12 Nisan 2012 Perşembe 08:03
Bilgisayarlarda kayıtlı olan her şeyi yok edin

Deniz Feneri e.V İddianamesi’nde sanıkların aralarındaki ilişkinin örgütsel değil, işten kaynaklandığı savunulsa da, teknik takipte şüphelilerin, soruşturma kapsamında yapılacak olan aramalardan önceden haberdar edildikleri anlaşılıyor. Kayıtlara geçen sanıkların konuşmalarında, aramalar öncesi delillerin bulunduğu kurum bilgisayarlarının harddisklerinin sıfırlandığı belirlendi.

Ankara Cumhuriyet Savcıları tarafından hazırlanan Deniz Feneri e.V İddianamesi’nde “delil yok” denilerek takipsizlik verilen “örgüt” iddiasında, telefon kayıtları ve ifadeler aramaların önceden haber verildiğini ortaya koyuyor. İddianamenin hazırlanmasının ardından, aramaların önceden haber verildiği konusunda hem telefon hem de verilen ifadede yeni detaylar ortaya çıktı.

Yapılan incelemede, İçişleri Bakanı’nın Koruma Müdürü Ali Karabağ, 14 Ekim 2009, saat 22.19’de aradığı Kırıkkale Belediye Başkanı Veli Korkmaz’ın aynı gece 22.22’de şüphelilerden Mustafa Çelik’le telefonda konuştuğu kayıtlara geçti. Telefon çözümlemelerinde, Çelik’in Korkmaz ile görüşmesinden sonra aynı gece 22.43’te şüphelilerden İsmail Karahan’ı arayarak yanına uğramasını istediği tesbit edildi.

Harddisk sitemi

Karahan, 17 Ekim 2009’da Ayşenur Sezgün ile arasında geçen görüşmede ise kurum bilgisayarlarının harddisklerinin sıfırlanmamasından yakınılıyor. O görüşme kaydı şöyle:

A.S: Niye bizim serverlarımızı, harddisklerimizi sıfırlamadın da kendilerinizkini yaptınız, bizi niye düşünmediniz

İ. K: Neyiniz vardı, hayırdır

A.S: Birçok şey vardı. İşte hesaplar vardı, elden gelen maaşlar vardı. Beyoğlu’na. Zahid Bey, başkan amcamız geldiğinde benim bilgisayarımdan yazılar yazmıştı. Bazı dökümler almıştık. Onları geri dönüşüm klasöründe sildi. Fakat harddiskler sıfırlanmadığı için şimdi hepsi ortaya dökülecek.

İ. K: Dökülsün yaa yapacak bir şey yok. Yanlış işler ile uğraşmadıysanız mesele yok, neyse kalanları sonra konuşalım”

Arama bilgisi itirafta

Savcılık sorgusunda aramalardan önceden haberdar olduklarını Karahan şu şekilde itiraf ediyor: “İstanbul’daki işyerlerimizde yapılan aramadan hemen birkaç gün önce Mustafa Çelik beni telefonla arayarak, yüz yüze görüşmemiz gerektiğini söyledi. Biraraya geldiğimizde işyerlerinde arama yapılacağını duyduğunu, bu nedenle izne ayrılmamamı, belki işyerinde bazı bilgelere ihtiyaç duyulabileceğini, bunları kendilerinin cevaplamayabileceğini söyledi. Arama yapılacağını öğrendikten sonra bazı personelimizin işten ayrılmamasını istedim. Çelik, bana arama yapılacağını söyledikten sonra Zekeriya Bey’e de aynı bilgiyi vermiş. Zira ertesi gün üçümüz biraraya gelerek konuştuk, bu konuşmaya göre arama yapılacağından Zekeriya Bey’in de bilgisi olduğu anlaşılıyordu.

Zekât parasıyla gemi alındı

Teknik takip tutanağında yer alan bir mesajda ise ilginç bir olay ortaya çıktı. Tutanakta, Zeynep Kuzucu’nun Almanya Deniz Feneri e.V adına satın alınan Haliç isimli geminin alınış şekline istinaden 26.05.2010-11.15.59’da Karahan’a gönderdiği SMS’de “Nasılsın zekât parasıyla gemi alan adam” ifadesi dikkat çekti.

Deniz Feneri soruşturması kapsamında gözaltına alınıp 11 Temmuz 2011’de hâkim karşısına çıkan eski RTÜK Başkanı Zahid Akman ve Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman’ın da aralarında bulunduğu dört şüpheli 102 gün tutuklu kaldıktan sonra tahliye edilmişti.

‘Kayıtlı şeyleri kaldırın’

Teknik takibe Kanal 7 ’nin sekreteri ile şüphelilerden Mehmet Sıddık Balıkçı arasında 15 Ekim 2009’da saat 16.00 sıralarında yapılan telefon görüşmesi de takıldı. Kayıt dökümlerinde “X bayan” olarak geçen sekreter ile Balıkçı arasında geçen telefon görüşmesi şöyle:

X Bayan: Kusura bakmayın şey Karahan çağırdı beni yanına da... Bu Deniz Feneri davasından dolayı benim konuşmamı istedi. Onun telefonları dinleniyormuş ya. Herhalde sizin de, öyle şeyleri evde falan bi evrak varsa ya da işyerinde herhangi bi evrak bilgisayarlarda kayıtlı olan bir şeyler varsa onların hepsini ortadan kaldırmazını istiyor.

M.S.B: Öyle mi

X Bayan: Yani kendi hani kişisel muhasebe bilgileriniz, bütçeleriniz falandır çünkü şey diye büyük bir ihtimalle diyor, araştırmaya gelecekler diye akşam saat altı gibi diyor.

Bir şey yok bekliyorlarmış

16 Ekim 2009 günü saat 08.31.35’te aramanın yapıldığı Hayat Görsel Yayıncılık çalışanı Nusret Alptekin ile Zekeriya Karaman arasında yapılan telefon görüşmesinde de arama konusu geçiyor:

Z.K: Ya Nusret bekliyorum, beni arayıp gelen oldu mu

N.A: Ümit’le görüştüm, 15 dakika önce. Herhangi bir şey yokmuş ama bekliyorlarmış.

Bu telefon görüşmesinden altı dakika sonra N.A, Zekeriya Karaman’ı arayarak, “He Zekeriya bey gelmişler” diyor.

 


Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol