir.

Dosyadaki belgelerden, davacı şirketdüzenlenen vergi ve ceza ihbarnamelerinin 27.1.2003 tarihinde, "... Yolu Kanal Boyu Su Pompası İstasyon Karşısı Menemen-İzmir" adresinde şirket müdürüne tebliğ edildiği, açılan davanın reddi üzerine düzenlenen 2 no'lu ihbarnamenin şirketin sicil kaydında belirtilen "... Sokak No:2/3 Karşıyaka/İzmir" adresinde tebliğe çıkarıldığı, adresten taşındığı ve yeni adresinin bilinmediği şerhi düşülerek iade edilmesi üzerine ilanen tebliğ yoluna gidildiği, şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin de aynı yolla ilanen tebliğ edilerek amme alacağının kesinleştiği ve şirketin malvarlığından tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağının tahsili amacıyla ortak sıfatıyla davacı adına uyuşmazlık konusu ödeme emirlerinin düzenlendiği anlaşılmıştır.

Asıl borçlu şirket adına düzenlenen ve ilk vergi ceza ihbarnamelerinin şirket müdürüne tebliğ edildiği adres davalı idarenin bilgisi dahilinde olup 213 sayılı Yasanın 101'inci maddesi uyarınca şirketin kanuni temsilcisinin adresi bilinen adres kapsamında sayılacağından, vergi borçlusuşirkete ait 2 no'lu ihbarnamelerin söz konusu adreste tebliğine çalışılmadanşirketin ticaret siciline kayıtlı adresinde tebliğ edilememesi nedeniyle ilan yoluyla tebliğinde hukuka uygunluk bulunmadığından davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin iptali gerekirken, aksi yönde verilen vergi mahkemesi kararında yasal isabet görülmemiştir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulü ile İzmir 1. Vergi Mahkemesinin 22.7.2010 gün ve E:2010/308, K:2010/1016 sayılı kararının bozulmasına, yeniden verilecek kararda karşılanacağından, yargılama gideri hakkında hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına, 09.04.2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY :

Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar bozulması istenen vergi mahkemesi kararının dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında istemin kabulünü gerektirecek durumda bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ve kararın onanması gerektiği görüşüyle karara katılmıyorum.





Son Güncelleme: 11.03.2016 12:21
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol