Yeşim
Yeşim
26 Nisan 2016 Salı 17:46
İzmir Barosu Avukat S.Deniz Çelikkaya bugün adliyede yaşadığı içler acısı durumu adaletbiz'e anlattı. Çelikkaya, bir vatadaşın cezaevinde işkence gördüğünü haykırarak yardım istediğini söyledi. Avukat Deniz Çelikkaya yapılan bu hukuksuzluğun karşısında durmuş ve şahısla görüşmek istediğini, avukatlığını üstlendiğini söylemesine rağmen kolluk güçleri buna izin vermemiş ve Çelikkaya'nın üzerine yürümüşlerdir. 

İşte yaşanan olayların detaylarını Avukat Deniz Çelikkaya şöyle anlattı;

"İzmir Adliyesi'nin ek binasında başka bir işim için bulunduğum sırada yaklaşık 7-8 kolluk görevlisinin arasında bir kimsenin kelepçeli halde sürüklendiğini gördüm. Şahıs direniyordu ve ironik bir şekilde adliyenin içinde, adalet dağıtılması beklenen yerde "Bana yardım edin, tecritteyim, işkence ediyorlar, avukatla görüşmek istiyorum." diye bağırıyor, yakınıyordu. 
Cübbeli gördüklerine "Siz İzmir Barosu'na mı üyesiniz nolur bana yardım edin." diye adeta yalvarıyor; buna karşılık kolluk ise yangından mal kaçırır gibi şahsın kimseyle iletişim kurmasına fırsat vermeyecek şekilde şahsı adliyeden çıkarmaya çalışıyordu.
Hatta bu nedenle asansörü dahi kullanmadıklarını fark ettim. Zira asansör beklemek zorunda kalacaklardı. Şahsı merdivenlerden indirmeye çalıştılar. Bu sırada kör noktada görmediğimiz bir anda şahsın "Vurma ya! Ne vuruyorsun?" dediğini duydum.
Peşlerinden gittim. Adliyenin dışına çıktıklarında koşmaya başladılar. Şahıs yakınmalarına ve bağırarak "Yardım edin. İşkence ediliyor. F tipi 2 nolu'da kalıyorum." diyerek ve adını söyleyerek yardım istemeye devam ediyordu. Arkalarından "Bir saniye." diye seslendim. Şahsa "Senin avukatlığını yapabilirim kabul ediyor musun?" diye sordum. Şahıs "Evet abi, nolur yardım et. İşkence yapılıyor bana dedi.". Bunun üzerine kolluğa "Gördünüz, avukatlığımı kabul ediyor. Bu andan itibaren benim müvekkilimdir. Görüşmek istiyorum." dedim. 
Kolluğun zannediyorum yetkili ve devlet terbiyeli amiri, "Vekaletnameniz yok görüşemezsiniz." dedi. Bu sırada avukat-müvekkil ilişkisinin müvekkilin kabulüyle kurulduğunu ve biraz önce gözlerinin önünde şahsın avukatlığımı kabul ettiğini, ceza yargılamasında asil varken noterin asilin beyanını tasdikleyerek düzenlediği vekaletnamenin aranamayacağını ve ilgili Yargıtay kararlarını bahsi geçen amire aktardım. Şahsı zorla götürmeye devam etmeleri üzerine önlerine geçip "Bakın sizi uyarıyorum. Bu yaptığınız yasaktır, avukatın görevini yapmasına engel oluyorsunuz. İşinizi aksatmayacak şekilde 2 dakika görüşmek istiyorum. Bu şahsı da sakinleştirecektir." dememle birlikte kolluğun yaşca daha küçük üyeleri üzerime gelmeye başladılar ve birkaçı beni itip kakmaya başlayınca kurtularak telefonumun kamerasını açtım. Bu ana kadar hiçbir davranışımın etki etmediği kolluğun 'becerikli' ve 'hiyerarşideki yerine sadık üyesi "Komutanım kamera açtı." diye komutanını devletin geleneklerinin bozulmaması amacıyla zannediyorum uyardı. Bunun üzerine amirleri elimdeki telefonu almaya kalkınca "Sakın dokunmayın, suç işlemiş olursunuz." dedim. Amir bunun üzerine geri çekildi. Şahsı cezaevi aracına zor kullanarak sokmaya çalıştıkları sırada şahsa hala vurmaktaydılar. 
Aslında bu olay her gün bu coğrafyada binlerce kere gerçekleşen cezalandırma olaylarından biridir. Ne eksiği ne fazlası. Zira bırakın cezaevindeki koşulları koskoca adliyede birçok avukatın içinde yalvar yakar avukat istediğini, işkence gördüğünü haykıran biri sanki yokmuş gibi davranılıyor. Sanki o oradan geçmiyormuş, sanki o işkenceye uğradığını, avukatla görüşmek istediğini haykırmıyormuş gibi. Eminim ki orada bulunan avukatlar o şahsa yardım etmek istiyorlardı. Buradaki mesele o avukatların hukuka ve insanlığa inanmaması değil; devletin devasa gücünden korkmalarıdır. Evet, tam olarak budur. Tam bir asker gibi ve tam bir itaatkarlıkla bu denli kararlılıkla hareket eden bir kolluk grubundan bahsetmiyorum yalnızca.
Bu esasen ülkemiz yargı unsurlarının zihniyetidir. O zihniyettir ki vatandaşı hiçbir aşamaya dahil etmez ve o zihniyettir ki vatandaşa 'katlanır'. 
Şu an cezaevlerindeki yönetim zihniyeti de birebir aynıdır. Hasta mahkum veya hükümlülere ilaçlarını vermeme, avukatıyla görüşmesini kısıtlamaya çalışma, avukat-müvekkil yazışmalarını denetlemeye çalışma esasen vatandaşa sanki bir pislikmişçesine davranış yoluyla 'işlerini gören' zihniyetin işkence ve hukuka aykırılıklarından yalnızca birkaçıdır. 
Bu noktada, bu zihniyetin ve dahi bu işkencelerin sona erdirilebilmesi için yine en büyük görevin avukatlara düştüğü kanaatindeyim. Zira bir avukatın yalnızca duruşmaları takip etmesi belki dar anlamda mevcut kanuni düzenlemelere zorlama ile uygun kabul edilebilirse de, esasen bu tarihsel ve toplumsal rolüne aykırı düşecektir.  
 

Saygılarımla,

Av. Serhat Deniz ÇELİKKAYA

Kaynak: www.adaletbiz.com

HABERE AİT VİDEOLARI İZLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ.

VİDEO 1
VİDEO 2



Son Güncelleme: 26.04.2016 18:08
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177