13 Mayıs 2013 Pazartesi 12:19
YARGI BAĞIMSIZLIĞINA ATATÜRK'Ü BİLE DOKUNDURTMAM

Sayın Vedat Ahsen Coşar, 12 Haziran 2010’da yapılan 30 Olağan Genel Kurul’da 29 oy farkla kazandı.

Sonuçlar açıklandıktan sonra yeni Başkanı kutlarken, ‘Size oy vermedim ama kutluyorum, hayırlı olsun.’ demiştim.  O da bana ’Teşekkür ederim, bütün oylar bizim.’ karşılığını vermişti. Büyük Tv kanallarında bu görüntüler vardı.

* * *

Vedat Ahsen Coşar Başkan dönemi, Türkiye’de belki de tarihin en önemli hukuk savaşlarının yaşandığı dönem oldu.

Daha doğrusu ’hukuka karşı savaşların yapıldığı dönem.’

Bir, hileli, yetmez ama evetli  12 Eylül Anayasa Referandumu yaşandı.

Demokratikleştiriyoruz denerek Yargıtay, Danıştay, Anayasa Mahkemesi, HSYK  yıkılıp ‘yeniden kuruldu.’

 ‘Kimse dokunulmaz değil’ diyerek tarihinin en siyasallaştırılmış gözaltıları, tutuklamaları, davaları yaşandı.

Türkiye’nin en önemli hukuk kurumu TBB’den ses çıkmadı; yasaksavar  basın açıklamalarını saymasak.

* * *

Bana göre Sayın Coşar’ın en ağır hatası, Türkiye’yi, ABD’ye uygun dönüştürme yükümü altına girdiği gün be  gün daha da aydınlanan Siyasal İktidarın bu kapsamda yargıyı denetim altına alma projesinin en önemli ayağını oluşturan savunma kalesi TBB’yi ‘kuşatma’ çabasında O’nunla işbirliği yapmasıdır.

Başkanımızın bu işbirliğini, ‘başkanlık koltuğu uğruna mı’,  yoksa ‘ideolojisi  gereğince mi’ yaptığını tam bilemiyorum.

Sayın Başkan, Ankara Barosu Başkanıyken, 17 Nisan 2010 günü yapılacak baro başkanları toplantısının aynı gün ve saatinde Adalet Bakanı Sayın Sadullah Ergin’le Ankara Barosu’nun Gölbaşı Tesislerinde sözde sorunların konuşulacağı ‘Kahvaltı’  düzenledi!

Bu ‘kahvaltı’ çok gerekliyse, baro başkanları toplantısının bitiminden sonraki bir vakitte, bir akşam yemeğinde veya başka bir saatte yapılamaz mıydı?

Neden koskoca TBB tüzel kişiliğinin günler önce programı yapılmış ve baro başkanlarına yazılı bildirilmiş toplantı gün ve saatinde Bakan’la toplantı düzenlensin ki?

Neden Barolar Birliği’nin çağrısından bir süre sonra aynı gün ve saatte, Devlet içinde Devlet gibi 78 baro başkanına toplantıya çağrı yazısı gönderilir?

Ey okuyucu, ey delege bunun adını siz koyun lütfen!

* * *

17 Nisan sabahı Ankara’da, telefonum çaldığında arayan Sayın Vedat Ahsen Coşar’dı.

-Sayın başkanım, hangi oteldesiniz, sizi aldırayım.  diyordu.

 -Ben Örgütüm TBB’nin toplantısına katılacağım. Yargıya yönelik planlı bunca saldırının olduğu bir sırada sizin böyle bir girişimde bulunmanız Barolar Birliğinin toplantısını dağıtır, böler.’ demiştim.

* * *

UYAP’ta iki liralık, hem de hukuka aykırı şekilde paralı yapılan sorgulamanın, paralı olmaktan çıkarılması kararını, zafer kazanmış gibi, daha da kötüsü“Adalet Bakanımızla aramı iyi, şak diye öneriyoruz, tak diye yapıyor.” anlamına gelecek şekilde delegelere göndermek bir başka deyişle hükümet desteğiyle oy aramaya çalışmak doğru mu!

Türkiye Barolar Birliği Başkanlığının yapacağı şey mi bu?

Bu SMS’i midem kaldırmayıp da delege arkadaşlarıma  “TBB’nin ve yargının bağımsızlığı her türlü mülahazanın üzerinde olmalı; Adalet Bakanlığı avukatların himmet kapısı olarak düşünülmemeli.” diye  SMS gönderince de 04.03.13 tarihinde Afyonkarahisar’da  yapılan Ege ve Marmara Baro Başkanları Bölge Toplantısında çıkıp bana atfen baro başkanlarına Bir delege meslektaşımızın gönderdiği SMS’den duyduğum rahatsızlığı da sizlerle paylaşmak isterim. Bu delege arkadaşımız UYAP üzerinden yapılan sorgulamaların ücretsiz olmasından sonra tüm TBB delegelerine gönderdiği SMS’de; ‘TBB ve yargı bağımsızlığı her türlü mülahazanın üzerindedir. Barolar ve avukatlar himmete muhtaç değildir’ diyor. Doğrudur. TBB ve yargı bağımsızlığı her türlü mülahazanın üzerindedir. Buna bu meslektaşımızın taraftarı olduğu siyasal mülahazalar ve referanslar da dahildir.”  diye karşılık vermesine ne demeli, halkımızın sözünü söylemeli:  “Kişi karşısındakini kendi gibi bilir.”

* * *

Demek ki bir hukukçunun, yargı bağımsızlığını her türlü mülahazanın üzerinde tutabileceği olası görülmüyor.

Atatürkçü bir hukukçu, Atatürk’ü içselleştirmiş bir hukukçuysa “Yargının bağımsızlığına Atatürk’ü bile dokundurtmam.” diyebilir rahatlıkla.

Sözgelimi, ben diyebilirim.

Birileri de, “Ben Yargının bağımsızlığına PKK’yı bile dokundurtmam, AKP’yi bile dokundurtmam, ABD’yi bile dokundurtmam.” diyebilirler mi yürekten?

Delege arkadaşlarıma, okuyucularıma  en derin saygılarımla sunarım. 13.05.13

 

Av. Selahattin Sarıoğlu/TBB delegesi/Malatya Barosu Önceki Başkanı

www.selahattinsarioglu.com


Son Güncelleme: 15.05.2013 11:07
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol