Yeşim
Yeşim
06 Eylül 2015 Pazar 22:50
Bu dilekçe ile avukatlık yapmanız zor ama belki adaylıkta bir sıra yükselirsiniz!

Dün bazı gazete ve televizyonlara yansıyan bir haber vardı. İki avukat bir müvekkilleri adına Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na verdikleri dilekçe ile Fethullah Gülen Hocaefendi’nin herkul. org’da yayınlanan konuşmalarını haber yapan gazete ve televizyonlar ile bu yayınlara ceza vermeyen RTÜK’ten şikayetçi olmuşlardı. Avukatlar, dilekçeyi verdikten sonra da Adliye önünde fotoğraf çektirip, sosyal medya üzerinden paylaşarak kamuoyuna duyurdular.

Haberin ajanslara düşmesi ve özellikle havuz medyası tarafından manşetlere taşınması gecikmedi tabi. Fakat dilekçeyi okuyan avukatlar ve biraz hukuktan anlayan herkes, dilekçe diye paylaşılan evraka bakıp gülmekten kendisini alamadı. Büyük bir gururla (!) savcılığa sunulan ve ardından fotoğraflar eşliğinde paylaşılan dilekçe tam bir hukuki skandaldan ibaretti. İşte ilk bakışta görebildiğimiz ve acaba bu dilekçeyi bir avukat mı yazmış diye sormamıza neden olan hukuki yanlışlar;

1 Dava dilekçesinde Sanık başlığı altında başta Fethullah Gülen Hocaefendi olmak üzere, RTÜK ve 12 tane medya kuruluşu sıralanmış. Oysa ki hukuk fakültesi 1. Sınıf öğrencileri dahi bilir ki; sanık hakkında dava açılan kişiye denilir. Dava dilekçesinde şikayetçi olunan kişi için, “şüpheli” ya da “şikayet edilen” terimleri kullanılır. Şikayet savcılık tarafından uygun bulunur ve dava açılırsa ancak şikayet edilen kişilerden “sanık” diye bahsedilebilir. Şikayet eden avukatlar, bu farkı dahi bilmiyorlar.

2 Dilekçenin neredeyse tamamında Fethullah Gülen Hocaefendi’nin sohbetlerini yayınlayan televizyonlara ceza vermeyen RTÜK ve üyeleri suçlanırken, “sanık” olarak yazılan Hocaefendi ve medya kuruluşlarından neredeyse hiç bahsedilmiyor. Dilekçenin başlığını görmeyen biri sadece RTÜK’ün şikayet edildiğini zanneder. Ayrıca yine davayı açan avukatlar, radyo ve televizyonların denetimini yapan RTÜK’ün gazeteler için denetim yaptığını zannedip, “sanık” kısmına aynı bağlamda Zaman, Today’s Zaman, Bugün, Millet ve Meydan Gazetelerini de sıralamışlar. RTÜK’ün gazetelere ne gibi bir yaptırım uygulayabileceğinden dilekçede hiç bahsedilmiyor.

3 Yine dilekçeyi okuyan her hukukçunun dalga konusu yapabileceği başka bir hata dilekçede göze çarpıyor. Dilekçede “hakkında düzenlenen fezleke kabul edilen Fethullah Gülen” ifadesi geçiyor. Oysa ki fezlekenin kabulü diye bir şey yoktur. Fezleke polis tarafından hazırlanıp savcılığa sunulur. Savcılık iddianame hazırlar, mahkeme iddianameyi kabul eder. Bunu bile bilmeden avukatlık yapmak, büyük bir başarı olsa gerek! Sayın avukatların hukuk fakültesinde dersine giren hocalar ve yanlarında staj yaptıkları meslektaşları, bu dilekçeyi gördülerse utanmışlardır.

4 Dilekçede “A Haber kanalına ceza veren RTÜK bu kanallara hiç ceza vermiyor” ifadesi var ki; evlere şenlik. Son bir buçuk yılda Samanyolu TV ve Samanyolu Haber televizyonlarına verilen cezalar ile birkaç tane yeni televizyon kanalı kurulurdu. Dilekçeyi veren avukatlar, keşke sadece havuz kanallarını izlemeseler, arada sırada farklı görüşteki medyaya da kulak verseler keşke. En azından bu kadar komik duruma düşmezler.

5 Hukuk tarihine “nasıl dilekçe yazılmaz” başlığı altında geçebilecek dilekçede, “sanık” bölümünde Radyo Televizyon Üst Kurulu yazıyor. Oysa ki avukat ofislerinde çalışan hukukçu olmayan personel bile bilir ki, kişilerden şikayetçi olunur, tüzel kişilerden değil. Yani sayın avukatların anlayacağı dilde anlatırsak, RTÜK’ten şikayetçi olunmaz, RTÜK üyelerinden, RTÜK personelinden ya da RTÜK Başkanından şikayetçi olunabilir. Keşke bunları bilerek şikayetçi olsalardı.

6 Dilekçedeki gariplikler yaz yaz bitmiyor. “Bank Asya’ya el konulurken, eksik inceleme yapılmış ve eksik işlem yapılarak bu kurumlara el konulmamıştır” deniliyor. Bu ifadelerde kurum ismi belirtilmiyor. Galiba “sanık” bölümünde yazan kurumlar kastediliyor. Avukatlar tarafından, ellerinde hiçbir delil yokken, Zaman Grubu, İpek Medya ve Samanyolu Grubu hizmet hareketi ile yakın olduğu için Bank Asya ile bağlantılı görülüyor. Ve bu yüzden bu kurumlara da el konulması talep ediliyor. Şikayet dilekçesinde geçmeyen bir kurum olan TMSF’den savcılığa verilen dilekçede bir talepte bulunulması bir garabet. Ayrıca dilekçede özellikle isim belirtilmediği için “sanık” bölümünde yazan Digiturk, D Smart, Tivibu ve Teledünya da el konulması talep edilen kurumlar listesine girmiş oluyor. Sayın avukatlar bu konuda dikkatli olmalı. Çünkü bu kurumlardan bir kısmı mensubu oldukları partinin kurucuları ile çok yakın ilişkilere sahipler. Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olabilirler, aman dikkat!

7 Avukatların dilekçelerinde, RTÜK’teki üyeler ve personelden şikayet ettikleri bölümler bulunuyor. Kendilerine hatırlatmak gerekir ki 7 Haziran öncesine kadar, RTÜK’teki çoğunluk AKP tarafından seçilen üyelerde idi ve RTÜK Başkanları AKP’li üyelerden seçiliyordu. Yani RTÜK’te verilen kararlarla ilgili bir sıkıntıları var ise, öncelikle kendi partilerinin seçtiği Başkan ve üyelerden şikayetçi olmaları gerekiyor.
Sadece iki sayfalık bir dilekçeyi ve sadece bir kez okuyarak bu fahiş hataları yakalayabiliyorsunuz. Adliye önünde dilekçeyi verdikten sonra çekilen fotoğraf belki de milletvekilliği adaylığı için verilen dilekçeye iliştirilmiştir. Dilekçeyi veren avukatlardan biri 7 Haziran seçimlerinde AKP’den aday adaylığı başvurusu yapmış ve 18 milletvekili seçilen Ankara 1. Bölgeden 18. Sıraya konulmuştu. Avukat Bey’in yeniden aday adaylığı müracaatı yaptığı söyleniyor.

Bu dilekçe ile avukatlık yapmak zor zaten. Bu dilekçe sayesinde avukat bey adaylık sırasında belki birkaç basamak yukarıya tırmanabilir o kadar!


http://www.samanyoluhaber.com/yazar/mehmet-aysan/bu-dilekce-ile-avukatlik-yapmaniz-zor-ama-belki-adaylikta-bir-sira-yukselirsiniz/1160814/

Son Güncelleme: 06.09.2015 22:53
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol