06 Şubat 2014 Perşembe 18:07
Danıştay 3. Daire 2009/837 E., 2011/521 K.
 Danıştay 3. Daire 2009/837 E., 2011/521 K.

 

İstemin Özeti: Davacının ihbar ikramiyesi ödenmesi yolundaki başvurusunun reddine ilişkin işleme karşı açılan davayı; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7'nci maddesinde, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu, 10'uncu maddesinde, ilgililerin, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilecekleri, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde vergi mahkemelerine dava açabilecekleri, altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgilinin bu cevabı, isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebileceği, bu takdirde dava açma süresinin işlemeyeceği, ancak, bekleme süresinin başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemeyeceğinin hükme bağlandığı, davacının 16.3.2005 günlü başvurusu üzerine kesin olmayan bir cevap verildiğinden, anılan tarihten itibaren altı ay içinde dava açılması gerekirken, yeni bir dava hakkı doğurmayan ikinci başvurudan sonra, 11.8.2008 tarihinde açılan davanın süresinde olmadığı gerekçesiyle süre aşımı yönünden reddeden Ankara 3. Vergi Mahkemesinin 16.10.2008 gün ve E:2008/1100, K:2008/1429 sayılı kararının; 16.3.2005 tarihli ihbarı üzerine başlatılan incelemenin üç yıl sürdüğü, ikramiye inceleme sonucu tarh ve tahakkuk ettirilen vergiler üzerinden hesaplanacağından dava hakkının da bu tarihten sonra doğacağı ileri sürülerek bozulması istenmiştir.

 

Savunmanın Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

 

Tetkik Hakimi: A……. K…….. Düşüncesi: İhbarcının, ikramiye hakkının doğduğu tarihten sonra her zaman için ikramiye ödenmesi istemiyle idareye başvurma hakkının bulunduğu gözetildiğinde, incelemenin tamamlandığı tarihten sonra, 28.4.2008 gününde yapılan başvurunun reddine ilişkin 18.7.2008 gün ve 72163 sayılı işlemin tebliği üzerine otuz günlük yasal süresi içinde açıldığı anlaşılan davada, davacının, 1905 sayılı Kanunun 6'ncı maddesi çerçevesinde ikramiyeye hak kazanıp kazanmadığı hususu değerlendirilerek işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, dava konusu işlemin oluşumuyla bir ilgisi bulunmayan 16.3.2005 tarihli başvuru esas alınarak davanın süre aşımı yönünden reddedilmesi hukuka uygun düşmemiş olup, kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.

 

Savcı: N…….. K……… Düşüncesi: İhbar ikramiyesi verilmesi isteminin reddi yolundaki işleme karşı açılan davayı süre aşımı yönünden reddeden mahkeme kararı temyiz edilmiştir.

 

Dava konusu 18.7.2008 tarih ve 72163 sayılı işlemin dayanağını oluşturan müteferrik inceleme raporu 28.4.2008 tarihinde düzenlendiğine, ihbar ikramiyesi verilmesini gerektiren koşulların olayda gerçekleşmediğinin bu raporla saptandığına göre 11.8.2008 tarihinde yasal süresi içinde açılan davanın esastan incelenerek sonuçlandırılması gerekirken davacının 16.3.2005 tarihli dilekçe ile ihbar tazminatı isteminde bulunduğu gerekçesiyle davanın süre aşımı yönünden reddinde hukuka uygunluk görülmemiştir.

 

Açıklanan nedenle temyiz isteminin kabulü ile temyize konu mahkeme kararının bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

 

TÜRK MİLLETİ ADINA

 

Hüküm veren Danıştay Üçüncü Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 17'nci maddesinin 2'nci fıkrası hükmü uyarınca temyizen incelenen dosyalarda duruşma yapılması tarafların istemine ve Danıştay'ın kararına bağlı olup, temyiz isteminde bulunan davalının duruşma talebinin yerine getirilmesine gerek bulunmadığı sonucuna varıldığından dosya incelenerek işin gereği görüşülüp düşünüldü:

 

İhbar ikramiyesi ödenmesi istemiyle 28.4.2008 tarihinde yaptığı başvurunun reddine ilişkin 18.7.2008 gün ve 72163 sayılı işlemin 20.7.2008 tarihinde tebliği üzerine 11.8.2008 gününde açılan davayı süre aşımı yönünden reddeden vergi mahkemesi kararı temyiz edilmiştir.

 

2577 sayılı Kanunun 10'uncu maddesinde, ilgililerin, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilecekleri kurala bağlanmıştır.

 

1905 sayılı Menkul ve Gayrımenkul Emval İle Bunların İntifa Hakları ve Daimi Vergilerin Mektumatı Muhbirlerine Verilecek İkramiye Hakkında Kanunun 6'ncı maddesinde, bina, arazi ve arsalardan tahrir harici kalanlar ile kazanç, hayvanlar, veraset ve intikal, muamele, dahili istihlak ve damga gibi daimi vergilerden yanlış beyanname vermek veya çift defter tutmak veya sair suretlerle ketmedilmiş olanları haber verenlere tahakkuk edecek vergi ve misil cezaları toplamı üzerinden Kanunda öngörülen oranlar dahilinde ikramiye ödeneceği belirtilmiştir.

 

Buna göre ihbar ikramiyesi, tahakkuk eden vergi ve cezaların toplamı üzerinden hesaplanacağından, ikramiye talep hakkı da incelemenin tamamlanıp vergi ve cezaların tarh ve tahakkuk ettiği tarihte doğacaktır. İhbar dilekçesinde ikramiye de talep edilmiş olması, ikramiyenin, incelemenin sonuçlandığı ve tarhiyatların kesinleştiği tarihte ödenmesi gerektiği anlamını taşımakta olup, ihbar tarihinden itibaren altmış gün içinde ödenmesini zorunlu kılmadığı gibi, incelemenin bir kaç yılda tamamlandığı dikkate alındığında hukuken buna olanak da bulunmamaktadır.

 

İhbarcının, ikramiye hakkının doğduğu tarihten sonra her zaman için ikramiye ödenmesi istemiyle idareye başvurma hakkının bulunduğu gözetildiğinde, incelemenin tamamlandığı tarihten sonra, 28.4.2008 gününde yapılan başvurunun reddine ilişkin 18.7.2008 gün ve 72163 sayılı işlemin tebliği üzerine otuz günlük yasal süresi içinde açıldığı anlaşılan davada, davacının, 1905 sayılı Kanunun 6'ncı maddesi çerçevesinde ikramiyeye hak kazanıp kazanmadığı hususu değerlendirilerek işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, dava konusu işlemin oluşumuyla bir ilgisi bulunmayan 16.3.2005 tarihli başvuru esas alınarak davanın süre aşımı yönünden reddedilmesi hukuka uygun düşmemiştir.

 

Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin kabulü ile Ankara 3. Vergi Mahkemesinin 16.10.2008 gün ve E:2008/1100, K:2008/1429 sayılı kararının bozulmasına, yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine, 16.2.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Son Güncelleme: 06.02.2014 18:10
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol