Yeşim
Yeşim
24 Nisan 2015 Cuma 19:17
Yargının taraflarını sağduyuya davet

Av. Umut Kılıç  Cumhurbaşkanına hakaretten tutuklandı. Cumhurbaşkanına hakaret suçu TCK 299. Madde ile düzenlenmiş, müeyyidesi 1 yıldan 4 yıla kadar hapistir.

Tutuklama bir tedbirdir. Hangi hallerde tutuklama kararı verileceği 5271 sayılı CMK’da yazılıdır.

Bu suç CMK 100 kapsamında katalog suçlardan değildir.

Bizce Av. Umut Kılıç tutuksuz yargılanmalıydı.

Eleştirilerin tehdit düzeyine ulaşması, hakimin kapısına ağır sözler yazılması, kapısında gösteri yapılması Yargı adına son derece üzücüdür. Savunma olmadan yargı olamaz ama hakimsiz bir yargı da olamaz.

Tutuklama tepkisel bir karar gibi duruyor, oysa hakimler tepkisel kararlar veremezler, vermemelidirler.

Bu tutuklama kararı tepkisel değilse, Cumhurbaşkanlığı makamını korumak veya, önüne gelen kişinin Cumhurbaşkanına hakaret etmesinin önüne geçilmesi gibi saiklerle verilmiş olabilir. İster tepkisel,  isterse vesaire saiklerle verilmiş bir tutuklama kararı olsun bu karar hatalı bir karardır.

Herkes farkındadır; bu karar tepkisel bir karardır.

Yüksek yargıdan bir yetkili ile bu konuda bir görüşme yaptık. Yüksel yargı mensubunu son derece kaygılı ve üzgün gördüm. Birçok şey konuştuk, elbette bütün görüşlerine katılmıyoruz ama şu sözler çok yerinde:

-Rahmi Bey avukat tutuklandı diye ihkakı hakka kalkışmak,  işi hakimi tehdide vardırmak hukuk adına son derece üzücü.

Hakimin kapısına asılan pankart:






Metin Feyzioğlu yaptığı açıklama ile hem güzel bir eleştiri yapıyor  hem de güzel bir ders veriyor, şöyle diyor:

“Şimdi, kanun tanımadan, insanları iki dudağının arasından çıkan emirle zindana gönderme gücünü kendinde bulan bu Sulh Ceza Hâkimine tek tek soruyoruz:

1- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, kamu görevlileri ve siyasetçiler yaptıkları görevler sebebiyle ağır şekilde eleştirilebilir, bu suç değildir, diyor. Bu kararlardan haberin yok mu?

2- Avukat Umut Kılıç, haksız yere mahkûm edilse bile, verilebilecek ceza hükmün açıklamasının geri bırakılması sınırında olacaktı. Yani tutuklamanın orantılı şartı gerçekleştirilmemiş. Buna rağmen, orantılıdır deyip, nasıl tutuklama kararı verdin?

3- Avukatın yeri yurdu bellidir; bürosu, barosu, evi bellidir; yaptığı iş bellidir. Hangi hukuka aykırı dürtüyle, hangi vicdanla bu gencecik avukat için "kaçabilir" dedin?

4- Olayın tek delilin tutanak olduğunu yazmışsın kararında; bu tutanak, dosyada değil mi? Nasıl oldu da "tutuklanmazsa, delilleri karartabilir" diyebildin?

5- Sayın Hâkim, bize "hâkim verdiği kararlarla konuşur" ezberini tekrarlama. Verdiğin karar, tutuklamanın gerekçesini anlatmıyor. Ancak doğru, sen verdiğin kararla konuşmuşsun; demişsin ki hâkimlerin, devlet büyüklerinin canını sıkan birini burnu sürtülsün diye zindana atarım. Bir soru daha sorayım sana, bu sözleri söyleyen bir avukat değil de bir hâkim olsaydı, aynı heves ve heyecanla tutuklama kararı verir miydin? Ben cevap vereyim, vermezdin. Zaten savcı da tutuklamaya sevk etmezdi.”

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Av. Prof. Dr. Metin Feyzioğlu’nun bu yerinde, haklı ve ders niteliğindeki açıklamasından sonra yapılan bu aşırı tepkiler bir anlamda savunmanın haklılığına gölge düşürmüyor mu?

Biz Metin Feyzioğlu’ndan taraflara sağduyu çağrısı yapmasını bekliyoruz.


Rahmi Ofluoğlu


Son Güncelleme: 24.04.2015 19:22
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177