Rahmi
Rahmi
26 Kasım 2015 Perşembe 21:05
Vergi suçlarında fail sorunu
RAHMİ OFLUOĞLU

Vergisi Usul Kanununun 359 ve 360. maddeleriyle düzenlenen suçların faillerinin kimler olacağı aynı kanunun 333. maddesinde belirtilmiştir.

Vergi suçlarında failliği düzenleyen VUK 333. Madde 1998 tarihli 4369 sayılı kanunla değiştirilmiştir.

Eski VUK 333

Eski VUK 333 aynı kanunun 359 ve 360. maddelerinde düzenlenen suçların faillerinin tüzel kişi temsilcileri olacağını öngörmüştü.

4369 sayılı yasa ile değişik VUK 333

4369 sayılı yasa ile değişik VUK 333. madde aynı kanununun 359 ve 360. maddelerindeki suçların faillerinin fiilleri işleyenlerin olacağını öngörmüştür. 333. maddenin son fıkrası şöyledir:

“ Bu Kanunun 359 uncu maddesinde yazılı fiillerin işlenmesi halinde bu fiiller için 359 ve 360 ıncı maddelerde öngörülen cezalar bu fiilleri işleyenler hakkında hükmolunur(*).

Kimler anonim şirket temsilcisidir?

Anonim şirket temsilcilerinin kimler olduğu 4369 sayılı yasa ile VUK 333 değişene kadar önemi vardı, değişiklikten sonra 359 ve 360 inci maddelerde düzenlenen suçlar yönünden artık şirket temsilcilerinin bir önemi kalmamıştır.

Anonim şirket yönetim kurulu üyeleri tek tek şirket temsilcisi değillerdir. 6102 sayılı TTK’nın 365 inci  “(1) Anonim şirket, yönetim kurulu tarafından yönetilir ve temsil olunur. Kanundaki istisnai hükümler saklıdır.”   derken aynı kanunun 367 maddesi “(1) Yönetim kurulu esas sözleşmeye konulacak bir hükümle, düzenleyeceği bir iç yönergeye göre, yönetimi, kısmen veya tamamen bir veya birkaç yönetim kurulu üyesine veya üçüncü kişiye devretmeye yetkili kılınabilir” . Bu iki madde birlikte değerlendirildiğinde anonim şirketin temsilcisinin esas olarak yönetim kurulu olduğu, üyelerin tek tek temsil yetkisi olmadığı ancak 367 inci madde bu kurala istisna getirmektedir. Anonim şirket kurucuları veya kuruluştan sonra şirket genel kurulu “(1) Yönetim kurulu esas sözleşmeye konulacak bir hükümle, düzenleyeceği bir iç yönergeye göre, yönetimi, kısmen veya tamamen bir veya birkaç yönetim kurulu üyesine veya üçüncü kişiye devretmeye yetkili kılınabilir” .  Sözleşmede böyle bir madde yer alması halinde artık şirket temsilcileri yönetim kurulundan veya dışarıdan tayin edilen kişiler olacaktır.

YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ KARARI

T.C.

YARGITAY

11. CEZA DAİRESİ

E. 2002/1198

K. 2001/3995

T. 9.5.2002

• 213 SAYILI KANUNA MUHALEFET ( Suça Konu Olan Sahte Faturaların Temin Edilmesi ve Kullanılması )

• CEZAİ SORUMLULUK ( Cezanın Şahsiliği İlkesine Bağlı Olarak Temsil Yetkisinin Bölüşümündeki Ağırlık ve Sınırlar Dikkate Alınıp Suçun Ayrıntısını Bilen ve Oluşumunda Rolü Olana Ait Olması )

• TEMSİLCİNİN SORUMLULUĞU ( Tüzel Kişilerin Birden Fazla Kanuni Temsilcilerinin Bulunması Halinde Cezanın Şahsiliği İlkesine Bağlı Olarak Cezai Sorumluluğun Belirlenmesi )

• CEZALARIN ŞAHSİLİĞİ İLKESİ ( Cezai Sorumluluğun Temsil Yetkisinin Bölüşümündeki Ağırlık ve Sınırlar Dikkate Alınıp Suçun Ayrıntısını Bilen ve Oluşumunda Rolü Olana Ait Olması )

• TÜZEL KİŞİLERDE SORUMLULUK ( Tüzel Kişilerin Birden Fazla Kanuni Temsilcilerinin Bulunması Halinde Cezanın Şahsiliği İlkesine Bağlı Olarak Cezai Sorumluluğun Belirlenmesi )

213/m.10,333,359,360

ÖZET : Tüzel kişilerin birden fazla kanuni temsilcilerinin bulunması, suçun eylem ve fikir birliği içinde işlenmediğinin anlaşılması halinde cezai sorumluluk; cezanın şahsiliği ilkesine bağlı olarak temsil yetkisinin bölüşümündeki ağırlık ve sınırlar dikkate alınıp, suçun ayrıntısını bilen ve oluşumunda rolü olan temsilciye ait olur. Buna göre, temsil yetkisinin bölüşümüne ilişkin önceden belirleme, iş bölümü ve gerektiğinde vergi dairesine beyannamelerin hangi temsilci tarafından verildiği de sorulmak suretiyle, suça konu olup sahte oldukları anlaşılan faturaları temin eden ve kullanan temsilci tespit edilerek, cezai sorumluluğun tayin ve takdiri gerekir.

DAVA : 213 Sayılı Vergi Usul Kanununa muhalefet suçundan sanıklar Adnan A. ve Bahadır A'in yapılan yargılamaları sonunda: 213 Sayılı Kanunun 359/b-1 ve TCK nun 59/2. maddeleri gereğince 15 ay ağır hapis cezası ile mahkümiyetlerine dair BATMAN Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 7.11.2000 gün ve 1999/213 Esas, 2000/181 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi sanıklar vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığının bozma isteyen bila tarihli tebliğname ile daireye gönderilmekle sanıklar hakkında tayin olunan cezanın nev'i ve miktarı itibariyle temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına oybirliğiyle karar verildikten sanıklar vekili Av. Levent Nasır savunmasını yaptıktan ve Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Fehmi Yıldırım'ın düşüncesi alındıktan sonra incelenerek gereği görüşüldü:

KARAR : Tüzel kişilerde vergi kanunları yönünden sorumluluğu düzenleyen 213 Sayılı Yasanın 10. maddesinde yer alan "tüzel kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği" 333. maddenin 4369 Sayılı Yasayla değişik son fıkrasında da "359. maddede yazılı fiillerin işlenmesi halinde 359 ve 360. maddelerde öngörülen cezaların bu fiilleri işleyenler hakkında hükmolunacağı" şeklindeki hükmü ve tüzel kişilerin birden fazla kanuni temsilcilerinin bulunması, suçun eylem ve fikir birliği içinde işlenmediğinin anlaşılması halinde sorumluluk; dairemizin süreklilik gösteren içtihatları Ceza Genel Kurulunun 17.12.1990 gün ve 312/340 sayılı kararında da açıklandığı üzere, cezanın şahsiliği ilkesine de bağlı olarak temsil yetkisinin bölüşümündeki ağırlık ve sınırlar dikkate alınıp suçun ayrıntısını bilen ve oluşumunda rolü olan temsilciye ait olacağı ve buna göre mevcut olması halinde temsil yetkisinin bölüşümüne ilişkin önceden belirleme iş bölümü ve gerektiğinde vergi dairesine beyannamelerin hangi temsilci tarafından verildiği de sorulmak suretiyle suça konu olup sahte oldukları anlaşılan faturaları temin eden ve kullanan temsilci tespit edilerek, cezai sorumluluğun tayin ve takdiri gerekirken yönetici durumunda sorumlu olduklarından bahisle her iki sanığın mahkümiyetlerine hükmolunması,

SONUÇ : Kanuna aykırı, sanıklar vekilinin temyiz dilekçesi ile duruşmadaki sözlü savunmaları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepden dolayı istem gibi CMUK'nun 321 nci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 9.5.2002 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

 

 

 

Son Güncelleme: 26.11.2015 21:09
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol