10 Mart 2014 Pazartesi 18:39
Tuncay Özkan 1994 gün sonra serbest!
 Özkan, Silivri Cezaevi çıkışında basın mensuplarına açıklama yaptı. Özkan, "6 yıl sonra zulmün bittiği, özgürlüğe kavuştuğumuz bir gün olmasını çok istedim. 6 yıl sonra Türkiye'nin içinde bulunduğu durumun olmamasını çok isterdim. 6 yıl boyunca içeride çektiğimiz sıkıntılar keşke bugünün konusunu oluşturabilseydi. Ama bugün dışarıda yaşananlar, Türkiye'nin içinde bulunduğu durum bizim içeride yaşadıklarımızdan, bizim mağdur bırakıldığımız durumdan daha ağırdır" dedi. Özkan, "Ancak 6 yıl boyunca bize yapılan hiçbir şeyle ilgili olarak kin, husumet, öç alma duygusu içinde değiliz. Biz bugün kindar ve zulümle dolu bir dönemin sonlandırılışı için buradayız" diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:

"Özgürüz, özgürlükte kucaklaşıyoruz. Ancak Türkiye'nin içinde bulunduğu durum çok dramatiktir. Türkiye yapayalnız bırakılmıştır, dostlarından ayrılmıştır. Türkiye'nin içinde bulunduğu tablo uçurumun kenarında bulunan bir ülke tablosudur. Biz hep beraber, el ele birlikte, hiçbir ayrım gözetmeden, alevisi, sünnisi, kürdü, türkü, hiç bir ayrımımız olmadın, kimseyi ötekileştirmeden. Bütün ötekileri aşarak, barışla, sevgiyle, umutla geleceğe yürüyeceğiz." 

"ŞEYTANLA YATAĞA GİRDİLER, ÇARPILARAK ÇIKTILAR"

"Ben öldürülemediğim için 1996 yılından 2007 yılına kadar 5 suikast geçti başımdan. En son 2007 yılında öldüremedikleri için hapse attılar" diyen Özkan şunları kaydetti:

"6 yıldır suçum ne diye soruyorum. Savcıya, başkan, 'Tuncay Özkan'a suçu nedir söyleyin' dedi. Savcının verdiği yanıt, 'Tuncay Özkan'a suçunun söylenmesi ishas-ı rey olur. O yüzden Tuncay Özkan'a suçunu söylemeyin' demiştir. Ve yarı beline kadar kürsüden aşağı sarkarak sanık suçunu en iyi kendisi bilmektedir, 'Anlatsın bizde öğrenelim' demiştir. Bunlar dava tutanaklarında vardır. Ancak biz bunların bugün hesaplaşma günü olmadığına inanıyoruz. Biz Türkiye ile kucaklaşarak, umutla, barışla geleceğe yürümek için bugünün bir adım olduğuna inanıyoruz. Bugün daha çıkışımızı engellemek için bizi yargılayanların sergiledikleri tablo hukuk açısından bir ibrettir. Şeytanla yatağa girdiler, çarpılarak çıktılar. Artık bu çetenin içinde bulunduğu tablo nettir. Canımıza kıymak isteyenler, Ankara'da Türkiye'yi yönetenlerin en yakınındadırlar. Bunlar bu dava dosyalarında sabittir. Ancak bugün 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin yargıçlarının yetki gaspı yaparak bizi cezaevinde bırakmak için uyguladıkları tablo Gezi olaylarında öldürülen arkadaşlarımızın bu ülkeyi var etmek için, bu uygarlığı yaşatmak için can veren şehitlerimizin çektikleri ve yaşadıkları yanında hiçbir şeydir. Bugün o insanların anısına saygıyla burada eğiliyorum. Tuncay Özkan'ın varlığı bu ulusun varlığına armağandır. Ben insan uygarlığını geliştirmek için mücadele ettim. Bundan sonraki yolculuğumu da bununla sürdüreceğim. Ne bu ülkeyi diplere, karanlıklara götürmek isteyenlerden korkarım, ne de onlar bu kavgalarında başarılı olabilirler. Mustafa Kemal'in aydınlığı ile bu karanlığı yıkacağız ve bu karanlık yok olup gidecek. Türkiye'de her evin içinde Mustafa Kemal'in aydınlığı ve sıcaklığı duyulacaktır."

"BU ÜLKEYE ARMAĞANDIR"

Özkan yanından buluna kızı Nazlıcan'ı öperek, "Ben 14 yaşında bıraktığım Nazlıcan'ımı 21 yaşında geri alıyorum. Ama Nazlıcan artık bu ülkenin çok değerli bir evladıdır, bu ülkeye armağandır. Ben eşimle nihayet kucaklaşabildim. Ben beni seven dostlarımla, avukatlarımla, Ahmet Çörtoğlu başta olmak üzere, Hüseyin Ersöz başta olmak üzere, Hıdır Tanrıverdi başta olmak üzere, Taner Kazanoğlu başta olmak üzere bu dostlarımla birlikte yürüdüğümüz Nihat Karslı, Ahmet Bey, Ruşen Özmen hep beraber kocaman bir yumak oluşturarak, kocaman bir gül yumağı oluşturarak Türkiye'yi kucaklayacağız" dedi. 

"HIRSIZLARI VE KATİLLERİ REDDEDECEKTİR, KUSACAKTIR"

Tuncay Özkan, "Beni haksız ve hukuksuz olarak tam 517 gün hücrede tuttular. 517 gün boyunca Türkiye'nin yaşadıklarına daha çok üzüldüm. Kendi yaşadıklarımdan daha çok Türkiye'nin yaşadıklarına üzüldü. Çünkü bu ülke hırsılarla katillerin eline bırakılacak kadar küçük değildir. Bu ülke hırsızlardan ve katillerden hesap soracak, onlarla hesaplaşacak kadar büyüktür. Ve bu ülkenin insanlarının vicdanı ve bu ülkenin insanlarının gönlü bu hırsızları ve katilleri reddedecektir, kusacaktır" ifadelerini kullandı.

"TÜRKİYE'DE BAMBAŞKA BİR İKLİM GÖRECEKSİNİZ"


Özkan mesleği adına bir şey söylemek istediğini belirterek, şunları kaydetti:

"İlk günden beri bana gösterdiğiniz dayanışma için beni kucaklayan Türkiye'de ki gazeteci kurumlarına, Atilla Sertel'e, Ercan İpekçi'ye, Pınar Türenç'e ve diğer dostlarımıza, Ümit Gürtuna'ya diğer dostlarımıza herkese çok teşekkür ediyorum. Hepinize ayrıca çok teşekkür ediyorum. Avrupa Gazeteciler Federasyonu Başkanı'na, Norveç Gazeteciler Sendikası Başkanı'na, Amerikan Özgürlük Komitesi'ne ve diğer özgürlük komiteleri ve insan hakları teşkilatlarına, hepsine teşekkür ediyorum. Mücadelemiz dostlukla kucaklaşmak için yapılan bir mücadeledir. Faşizm vardır, insanlık suçudur. Bugün onlarına adaletsizlikleri karşısında takdir-i ilahi gerçekleşmiştir. Bugün Türkiye'de mahkemeler var diyen mahkemeler, bugün adalet yoktur diyen mahkemeleri yerle bir etmişlerdir. Bundan sonra Türkiye başka bir Türkiye olacaktır. Bugünde sonra Türkiye'de Allah'ın izniyle, Türkiye'de bambaşka bir iklim göreceksiniz. İçeride bütün arkadaşlarımız için tahliye kararları gelmeye devam ediyor. Bütün mahkemeler özgürlük dağıtıyor. Biz özgürlükle kucaklaşacağız ve güçlü, güvenilir ve mutlu Türkiye'ye yürüyeceğiz. Bu yürüyüşü kimse engelleyemez." 

"HEPİNİZ BİRER ÖZGÜRLÜK SAVAŞÇISI OLARAK TANIKLIK ETTİNİZ"


Özkan konuşmasının sonunda, "Arkadaşları İstiklal Marşımızın 3 kıtasının 1. mısrasıyla artık bitirelim. 'Yurduma düşmanlara uğratma sakın' diyor. Demek ki yurdumuza alçaklar ve düşmanlar uğrayabiliyor. 'Yurdumu alçaklara uğratma sakın', demek ki yurdumuzda alçaklar ve hainler var. Hırsızlar ve katiller var. Bu Türkiye'yi o alçaklara, hırsızlara ve katillere bırakmayacağız. Bunu hep beraber yapacağız. Hepiniz birer özgürlük savaşçısı olarak tanıklık ettiniz, mücadelemize katıldınız. Hepinize, bütün Türkiye'ye gönlünden geçen her sevdayı buraya taşıyan, Türkiye'de ki her bir yurttaşımıza, gönlünde aklında Silivri zindanlarında yatan bizlerin acısını duyan her yurttaşımıza sonsuz teşekkürler ediyorum. Onların önünde saygıyla, sevgiyle eğiliyorum. En yakın zamanda onlarla kucaklaşmak dileğiyle, çok teşekkür ediyorum" dedi. 

"MUZAFFER TEKİN KANSER HASTASI"


Özkan, gazetecilere, "Sizden bir ricam var" diyerek, "Muzaffer Tekin kanser hastası, pankreas kanseri ve kanser bütün vücuduna yayılmış durumda. Tahliye etmiyorlar. Tahliyesi gelmedi henüz. Herkesi Muzaffer Tekin'in tahliye olması konusunda, hastaların tahliye olması konusunda yardıma ve dayanışmaya çağırıyorum" şeklinde konuştu. 

"60 TUTUKLU GAZETECİ HALA İÇERİDE"

Özkan'ın kızı Nazlıcan ise "6 senedir devam eden bir mücadelemiz var. 6 senedir gerçeği anlatmaya çalışıyoruz, hakikati anlatmaya çalışıyoruz. Bunun siyasi geliştiğinin en başından beri farkındayız. Bugünkü konumda da kararlar siyasi olabilir ama içeride masum insanların bir gün daha fazla durması artık bu ülkenin de vicdanını sızlatmaya başladı. Herkese fazla gelmeye başladı. Babam çıktı bugün, 61 tutuklu gazeteciden bir tanesi çıkmış oldu. 60 tutuklu gazeteci hala içeride yatıyor, tutuklu öğrenciler hala içeride yatıyor, avukatlar içeride hala bir zulüm devam ediyor. Ama bu karanlık için iyi bir aydınlık olacağını umuyorum. Berkin Elvan hala uyuyor. Ama bütün bunların dağılması için güzel bir güneş doğumu olmasını umuyorum" şeklinde konuştu. 
Serpil KIRKESER-Özgür ALTUNCU- Ünsal ÇAKİN İstanbulDHA
Son Güncelleme: 10.03.2014 18:40
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177