03 Ağustos 2014 Pazar 23:26
O hakim beni engelledi
 Twitter'da ilk kez "engellendim".

Bu "onur" son günlerde sosyal medyayı kullanmaya başlayan bir Hakime ait.

Geçmişte avukatları duruşma salonundan attıran Hakimlerin "yeni yöntemi" bu.

Aslında ismine hiç yabancı değilsiniz.

Özel Yetkili Mahkemeler zamanında adını sıklıkla duydunuz.

Ahmet Şık'ın basılmamış kitabı toplatılmıştı ya hani.

İşte o kararı veren Hakim...

Mehmet Karababa.

AİHM'in Türkiye'yi tazminat ödemeye mahkum ettiği kararı veren yargıç.

İşte "O Hakimin", Polislere yönelik operasyon sonrasında "demokrasi" ve "özgürlük" mesajları süslüyor duvarını.

En yakın takipçisi geçmişin kudretli savcısı Zekeriya Öz.

Birbirlerinin mesajlarını paylaşıyorlar sürekli.

İşte o Hakimin yazdıklarını takip "edemeyeceğim" artık.

Oysa ki "kendince" önemli şeylerdi yazdıkları.

Örneğin tutuklama şartlarının oluşmadığından bahsediyordu polisler için.

O böyle yazınca Poyrazköy Davası'nda askerler hakkında "tek satırlık" gerekçelerle verdiği tutuklama kararları geliyordu aklıma.

HSYK'yı eleştiriyordu sıklıkla.

Aynı HSYK, İstanbul Adli Yargı Komisyon Üyesi sonrasında da Mahkeme Başkanı yapmıştı O'nu.

HSYK Seçimleriyle ilgili mesajları da katılımcı demokrasiye davet eder cinstendi.

2010 senesinde Bakanlık Listesi ile seçime gidildiğinde "yargı bağımsızlığının" önemine henüz vakıf olamamıştı.

Sulh Ceza Hakimliklerine atanan yargıçlar hakkındaki iddiaları da Twitter'da paylaşarak "güven olmaz bunlara" mesajları vermişti.

Oysa ki Özel Yetkili Mahkemeler tarihinde en çok HSYK'ya şikayet edilen, hakkında tazminat davası açılan ve reddedilen hakimdi.

Bir keresinde de "Yargıçların telkin ve talimatla karar vermesi asla kabul edilemez" diye yazmıştı twitter'a.

Oysaki bugün kayıtsız şartsız savunduğu Emniyet Müdürü Ali Fuat Yılmazer, televizyonlardan her büyük operasyon ve tutuklama dalgası öncesinde Başbakanla görüştüğünü açıklamıştı.

Tutuklama kararlarının altında O'nun da imzası vardı.

Eleştirdiği bir başka konu ise Sulh Ceza Hakimliklerinin dizayn edildiğiydi.

Oysa ki tahliye kararı veren Oktay Kuban ve Yılmaz Alp'in görevden alınmasına tepkisiz kalmıştı.

Baskılar karşısında emekli olmayı tercih eden Mahkeme Başkanı Şeref Akçay'ın "Beşiktaş Adliyesinde bana selam vermeyi kesen hakimler var" sözü de onun nazarında dizayn edilmiş yargının göstergesi değildi.

Sulh Ceza Hakimliklerinin kendi kendini denetleyen kapalı bir sistem olduğu eleştirisi ise bir zamanlar parçası olduğu çarklı göz önüne alındığında hiçbir anlam ifade etmiyordu.

Daha birkaç sene öncesine kadar Özel Yetkili Mahkemelerde 20 Hakim tarafından verilen "tek cümlelik ret kararları" onun nazarında etkili bir yoldu.

Hatta Özgürlük Hakimleri kurulduğunda sistem 3 Hakimle işlerken, eleştiri oklarını henüz Hükümet ve HSYK'ya yöneltmemişti.

O Hakimin Twitter'da paylaştığı en beğendiğim mesajı ise şu;

"Savunma hangi güçlü delilleri sunarsa sunsun, anlaşılan o ki yüksek makamların hedefindeki polislerin tahliye şansı yok gibi..."

Katıldığı her yargılamada sanıklara hakim olan bu hissiyatın bu kez kendisi tarafından ifade edilmesi çok ironik değil mi?

Tek bir imzayla insanların özgürlüklerini ellerinden alma imkanına sahip olanlar bugün o yalıtılmış dünyalarından çıkıp halk arasına karıştıklarında gerçeklerle yüzleşmekten kaçınıyorlar.

Her gün HSYK'ya, Hükümete, Gazetelerde yazılanlara cevap yetiştirme gayreti içinde olup da "tutarsızlıklarına" yönelik eleştirilere cevap vermek istememelerinin açıklaması ne olabilir?

O Hakim bunu "tarafsızlıkla" açıklamış:

"Beni defeatle HSYK'şikayet etmiş,tazminat davaları açmış,taraf olan birkısım davaların avukatlarına;tarafsızlığım gereği cevap vermeyeceğim."

Hayır, sebebi bu değil.

Hala demokrasi ve "özgür düşünceyi içine sindirememiş olmanız" asıl neden.

"Eleştiriye açık olmamak" ya da "verilecek bir cevabınızın olmaması".

Eskiden görev yaptığınız Mahkemelerde, avukatlar hukuksuzluklarınızı yüzünüze vururken saklandığınız kürsülerin yerini bugün dijital platform aldı.

Ancak daha düne kadar basılmamış kitapları toplatma kararı verenlerin özgür düşünceden anladıklarının "yasakçılık" olduğunu tekrar tecrübe ediyoruz.

Ne kadar çaba sarf ederseniz edin adınızın "özgürlük" ve "demokrasi" gibi değerlerle anılması mümkün değil.

Beni Twitter'da "engelleyerek" bir kez daha haklı çıkarmış oldunuz.

Teşekkür ederim.

Hüseyin Ersöz

Odatv.com


Son Güncelleme: 03.08.2014 23:31
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177