Rahmi
Rahmi
05 Ekim 2015 Pazartesi 11:24
Şeref kavramı ile kuşatılan avukatlık yerli ve yabancı hukuk ofislerinin ücretli köleliğine dönüşüyor.

Güvenlik gereksinimi mülkiyetle birlikte ortaya çıkmıştır. Derebeyler mülkiyetlerini korumak için önce tek tek kendi güvenliklerini sağlamışlar, daha sonra daha geniş organizasyonlar oluşturmuşlar ve bu oluşumlar giderek devlete evrilmiştir.  Güvenlik kavramının bir de hukuku olması gerekirdi. Hukuk devlet kavramı ile birlik doğmuştur. Bu gelişme içerisinde hakim, savcı ve avukatlık kurumu da bir ihtiyaç olarak ortaya çıkmıştır.

Asilzadeler göre düzenlenen hukuk mülk sahiplerinin mülksüzlere karşı değneği olarak kullanılmıştır. Hukukun bugün ki evrensel ilkeleri sınıf mücadeleleri, evrim ve devrimle kazanılmıştır.

Başlangıçta sadece asilzadeleri koruyan hukuk, giderek sosyalleşmiş ve geniş kitleleri kucaklamıştır. Kanun önünde eşitlik, genel oy hakkı gibi kavramlar evrim-devrim sonucu elde edilmiş haklardır. Şeref kavramı bu dönemde avukatlara yüklenmiş, avukatlık bu kavramla kutsanmıştır. Kime göre bu şeref? Elbette asilzadeye göre dizayn edilmiş bir şereftir bu.

 

Batıda hukuk evrim-devrim sonucu değişirken gelişmekte olan ülkelerde ortaçağ hukuk kalıntılarının devam ettiğini görüyoruz.

Bugün kendini devrimci diye tanımlayan hukukçular bile hala bu kavramlara tutunmaktadırlar.

Oysa hukuk ilk ortaya çıktığından günümüze kadar düzenin hukuku olmuştur.  Toplum ne kadar adilse hukukçu da o kadar adildir. Kapitalist sistemde avukatlık da yargıçlık da sistemin birer parçalarıdırlar. Hakim ve savcıları avukattan ayıran çizgi; avukatların bir kapitalist işletme gibi çalışmaları, hizmetlerinin karşılığı olan ücreti kendilerinin pazarlıkla belirlemeleri, iş edinmek için çaba göstermeleri, kazançlarının muhasebesini tutmaları, alacaklarını kendilerinin tahsil etmeleridir. Bunların hiçbirisini hakim ve savcılar yapmazlar. Hakim kamu görevlisidir, avukat bir kapitalist işletmedir. Avukatın kamu görevlisi olduğu alan sınırlı bir alandır.

 Avukatı bu işlevi ile tanımlamayan, gerçekle bağdaşmayan kurallara avukatlığı mahkum eden düzenlemelerin ortaçağ kalıntısı olduğu bir tespitten ibarettir.

 “Şeref” kavramı ile kuşatılan avukatlar yerli ve yabancı patron hukuk ofislerinin memuru olmaya mahkum ediliyor.

Avukatlık bir kapitalist işletme ise kapitalizmin kurallarına tabi olmalıdır.

Kapitalizm iş bölümünün keşfi ile üretimde büyük bir aşama kaydetmiştir. Kapitalist işletmeler zamanla işbölümünü geliştirerek maliyetleri düşürmüş, standardizasyonu sağlamış, her müşteri profiline hitap edebilecek ürünler geliştirmişlerdir.

Avukatlık bir kapitalist işletme midir? Öyle ise kapitalizmin işbölümü ve diğer kazanımları avukatlığa ne ölçüde uygulanabilir? Yazının konusu bunlar olacak.

Avukatlık bir kapitalist işletme midir sorusuna cevap vermeden önce ana hatları ile kapitalist işletme nedir? Bu soruya verilecek kesin bir cevap, tam bir tanım yoktur. Burada kapitalist işletmelerin olmazsa olmazlarını sayarak kapitalist işletmeye bir tanım bulmaya çalışacağız.

Kapitalist bir işletme, ister mal üretimi yapsın, ister hizmet üretimi olmazsa olmazları:

Mal veya hizmetlerin organizasyonu,

Satış pazarlama,

Muhasebe ve finans,

Hizmet veya mal üretimi,

Lojistik

Avukat, evinde uyuyarak iş bulamaz, toplumla, bireyle ilişkilerini organize ederek, sosyal çevrelere girip kendini tanıtarak satış pazarlama yapmak durumundadır, kendi kabuğunda yaşayarak iş edinmesi mümkün değildir. Bu yönü ile avukatlık faaliyeti ile kapitalist işletme örtüşmektedir.

Avukat iş organizasyonu yapmak, hizmet üretmek, ürettiği hizmetini bedelini tahsil etmek, gelir giderlerinin muhasebesini tutmak, işlerini işbölümü ilkelerine göre yönetmek zorundadır. Bütün bu yönleri ile avukatlık bir kapitalist işletmedir.

1136 sayılı avukatlık kanununun derebeyi vassal düzeninden miras, avukatlığı bir değnek gibi kullanmak için “şeref” kavramı ile sınırlayan kuralları günümüz gerçekleri bile bağdaşmaz.

Avukatlık mesleğini yargı görevi sayarak avukat bir yandan korumaya alınırken diğer yandan da sınırlanmaktadır; çünkü avukatlık “şerefli” bir iştir. Avukatlık “şerefli” bir iş olduğu için tanıtım ve reklam yapamaz, şirketleşemez, işbölümü içersinde yakın diğer mesleklerle işbirliği yapamaz v.s. gibi bir yığın yasak.

Avukatı bir hakim veya savcı ile karşılaştıralım:

Hakim veya savcı hizmetinin karşılığını almak için ücret pazarlığı yapar mı?

Hakim veya savcının maaş almak için iş bulma, hizmet üretme derdi var mıdır?

Hakim veya savcı kazancının muhasebesini tutar mı?

Hakim veya savcı maaşını almak için bir gayret içine girmek, icra yapmak zorunda kalır mı?

Avukat bunların hepsini yapmak zorundadır, iş bulmak, emeğinin karşılığını almak için pazarlık, ücret sözleşmesi, alacağını almak için gereğinde icra takibi başlatmak, kazancının muhasebesini tutmak..

Olacak şey mi? Bir kapitalist işlet gibi faaliyet göstereceksiniz, “şeref” kavramı ile kuşatılıp patron avukatlık ofislerinin veya yabancı hukuk ofislerinin ücretli kölesi olmaya mahkum edileceksiniz..

Avukatlık bir kapitalist işletme ise kapitalist işletme kuralları ile çalışarak başarıya ulaşabilir.

Kapitalizmin üretim tarihi boyunca geliştirdiği yöntemler vardır. Bunların en önemlisi işbölümüdür.

 

Kapitalizmin üretim tarihi ve işbölümünü keşfetmesi

İşbölümü ile ilgili ilk saptamaları 17. yüzyılda Adam Smith yapmıştır.

“1770'lerde Adam Smith'in, işin kısımlara ayrılması veya işbölümü ile üretim artışında sağlanacak gelişmeleri belirlemesi ve 1830'larda Charles Babbage'ın iş bölümü prensibinin uygulanması ile sağlanacak yararları ayrıntılarıyla saptaması; iş basitleştirme, uzmanlaşma ve reorganizasyon ile üretkenliğin artırılması yolunda deneyler yapması, üretim yönetimi alanında bilinen ilk bilimsel çalışmalardır.”

19. yüzyılda Frederick Taylar işbölümünü bilimsel yöntemlerle ele almıştır.

“1900-1920 arasında Frederick Taylor'un bilimsel yönetimin kurallarını, klasikleşmiş eseri Principles of the Scientific Management ile ortaya atması, adeta devrim niteliğinde gelişmelere yol açmıştır. Üretim yönetiminde; verimlilik artışı, organizasyon, insangücü verimi, iş yeri düzeni, ve benzeri temel kavramların Taylor ile ortaya çıktığı kabul edilebilir. Gerçekten, Taylor'un bilimsel yönetim kuralları,

 

         a) İş analizlerinde parmak hesabı yerine bilimsel yöntemlerinin kullanılması,

 

         b) Çalışanların seçme, eğitim ve yetiştirilmesinde sistematik yöntemleri uygulanması,

 

         c) Çalışan ile yöneten arasında sağlam temellere dayanan iş birliğinin

kurulması,

 

         d) İş yükünün çalışanlar ve yönetenler arasında dengeli, adil ve uygun                biçimde bölünmesi, başlıkları altında özetlenebilir.

 

 

Son olarak Ford işbölümünde ileri bir aşamaya geçerek seri üret,m uygulamasını başlatmıştır.

“1913 yılında, Ford'un Detroit'deki yeni Highland Park fabrikasında önemli bir gelişme sağlanmış, otomobili işçinin önüne getiren "hareketli montaj hattı" (yürüyen bantlar) devreye sokulmuş ve bunun neticesinde montaj çevrim süresi yarı yarıya azaltılmıştır. “

 Ford firmasının efsane yöneticisi Sloan,  bu uygulama ile her gelir düzeyindeki potansiyel alıcılara ömürleri boyunca hitap edilebileceğini düşünmekteydi.

Sonuçta Ford firması seçkinlerin yararlanabildiği bir mamulü, kitlelere standartlaştırılmış ve basit haliyle sunabilmiştir.”

İşbölümü avukatlığa ne kadar uyar?

İşbölümü mal veya hizmet üreten bütün işletmeler için geçerlidir. Farklı alanlarda uzmanlaşan avukatlar işbölümü içerisinde daha başarılı işler yapabilirler. Bu şekil de de gelirlerini artırırlar.

İşbölümü sadece avukatlarla sınırlı kalmamalı mali müşavirlik gibi yakın mesleklerle de işbirliği, güçbirliği yapılmalıdır. İflasın ertelenmesi, iflas avukatların işidir ancak bir hukukçunun mali müşavir ile ortak çalışmaksızın bilanço okuyabilmesi, mali analizler yapması, iyileştirme projesi hazırlaması istisnalar dışında olası değildir.

İşbölümü yeterli değildir. Avukat iş bulmak için tanıtım ve reklam yapmak zorundadır.

Bütün bunların  özgürce yapılabilmesi için 1136 sayılı avukatlık kanununun avukatı “şeref”  kavramına mahkum eden ortaçağ kalıntısı anlayışı değişmeli,çağdaş günümüzün koşullarına, evrensel ilke ve anlayışlara uygun yeni bir avukatlık yasası zorunludur. Bu açıdan Türkiye Barolar Birliği’nin hazırladığı taslak yeterli değildir, bu nedenlerle belki bekletilmesinde hayır vardır.

Mevcut koşullarda neler yapılabilir?

 Bu koşullarda neler yapılabilirin cevabını ayrı bir yazıda ele alacağız. Şu kadarını söyleyelim; mevcut koşullarda bile yapacak çok şey var.  Resmen şirket kurulamasa, resmi ortaklıklar yapılamasa bile bir hukuk portalı etrafında bir araya gelinebilir, orada yaratılacak sinerji ile hem iş dünyasına ve hem de hukuksal sorunları olanlara ulaşılabilir. Böylece hem iş edinme kolaylaşır ve hem de bir araya gelen avukatların bilgi paylaşımı yapmaları, işlerini paylaşmaları, fiili bir işbölümü yapmaları kolaylaşır. Bütün bu konuları ayrı bir yazıda ele alacağız ve adaletbiz hukuk sitesinin hazırladığı projeyi sizlerl
Son Güncelleme: 05.10.2015 11:27
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177