18 Eylül 2013 Çarşamba 23:38
Feyzioğlu, İzmir’de sert çıktı
 İzmir- TÜRKİYE Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu, her yurttaşın Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ı gözünün içine bakarak eleştirmesinin hak olarak görüldüğü bir demokrasi istediklerini söyledi.TBB Başkanı Metin Feyzioğlu, İzmir Gazeteciler Cemiyeti’ni ziyaret etti. Feyzioğlu’nu İGC Başkanı Atilla Sertel ve yönetim kurulu üyeleri ağırladı. Sertel, Feyzioğlu’nun ziyaretinin kendilerine onur ve kıvanç verdiğini belirterek “Metin Bey İzmir ve İzmirlilerin duruşunu kendisine yakın hissediyor. Türkiye hukuk açısından sıkıntılı günler geçiyor. Ancak İGC ve sivil toplum örgütlerinin yapabileceaği, dilimizin döndüğünce, aklımızın erdiğince ülkede kardeşlik, barış, eşit yurttaşlık ve birada yaşama kültürünün ısrarla savunmak, ödün vermemektir" dedi.

Metin Feyzioğlu da ziyarette basına yaptığı açıklamada İzmir’in Türkiye’nin tüm hassasiyetleri ve güzelliklerini barındırıdığını söyledi. İzmiri ve İzmirliyi kucaklamayanın Türkiye’yi kucaklamayacağını düşündüğünü belirten Feyzioğlu, “İzmir’i dışlayanın da da Türkiye’yi dışlamış olacağını biliyoruzö dedi. Feyzioğlu, “Hayalimiz Türkiye’de yaşayan herkesin hangi siyasi düşünceden olursa olsun, hangi siyasi partiye oy verirse versin, isterse de oy vermesin Alevi, Sünni olsun Laz, Çerkez veya Kürt olsun isterse de hangi aidiyetten olduğunu bilmesin ve önem vermesin, herkesin eşit yurttaş olarak kabul gördüğü bir Türkiye’dir. Devlet karşısında siyasi düşüncesi ve inancına göre, mezhep ve ırkına göre farklı muamele görmediği Türkiye’yi gelin birlikte inşa edelim. Nerenin ibadethane olduğuna ya da insanların ne zaman ahlaklı sayılacaklarına devletin karar vermediği, siyasi iktidarın insanların evlerinin içine girmeye hak görmediği bir ülkeyi, kısacası demokrasiyi gelin birlikte inşaa edelim" dedi.

 

'Cumhurbaşkanı ve başbakanı eleştirebilmenin hak olmasını istiyoruz'

Mahkemlerde yazan “Adalet mülkün temelidirö cümlesi, “Adalet ülkenin temeliö diye okunmalıysa o Adaletin gerçeleştirilmesinde TBB olarak yargının eşit kurucu unsurları olarak millet adına söz sahibi olduklarını dile getiren Feyzioğlu, “Memur, işçi ve emeklinin insanca yaşamasını istiyoruz. Refahın hakça dağıtılmasını istiyoruz. Ülkenin aydınları, insanları konuştukları için endişe duymak istemiyoruz. Bu ülkede emin olunuz her yurttaş eşit yurttaş olarak gerekirse Cumhurbaşkanı gerekirse Başbakan’ın gözünün içine baka baka onları eleştirilebilmesini, bir hak olarak görmek ve yaşamak istiyoruz. Sanıyorum demokrasinin gökyüzünden yeryüzüne indirilmiş tarifi en sıradan insanın kendisini idare eden, hükümet eden devleti temsil edenlerin karşısında rahatlıkla hiçbir kaygıya kapılmaksızın ve bırakınız bir tahribata uğramayı azarlanmaksızın saygı sınırları çerçevesinde düşüncesin söyleyebilmesidir" dedi.

 

'Çatışmacı dilin karşılığı daha çatışmacı dil değil'

Demokrasinin iktidar, muhalefet ve demokratik kitle örgütleriyle birlikte kurulması gerektiğini belirten Feyzioğlu çatışma, kavga dilinin artık bırakılması gerektiğini söyledi. Feyzioğlu “Siyasi iktidar çatışmacı bir lisan kullanıyor. Bunun karşılığı daha çatışmacı bir lisan değil. Türkiye gerçek anlamda kucaklayan, sarıp sarmayan, ayrıklıkları değil ortaklıkları biraraya getiren, zenginleştiren bir dili inşa etmemiz ve kullanmamız gerekir" dedi.

 

'Bu tablodan barış çıkmaz'

Metin Feyzioğlu, Türkiye’de herkesin kanın durmasını ve toplumsal barışın sağlanmasını istediğini, üzerlerine düşen görevin Ankara, İstanbul ve İzmir’de insan hakları ihlal edildiğinde nasıl ayağa kalkılıyorsa Şırnak ve Cizre’de de insan hakları için ayağa kalkmak olduğuna söyledi. Herkesin barış istediğini ancak önemli bir hatırlatma yapmayı uygun gördügünü belirten Feyzioğlu “Terör örgütüyle barışın müzakeresini yapanlar, hayatını terör örgütüyle mücadele adamış, yaşamını feda etmeyi şerefli bir görev saymış komutanlar ve subaylarımızı sahte verilerle, sahteliği dünyada ispatlanmış delillerle zindanlarda tutmaya devam ediyorlar. Türk Orduları Genel Kurmay Başkanı, terör örgütünün ikinci adamının gizli tanıklık yaptığı davada suçlu bulunuyorsa bu tablodan toplumsal barış çıkmaz. Bu tablo vicdanları kanatıyor. Çünkü bu tabloda kusura bakmayın İzmirli eşit yurttaş değil İzmirlinin hassasiyetleri bu tabloda yok" dedi.

 

'Tabanın sorunları siyasetçilerden farklı'

Feyzioğlu, Türkiye’ye karış karış gezdiğini, tabandaki insanın mezhep çatışması, ırkçı kavgalar istemediğini, siyasi düşüncelerin şiddetle çarpışmasını kabul etmediğini gördüğünü söyledi. Aynı masanın etrafında AKP, CHP. MHP, BBP, BDP’lilerin biraraya geldiğini, sivil toplum örgütü ve meslek odalarını yönettiğini beliten Feyzioğlu, “Biz bunu zaten millet olarak başarıyoruz. Bu milletin öncelikleri, sorunları siyasetçilerin sorunlarında önceliklerinde çok farklı. Bizim insanlarımız insanca yaşamak istiyor. İnsan gibi değer görmek istiyor. Evine ekmek götürmek istiyor. Yatırımcı ise, korkmadan kuralları maçın ortasın değiştirilmesin diye korkmadan iş ve istihdam sağlamak istiyor" dedi.

 

'Ali İsmail'e siyasilerin üzülmemesini izah etmek mümkün değil'

Sorunun millette olmadığını milletin öncelikleri anlamadan bilmeden veya kasten çarpıtanlarda olduğuna dikkat çeken Feyzioğul “Sorun, kendi önceliklerini kendi siyasi veya ekonomik menfaatlerini en üstün değer insanın üzerine çıkarmalarında. Böyle bakıldığında “yurtta barış dünyada barış’ ilkesini milletin her hücresine işlediğini söyleyebilirim. Milletin herhangi bir ferdinin örneğin Eskişehir’in ara sokaklarında acımazsızca katledilen Ali İsmail için üzülmediğini düşünülemez. Milletin ferdi üzülüyor, kan ağlıyorsa herhangi bir siyasinin Ali İsmail’e üzülmemesini izah etmek mümkün müdür?" dedi.

 

Mısır; Suriye'de yaşananlar

Feyzioğlu “Mısır’ın Tahrir veya Adeviye meydanında insanların katledilmesini şiddetle kınayalım. Ne Tahrir’in ne de Adeviye’de insanların katledilmesi anlamında yanında veya karşısında olmam. İnsan nerede siyasi veya ekonomik menfaatlere kurban ediyorsa orada insanlık kurban ediliyor. Suriye’de yüzlerce çocuk, genç yaşlı, kadın ve erkeğin kimyasal silahla Sarin gazıyla katledimesini insanlığın izah edebilmesi mümkün değil. Bunu rejim mi yapmıştır, bir başkası mı yapmıştır? Bunlar ayrı konular. Kim yaptıysa insanlık suçu işlemiştir. Ama bunu dile getirip, sadece ve sadece sabah namazının kaç rekat olduğunu bilmedikleri için ’siz bizim kabul ettiğmiğiz müslümanlardan değilsiniz. Nusayrisiniz’ deyip asfaltın ortasında kafasından kurşunlananları görmezden gelmeyi de insanlıkla izah edemem. Alevisi, Sünnisi, Nusayrisi, Şii’si de insandır. Kürdüyle Türküyle insanız. Tüm siyasi partileri önerim milleti dinlesinler" dedi.

Son Güncelleme: 19.09.2013 10:56
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol