31 Mart 2016 Perşembe 13:50
Direnme kararından önce sanığa son sözünün sorulmaması, direnmenin gerekçesiz olması

 Ceza Genel Kurulu         2014/35 E.  ,  2016/49 K.

•                   

 

"İçtihat Metni"

Kararı Veren

Yargıtay Dairesi : 14. Ceza Dairesi

Mahkemesi : Ağır Ceza

 

Sanık ...'un mağdure ...'a yönelik çocukların cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı TCK'nun 103/1-b, 103/2, 103/6, 43/1, 62 ve 63. maddeleri uyarınca 14 yıl 2 ay hapis, şikâyetçi sanık ....'ya yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan aynı kanunun 109/2, 109/3-b, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba, mağdure ... ve şikâyetçi sanık ...'ya yönelik şantaj suçundan 5237 sayılı TCK'nun 107/1-2, 43/2, 62 ve 52. maddeleri uyarınca 1 yıl 6 ay 22 gün hapis ve 2.500 Lira adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve 5271 sayılı CMK’nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, mağdure ...'a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraatine, aynı mağdureye yönelik mala zarar verme suçundan açılan kamu davasının şikâyetten vazgeçme nedeniyle düşmesine; sanık ...'un şikâyetçi sanık...ya yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı TCK'nun 109/2, 109/3-b, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba, mağdure ...'a yönelik çocukların cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından beraatine, şikâyetçi sanık .... hakkında ise mağdure ...'a yönelik çocukların cinsel istismarı suçundan ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin, ...Ağır Ceza Mahkemesince verilen 23.11.2012 gün ve 219-210 sayılı hükmün Cumhuriyet savcısı ve sanıklar ... ve ... müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 14. Ceza Dairesince 12.06.2013 gün ve 2926-7543 sayı ile;

"Sanık ... hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve mağdur ...'a karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, sanık İsa hakkında mağdur ...'a karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve sanık ..hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde;

Dosya içeriğine göre, sanık ...'un mağdureye yönelik nitelikli cinsel istismar suçunu TCK'nun 28. maddesi kapsamında diğer sanık 'ın tehdit ve cebiri ile işlediği anlaşılmakla tebliğnamedeki bu hususta bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.

Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle sanık...hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinselistismarı suçundan verilen ceza verilmesine yer olmadığına dair hüküm ile delillerle iddia ve savunma, duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiillerin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan, sanık ...'ın beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve mağdur ...'a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ile sanık İsa'nın mağdur ...'a karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümleri usul ve kanuna uygun bulunduğundan sanıklar İsa ve ... müdafileri ile O Yer Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin onanmasına,

Sanık ... hakkında mağdure ...'e karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükmün incelenmesinde ise;

Mağdure ...'in 19.10.2011 tarihli savcılık beyanı ve bu beyanı doğrulayan özellikle sanık ...'un aşamalardaki istikrarlı anlatımları ile tüm dosya içeriğine göre; sanık ...'ın mağdureyi araç içerisinde iken kilitlemek suretiyle TCK'nun 109/1. maddesinde düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği gözetilmeden yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,

Sanık İsa hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan hükmün incelenmesine gelince;

Mağdurenin özellikle soruşturma aşamasında sanık İsa'nın kendisiyle zorla ilişkiye girdiğine ilişkin beyanları ve sanık ...'un da bu beyanlarını destekleyen anlatımları ve tüm dosya kapsamından sanık İsa'nın TCK'nun 103/2, 103/6 ve 43. maddelerinde düzenlenen beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediğinin anlaşılması karşısında sanığın bu suçtan mahkûmiyeti yerine delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülerek yazılı şekilde beraatine hükmolunması” isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.

Ağır Ceza Mahkemesi ise 25.09.2013 gün ve 152-176 sayı ile;

“Yapılan yargılama sonunda verilen mahkememizin 23.11.2012 tarih ve 2011/219 Esas, 2012/210 Karar sayılı karar ile; sanık ... hakkında mağdureye karşı cinsel istismar suçundan ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiş, sanık İsa hakkında mağdureye karşı cinselistismar, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve tehdit suçlarından beraat kararı verilmiş, ...'ya karşı hürriyetinden yoksun kılma suçundan 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, sanık ... hakkında mağdureye karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve tehdit suçlarından beraat kararı, mağdureye karşı mala zarar verme suçundan düşme kararı verilmiş, mağdureye karşı çocuğun cinsel istismarısuçundan 14 yıl 2 ay hapis, ...'ya karşı hürriyetinden yoksun kılma suçundan 3 yıl 4 ay hapis ve mağdurlara karşı şantaj suçundan ise 1 yıl 6 ay 22 gün hapis ve 2.500 TL APC ile cezalandırılmasına karar verilmiş, şahtaj suçundan verilen bu hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.

Sanık ... hakkında şantaj suçundan verilen HAGB kararı itiraz edilmeksizin, sanık İsa hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve tehdit suçlarından verilen beraat kararları ile sanık ... hakkında mala zarar verme ve tehdit suçlarından verilen beraat kararları temyiz edilmeksizin 03.12.2012 tarihinde kesinleşmiştir.

Dosya diğer hükümler yönünden temyiz incelemesi için Yagrıtay'a gönderilmiş, sanık ... hakkındaki cinsel istismar suçundan verilen ceza verilmesine yer olmadığına dair karar, sanık ... hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan verilen 14 yıl 2 ay hapis ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen 3 yıl 4 ay hapis, sanık İsa hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen 3 yıl 4 ay hapis cezalarına ilişkin hükümler Yargıtay 14.CD'nin 2013/2926-7543 E-K sayılı ilamı ile onanarak 12.06.2013 tarihinde kesinleşmiş, sanık İsa hakkında mağdure ...'e yönelik cinsel istismar ve sanık ... hakkında mağdure ...'e yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından verilen beraat kararları yönünden ise bozularak dosya mahkememize gönderilmiştir. Bozma sonrası dosya mahkememizin 2013/152 yeni esas sırasına kaydedilerek taraflara bozma ilamına karşı diyeceklerinin sorulması cihetine gidilmiş, duruşmada hazır bulunan mağdure ve vekili bozma ilamına bir diyecekleri olmadığını beyan etmiş, iddia makamı bozmaya uyulmasını talep etmiş, sanıklar ve müdafiileri ise Yargıtay bozma ilamına karşı direnme kararı verilmesini talep etmişler, mahkememizce sanıklar hakkında daha önce verilen hükümlerin usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varıldığından direnme kararı verilmiştir.

....

Sanıkların savunması, mağdure ve müşteki anlatımları, adli raporlar, OMÜ raporları, TİB kayıtları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;

Olay tarihi olan 16 Temmuz 2011 günü akşam saatlerinde sanık ...'un mağdur sanık ...'yu arayarak viski içmek üzere çağırdığı, ...'un bunu kabul etmesi üzerine sanık İsa'nın ...'u Terme ilçesinden Şahin marka araç ile alarak birlikte ... isimli işyerinin arka tarafındaki sanık İsa'nın kayığının bağlı olduğu sahil kenarına gittikleri, burada sanık ...'un Nissan marka aracı ile onları beklediği, sanık ...'ın ...'u bu araca çağırdığı, ...'un gittiği, şoför koltuğunun yanındaki koltuğa oturduğu, bu sırada sanık ...'ın aracın kapılarını kilitleyerek ...'a eli ile vurmaya başladığı ve '..i ara, buraya çağır' dediği, bu sırada İsa'nın ise dışarıda içki içip onları izlediği, devamında ise İsa'nın ...'a kapının camını açtırtıp İsa'nın da ...'a vurmaya başladığı, ...'ın, ...'un elinden cep telefonunu alıp '...'i ara, yoksa burada seni öldürürüz, elini kolunu kırarız' şeklinde tehdit ettikleri, bunun üzerine sanık ...'un telefonla ...'i aradığı, telefonun hoparlörünü açık tuttuğu, sanık ...'un telefonla ...'i arayarak görüşmeleri gerektiğini söylediği, ...'in ise Fatsa'da olduğunu, gelince arayacağını söylediği, bu şekilde telefonun kapandığı, sanıklar İsa ve ...'ın ...'u bu şekilde tuttukları, bir süre sonra gece vakti ...'in ...'u aradığı ve geleceğini söylediği, sanık ... ile ...'un Nissan marka araç ile ...'i İkizce yol kavşağından aldıkları ve sahilde bulundukları aynı yere geldikleri, İsa'nın ise onları orada beklediği, araç park edince sanık ...'ın ...'a arka tarafta oturan ...'in yanına geçmesini söylediği ve ...'in üzerindeki buluzu zorla yırttığı ve soyunmasını istediği, sonrasında ...'ın ...'a hitaben 'Sen bu kızla birlikte olacaksın' dediği, ...'un önce kabul etmediği, bunun üzerine ...'ın ...'a yumrukla vurmaya başladığı, bunun üzerine mağdurenin 'Tamam, ne yapacaksan yap, yeter ki buradan kurtulalım' diyerek alt taraftaki kıyafetini de çıkardığı ve sanık ...'u kendisine doğru çektiği, cinsel organına dokunarak sertleşmesini sağladığı, ...'un cinsel organını mağdurenin cinsel organına soktuğu, bu sırada sanık ...'ın cep telefonu ile her ikisinin çıplak halde ve ilişki sırasında fotoğraflarını çektiği, sanık ...'un dışarıya boşaldığı, sonrasında kıyafetlerini giydikleri, daha sonra sanık ...'ın mağdureyi dışarı çıkararak mağdurenin isteği dışında organ sokmak suretiyle mağdureye karşı cinselistismarda bulunduğu, daha sonra sanık ...'ın Nissan marka araçla ...'u anayol kenarına kadar götürüp geri olay yerine döndüğü, mağdurenin diğer sanıklarla birlikte orada kaldığı ve sanık ...'dan çektiği fotoğrafları silmesini istediği, sanık ...'ın ise kardeşi Fatih'i kastederek 'Fatih'ten ayrılacaksın, yoksa fotoğrafları hem Fatih'e hem de ailene gösteririm' diyerek fotoğrafları silmediği, gece yarısına doğru sanık İsa'nın aracı ile mağdureyi evine bıraktığı, ilk günlerde mağdurenin kendisine yapılan şantajın da etkisi ile şikayette bulunmadığı, 2011 yılı Eylül ayı başlarında mağdurenin şikayette bulunduğu, olayın bu şekilde resmiyete intikal ettiği, olayın bu şekilde geliştiği, oluşun böyle olduğu mahkememizce kabul edilmiştir.

Mağdurenin soruşturma aşamasındaki beyanı ile mahkememizdeki beyanı arasında farklılıklar bulunduğu, yine sanık ...'un soruşturma aşamasındaki savunması ile mahkememizdeki savunması arasında kısmi farklılıklar bulunduğu anlaşılmakla; diğer sanıkların cezadan kurtulmalarına yönelik olarak ifade değişikliklerinin yapıldığı değerlendirilmiş, ancak suçun sübutuna yönelik mahkememizde oluşan kanaat yönünden göz önünde bulundurulmuştur.

Mağdur sanık ...'un olay gecesi kendisinde oluşan yaraların etkisi ile Terme Devlet Hastanesine başvurduğu, ancak kendisine yapılan olayı farklı anlattığı, merdivenden düştüğünü söylediği, sanık ...'un o gece acil serviste tedavisinin yapılarak taburcu edildiği, sol göz çevresinde ödem bulunduğu, vücudunun çeşitli yerlerinde darp izleri bulunduğu anlaşılmıştır.

Sanık ...'nun, kullandığı 0543 688 34 .. nolu cep telefonu ile olay günü mağdure ile görüşme yaptığı, bu görüşme kaydının sanık ... ile mağdurenin anlatımını doğruladığı belirlenmiştir.

Olaydan sonra sanık ...'a ait Nokia E72 marka cep telefonuna ait hafıza kartındaki silinmiş görüntülerin bilgisayar programı yardımı ile hafıza kartına geri yüklenmesi sonucunda mağdure ve sanık ...'un anlatımına uygun bir şekilde cinsel ilişki sırasında çekilen fotoğraflar elde edilerek dosya içerisine alınmıştır.

OMÜ tarafından düzenlenen 08.09.2011 tarihli raporda mağdurenin bakire olmadığına dair rapor verildiği bildirilmiştir.

OMÜ tarafından düzenlenen 07.02.2012 tarihli raporda mağdurenin depresif bozukluk ve travma sonrası stres bozukluğu nedeniyle ruh sağlığının bozulduğu bildirilmiştir.

Mağdur sanık ...'nun başından beri birbirine uygunluk gösteren anlatımı, olay gecesi hastaneye başvurmuş olması, olayın gelişimine dair mağdure...in sanık ....'un anlatımını destekleyen beyanları birlikte değerlendirildiğinde; sanıklar İsa ve ...'ın, ... Tesislerinin arka tarafında bulunan sahilde sanık ...'a ait araç içinde ön sağ koltukta oturan mağdur sanık ...'u orada zorla tuttukları, aracın kapılarını kilitledikleri, her ikisinin de mağdur sanığa yumrukla vurarak darp ettikleri ve mağdure ...'i aramaya zorladıkları, bu şekilde sanıkların müşterek eylem ve irade birliği içerisinde mağdur sanık ...'a karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işledikleri sabit görülerek cezalandırılmalarına karar verilmiş, suçun birden fazla kişi tarafından işlendiğinden cezada artırım yapılmış, ancak suçun mağdur sanığa karşı cinsel amaçla işlenmediği anlaşıldığından TCK'nun 109/5. maddesinde yer alan artırım hükmü uygulanmamıştır.

Mağdurenin aşamalarda sanık ...'un kendisine karşı yaptığını iddia ettiği eylemlere ilişkin birbirine uygunluk gösteren anlatımı, sanık ...'nun sanık ...'un eylemine yönelik aşamalarda uygunluk gösteren anlatımı, sanık ...'un aynı gece Terme Devlet Hastanesine yaralanması nedeniyle başvuruda bulunması, Terme Devlet Hastanesinin bu konu ile ilgili muayene kayıtları, sanık ...'un cep telefonu hafıza kartından elde edilen fotoğraflar ve mağdurenin ruh sağlığının bozulduğuna ilişkin OMÜ raporu birlikte değerlendirildiğinde; olay gecesi sanık ...'ın kendisine ait Nissan marka aracın arka koltuğunda mağdurenin elbiselerini yırtıp mağdureyi darp ettikten sonra sanık ...'u mağdure ile ilişkiye girmeye zorladığı, sanık ...'un kabul etmemesi üzerine sanık ...'a da yumrukla vurduğu, mağdurenin sanık ...'ın elinden kurtulmak için sanık ...'a ilişkiye girmeleri yönünde beyanda bulunup sanık ...'u üzerine doğru çekip cinsel organını sertleştirdiği ve sanık ...'un ve mağdurenin sanık ...'ın cebir ve şiddeti altında organ sokmak suretiyle ilişkiye girdikleri, bu eylemden TCK'nun 28. maddesinde de belirtildiği üzere sanık ...'ın asli fail olarak sorumlu olduğu, daha sonra sanık ...'ın mağdure ile aracın dışında kendisinin de organ sokmak suretiyle ilişkiye girdiği, mağdurenin bu ilişkiye rızasının bulunmadığı ancak sanık ...'ın cebir kullanması nedeniyle bir şey diyemediği, bu şekilde sanık ...'un mağdureye karşı ruh sağlığını bozacak şekilde zincirleme nitelikli cinsel istismar suçunu işlediği sabit görülerek cezalandırılması yoluna gidilmiştir.

Sanık ...'ın araç içerisinde cinsel ilişki sırasında ... ile mağdurenin fotoğraflarını çekip bu fotoğrafları yayınlayacağını, başkalarına göstereceğini söylemek suretiyle şantaj suçunu işlediği de sabit görülerek cezalandırılması yoluna gidilmiş, suçun işlenişindeki özellikler nazara alınarak teşdiden uygulama yapılmış, bir fiil ile birden fazla kişiye karşı eylem gerçekleştiğinden tek bir şantaj suçunun olduğu kanaatine varılarak her iki mağdura karşı zincirleme şantaj suçundan uygulama yapılmış, sanık ...'ın daha önce sabıkasının olmaması ve ceza miktarı nazara alınarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.

Sanık ... hakkında mağdureye karşı cinsel istismar suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de, sanık ...'un mağdureye karşı cinsel istismar eylemini gerçekleştirme kastının bulunmadığı, olayın gelişimine bakıldığında akşam saatlerinden beri sanık ...'ın ve başlangıçta sanık İsa'nın kendisine karşı gerçekleştirdikleri darp ve hürriyetinden yoksun kılma eylemlerinden sonra ...'in olay yerine gelmesini müteakip araç içerisinde ...'e ve kendisine yönelik tehdit ve darp eylemlerinin etkisi ile olay yerinin sahilde ve ıssız bir yer olmasının da doğurduğu etki ile ve nihayetinde mağdurenin 'Yap da kurtulalım' şeklindeki isteğinin sonucu olarak mağdure ile ilişkiye girdiği, bu eylemden dolayı sanık ...'un sorumlu tutulamayacağı, TCK'nun 28. maddesinde yer alan 'Karşı koyamayacağı veya kurtulamayacağı cebir ve şiddet veya muhakkak ve ağır bir korkutma veya tehdit sonucu suç işleyen kimseye ceza verilmez. Bu gibi hallerde cebir ve şiddet, korkutma ve tehdidi kullanan kişi suçun faili sayılır' hükmü gereğince uygulama yapılması gerektiği, TCK'nun 28. maddesinde yer alan mecburiyet halinin varlığı için cebir veya tehditle zarar gören hukuki değer ile bu cebir veya tehdidin etkisinde gerçekleştirilen haksızlığın ilişkin olduğu hukuki değer arasında yapılan mukayeseli değerlendirmede tercihin birinci lehine olması gerektiği, olayımızda da sanık ...'un tenha sayılabilecek bir yerde kendisine karşı gerçekleştirilen darp ve tehdit eylemlerinin kendisinde oluşturduğu korku ve acının etkisi ile ve mağdurenin de iknası ile mağdurenin cinsel dokunulmazlığına yönelik hukuki değerine zarar verildiği, sanık ...'un hukuki durumunun TCK'nun 28. maddesine uyduğu sabit görülerek sanık ... hakkında cinsel istismar suçundan ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir.

Sanık ... hakkında mağdureye karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve tehdit suçundan cezalandırılması istemiyle de dava açılmış ise de, mağdurenin yargılama aşamasında kendisine karşı tehdit içeren bir eylemden bahsetmediği, şantaj eylemine yönelik sözlerden bahsettiği, ayrıca mağdurenin olay yerine kendi isteğiyle geldiği, olay tarihi itibariyle 15 yaşından büyük olduğu, rızasının hukuken geçerli olduğu, araç içerisinde ve araç dışında kendisine karşı cinsel istismar suçunun işlenmesi sırasında orada tutulmasının cinsel istismar suçunun unsurları arasında değerlendirilebileceği, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun oluşmayacağı, keza eylemden sonra zorla olay yerinde tutulduğuna yönelik bir delil bulunmadığı, bu duruma göre sanık ...'un bu suçları işlediğine yönelik cezalandırılmasına yeter delil bulunmadığı kanaatine varılarak beraatine karar verilmiştir.

Sanık ... hakkında mağdure...'e karşı cinsel istismar ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ile tehdit suçlarından cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de, sanığın üzerine atılı bu eylemlerle ilgili mağdure ve sanık ...'un hazırlık ifadelerinden farklı olarak sanık lehine beyanda bulundukları, mağdure...olay yerine geldikten sonra sanık İsa'nın sahilde bir köşede içki içtiğinin beyan edildiği, sanık İsa içki içerken ayrı bir yerde Nissan marka araç içerisinde diğer eylemlerin gerçekleştiği, sanık İsa'nın araç içerisinde ve araçtan çıktıktan sonra sanık ... tarafından gerçekleştirilen eylemlere bilinçli olarak katıldığına, yardım ettiğine yönelik sanığın cezalandırılmasına yeter delil bulunmadığı, beyanlar arasındaki çelişki nedeniyle sanığın durumunun şüphe arzettiği kanaatine varıldığından sanığın bu suçlardan beraatine karar verilmiştir.

Sanık ... hakkında ayrıca mağdureye karşı mala zarar verme suçundan kamu davası açılmış ise de, bu suçun şikayete bağlı olduğu, mağdurenin de yargılama aşamasında şikayetinden vazgeçtiği anlaşıldığından sanık hakkındaki kamu davasının düşmesine karar verilmiştir.

Sanık ...'un kullanımında olan ve cinsel istismar eyleminin içinde gerçekleştiği .... plaka sayılı Nissan marka aracın müsaderesine karar verilmesi talep edilmiş ise de, aracın müsaderesine yönelik şartların oluşmadığı, aracın 'suçun işlenmesinde kullanılan eşya' niteliğinde bulunmadığı, eşyanın 'suçun işlenmesine tahsis edilen' durumunda kabul edilebilmesi için ise suça konu aracın devamlı cinsel istismar suçunun işlenmesine tahsis edilen bir eşya niteliğinde bulunması gerektiği, halbuki dosyamıza konu olan olayda, olayın gelişimi itibariyle suça konu aracın kullanıldığı, münhasıran aracın bu iş için özgülendiğine dair delil bulunmadığı anlaşıldığından aracın iadesine karar verilmiştir" gerekçesiyle direnerek önceki hükümdeki gibi mağdure ...’a yönelik olarak sanık ...’un çocuğun nitelikli cinsel istismarı, sanık ...’un ise kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraatlerine karar vermiştir.

Bu hükmün de Cumhuriyet savcısı ve mağdure vekili tarafından tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay C.Başsavcılığının 11.01.2014 gün ve 381130 sayılı “bozma” istekli tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

Sanık ... hakkında mağdure ...'a yönelik çocukların cinsel istismarı ve şikâyetçi sanık....'ya yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, sanık ... hakkında şikâyetçi sanık ...'ya yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan mahkûmiyet ve şikâyetçi sanık .... hakkında mağdure ...'a yönelik çocukların cinsel istismarı suçundan ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin hükümler Özel Dairece onanmak, sanık ... hakkında mağdure ...'a yönelik mala zarar verme suçundan şikâyetten vazgeçme nedeniyle kamu davasının düşmesi, sanık ... hakkında mağdure ...'a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan beraat hükümleri temyiz edilmeksizin, sanık ... hakkında mağdure ... ve şikâyetçi sanık ...'ya yönelik şantaj suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı da itiraz edilmeksizin kesinleşmiş olup direnmenin kapsamına göre mağdure ...’a yönelik olarak sanık ...’un çocuğun nitelikli cinsel istismarı, sanık ...’un ise kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan beraat hükümleri ile sınırlı olarak mümeyyiz olan mağdurenin kovuşturma aşamasında şikâyetinden vazgeçmesi, gerek kendisinin gerekse de adına herhangi bir temsilcisinin usulüne uygun biçimde başvuruda bulunarak katılan sıfatını kazanmaması nedeniyle baro tarafından görevlendirilen vekilinin hükmü temyize hakkı bulunmadığından, temyiz talebinin 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 317. maddesi uyarınca reddine karar verilerek Cumhuriyet savcısının temyizine hasren inceleme yapılmıştır.

Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; mağdure ...’a yönelik olarak sanık ...’un çocuğun nitelikli cinsel istismarı, sanık ...’un ise kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de; Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca direnme hükmü kurulurken hazır bulunan sanıklara son sözlerinin sorulmaması suretiyle savunma haklarının sınırlanıp sınırlanmadığı ve direnme hükmünün yasal ve yeterli gerekçeyi taşıyıp taşımadığı hususlarının öncelikle değerlendirilmesi gerekmektedir.

İncelenen dosya kapsamından;

Yerel mahkemece bozmadan sonra yapılan yargılamada Cumhuriyet savcısının bozma ilamına ilişkin görüşünü açıklamasından sonra yargılamanın bitirilerek hazır bulunan sanıklara son sözleri sorulmadan ve yargılama süreci ile ilgili bilgi verilip sadece önceki kararın usul ve yasaya uygun olduğu belirtilmekle yetinilerek bozma kararına niçin uyulmadığı açıklanmadan kesinleşen hükümleri de kapsayacak biçimde ilk hükümde gösterilenler ile tamamen aynı gerekçeyle direnme kararı verildiği anlaşılmaktadır.

1412 sayılı CMUK’nun 251. maddesine benzer düzenlemeler içeren 5271 sayılı CMK’nun 216. maddesinin son fıkrasında; “Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir” düzenlemesi yer almaktadır. Bu hüküm gereğince katılmış olduğu takdirde son söz mutlaka sanığa verilerek duruşma bitirilecektir. Ceza Genel Kurulunun 03.03.2015 gün-170-20; 03.06.2014 gün ve 1207-309; 29.01.2013 gün ve 1406-30; 28.04.2009 gün ve 77-111; 29.01.2008 gün ve 193-7; 04.12.2007 gün ve 246-261; 25.04.2006 gün ve 3-124 ile 06.07.2004 gün ve 138-159; sayılı kararlarında da belirtildiği üzere; savunma hakkı ile yakından ilgili bulunan bu usul kuralı emredici nitelikte olup, uyulmaması kanuna mutlak aykırılık oluşturmaktadır. Ceza muhakemesinde sanığın en önemli hakkı savunma hakkı olup, hazır olduğu oturumda son söz sanığa verilmeden hüküm kurulması savunma hakkının sınırlanması sonucunu doğurmaktadır.

Temyiz merciince verilen bozma kararlarından sonra ilk derece mahkemelerince yargılamaya devam olunduğunda dava henüz sonuçlanmamış bulunduğundan, ilk defa hüküm kurulurken “son sözün sanığa verilmesi” kuralı, bozmadan sonra başlayan yargılamada da kamu davasının kesintisizlik ve süreklilik ilkesinin doğal sonucu olarak aynen geçerlidir. Kovuşturmanın sona erdirilmesi ve hükmün tesis ve tefhimine geçilmesi öncesinde, son konuşan tarafın hazır bulunan sanık olması gerektiği şeklinde anlaşılması gereken “en son sözün sanığa verilmesi" kuralına uyulmaması, bu durumlarda da 5271 sayılı CMK'nun 216. maddesinin 3. fıkrasına aykırılık oluşturacaktır.

Nitekim öğretide; "Son söz sanığındır. Son sözün sanığa verilmesi, müdafaa bakımından çok önemlidir. Bunun içindir ki son sözün hazır bulunan sanığa verilmemesi mutlak temyiz sebebi (hukuka kesin aykırılık) ve dolayısıyla bozma sebebi sayılmaktadır" (Nurullah Kunter, ..... Ceza Muhakemesi Hukuku, 18. Bası, Beta Yayınları, İstanbul 2014, s. 1484); "Hüküm (karar) safhasına geçmeden önce son söz hazır bulunan sanığa verilmek zorundadır. Bu hüküm (CMK'nun 216/3) silahların eşitliği ve suçsuzluk karinesi ilkelerinin bir gereği olarak düzenlenmiş ve uyulması zorunlu emredici bir hükümdür... Son söz hakkının sanığa verilmesi, bozmadan sonraki yargılamada da uyulması zorunlu bir usul kuralıdır." (Yener Ünver, Hakan Hakeri, Ceza Muhakemesi Hukuku, 7. Bası, Adalet Yayınevi, Ankara 2013, cilt: 2, s. 146 ve 149) şeklinde görüşler ileri sürülmek suretiyle, duruşmada hazır bulunan sanığa mutlaka son sözün verilmesi gerektiği düşüncesi ittifakla benimsenmiştir.

Öte yandan Ceza Genel Kurulunun yerleşmiş uygulamalarına göre de, bir karar bozulmakla tamamen ortadan kalkacağından, yerel mahkeme tarafından CMK’nun 34, 230 ve 232. maddeleri uyarınca yeniden usulüne uygun olarak hüküm kurulması, bunun yanında direnmeye ilişkin gerekçenin de gösterilmesi gerekmektedir.

Bu açıklamalar ışığında ön sorunların değerlendirilmesinde;

Bozmadan sonra yapılan yargılamada Cumhuriyet savcısının bozma ilamına ilişkin görüşünü açıklamasından sonra yargılamanın bitirilerek hükmün tefhim edildiği göz önüne alındığında, hazır bulunan sanıklara son sözlerinin verilmemesi 5271 sayılı CMK'nun 216/3. maddesine aykırılık oluşturduğundan, savunma hakkının sınırlanması sonucunu doğuran bu usule aykırılık nedeniyle yerel mahkeme direnme kararında isabet bulunmamaktadır.

Diğer taraftan yerel mahkemece, bozulmakla ortadan kalkan eski hükümde direnilmesine karar verildikten sonra, bozma kararına niçin uyulmadığı açıklanmadan kesinleşen suçları da kapsayacak biçimde ilk hükümde gösterilenler ile tamamen aynı gerekçeyle direnme kararı verilmesi de usul ve kanuna aykırıdır.

Bu itibarla, yerel mahkeme direnme hükmünün, saptanan bu usuli nedenlerden dolayı sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmedir.

SONUÇ:

Açıklanan nedenlerle;

1- Ağır Ceza Mahkemesinin 25.09.2013 gün ve 152-176 sayılı direnme hükmünün, hazır bulunan sanıklara son sözlerinin verilmemesi ve usul ve kanuna uygun olarak direnme gerekçeleri gösterilmeden karar verilmesi isabetsizliklerinden sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,

2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.02.2016 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.

 

Son Güncelleme: 31.03.2016 14:10
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177