09 Haziran 2013 Pazar 12:44
İÇ/DIŞ MİHRAK ARAMAK BOŞUNA
AKŞAM GAZETESİ- ÖZLEM AKARSU ÇELİK

Türkiye Barolar Birliği’nin yeni Başkanı Prof. Metin Feyzioğlu, Gezi eylemlerini AKŞAM’a değerlendirdi. Eylemcilere şiddet uygulayan polislerin ve onlara emir veren amirlerinin ortaya çıkarılmasını isteyen Feyzioğlu, iç / dış mihraklara dikkat çeken Başbakan’a da yanıt verdi:

- Barolar Birliği olarak polisler hakkında suç duyurusunda bulunurken dayanağınız neydi?
Durumu çok ağır insanlar var hastanelerde. Kanuna göre hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını koruma görevi bulunan Barolar ve Barolar Birliği’nin bu suçu ihbar etme zorunluluğu vardır. Amacımız polisi yıpratmak değil, hukuk devletinin polisini korumak.

SİERRA’DAKİ TİTİZLİĞİ…
- Polisler hangi suçları işledi?
Polis, gaz bombasını, kişiye isabet ettirmek için tetiği çektiyse kasten yaralama, o kişi hayatını kaybederse kastı aşan adam öldürme veya kasten öldürme suçunu işlemiş olur. Numune Hastanesi’nde hâlâ komada olan Ethem Sarısülük’ün beyninde bir metal parçası var. Görgü tanığına göre polisler havaya ateş etmiş, yalnız bir polis paralel atış yapmış. Ethem hayatını kaybederse bu kasta işaret eder, cezası müebbettir. Tabii tetiği kimin çektiğinin tespit edilmesi gerekir. Amerikalı Sierra’nın katilinin bulunması için gösterilen titizliğin bu olayda da gösterilmesini bekliyoruz.

- Polise emir verenler cezalandırılmazsa ne olur?
Siyasi iktidarın ve idari mekanizmanın polis şiddetinin sorumlularını koruduğu algısı yıkılmazsa bundan bütün polisler, siyasi iktidar ve kamu düzeni ağır şekilde zarar görür. Bir sivilin verdiği zarar ile polisin verdiği zararın ağırlığını karşılaştırdığınızda hukuk daima kamu gücünün kötüye kullanılması sebebiyle kamu görevlisinin sorumluluğunun daha fazla olduğunu söyler.

TABANA MESAJ VERİYOR
- Başbakan’ın açıklamalarının etkisi ne olur?
Sayın Başbakan’ın tüm Türkiye’nin başbakanı olduğunu unutmamasını diliyorum. Hükümet hepimizin hükümeti. Hassasiyetleri dikkate alması lâzım. Halkın talebini dikkate almak büyüklüktür, erdemdir. İnatlaşmak, yeni patlamaların sebebi olur. Sorumlu mevkideki herkese sağduyu tavsiye ediyorum.

- Başbakan’a göre eylemin sorumlusu iç/dış mihraklar. Sizce?
Hâlâ bunu yasadışı örgütlerin organizasyonlarıyla açıklamaya, dış mihraklara bağlamaya çalışmak, yüzde 50 olarak tabir ettikleri kendi seçmenlerine selam mesajlarıdır. Sokağa çıkanların siyasi tercihlerinin ne olduğu hep ikinci plandaydı. Tamamen spontane gelişmiş bir dip dalgasıydı. Bunu dış mihraklarla açıklama çabası olayların analizinin bir türlü yapılamadığını, yapılmak istenmediğini gösteriyor.

- “Cadı avı endişelerimizi ilettik. Cumhurbaşkanı, olmayacağını düşündüğünü söyledi” dediniz. Ya olursa?
Sayın Cumhurbaşkanı’nın sözü, devletin başı olması sıfatıyla herhangi birinin söylediği bir söz değil, önemli. Önemli olması hayata geçirilmeyeceği anlamına gelmiyor. Bu açıklamasının gereğini sadece kendisinin değil bizim de yakından takip edeceğimizi ve yalnızca Türk toplumuna değil tüm dünyaya da ayrıntılı şekilde bilgi vereceğimizi ifade etmek istiyorum.

- Twitter ve Facebook gözaltılarını nasıl yorumluyorsunuz?
Neyin suç olduğu maalesef onu okuyanların dünya görüşüne göre değişiyor. Özgürlükleri içine sindirmiş olanlar farklı okuyorlar, baskıcı kafalar farklı. Siyasi iktidarın temsilcileri, son 5 yılın en etkili iletişim ortamı olan sosyal medyayı hedef alacağına özgürlükleri içine sindirmeyi denemelidir. Çünkü sosyal medyayı yasaklamaya kalkanlar, hedef alanlar Katar’da, Suudi Arabistan’da, İran’dadır, Türkiye Cumhuriyeti’nde olamazlar.

SİVİL POLİS YELEK GİYMEK ZORUNDA
- Eli sopalı sivil polislerin kanunda yeri var mı?
Polisin sivil kıyafetli olarak toplumsal olaylarda görev yaptığı hallerde mutlaka polis olduğunu gösteren yelek giymesi gerekir. O ayırıcı işareti taşımazsa polis tarafından korunan bir suçlu olarak görülür ki, burada dayaktan çok daha ağır olanı, suçlunun polis tarafından korunduğu, hatta teşvik edildiği düşüncesinin toplumda yer edinmesidir.

- Hayatını kaybeden eylemcinin ve polisin evlerine gittiniz. Ne gördünüz?
Hatay’da hayatını kaybeden Abdullah Cömert’in ailesi acısına rağmen etrafa sükûnet telkin ediyor. Bana verilen bilgi, önce başından darp edilmiş, ardından yakın mesafeden gaz fişeği sıkılmış. Orada da Adana’daki şehit komiserimizin yas evinde de birbirlerine karşı nefret görmedim. Bu, umut vericiydi. Zaman, nefret duvarlarını daha fazla yükselmeden yıkma zamanı. Bunun için mutlaka polis şiddetinin sorumlularının bulunması lâzım.

08.06.2013

Son Güncelleme: 09.06.2013 13:42
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol