27 Mart 2012 Salı 07:45
Başbuğ’dan öpücükler

Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, tutuklu yargılandığı “İnternet Andıcı ve İrtica ile Mücadele Eylem Planı Davası”nın duruşması için salona geldiğinde üzerinde eski görkemli günlerinden eser bile yoktu. Koyu takım elbisesiyle girdiği duruşma salonunda, davanın tutuklu sanıklarından eski Genelkurmay 2. Başkanı Hasan Iğsız’ın gösterdiği yerde oturdu. Iğsız ne de olsa salonun düzenini bilme anlamında Başbuğ’dan daha kıdemliydi. Son derece şaşkın bir ruh haliyle salona girdi Başbuğ. Silivri’de küçük duruşma salonunda görülen davanın izleyici sıralarına el salladı önce. İzleyiciler alkışla karşılık verdiler Başbuğ’a. Bu jestin üzerine el sallayarak öpücük gönderdi salona. Bu öpücük salonda izleyicilere ulaştı ki karşılıklı mimikler, tebessümler oluştu yüzlerde. Sonra yine eliyle boş ver işareti yaptı halini soran tanıdıklarına. Ve sakin bir şekilde sanık sırasına oturdu.

Davanın 57. duruşmasına ilk kez katılıyordu Başbuğ. Başbuğ’un gelmesiyle birlikte davaya yönelik ilgi de arttı. 200’ün üzerinde gelen izleyici salona sığmadığı için bir bölümü duruşmayı yan salondaki barkovizyondan izlemek zorunda kaldı. Başbuğ salona kendisini izlemeye gelen oğlu Murat ve kızı Feride ile de uzaktan da olsa hasret giderdi.

Çiçek’e uzak durdu

Tutuklu sanıklara yakın ilgi gösteren Başbuğ’un, Dursun Çiçek’e uzak durması dikkat çekti. Dursun Çiçek de yaklaşmadı karargâhta birlikte görev yaptığı Başbuğ’un yanına. Davaya ilk kez katılan Başbuğ’a kimlik bilgilerini sordu Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese. Ana adı, baba adı derken sıra kaldığı yeri söylemeye geldi. Fenerbahçe Orduevi korumalı konutlarda kaldığını söyleyen Başbuğ, yeni adresini ise Silivri Cezaevi 5. Blok olarak söyledi. “6 ocaktan bu yana 5. blokta kalıyorum” diye adres verdi başkana. Aylık gelirini yedi bin lira olarak söyledi, ayrıca kira geliri olduğunu da beyan etti heyete. Duruşmayı izleyenler arasında 28 Şubat darbesinin sembolü haline gelen Ankara Sincan’da tankları yürüten eski Kara Kuvvetleri Komutanı Erdal Ceylanoğlu da vardı. Yine 28 Şubat darbesinin MGK Genel Sekreteri ve 2. Ergenekon Davası’nın tutuksuz sanıklarından Tuncer Kılınç da duruşmanın izleyici sıralarında yerini almıştı.

Yüce Divan talebi reddedildi

Emekli Orgeneral Başbuğ ile ilgili ek iddianamenin okunmasından önce söz alan avukatı İlkay Sezer, itirazı olduğunu söyledi. Avukat Sezer itirazını iki nokta üzerinde yaptı. Birincisi Başbuğ’un suçlamaya konu olan andıç sitelerinin oluşturulduğu dönemde Genel Kurmay Başkanı olması sebebiyle askerî suç sayılması ve yüce divanda yargılanması gerektiğiydi. Sezer’e göre, mahkemenin Başbuğ’la ilgili görevsizlik kararı vermesi ve dosyayı anayasa mahkemesine göndermesi gerekiyordu. Avukatın ikinci itirazı ise görevin işlendiği yer ile ilgiliydi. Genelkurmay Karargâhı Ankara’da olduğu için yer itibariyle davanın Ankara Özel Yetkili Mahkeme’ye gönderilmesini talep etti. Avukatın talebi üzerine kısa bir mütalaa veren savcı Mehmet Ali Pekgüzel her iki talebinde reddedilmesi yönünde görüş bildirdi. Bunun üzerine mahkeme heyeti duruşmaya 45 dakika süreyle ara verdi. Duruşma salonunda kalan sanıklar ve Başbuğ arayı fırsat bilip yakınlarıyla uzaktan da olsa bol bol hasret giderip, konuştular.

Aradan sonra Mahkeme Başkanı, avukat Sezer’in her iki talebini de reddetti. Birinci talebin reddine gerekçe olarak, işlenen suçuna askerî bir suç değil, devlete karşı işlenen suçlar kapsamında olduğunu belirtti başkan. Ayrıca Başbuğ’un Yüce Divan’da yargılanmak için yaptığı başvurunun Yargıtay tarafından reddedilmesini de gerekçeler arasında gösterdi. Davanın Ankara’da görülmesini ise sanıklarla aynı mahkemede görülen Ergenekon sanıkları arasında ilişki olduğuna dair kuvvetli şüphelerin bulunduğuna karar verdi heyet. Bu nedenle davanın aynı mahkemede görülmeye devam edilmesine hükmetti. Mahkemenin verdiği ara karardan sonra Başbuğ için hazırlanan 39 sayfalık ek iddianamenin okunmasına savcılar tarafından başlandı.

Tedirgin ve hüzünlüydü

Duruşma sırasında Iğsız’ın yanında oturan, aralarda kalkıp yakınlarına, arkadaşlarına bakıp iletişim kurmaya çalışan Başbuğ’u izledim sürekli. Aklıma Trabzon’da Oruç Reis Firkateyni’nde yumruğunu sıkan kudretli ve öfkeli paşa geldi. Yanında komutanları üzerinde bol yıldızlı elbisesi vardı. Aradan uzun sayılmayan bir süre geçti. Aynı Başbuğ, bu kez koyu takım elbisesiyle mevcut iktidarı devirmek için internet andıcı sitelerini kurmak ve yönetmekle suçlanıyor. Yüzünde öfke yoktu bu kez. Özellikle salona ilk girdiğinde tedirgin bir hali vardı. Kendisini alkışlayan izleyicilere bile ilk anda nasıl bir tepki vereceğini bilemedi. Hüzünlüydü gözleri...

taraf
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177