11 Mart 2014 Salı 00:13
 Çelişkili tahliye kararlarındaki ağır hukuki hata

21. Ağır Ceza Mahkemesi 5 yıllık tutukluluk süresinin aşılıp aşılmadığına bakmaksızın tahliye kararları verirken  diğer ağır ceza mahkemelerinden 5 yıllık tutukluluk süresi aşılmadığı gerekçesi ile bazı tutukluların tahliye talepleri ret edildi.. Bu çelişki bir çok hukukçu tarafından anlaşılamadı..

Mahkemelerin tahliye kararlarındaki çelişkinin nedeni nedir?

Konu 6216 sayılı yasanın 47/5 maddesinin lafzı ile ele alınırsa yanılgıya düşülür. 47/5 e göre Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapılabilmesinin ilk koşulu kanun yollarının tüketilmiş olmasıdır.

Peki, İlker Başbuğ kararında kanun yolları tüketilmiş midir?

Bu sorunun açık cevabı hayır tüketilmemiştir olacaktır.

O zaman Anayasa Mahkemesi İlker Başbuğ’un bireysel başvurusunu neden kabul etti?

47/5 in 2. Koşulu süredir. Maddeye göre başvuru süresi kanun yollarının tüketilmesinden itibaren 1 aydır?

İlker Başbuğ’un bireysel başvurusunda bu iki koşul da gerçekleşmemiştir. 6216 sayılı kanunda bu konuda 47/5 den başka bir düzenleme yoktur.

Bu durumda Anayasa Mahkemesi neden İlker Başbuğ kararında kabul edilebilirlik kararı verdi ve esasa girerek esas hakkında karar verdi?

Hukukçular ve hakimler bu sorularını cevabını vermeden kararı tartışmaktadırlar, bu bizce ciddi bir hatadır. Mahkemeler bu soruları doğru cevabını vermeden bir mahkeme 5 yıllık tutukluluk süresine bakmadan tahliye kararları verirken diğer mahkeme 5 yıllık tutukluluk süresi aşılmamıştır diye tahliye taleplerini ret etti

Peki ,işin doğrusu nedir? Anayasa Mahkemesi’nin kabul edilebilirlik kararı vermesi ve esasa girerek başvuruyu sonuçlandırmasının hukuki dayanağı nedir?

Kanun yollarının şeklen tükenmesi ne zaman aranmaz?

İki halde kanun yollarının tükenmesi koşulu aranmaz:

1-      1-Etkili bir kanun yolu yoksa kanun yollarlı bitmiş addedilir.

2-    Başvuru konusunun önemli olması ve benzer birçok konuyu aydınlatacak olması halinde yine kanun yollarının bittiği kabul edilir.

Bu iki istisna AİHM’in içtihatları ve uygulamalarına dayanmaktadır, 6216 sayılı yasada bu konuda bir düzenleme yoktur.

Anayasa Mahkemesi’nin İlker Başbuğ’un başvurusunu kabul edip esas hakkında karar vermesi bu iki koşula birden dayanmaktadır.

Şeklen kanun yollarının bitmesinden ne anlaşılır?

6216 sayılı yasanın 47/5. maddesine göre mahkeme kararının Yargıtay denetiminden geçip kesinleşmesi ile kanun yolları tükenmiş olacaktır. Oysa Ergenekon davasında böyle bir durum yoktur.

Buradan çıkacak önemli sonuç şudur:

Anayasa Mahkemesi Ergenekon davasında etkili bir kanun yolu olmadığı sonucuna varmıştır. Bu nedenlerle Ergenekon kararı Yargıtay’a gidip kesinleşmiş olsa bile AYM büyük olasılılıkla hak ihlali vardır kararı verecektir ve bu karar doğrultusunda kararı veren mahkeme yeniden yargılama yaparak hak ihlalini ortadan kaldırmak zorunda kalacaktır.

6216 sayılı yasanın 50/2. Maddesi “Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.” demektedir.

Balyoz davasında yeniden yargılama bu düzenlemeye göre mümkün olabilir.

 

 Rahmi Ofluoğlu(Hukukçu)

Son Güncelleme: 11.03.2014 00:46
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177