Yeşim
Yeşim
09 Mart 2015 Pazartesi 10:29
AVUKATIN MÜVEKKİLERİ TARAFINDAN DİĞER HASIM TARAF AVUKATINA SATAŞMAYI ÖNLEYEMEME
TBB DİSİPLİN KURULU KARARI

Tarih - Esas No - Karar No Konu
T. 02.02.2013
E. E.2012/514
K. K.2013/68


Şikâyetçi avukatın, bilirkişilerin yapacağı incelemede hazır bulunmamasına yönelik söz ve eylemler şikâyetli avukat tarafından değil, diğer işyeri yetkilileri tarafından uygulanmış olsa bile şikâyetli avukatın mesleki dayanışma gereği meslektaşının görevini yerine getirmesi için gerekli yardımı yapması gerekir.


Şikâyetçi avukat, mahallinde yapılan keşifte eksik kalan hususların araştırılması için keşif sırasında hâkim tarafından bilirkişilerin ayrıca inceleme yapmaları konusunda taraf ve bilirkişiler ile 16.05.2009 günü için mutabakat sağladığı, bu tarihte şikâyetçi avukat ile bilirkişilerin keşif yeri olan fabrikaya gitmekte oldukları sırada gelmemeleri, kendilerine yardımcı olabilecek personel bulunmadığının bildirildiği, yola çıkılmış olmaları sebebiyle mahalline gidildiğinde, şikâyetli avukatın vekili olduğu fabrikaya giden bilirkişi heyeti ile birlikte şikâyetçi avukatın da fabrikaya gitmesine rağmen, bilirkişi heyeti dışında kimsenin içeri alınmamasını bildirerek görevinin yapılmasına engel olduğu, iddiası ile yapılan şikâyet üzerine açılan disiplin kovuşturması sonucunda eylem de disiplin suçu bulunmayarak disiplin cezası tayin edilmemiştir.

Şikâyetli avukat savunmasında, yapılan işlemin resmi bir keşif işlemi olmadığını, keşifte eksik kalan işlemlerin tamamlanmasına yönelik bir inceleme olduğunu, içeri alınmayan kişinin şikâyetçi avukat değil, yanında getirdiği keşif heyetine dâhil olmayan üçüncü şahıs olduğunu, bu kişinin içeri alınmaması üzerine şikâyetçi avukatın da fabrikayı terk ettiğini, meslektaşına yönelik bir engellemenin söz konusu olmadığını bildirmiştir.

Bursa Barosu Yönetim Kurulu, soruşturmacı üyenin olumsuz görüşüne karşı eylemin Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 30. maddesine aykırılık oluşturduğu gerekçesi ile oy çokluğu ile disiplin kovuşturması açılmasına karar vermiştir.

… Barosu Disiplin Kurulu’nun 2010/27 Esas, 2011/8 Karar sayılı kararı, Kurulumuzun 2011/406 Esas, 2011/676 Karar sayılı kararı ile, kovuşturma aşamasında, şikayetçi avukata tebligat yapılarak iddia ve delillerinin sorulmadığı ve Disiplin Kurulunda yapılan duruşmaya da davet edilmemiş olması sebebiyle “silahların eşitliği ve adil yargılama ilkesi” nin yerine getirilmediği gerekçesi ile bozulmuş, Baro Disiplin kurulu tarafından bozma sonrasında taraflardan yeniden iddia ve savunmaları ile ilgili açıklamaları ve varsa delilleri istenmiş, taraflar önceki iddia ve savunmaları ile delillerini bildirmişlerdir.

Baro Disiplin Kurulu, tekrar şikâyetli avukat hakkında disiplin cezası verilmesine yer olmadığına karar vermiş, karara şikâyetçi avukat tarafından itiraz edilmiştir.

Şikâyetli avukat hakkındaki iddia, 07.05.2009 tarihinde yapılan keşifte, keşif mahalli olan fabrika içerisinde araştırılması ve tespit edilmesi gereken hususların eksik bırakılması sebebiyle 16.05.2009 tarihinde aynı yerde bilirkişiler tarafından yapılacak tespit ve araştırma sırasında, bilirkişiler ile birlikte gelen şikâyetçi avukatın, şikâyetli avukatın talimatı ile inceleme mahalli olan fabrika içerisine alınmaması suretiyle görevinin engellenmesi hususudur.

Şikâyetli avukat, şikâyetçi avukatın girmesinin engellenmediğini, şikâyetçi ile birlikte gelen 3. bir şahsın fabrikadan çıkarılmasının istenmesi üzerine şikâyetli avukatın da fabrikayı terk ettiğini, şikâyetçi avukata yönelik bir söz ve davranışının olmadığını savunmuştur.

... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/29 Esas sayılı ve 07.05.2009 tarihli keşif tutanağında bilirkişilerin keşif yerinin gezilip görüldüğü, notlarının alındığı yazılmıştır. 16.05.2009 tarihinde bilirkişilerin tekrar gelerek eksik incelemeyi tamamlayacaklarına ilişkin bir bilgi yoktur. Ancak, belirtilen tarihte bilirkişilerin, keşif konusu fabrikada tekrar gerekli gördükleri inceleme veya ölçümleri yapacaklarının kararlaştırıldığı, ilgili fabrikaya bilirkişiler ile birlikte şikâyetçi avukatın da birlikte gittiği, ayrıca davada taraf sıfatında olup olmadığı belli olmayan bir kişinin de bulunduğu hususu ihtilafsızdır.

Keşif sırasında yapılması gereken bütün incelemelerin, hâkim ve görevliler huzurunda yapılması, tarafların ve bilirkişilerin daha sonra karşı karşıya bırakılmaması usul hükümlerinin gereği olmakla birlikte, iş yoğunluğu gibi sebeplerle teknik incelemeler sırasında mahkeme heyetinin tutanağa geçirilmeksizin, daha sonra teknik ölçüm ve inceleme yapılmak üzere keşfi kayden bitirdiği uygulamada rastlanan bir durumdur. Bu durumda, daha sonra yapılacak inceleme ve ölçüm gibi işlemlerin keşfin tamamlayıcısı olarak kabul edilmesi, tarafların bu işlemler sırasında bilirkişiler tarafından yapılan ölçüm ve incelemeleri gözleme hakkının varlığını kabul etmek gerekir. Mahkemenin, usule aykırı olarak araştırılacak hususları sonraya bırakmasının, keşif mahallinde diğer taraf vekilinin bulundurulmaması hakkını verdiği kabul edilemez.

Görevli bilirkişilerden … … muhakkike verdiği 03.06.2010 tarihli ifadesinde, işyerine gittiklerinde işyeri yetkilileri ve avukatının kendilerini karşıladığını, işletme içerisine sadece bilirkişileri alabileceklerini, başka kimseyi alamayacaklarını Avukat … …’nin söylediğini bildirmiş, diğer bilirkişi … … de benzer ifadede bulunmuş ancak içeriye bilirkişiler dışında kimseyi alamayacaklarını söyleyen kişinin şikâyetli avukat mı, yoksa işyerinde çalışan başka bir yetkilinin mi olduğunu tam olarak bilemediğini bildirmiştir.

Şikâyetli avukat tarafından isimleri bildirilen işyerinde çalışan tanıklar ifadelerinde, şikâyetçi avukatın işyerine alınmaması gibi bir durum bulunmadığını, 3. şahıs konumundaki kişinin işyerinden çıkarılmasının istendiğini ve güvenlik görevlisi refakatinde çıkarıldığını, şikâyetçi avukatın da ondan sonra çıktığını beyan etmişlerdir.

Şikâyetçi avukatın bilirkişiler ile birlikte incelemede hazır bulunmadığı maddi bir gerçek olduğuna göre, 3. şahsın inceleme mahalline alınmaması sebebiyle onun çıkarılmasından sonra fabrikayı terk etmesi olağan akışa uygun düşmemekte olup, tarafsız tanık durumundaki bilirkişilerin beyanlarına itibar etmek gerekmiştir. Şikâyetçi avukatın, bilirkişilerin yapacağı incelemede hazır bulunmamasına yönelik söz ve eylemler şikâyetli avukat tarafından değil, diğer işyeri yetkilileri tarafından uygulanmış olsa bile şikâyetli avukatın mesleki dayanışma gereği meslektaşının görevini yerine getirmesi için gerekli yardımı yapması gerekir.

Avukatlık Yasasının 34. maddesinin gönderimi ile Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 30 maddesine göre “Mesleki çalışmada avukatlar arasında usule ilişkin işlemlerde ve dosya incelemelerinde dayanışma gereği sayılabilecek yardımlar ve kolaylıkları esirgemezler.” 44. maddesine göre “ Avukat, müvekkilinden meslektaşlarına yönelecek sataşmaları önlemeye çalışır; gerekirse vekillikten çekilebilir.”

Bu nedenlerle, Baro Disiplin Kurulunun şikâyete konu eylem ile ilgili değerlendirmesinde ve eylemin disiplin suçunu oluşturmadığına ilişkin kabulünde hukuki isabet bulunmamış, “Disiplin cezası verilmesine yer olmadığına” ilişkin kararının kaldırılarak, yeniden incelemeyi gerektirir bir hususunda bulunmaması karşısında, şikâyetli avukatın “uyarma” cezası ile cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir.

Sonuç olarak, şikâyetçinin itirazının kabulü ile … Barosu Disiplin Kurulu’nun “Disiplin Cezası Verilmesine Yer Olmadığına” ilişkin kararının KALDIRILMASINA yeniden incelemeyi gerektiren birhalin bulunmaması sebebiyle Şikâyetli Avukat … …’nin UYARMA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA oybirliği ile karar verildi
Son Güncelleme: 09.03.2015 10:33
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177