banner237
Rahmi
Rahmi
12 Şubat 2018 Pazartesi 22:28
Adli Tıp FETÖ davasında 15 tahliye

İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmekte olan İstanbul Adli Tıp Kurumu Fetö yapılanması davasının bugünki duruşmasında mahkeme 15 kişinin tahliyesine karar verdi. Tahliye olanların çoğunun bylockla suçlanıyor olması dikkat çekti.

Adli Tıp Davası 38 tutuklu sanıkla başlamıştı. Son tahliyelerden sonra tutuklu sayısı yediye indi.

Tututukluluğunun devamına karar verilen İlhami Kömür'ün durumunun dikkat çekici. İlhami Kömü 19 aydır tutuklu. FETÖ üyeliğininden yargılanıyor. İlhami Kömür'de bylock yok, gazete, dergi aboneliği yok, dernek yok, sendika yok, okul yok, dershane yok. Bankasya hesabına talimatla yatan bir para olmadığı resmi belgelerle sabit. Gizli tanıklar İlhami Kömür'ün 2008-2009 yıllarında sohbet toplantılarına katıldığını iddia ediyor. Bir kısım tanık da cemaatçi olduğunu duyduk, düşünüyoruz gibi ifadeler vermişler.

Duruşma zaptının gereği düşünüldü bölümü

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ İSTEMGİBİ:

1-a)Sanıklar A A,H D, İ , M , E K,yönünden haklarında iddianamede yer alan deliller ve özellikle bylock uygulamasının yoğun kullanıldığı hususuna yönelik suçlama çerçevesinde haklarında örgüt üyeliğine ait kuvvetli delillerin bulunduğu yolundaki şüphenin devamı nedeni ile CMK 100/1-ilk cümle ve sanıklara yöneltilen suçlamanın tanımı nedeni ile CMK 100/3 madde uyarınca,

b)Sanıklar; A S Ç, İ K, haklarında iddianamede yer alan suçlamaya ait deliller, sanıkların suç içindeki durum ve pozisyonlarına yönelik bilgi ve açıklamalar nedeni ile CMK 100/1 madde uyarınca kuvvetli suç şüphesinin varlığı ve CMK 100/3 madde uyarınca bu sanıklara yöneltilen suçlamaların aleyhe bir durum oluşturması gözetilerek ve mahkememizce heyet olarak bu aşamada ayrıca acil olan işler dışında bir değerlendirme yapılamayacağı anlaşılmakla, CMK 100 ve devamı maddeleri uyarınca bu sanıkların takdiren ayrı ayrı tutukluluk hallerinin devamına,

c)Tutukluluğu devam eden sanıklar yönünden 12.03.2018 tarih saat 14:00' da tutukluluk incelemesinin yapılmasına,

d)Tutukluluğun devamı yolundaki karar yönünden CMK 267 ve devamı maddeleri uyarınca İstanbul 28 ACM ye 7 gün süre içerisinde itiraz yolunun açık olduğunun bildirilmesine ( bildirildi)

e)Tutuklu sanıkların hazır edilmesi için tutuklu bulundukları cezevlerine müzekkere yazılmasına,

2-a) Sanıklar H B H B , M G, O A , R E, S.S  V .Ü,  E. A ,E. D , M. İ,  N. Ö,  Ş. K,  Z. Ç. , M. F. Y,  B. B,' ın in haklarındaki delil durumu, kişisel halleri ve sunulan deliller konusunda CMK 100/2 madde uyarınca delillerin sanıklar tarafından etkileneceği konusunda duruşmada ortaya çıkan duruma göre olumsuz bir kanaatin bulunmaması ve bu sanıklar hakkında adli kontrol tedbirlerinin yeterli kalacağı, tutuklamadan beklenen amacın bu sanıklar yönünden gerçekleşmiş olduğu alaşılmakla bu sanıkların ayrı ayrı CMK 108 madde uyarınca TAHLİYELERİNE, başka bir suçtan tutuklu yada hükümlü değil iseler, derhal salıverilmesi için müzekkere yazılamasına,

b) Tahliye edilen sanıklar yönünden CMK 109/3-a madde uyarınca ayrı ayrı takdiren yurt dışına çıkamamak ve CMK 109/3-b madde uyarınca her bir sanıkların ikametine en yakın karakolda, her haftanın pazar günü imza vermek şeklinde ayrı ayrı adli kontrol kararı uygulanmasına,

3-Sanıklar O. Y, C. E,  M. A.T,  Y. Ö,  F. G.  hakkındaki yakalamaların infazının beklenmesine,

4-Bu celse mazeret veren sanık müdafiilerinin mazeretlerinin ayrı ayrı kabulü ile yeni duruşma gününün UYAP' tan öğrenilmesine,

5-Haklarında CMK 109/3-b maddesi uyarınca imza atmak şeklinde adli kontrol kararı verilen sanıklar hakkındaki imza yükümlülüğünün takdiren ayrı ayrı kaldırılmasına ( yeni tahliye olan sanıklar hariç olmak üzere )

6-KOM' a bylock kullanan numaralar bildirilerek ID ve LOG bilgilerinin ve var iseiçeriklerinayrı ayrı her bir numara yönünden yazılan müzekkere cevaplarının beklenmesine, akıbetlerinin sorulmasına,

7-Bu celse SEGBİS ile gerçekleştirilen duruşmanın dökümü için görüntülerin bilirkişiye tevdiine,

8-1 ve 4. Celse çözümü yapılan SEGBİS dökümlerinin tutuklu bulunan sanıklara ayrı ayrı tebliğine,

9-Ankara CBS ' nın 2015/26827 soruşturma numaralı dosyasının sanıklar İi Ö. ,E. A. ve M. S. Ç' ın eşi H. Ç. bakımından kimlik bilgilerinin yazılarak sorulmasına ,

10-Savunması alınmış olan sanıkların bu aşamada talepleri halinde yargılamadan vareste tutulmasına,

11-Tutuklu Sanıklar yönünden avukatı olmayanlara müdafii tayini için yazı yazılmasına,

12-Savunma tarafına ve iddia makamınabir sonraki celseye kadar CMK 206 madde uyarınca, ek delil talepleri var ise bildirmeleri hususunun açıklanması ile bir sonraki celse tevsii tahkikat talepleri olmadığı takdirde iddia makamından esasa yönelik mütalaanın talep edilmesine,

13-KOM Şube Müdürlüğüne sanıklar hakkındaki digital materyallere ilişkin eksik inceleme raporlarının tamamlanması için dosyanın karar aşamasında olduğu bildirilerek yazı yazılmasına,

14-Bilirkişi taleplerinin reddine,

15-T. K. yönünden tefrik ve derhal beraat talebinin celse arası değerlendirildiği üzere ID ve LOG kaydı geldikten sonra ele alınmasına,   

Dairmahkememizin defter durumu , iş yoğunluğu dikkate alınarak yargılaman 02.04.2018günü saat 10:00' dan itibaren icrasına, sanıklardan İLHAMİ KÖMÜR ve AHMET SADİ ÇAĞDIR' ın tutukluluğun devamı yönündenoy çokluğu ile ve sair yönlerden oy birliği ile karar verildi 12/02/2018

Başkan 38125

e-imzalıdır

Üye 153178

e-imzalıdır

Üye 153169

e-imzalıdır

Katip 135025

e-imzalıdır

           27. Ağır Ceza Mahkemesi kidemli üyesi iki sanığın tutukluluğunun devamı kararına katılmamış ve karşı oy vermiştir.

 Karşı Oy: Tutuklu sanıklar İlhami KÖMÜR ve Ahmet Sadi ÇAĞDIR'ın üzerlerine atılı suça ilişkin delillerin büyük oranda toplanmış olması ile diğer delillere etki etme ihtimallerinin bulunmaması, sabit ikametgah sahibi oluşları, özellikle bu iki sanığın tutuklulukta geçirdikleri süre ile sanıkların kaçma ve saklanma ihtimalinin bulunduğunu gösterir kuvvetlişüphenin bulunmaması dikkate alındığında her iki sanık açısından tutukluluğun devamı yolundaki kararın 5271 sayılı CMK'nın 100 ve AİHS 5. maddesi kapsamında ölçülülük kavramına uygun olmadığı ve beklenen faydanın bu aşamada Adli Kontrol Hükümleri uygulanmak suretiyle de sağlanabileceği kanaatinde bulunduğumdan sayın çoğunluğunadı geçen iki sanığın tutukluluğunun devamı yolundaki görüşüne iştirak etmiyorum. 12/02/2018

                     Katip 135025                                           Hakim 153169

                      e-imzalıdır                                              e-imzalıdır

yle de sağlanabileceği kanaatinde bulunduğumdan sayın çoğunluğunadı geçen iki sanığın tutukluluğunun devamı yolundaki görüşüne iştirak etmiyorum. 12/02/2018

19 aydır tutuklu bulunan İlhami Kömür'ün neden tutukluluğunun devamına karar verildiği düşündürücüdür. İlhami Kömür hakkındaki deliller tahliye olan sanıklar hakkındaki delillere göre çok hafif kalır.

İlhami Kömür müdafii Av. Rahmi Ofluoğlu'nun savunmasının bir bölümü

Adli Tıp SAVUNMA

İlhami Kömür’ün cemaat evlerinde kaldığı yıl 1998 yılıdır, yani 20 yıl önce.. Gizli Tanık ifadeleri çelişkili olmakla beraber 2008-2009 yıllarına aittir.

16. Ceza Esas No:2015/3 Karar No:2017/3 , 24.04.2017 tarihli kararında Cemaatin 2012 yılından itibaren kriminalize olmaya başladığını, bu tarihe kadar hukuk içerisinde kalmaya büyük özen gösterdiğini belirtmektedir.  FETÖ silahlı örgüt üyeliğinin oluşmasının ilk koşulu sanığın bu yapının silahlı terör örgütü olduğunu bilerek hiyerarşik yapı içerisinde yer almasıdır. Her ne kadar cemaat yapılanması 2012 yılından itibaren kriminalize olmaya başlamış olsa da her sanığın bu yapının silahlı bir örgüt olduğunun ne zaman ayırtına vardığının olaysal olarak tespiti gerekir.

FETÖ Adli Tıp yapılanmasında ifade veren bütün gizli ve açık tanıklar cemaatin silahlı bir terör örgütü olduğunu 15 Temmuz 2016 dan sonra öğrendiklerini söylemişlerdir.

Dairenin kararının ilgili bölümü şöyle:

Yukarda kuruluş,amaç,örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri anlatılan FETÖ/PDY terör örgütünün nihai amacının, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğunda ve bu amacını gerçekleştirmek için “mahrem alan “olarak örgütlendiği, devletin silahlı kuvvetlerindeki unsurları dikkate alındığında gerekli ve yeterli örgütsel güce sahip bulunduğunda kuşku yoktur. Örgütün bu amaç ve yöntemlerini bilen örgüt mensuplarının, örgütteki konumları gözetilerek cezalandırılacağı da açıktır. Örgütlenme piramidine göre,5.6.ve 7.tabakalarda ve kural olarak 3. ve 4.tabakalarda bulunan örgüt mensuplarının bu durumda olduklarının kabulü gerekir. Ancak önce dinî bir kült, ardından bir terör örgütü hâline dönüşen, eğitim-öğretim faaliyetleri, sivil toplum ve meslek kuruluşları, yerel ve uluslararası ticari işletmeler, basın-yayın ve medya organları gibi legal yapılar ve Abant Toplantıları, Türkçe Olimpiyatları benzeri prestijli organizasyonlar üzerinden oluşturulan sempatizan halkasından İnsan ve maddi kaynak devşiren FETÖ/PDY’nin, başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince böyle algılanması da toplumsal bir gerçekliktir. Amaca ulaşmak için her yolu mubah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya çalışan örgütün, silahlı bir terör örgütü olduğu gerçeğinin, örgütün kurucusu ve yöneticisi Fethullah Gülen hakkında Ankara 11.Ağır Ceza Mahkemesince verilen ve Yargıtay Ceza Genel Kururlunun 2008/9-82,181 sayılı kararı ile kesinleşen beraat kararı da nazara alındığında, özellikle örgütün sözde meşruiyet vitrini olarak kullanılan diğer tabakalardaki örgüt mensupları tarafından bilinip bilinmediğinin olaysal olarak toplanan deliller muvacehesinde TCK’nın 30.maddesi kapsamında değerlendirilmesi lazımdır.

Ancak bu değerlendirme yapılırken, 2012 yılı ve sonrasında örgüt mensubu olan kamu görevlileri tarafından yapılan operasyonlar gibi, örgütün nihai amacını açıkça ortaya koymaya başladığı sansasyonel olaylar sonrasında; Milli Güvenlik Kurulu'nun, 30 Ekim 2014, 29 Nisan 2015 ve 26 Mayıs 2016 tarihli toplantılarında alınan ve

(Milli Güvenlik Kurulunun hizmet yapılanmasını silahlı örgüt olarak kabul edip tavsiye kararı aldığı tarih 26 Mayıs 2016’dır)

kamuoyu ile paylaşılan kararlarda sözde "hizmet hareketi" adlı, legal görünümlü illegal yapının, paralel bir devlet kurma amacında olan, devletin varlığına ve anayasal düzenine karşı ciddi tehdit oluşturan bir örgüt olarak kabul edilmesi, aynı tespit ve açıklamaların devlet ve hükümet yetkililerince de en üst düzeyde benimsenip, kamuoyu ile paylaşılması gibi olguların da gözardı edilmemesi gerekir.

g-) Sanıkların FETÖ/PDY terör örgütü ile olan ilişkileri ve bu bağlamda hukuki durumlarının tespiti:

Mavi mahlaslı tanık ile Zülfikar mahlaslı tanığın ile aynı kişi olup olmadığı mahkemece bize açıklanmalı ve bu husus tutanağa geçmelidir.

Mavi ile Zülfikar aynı ise Mavi’nin burada tanık olarak dinlenmesi sanıklara haksızlık oluşturur, bu durum silahların eşitliği ve dürüst(adil) yargılanma hakkının açıkça ihlalidir. Çünkü Zülfikar mahkeme önünde daha önce ifade vermiş ve çapraz sorgusu yapılmıştır. Aynı kişinin burada sorgulanması ve çapraz sorguya tabi tutulması halinde bir önceki sorgusunda sorulara verdiği cevaplarda ortaya çıkan çelişkiler bu kez gizli tanık düzeltmiş olacaktır, bu tekrar ediyoruz sanıklara haksızlıktır.

Zülfikar çapraz sorgusunda birçok çelişkiye düşmüş, sorulan sorulara cevap vermek istememiş, oyalama yaparak zaman kazanmaya çalışmıştır.

MUSTAFA CİHAT GÜL, İLHAMİ KÖMÜR MÜDAFİİ AV. ÇAĞLAR DİLBER: 17-25 öncesi sohbetlerde bu iki ismi gördüm dediniz hangi tarihlerde en son bu sohbetlere katıldıklarını gördünüz?

GİZLİ TANIK ZÜLFİKAR: İlhami KÖMÜR' ü yine 2009-2010 yıllarına ait olduğunu 2009 yıllarına ait olduğunu söyleyebilirim. Cihad GÜL' ü 17-25 sonrası söyleyebilirim.

MUSTAFA CİHAT GÜL, İLHAMİ KÖMÜR MÜDAFİİ AV. ÇAĞLAR DİLBER: 17-25 sonrası siz katılmadığınızı söylemiştiniz. Yanlış mı anladım.

MAHKEME BAŞKANI: Burada bir çelişki oldu evet.

ROBOT

Zülfikar’ın sorgusu esnasında düştüğü çelişkiler, bazı sorulara cevap vermek istememesi, soruları tekrarlatarak zaman kazanması v.s den ben Zülfikar’ın robot gibi yüklenen program dışı soru gelince arıza kaydı verdiğini düşünmüştüm. Şimdi tekrar Zülfikar karşımıza Mavi diye çıkıyorsa yeni bir program yüklenerek çıkacaktır ve çapraz sorgudaki gibi arıza sinyalleri vermeyecektir.

Bize Zülfikar ile Mavinin aynı kişi olduğu kanaatindeyiz.

Bank Asya

Bu paranın İlhami Kömür’ün kooperatifteki dairesinin satışından geldiğini hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde belgeleri ile dosyaya sunduk. Sanığın Bankasya hesabında bu daire satışı dışında bir hareket yoktur.

Dairenin satışı bir tapu işlemi olup resmi kayıtları vardır, daireyi kime, ne zaman, kaç liraya sattığı, paranın ne şekilde ödendiği banka kayıtları ile ortadadır.

Daireyi satın alan Hüseyin Akpınar adında bir T.C. yurttaşıdır. Ödemenin bir kısmını banka üzerinden yapmış diğer kısmını da sanığı ağabeyi müteahhit Kutbettin Kömür vasıtası ile ödemiştir.

Daireyi satın alan İlhami Kömür’den parayı hangi bankaya göndereceğini sormuş, İlhami Kömür de kendisine Vakıf Bank hesabını vermiş ve Hüseyin Akpınar 165 bin lirayı Vakıf Bank hesabına havale etmiştir. Bakiye parayı ertesi gün Müteahhit Kutbettin Kömür’e elden veriyor. Kutbettin Kömür Bank Asya ile çalıştığı için bu parayı sanığı Bankasya hesabına havale ediyor. İlhami Kömür ise aynı gün paranın 90 bin lirasını bankaysa hesabından çekiyor, Vakıf Banka aktarıyor. Kalan para Bankasya TMSF’ YE devredildikten sonra uzun süre hesapta kalıyor.

Resmi belgeleriyle ortaya koyduğumuz bu deliller karşısında sanığın Bankasya hesabına talimatla para yatırdığını iddia etmek mümkün olmasa gerekir.

SOHBET TOPLANTILARI

Gizli ve açık tanıkların sanığın 2008-2009 yıllarında sohbet toplantılarına katıldığını bir an için kabul etsek bile Yargıtay 16. Ceza Dairesi cemaatin 2012 yılından itibaren kriminalize olmaya başladığını belirmektedir. 16. Ceza Dairesi ESAS NO   : 2017/1809

KARAR NO: 2017/5155 sayılı kararında sohbet 2013 öncesi ve sonrası sohbet toplantılarına katılmayı, HTS kayıtlarına göre FETÖ ile iltisaklı kişilerle telefon görüşmeleri yapmayı, Zaman Gazetesi ve Sızın Dergisine abone olmayı, çocuğu örgüt okuluna göndermeyi sempati ve iltisak düzeyinde eylemler olarak görmüş FETÖ silahlı örgütü üyeliği için bu delillerin yetersiz olduğuna hükmetmiş ve ilgili kararı bozmuştur.

T.C.

YARGITAY 

16. Ceza Dairesi

ESAS NO   : 2017/1809

KARAR NO: 2017/5155


"İçtihat Metni"

Mahkemesi    :  Ceza Dairesi

Suç                   : Silahlı terör örgütüne üye olma
Hüküm            :İstinaf başvurusunun esastan reddi

Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle,


Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi,


GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;


Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;


Ayrıntıları Dairemizin 2015/3 E. sayılı kararında ve dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere;


Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.


Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir. (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.)


Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır. (Toroslu özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf.28, Özgenç Genel Hükümler syf.280)
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;


Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri Dairemizin 2015/3 E.sy.kararında anlatılan ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün sözde meşruiyet vitrini olarak kullanılan katlarla irtibatlı olduğu anlaşılan ve fakat örgütün nihai amacını bildiği, örgütle organik bir bağ kurarak hiyerarşisine dahil olduğu yönünde herhangi bir delil bulunmayan sanığın, hükme esas alınan ikrarı ve HTS kayıt içeriğine göre... İlçe Tarım Müdürlüğü'nde ziraat mühendisi olarak görev yaptığı dönemde, örgütün ilçe imamı olduğu iddia edilen ve örgütün ilçe yapılanması içerisinde görevli oldukları iddiasıyla haklarında soruşturma yürütülen şahıslarla telefonla görüşmek suretiyle irtibat içinde olmak, çoğunluğu kamuoyu nezdinde örgütün gerçek yüzünü ortaya koyan, hukuki kılıflarla kamu görevlileri ve sivil şahıslara yönelik bir kısım operasyonlara başladığı 2013 yılı öncesinde olmak üzere birkaç kez de bu tarihten sonra örgütün dini sohbet toplantılarına katılmak, örgüt tarafından çıkarılan gazetelere gerçek ismiyle abone olmak ve çocuğunu örgüte müzahir olması nedeniyle kapatılan... isimli okula göndermekten ibaret eylemlerinin, sanığın konum ve kişisel özellikleri de nazara alındığında sempati ve iltisak boyutunu aşan, örgüt üyesi olduğunu ispat etmeye yeterli örgütsel faaliyetler kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek;


a-Örgütün ilçe imamı olduğu iddia edilen ... ve örgütün ilçe yapılanması içerisinde görevli oldukları iddiasıyla haklarında soruşturma yürütülen ..., ..., ..., ... ve ... isimli şahıslarla ilgili varsa soruşturma evrakı ya da dava dosyalarının getirilerek sanıkla ilgili beyanda bulunup bulunmadıklarının belirlenmesi,


b-Arama neticesinde el konularak adli emanette muhafaza edilen sanığa ait dijital materyaller üzerinde gerçekleştirilmekte olduğu anlaşılan bilirkişi incelemesi sonucunun beklenmesi,


c-Sanık hakkında hükümle birlikte yapılan suç duyurusu ile ilgili soruşturma evrakının akibeti araştırılıp açılmış bir dava varsa iş bu dava dosyası ile birleştirilmesinin temini cihetine gidilerek iddia edilen bir olayın ispatında birbiriyle çelişen deliller var ise, hangi delilin hangi gerekçeyle diğerine üstün tutulduğunun da karar yerinde tartışılması suretiyle sanığın hukuki durumunun tüm deliller müvacehesinde tayin ve takdiri gerekirken 5271 sayılı CMK’nın 230/1-b maddesi gereğince hukuki bir gerekçe için tartışılıp değerlendirilmesi zorunlu olan tüm delillerin tartışma ve değerlendirmeye tabi tutulmayarak aynı Kanunun 289/1-g maddesine muhalefet edilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma nedenine göre sanığın, mevcut delil durumu ve tutuklulukta geçen süre de gözetilerek sanığın TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu veya hükümlü değilse derhal salıverilmesi için ilgili yer Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına 26.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Son Güncelleme: 13.02.2018 12:13
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol