06 Şubat 2014 Perşembe 16:47
 Danıştay 2. Daire 2009/1314 E., 2011/1174 K.
 Danıştay 2. Daire 2009/1314 E., 2011/1174 K.

 

İstanbul İli, ... Lisesinde Resim Öğretmeni olarak görev yapan davacının, 2002 yılı sicil raporunun 85 notla iyi, 2003 yılı sicil raporunun 67 notla orta, 2004 yılı sicil raporunun 72 notla orta, 2005 yılı sicil raporunun 63 notla orta ve 2006 yılı sicilinin 78 puanla iyi olarak belirlenmesine ilişkin sicil notlarının ve anılan sicil raporlarında yer alan ifadelerin iptali istemi.

 

İsteğin Özeti: İstanbul 1. İdare Mahkemesi'nin 31.10.2008 günlü, E:2007/1913, K:2008/1691 sayılı kararının dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.

 

Cevabın Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.

 

Danıştay Tetkik Hakimi : A……. B…… G…… Düşüncesi: İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmüştür.

 

Danıştay Savcısı: S…….. Ş……… Düşüncesi: 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 5'inci maddesinde, her idari işlem aleyhine ayrı ayrı dava açılacağı, ancak, aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı bir dilekçe ile de dava açılabileceği kuralı yer almıştır.

 

İdari yargıdaki her idari işleme karşı herkesin ayrı ayrı dava açması gerektiğine ilişkin asıl kurala ayrık olarak getirilmiş olan bu maddeye uygun olarak birden fazla idari işleme karşı tek dilekçe ile açılan bir davada, yargı yerince, hem usul hem de esas yönünden yapılacak inceleme ile ulaşılacak sonuç, tüm işlemler açısından kabul edilirken, her bir işlem yönünden hem usul hem esas yönünden ayrı inceleme yapılmasının gerekli olduğu durumlarda, söz konusu işlemlere karşı tek dilekçe ile dava açılabileceğinin kabulüne olanak yoktur.

 

Bir başka anlatımla, işlemlerden birinin diğerinin sonucu olmadığı veya biri hakkında verilen kararın diğer işlemi de etkilemediği durumlarda, birden çok işlemin bir dilekçe ile dava konusu yapılamayacağı açıktır.

 

Olayda; davacının 2002, 2003, 2004, 2005 ve 2006 yıllarına ait sicillerinin iptali istemiyle bu davanın açıldığı anlaşılmış olup anılan yıllara ait sicillerin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 115. madde hükmüne uygun olarak düzenlenip düzenlenmediği hususunda her birinin ayrı ayrı incelenmesinin zorunlu olduğu birden fazla işleme karşı açılan davada, anılan 5'inci maddeye uygun olmayan dilekçenin reddedilmesi gerekirken, dosyanın tekemmül ettirilerek karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır.

 

Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının bozulması gerekeceği düşünülmüştür.

 

TÜRK MİLLETİ ADINA

 

Hüküm veren Danıştay İkinci Dairesi'nce işin gereği düşünüldü:

 

Dava, İstanbul İli, ... Lisesinde Resim Öğretmeni olarak görev yapan davacının, 2002 yılı sicil raporunun 85 notla iyi, 2003 yılı sicil raporunun 67 notla orta, 2004 yılı sicil raporunun 72 notla orta, 2005 yılı sicil raporunun 63 notla orta ve 2006 yılı sicilinin 78 puanla iyi olarak belirlenmesine ilişkin sicil notlarının ve anılan sicil raporlarında yer alan ifadelerin iptali istemiyle açılmıştır.

 

İstanbul 1. İdare Mahkemesi'nin 31.10.2008 günlü, E:2007/1913, K:2008/1691 sayılı kararıyla; davacının bulunduğu okulda uyumlu ve örnek olmadığı, sık sık mesai arkadaşları ve idarecilerle tartıştığı, mesaisini aksattığı, verilen görevleri tam olarak yerine getirmediği, bu nedenle sık sık disiplin cezaları aldığı, ayrıca sicil notlarının 60 ve yukarı puanlar olduğu, terfilerinin de düzenli olarak gerçekleştiği anlaşıldığından, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.

 

Davacı, dava konusu sicil notlarının ve anılan sicil raporlarında yer alan ifadelerin objektif ve tarafsız düzenlenmediğini, somut bilgi ve belgeye dayandırılmadan subjektif nedenlere dayalı olarak doldurulduğunu öne sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

 

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 111. maddesinde, Devlet memurlarının ehliyetlerinin tespitinde, kademe ilerlemelerinde, derece yükselmelerinde, emekliye çıkarma veya hizmetle ilişkilerinin kesilmesinde özlük ve sicil dosyalarının başlıca dayanak olduğu; 113. maddesinde, sicil amirlerinin belli zamanlarda düzenleyecekleri sicil raporlarında, memurların liyakat derecesini not esasına göre kıymetlendirerek tespit edecekleri; 115. maddesinde, sicil amirlerinin maiyetlerindeki memurların sicil raporları ile birlikte, bunların genel durum ve davranışları bakımından da olumlu ve olumsuz nitelikleri, kusur ve eksiklikleri hakkında mütalaalarını bildirecekleri; 119. maddesinde de, sicil raporlarındaki sicil notu ortalaması 100 üzerinden 60 ve daha yukarı olanların olumlu sicil almış sayılacağı belirtilmiştir.

 

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 121. maddesi hükmü uyarınca çıkarılan Devlet Memurları Sicil Yönetmeliği'nde de benzer düzenlemelere yer verilmiştir. Anılan Yönetmeliğin 17. maddesinde, sicil amirlerinin sicil raporunu doldurdukları her memuru;

 

a) dış görünüşü (kılık, kıyafet),

 

b) zeka derecesi ve kavrayış kabiliyeti,

 

c) azim ve sebatkarlık, dürüstlük, sır saklamada güvenirlilik ve beşeri münasebetlerdeki başarısı,

 

d) alkol, kumar, vb. alışkanlıkları memuriyetle bağdaşmayacak ölçüde sürdürme gibi halleri,

 

e) güvenilir olmama, şahsi menfaatlerini aşırı ölçüde düşünme, yalan söyleme, dedikodu yapma, kıskançlık, kin tutma gibi kötü huy ve davranışları, bakımından genel bir değerlendirmeye tabi tutacakları, sicil döneminde edinilen bilgi ve müşahadelerden yararlanılarak yapılacak değerlendirme sonuçlarına göre memurların olumlu ve olumsuz yönleri, kusur ve noksanları hakkındaki düşüncelerin, sicil raporunun şahsiyet değerlendirilmesine ait bölümüne ayrı ayrı açık ve gereğine göre kısa veya teferruatlı olarak yazılacağı, sicil amirlerinin memurların genel durum ve davranışları hakkındaki düşüncelerinin, not takdirlerinde dikkate alınacağı; 19. maddesinde, sicil amirlerinin sicil raporlarını itinalı, doğru ve tarafsız bir şekilde düzenlerken, Devlete sadakat ve bağlılığı, memuriyet sıfatının gerektirdiği şeref ve itibar ile hizmetlerin süratli ve ekonomik bir şekilde yürütülmesini, güvenilir ve yetenekli memurların yükselmelerini, diğerlerinin ise kamu hizmetlerinden uzaklaştırılmaları gerektiğini esas alacakları; 20. maddesinde de, her derecedeki sicil amirlerinin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve bu Yönetmelik hükümlerine uygun olarak memurlar hakkında sicil raporlarında yaptıkları değerlendirmelerin birbirinden bağımsız ve 16 ncı madde hükümlerine göre etkili ve geçerli olduğu hükme bağlanmıştır.

 

Yukarıda belirtilen hukuki düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, sicil raporları; her yıl için yeniden düzenlenen, ilgili memurun o yıl içindeki mesleki bilgisini, deneyimini, tutum ve davranışlarını yansıtan ve tüm bu hususların yetkili sicil amirlerince değerlendirilmesinden sonra oluşan bir hukuki belgedir. Sicil raporlarındaki kanaatin oluşmasına etki eden hususların somut bilgi ve belgeye dayandırılma zorunluluğu ise, "sicillerin objektifliği" ilkesinin sonucudur.

 

Dosyanın incelenmesinden; İstanbul İli, ... Lisesinde Resim Öğretmeni olarak görev yapan davacının, 2001 yılı sicil raporunun (80) iyi, 2000 yılı sicil raporunun (90) pekiyi, 1999 yılı sicil raporunun (89) iyi, dava konusu edilen sicil raporlarının ise sırasıyla, 2002 yılı sicil raporunun (85) iyi, 2003 yılı sicil raporunun (67) orta, 2004 yılı sicil raporunun (72) orta, 2005 yılı sicil raporunun (63) orta ve 2006 yılı sicil raporunun (78) iyi düzeyde düzenlendiği görülmekte olup dava konusu sicil raporlarının düzenlenmesine dayanak alınan bilgi ve belgelerin mahkemece ara kararıyla istenilmesi üzerine davalı idarenin gönderdiği bilgi ve belgelerden; davacının , İstanbul- Fatih 1.nci Asliye Ceza Mahkemesinin 16.5.2003 günlü duruşmasına katılmak için aynı tarih için bir gün izin istediği, 1.7.2004 tarihinde kınama cezasıyla cezalandırıldığı, 29.12.2004 tarihinde saat 17.00-23.00 tarihleri arasında okul pansiyonundaki gece nöbeti görevine geç geldiği nedeniyle hakkında tutanak tutulduğu, 27.4.2005 tarihinde öğleden sonra ders zili saat 12.35'de çalmasına rağmen kendisinin 12.45 'de geldiği ve bunun nedeninin nöbetçi müdür yardımcısı tarafından sorulması üzerine saygısız davrandığından bahisle savunmasının istendiği, davacının Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi müfredat programı hazırlama çalışmalarına katılmadığı, okul müdürünü toplu olarak şikayet eden grubun içinde yer aldığı ve müdür yardımcısına ''benimle uğraşma, ben de seninle uğraşırım, seni hiç kimse kurtaramaz'' dediği nedeniyle hakkında soruşturma açıldığı ve soruşturma sonucu 8.6.2006 tarihinde tevhiden 657 sayılı Yasanın 125/C-h maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezasıyla cezalandırıldığı, anılan disiplin cezasının İstanbul 3. İdare Mahkemesinin 20.3.2008 günlü, E:2006/2419, K:2008/586 sayılı kararıyla iptal edildiği anlaşılmıştır.

 

Bu durumda; yukarıda belirtilen hukuki düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, sicil raporlarının her yıl için memurun o yıl içindeki tutum ve davranışları , mesleki bilgi, beceri ve deneyimleri gözönünde bulundurularak yetkili sicil amirlerince değerlendirilmesi sonucu düzenlendiği açık olup, İdare Mahkemesince, bu açıklamalar ışığında, dava konusu sicillerin, yıllar itibariyle o yıla ilişkin olumsuz tespitler de dikkate alınarak ayrı ayrı değerlendirilip bu tespitlerin ilgili yıl sicilinin düşük düzenlenmesine dayanak alınıp alınamayacağı ortaya konulduktan sonra karar verilmesi gerekirken, dava konusu edilen birden çok yıla ilişkin sicillerin (sicil notları ve sicil raporlarında yer alan ifadeler) ayrı ayrı değerlendirilmesi yapılmadığı gibi mahkemece verilen ara kararı uyarınca davalı idarenin gönderdiği cevaba ekli bilgi ve belgelerin uyuşmazlığı çözecek nitelikte ve aydınlatıcı mahiyete bilgileri içermediği halde, noksan inceleme sonucu karar verildiğinin anlaşılması karşısında temyizen incelenmesi istenilen kararda hukuki isabet görülmemiştir.

 

Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulüyle İstanbul 1. İdare Mahkemesi'nin 31.10.2008 günlü, E:2007/1913, K:2008/1691 sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Kanunla değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, 18.3.2011 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

 

AZLIK OYU

 

İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe hukuka ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir neden de bulunmadığından, anılan kararın onanması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyorum.

Son Güncelleme: 06.02.2014 16:48
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177