Rahmi
Rahmi
23 Nisan 2015 Perşembe 11:52
Avukat Umut Kılıç'ın tutuklanmasına tepki: ‘Faşist’ sözü Erdoğan’a değil
 

AFYONKARAHİRSAR Barosu’na kayıtlı Avukat Umut Kılıç’ın, hâkim ve savcılık sınavında söylediği sözler nedeniyle Cumhurbaşkanına hakaret suçundan tutuklanması, yargı dünyasında sert tepkilere ve protestolara neden oldu. Kılıç’ın savcılık ifadesi ve Adalet Bakanlığı’nın bürokratlarının tuttuğu tutanakta ise iddia edildiği gibi “Hepiniz faşist Erdoğan’ın ve sistemin adamlarısınız” sözlerinin bulunmadığı, “Faşist Ak Parti, hırsız, katil Recep Erdoğan” ifadesini kullandığı yer aldı. 

Adalet Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Selahattin Menteş’in de aralarında bulunduğu, bakanlık bürokratlarının 21 Nisan 2015 tarihli tutanağına göre, Kılıç’ın tutuklanmasına yol açan olay özetle şöyle gelişti: 
“1169 sıra nolu hâkim adayı Umut Kılıç mülakatı yapılmak üzere salona alındığında, kimliği hakkında bilgi vermeyeceğini, zaten bilgilerinin komisyonun elinde olduğunu söyleyerek, kendisini tanıtması tekrar söylenmesine rağmen kendisinin mağdur olduğunu, daha önce yüksek puanla yazılı yarışma sınavını kazanmasına rağmen elendiğini belirtti.

‘FAŞİST’ SÖZÜ AK PARTİ’YE

Mülakat komisyonu olarak bizlere, mevcut sistemin işbirlikçisi olduğumuz, ‘faşist AK Parti’ iktidarının uşakları olduğumuz yönünde hakaretlerde bulunması üzerine mülakat salonundan çıkması, böyle konuşmaya devam etmesi halinde polis çağrılacağı ifade edilmesine rağmen aynı şekilde konuşmaya devam ederek, ‘sizler busunuz polislerle susturursunuz, susmayacağım sizler iktidarın işbirlikçisiniz, emek hırsızsınız’ şeklinde hakaretlere devam ettiği, salona polis çağrılıp şahıs dışarı çıkarılırken ‘hırsız, katil Recep Tayyip Erdoğan’ şeklinde slogan attığı duyulmuş olup, şahıs hakkında Sayın Cumhurbaşkanına ve mülakat görevini yapan komisyona hakaret eylemlerinden dolayı iş bu tutanak tanzim edilmek suretiyle görevli polis memurlarına intikal ettirilmiştir.”

‘BENİ MAĞDUR ETTİKLERİNİ SÖYLEDİM’

Kılıç, savcılık ifadesinde ise tutanaktaki bazı bölümleri kabul etmediğini belirterek, “Kimliğimi söylemedim ve mülakatta bulananlara karşı ‘siz emperyalizmin uşağı olan AK Parti’nin içinden geliyorsunuz, hükümetin adamlarısınız’ dedim. Bunu da Adalet Bakanlığı’nda memur oldukları için söyledim. Sesimi de yükseltince ‘hakaret etme’ tarzında uyarı aldım. Onlara hakaret etmediğimi, sadece eleştirdiğimi, beni mağdur ettiklerini, hayatımı engellediklerini söyledim. Dışarı çıkarken de ‘Hırsız, katil Recep Erdoğan’ diye bağırdım. Onu da Cumhurbaşkanı sıfatından dolayı söylemedim. Başbakanlığı dönemindeki icraatları nedeniyle söyledim. Ben geçen sene sınava girmiştim. Mülakatta elenmiştim. Bu düşüncelerle yeni mülakata girdiğimde bu sözleri sarf ettim. Giderken böyle bir planım yoktu.”

‘Alevi misin’ sorusu

Sincan Cezaevi’ne konulan Kılıç’ı çok sayıda meslektaşı ve siyasetçi ziyaret ederek destek oldu. Avukat Ali Haydar Hakverdi, Kılıç ile yaptığı görüşmeyi Hürriyet’e şöyle aktardı: “Yaptığı hiçbir şeyden pişman değil. Kendisine sadece kimlik bilgilerinin sorulması üzerine duruma itiraz etmiş ve kimlik bilgilerinin kendilerinde olduğunu söylemiş. Bunun üzerine heyet dışarı çıkmasını isteyince çıkmayacağını belirtmiş. Bu sırada heyetten bir üye ‘Sen Alevi misin’ diye sorunca Umut, ‘Alevi değilim, ne olduğum önemli değil. Sorduğunuz soru bile sizin taraf olduğunuzu gösteriyor. Siz beni zaten almayacaksınız çünkü yandaşsınız’ demiş.” 

Hukuksuzlukta son nokta

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu: “Biz bu işin peşini bırakmayız. Sayın hâkim, bu sözleri söyleyen bir avukat değil de bir hâkim olsaydı, aynı heves ve heyecanla tutuklama kararı verir miydin? Verdiğin karar, tutuklamanın gerekçesini anlatmıyor. Ancak doğru, sen verdiğin kararla konuşmuşsun; demişsin ki ‘Hâkimlerin, devlet büyüklerinin canını sıkan birini burnu sürtülsün diye zindana atarım’. Meslektaşımızın tutuklanmasıyla ilgili bütün hukuki yollara başvurulacaktır. Uluslararası meslek örgütlerimiz, insan hakları örgütleri, Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği de hukuksuzluğun geldiği bu son nokta hakkında bilgilendirilecektir.”

İtiraz edecek hâkim bulamadık

Aydın Baro Başkanı Gökhan Bozkurt, eylem sırasında Kılıç’ın tutukluluğuna itiraz edecek hâkim bulamadıklarını söylerken, “Mesai saatleri içinde kapılar kilitliydi. Bize bir hâkim bulması için başsavcının odasına geldik. Sonunda zor da olsa itiraz dilekçemizi verebildik” dedi.

4. Sulh Ceza’ya yürüdüler

Umut Kılıç’ın tutuklanması, Türkiye çapında baroları ayağa kaldırdı. Ankara Barosu da Kılıç’ın tutuklamasını protesto etti. Ankara Adliyesi’nde bir araya gelen çok sayıda avukat “Umut Kılıç yalnız değildir”, “Faşizme karşı omuz omuza” sloganları atarak, tutuklama kararı veren Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimi’nin odasına yürüdü. Hâkimin mesai saatleri içinde odada bulunmaması nedeniyle avukatlar, bir süre kapının önünde oturma eylemi düzenledi. Eyleme Afyonkarahisar Barosu, Aydın Barosu ve İstanbul Barosu yöneticileri de destek verdi. Hâkimin odasının kapısındaki tabelaya “Recep Tayyip”; duvarlara da “Umut Kılıç yalnız değildir”, “Bizde faşiste faşist denir” sloganları yazıldı. Tutuklama kararına itiraz dilekçesinde ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) içtihatları hatırlatılarak, Kılıç’ın ifadelerinin düşünce özgürlüğü kapsamında olduğu savunuldu.

EYLEME SORUŞTURMA

Hâkimin kapısına yazı yazılması üzerine soruşturma başlatıldı. Eylem sonrası polisler, kapının önünde parmak izi kontrolü yaptı. Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimi ise yapılan itirazı reddederek dosyayı bir üst mahkeme olan Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliği’ne gönderdi. Hâkimlik, Kılıç’ın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Kararda, tutuklama şartlarında bir değişiklik olmadığı, bu kararın kaldırılmasına sağlayacak yeni bir delil ileri sürülmediği kaydedildi.

Hâkim hukuk okusun

YARSAV Başkanı Murat Arslan: “Dünyada hakaretin suç olmaktan çıkarılması tartışılırken, alt sınırı bir yıl olan bir suçtan şablon gerekçeyle tutuklama kararı veriliyor. Ben olsam bu hâkimi tekrar hukuk fakültesinde okuturum. Verdiği karar, ceza hukukunda tutuklama ne anlama gelir, bilmediğini gösteriyor.”

Adalet adına acı verici

Yargıçlar Sendikası Başkanı Mustafa Karadağ: “Yeni Türkiye yargısında ne yazık ki tutuklamalar bir cezalandırma yöntemi olarak benimsenmiş ve kullanılmıştır. Bu tür kararlar gerçekten hukuk adına, adalet adına acı veren, insanların adalet duygularını, içlerindeki hukuka olan inançlarını inciten uygulamalar olmuştur.”
HURRİYET

Son Güncelleme: 23.04.2015 11:55
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177