Yeşim
Yeşim
13 Ekim 2016 Perşembe 13:34
Bir Avukatın İsteyeceği Ücretin Kabarık Olacağının 15 Belirtisi
Av. Ozan Gülhan, Sol Haber Portalı'nda #DirenTerazi için yazdı.

Sürekli avukatlık işi olanlar, belli bir süreden sonra hangi avukatın hangi sorunları halledebileceğini ve bunlar için ne kadar ücret isteyeceğini üç aşağı beş yukarı tahmin etmeye başlarlar. Peki, ya olmayanlar? Tecrübesiz müvekkiller? İşte okumakta olduğunuz bu yazı, bilmediği lüks restorana gidip bir aylık maaşını bırakma potansiyeli taşıyan müvekkil adayları için yazılmıştır. Söyleyeceklerime kulak verin. Size kabaran bir şey var. Kabarık bir ücret yani…

1. Büronun ismi: İsim, her zaman için bir erken uyarı sistemidir. Eğer hukuk bürosunun iki soyadından oluşan fiyakalı bir ismi varsa, bu sarı alarmdır. Bu soyadlarından biri yabancıysa, kırmızı alarm çoktan verilmiştir. Örnek vermek gerekirse… Gulhan & Lannister Law Firm garanti kabarık bir ücret ister. Abuzer & Kadayıf Hukuk Bürosu ilki kadar olmasa da, yine sağlam ücret talep eder. Av. Necmettin Şaşıgiloğlu levhalı avukat ise, sporun ve sporcunun dostudur.

2. Uzmanlık alanı: Önemli belirleyicilerden bir diğeri, avukatın uzmanlık alanının bulunup bulunmamasıdır. Avukat sadece şirket birleşmeleri, vergi cezaları, uluslararası tahkim uyuşmazlıkları gibi çok spesifik alanlarda çalışıyorsa, pamuk eller cebe! “Ya sen gel, biz ona da bakarız”, “Dosyayı getir bir hal çaresini buluruz” diyen avukat ise sizin için candır. Hem kıdem tazminatı hem boşanma hem de kira alacağı davalarına baktıracağınız avukatı bulmuşsanız, sakallısını aramayın derim.

3. Ofisin konumu: Avukatın adresini aldığınızda, içinde My Ten Carat Diamond Residence, Varyemez Plaza veya Richie Rich Center gibi bina isimleri geçiyorsa, kaçmanız için size ilk ipucunu vermişler demektir. Hadi isim kısmını atladınız diyelim, eğer ofis adliyelerden uzak Etiler, Caddebostan gibi daha varlıklı semtlerde ise bir kez daha düşünmenizi tavsiye ederim. Bunu da es geçtiğinizi varsayalım, gittiğinizde deniz manzaralı veya leb-i derya bir ofisle karşılaşırsanız da, uyan artık be Türkiye! Sizin gitmeniz gereken avukat ise, Cebidelik Han’daki tek göz odasında şu an sizi bekliyor.

4. Randevu saatleri: Randevu saati belirleme ile avukata verilecek ücret arasında yakın bir ilişki vardır. Eğer randevu saatini siz belirleyebiliyorsanız, “Ben Salı günü saat üç gibi müsait olabilirim” dediğinizde, “Tabii ki, ben de o saatlerde ofiste olurum” cevabını alabiliyorsanız hiç korkmayın. Ancak “Avukat bey önümüzdeki hafta Çarşamba günü 16:30-17:00 saatleri arası hariç bu ay müsait değil” gibi bir cümleyle karşılaşıyorsanız, yol yakınken dönün derim.

5. Arabalar: Büronun girişinde, hayatınızda ilk defa gördüğünüz ve bir an için önüne geçip selfie çekme isteği uyandıran veya “Ya şu Aşk-ı Memnu Behlül’ün bilmem nereye giderken bindiği araba değil mi?”, “Aaa, Sineijder’in arabasının aynısının kırmızısı” dediğiniz arabalar varsa, ıslık çalarak çaktırmadan uzaklaşıyoruz.

6. Dekorasyon: Siz yine de şartları zorlayan bir insansınız ve ofise gittiniz diyelim. Country tarzı koltuklara oturup, sehpada bulunan finans dergilerinin son sayılarını karıştırırken, bir yandan da duvardaki aydınlatmalı orijinal tablolara ya da avukatın siyasiler ve ünlü sanatçılarla çektirilmiş fotoğraflarına bakıyorsanız, geçmişler olsun size...

7. İkramlar: Ofiste soğuk su, soda, çay ve kahve arasında seçim yapmak zorunda kalıyorsanız, bunları da marka karşılığı hanın çaycısı ya da stajyer getiriyorsa rahat olun. Ancak beklerken içilebileceklerinizin arasında ekspresso ve lattenin olması, istediğiniz limonatanın taze nane yaprakları ve gerçek limon parçacıkları ile şekilli bardakta sunulması halinde, g.tün g.tün kapıya doğru ilerliyoruz.

8. Giyim tarzı: Ofisteki herkesin aynı fabrikadan çıkmışçasına aşırı klasik ya da aşırı spor giyinmesi, güvenlik görevlisinin bile sizden daha şık görünmesi, kafanızda soru işareti yaratmaya hala yetmedi mi? Peki ya sekreterin Louis Vuitton çantasına ne demeli? Run Forest, Run!..

9. Ofisin büyüklüğü: Avukatın odasına giderken iki koridor ve bir odadan geçiyorsanız veya avukatın odasının büronun üçüncü katında olduğunu öğreniyorsanız, en yakın yangın merdivenini gözünüze kestirin. Yoksa da kendinizi yere atıp, bir süreliğine ölü taklidi yapın. Unutmayın, inandırıcı olmak çok önemli!

10. Çalışan sayısı: Çalışan sayısı ile sizden istenilecek ücret genellikle doğru orantılıdır. Ofiste, “Vallahi otuz beşe kadar saydım, gerisine zaman yetmedi” diyeceğiniz kadar çok çalışan varsa sıkıntı büyük. Hele sekreter sizi avukatın özel sekreterine yönlendiriyorsa tepenizden yanmışsınız. Hatta büroda aynı soyada sahip üç ve üzeri avukat bulunuyorsa, işin nerelere varabileceğini düşünemiyorum bile. O kadar nüfusu nasıl doyuruyorlar hiç düşündünüz mü?

11. Yabancı dil: Ofiste meeting set ediliyorsa, case brief’leniyorsa, process’te schedule’ın gerisinde kalınmışsa, dilekçenin deadline’ı yaklaşıyorsa ve bunlara benzer İngilizce-Türkçe kırması cümleler bolca kullanılıyorsa ya da hukuk bürosuna ait internet sitesinde İngilizce haricinde, Almanca, Fransızca ve hatta Japonca sayfalar bulunuyorsa, o şemsiye açılmaz arkadaşlar.  Hâlbuki, “Are you cola?”, “What can i do sometimes?” diye soran, “Look at the tabela” diyerek asgari vekalet ücret tarifesini gösteren bir avukat bütçenize en uygun olandır. Böyle bir avukat, sizin için nice to have değil, must’dır yani…

12. Yaşam formları: Korku filmlerinde salıncakta sallanan bir çocuk olması, birkaç dakika içinde bir b.klar olacağına işarettir. Aynısı hukuk bürosu içerisinde bulunan cins kediler ve değerli çiçekler için de geçerlidir. Ashera, savannah veya Bengal kedisi etraftaki orkide ve tropikal çiçeklerin arasında dolanıyorsa üç vakte kadar başınıza gelecek vardır. Hâlbuki bahçedeki fesleğenlerin önünde yatan gariban tekire salçalı ekmek yedirmeye çalışan avukat ne güne duruyor, değil mi?

13. Ön görüşme: Asıl avukat görüşmesinden önce başka bir avukatla ön görüşme yapılması ve onun da bunları asıl avukata iletilmek üzere başka bir avukata raporlaması halinde artık hesap kitap yapma zamanı gelmiştir. Hanımın bilezikleri ile çocuğun sünnette takılan altınlarını bozdurursak, üzerine de biraz ihtiyaç kredisi çekersek…

14. Unvanlar: Senior Partner Erdal Bey, Junior Partner Selma Hanım, Associate Özgür Bey, Intern Leyla Hanım, Paralegal Mert Bey gibi unvanlı isimler telaffuz ediliyorsa, bilin ki yanlış yerdesiniz. “Salih Abi şundan bir tane fotokopi çeksene”, “Kızım yazıcıdan çıkan dilekçeyi getirsene”, “Bizim çocuk internetin parasını yine mi yatırmamış ya” gibi cümleler duyuyorsanız, fırtına geçmiş ve korunaklı bir limana sığınmışsınızdır.

15. Diğer belirtiler: Eğer görüştüğünüz hukuk bürosunun bağlı ofisleri ve irtibat büroları bulunuyorsa, tüm konuşmalardaki para hesapları dolar ve euro üzerinden yapılıyorsa, görüşeceğiniz avukat sürekli yurtdışında toplantılardaysa, bekleme salonunda karşınızda yabancı konuklar oturuyorsa ve buna benzer başka belirtiler varsa; size tek tavsiyem, Çıplak Vatandaş filmindeki Şener Şen gibi arkanıza bakmadan koşarak kaçmanız. Hadi yine iyisiniz, en azından donu kurtardık…

(Bu yazı, Hukukta Sol Tavır Derneği’ne ait #DirenTerazi blogu için kaleme alınmıştır)

Kaynak: Haber Kaynağı

Son Güncelleme: 13.10.2016 13:37
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177