Yeşim
Yeşim
17 Ocak 2015 Cumartesi 23:03
Av. Medeni Ayhan'dan Ankara Barosu Yönetim Kuruluna Dilekçe

ANKARA BAROSU YÖNETİM KURULU BAŞKANLIĞINA

KONU : Aşağıdaki öneri ve taleplerim hakkında dilekçemde ki tarihten sonra yapılacak ilk yönetim kurulu toplantısında gerekçeli bir karar verilerek, adresime tebliğ edilmesidir.

AÇIKLAMA :

1-Şirketleşmenin önünün açılarak kimi avukatlar yönünden tacir olma döneminin başlaması, Avukatlık şirketleri yanında, gayrimenkul, danışmanlık, patent şirketlerinin avukatların yaptığı işleri yapar hale gelmiş olmaları, noterlerin avukatların yapması gereken işleri yapması, sayı olarak 130 un üzerine çıkan hukuk fakültelerinin çok büyük çoğunluğunun özel-paralı hukuk fakülteleri olmaları ile yüksek okula giremeyecek puanı olan zengin aile çocuklarının eşitlik ilkesine aykırı olarak öğrenim hakkını parayla satın alması, yoğun oranda artan fakülte ve mezun sayısına rağmen avukatların iş alanlarının artmaması ve daralması karşısında çözüm olarak; devlet ve özel paralı hukuk fakültelerine giriş puanlarının eşitlenmesi, yazılı avukatlık sınavının getirilmesi, bir avukatın çalıştırılması açısından taban ücret getirtilerek bu alandaki ucuz iş gücü ve sömürünün önüne geçilmesi, her aileye danışman avukat yasası çıkarılarak SGK nun avukatın bulunduğu şehirdeki avukat ve aile sayısı ile orantılı şekilde hizmet verdiği aile sayısına göre avukatların hesaplarına aylık maaş veya danışma ücreti yatırması, noterlerin yaptığı vekalet, taahhütname, sözleşme, sözleşme tasdiki, ihtarname çekme vs. gibi pek çok şeyi Avrupa da avukatlar yaptıklarından, Noterlerin güçlü lobisine karşı avukatlar lobisi çıkarılarak, mecliste avukat milletvekilleriyle iletişime geçilerek, yani bu işlerimizin noterlerden alınarak, avukatlarca yapılmasının sağlanması gerektiği açıktır. Avukatların, düşük bir ücretle zor geçinen işçi(proleter) ve issiz proleter (lümpen proleter) durumuna düşürüldüğü, sözlü savunmaya ve yargılama içresinde savunma makamının rolü ve etkinliğine yer bırakmayacak nitelikteki otoriter, totaliter, demokratik, politikleştirilmiş, bilirkişi raporu bağımlısı yargı kurumsallaşmasını ortadan kaldırmak için bir yargı reformu zorunluluğu bulunduğu gibi, yeni avukatlık kanunun önümüzdeki süreçte yapılacağı nazara alındığında; iki yılda bir yapılan Baro kongrelerindeki konuşmalarla mesleki sorunlarımızın çözülmediği/çözülmeyeceğini görerek, ivedi olarak yapılması gereken her şeyi yaparak, mesleki sorunların çözümüne olanak verecek şekilde bir Avukatlık Kanunun yapılmasını eylemli baro ve eylemli Barolar Birliği tarzı üzerinden dayatmalıyız. Her zaman ortaya koyduğum gibi ; ”yargı önce savunma ve savunma makamıdır.” anlayışı esas alınarak, eylemler yapılması(sokağa, caddeye ve meydana çıkılması) halinde, mesleki sorunlarımızın çözümleriyle birlikte uluslararası alanda dahi gündemleşerek, bakı mekanizması oluşarak çözüm yoluna gireceği açıktır.

Yapılması gereken eylemi, Barolar Birliği nin bugüne kadar yapmamış olması nedeniyle; Ankara Barosunun devletin bütün merkezi kurumlarının bulunduğu Ankara da bulunması ve sayısal açıdan da en büyük ikinci Baro olması sonucu merkez Baro olması karşısında, Baromuzun, bütün Barolara(79 Baro ya) yazılı çağrı yaparak, Ankara da Avukatlık Meslek Sorunlarını Baro başkanlarıyla tartışmak üzere ivedilikle bir toplantı yada sempozyum yapılmalı, bunun sonucunda bir sonuç bildirgesi çıkarılmalı, yada işin daha uzun vadeye yayılması açısından ivedilikle Ankara Barosu bünyesinde bir komisyon oluşturularak, Ankara Barosunun 2014 yılı kongresine katılmış grupların bildirge ile programlarından sentezleme yolu ile Avukatlık Meslek Sorunları ve Çözümlerine ilişkin bir bildirge hazırlanmalı, yahut bu şekilde çıkarılacak metin taslak sayılarak yapılacak toplantıda bu metin üzerinde oynanıp son şekli verilmeli, bu çerçevede diğer “ büyük bölge” Barolarından da (İstanbul, İzmir, Diyarbakır, Adana, Trabzon, Mersin Antalya, Bursa Konya) temsilcilerin bulunacağı bir eylem komitesinin(kurul yada komisyonun) seçilmesinden sonra da, bütün Barolar adına bu eylem komitesince veya Ankara Barosu Başkanlığınca bildirge medyaya deklere edilerek, bütün Baroların sitelerine konularak açıklanmalı, bildirgedeki sorunların çözümü için Ankara Abdi İpekçi Parkında, yada başkaca uygun bir zeminde yapılacak mitingin yer ve tarihinin açıklanarak, 80 binin üzerindeki avukatın cüppeli olarak mitinge katılımının sağlanarak, mitingin bitiminde Adalet Bakanlığına yürünmeli, Bakanlığın önüne temsili olarak birkaç cüppe bırakılmalı, ardından da TBMM sine yürünerek meclisin önüne birkaç cüppenin bırakılmalı, gerektiğin de sembolik olarak birkaç cüppe yakılmalı, bununla yok edilen ve yere düşürülüp sürüklenen savunma ve savunma makamının durumu sembolize edilerek, bu durumu kabul etmeyeceğimiz ortaya konulmalı, bildirge hem meclis önünde, hem mitingde okunarak medyaya bir daha dağıtılmalı, ayrıca bütün avukatların hafta içresinde yapılacak bu eylem yönünden takip ettikleri dava dosyasına mesleki mazeret dilekçesi vererek, dilekçelerinin ekine Baroların aldığı eylem kararını ve bildirge örneğini de koyarak, Mesleki sorularının çözümü için eylemde olduklarından dolayı, mesleki mazeretlerinin kabul edilmesini talep etmeleri sağlanarak, bildirgenin hakim ve savcılara tarafından da okunması sağlanmalı, bu eylemin yapılması ve her Baroya üye bütün meslektaşlarımızın eyleme katılması açısından, bütün Barolarımızın yönetim kurullarının karar defterine bu konuda karar şerhi düşürmeleri(karar almaları ) gerekir. Bu eylem yapılırken; mesleki sorunlarımızda ortaklaşmak, bölünmemek, etkisiz kalmamak, gereksiz tartışmalara yol açmamak açısından; devlet içresinde yüz yıldan fazla bir süredir iktidar mücadelesi veren, herkesi kendi iktidar mücadelelerinin tarafı veya kullanılan bir payandası durumuna düşürmeye çalışan Kemalist-ulusalcı-CHP li ile liberal muhafazakar-yeni Osmanlıcı-AKP li gibi çizgilerden birinin yandaşı veya karşıtı temelindeki siyasi bir misyonu eyleme yüklemeden, bundan özellikle kaçınarak eylemde ortaklaşmayı esas almak zorunda olduğumuzu düşünüyorum. Eylemli Baro ve eylemli Barolar Birliği bu çerçevede gerçekleştirilmeksizin, hiçbir meslek sorunumuzun çözülmeyeceği, aksine daha da ağırlaşacağı aşikardır. Bu durumda işlevsiz Barolar Birliği ve işlevsiz Barolar gerçekliğinin devam edeceği de tartışmasızdır. Eylemli Baro ve Barolar Birliğinin süreklilik kazanması, kurumsallaşması, önerdiğimiz eylemin örgütlenme ve organizasyonu ile birlikte, ilerideki bütün sorun ve müdahalelere karşı eylem yapacak Baro için, Ankara Barosunun bünyesinde bir eylem kurulunun yada komisyonunun kurulması gerekmektedir. Eylemli Barolar ve eylemli Barolar Birliği söz konusu olmadığından 79 Baronun yönetim kurullarının ve Barolar Biriliği yönetim kurulunun işlevsiz oldukları, kendilerini bu ihtiyaçlar çerçevesinde ivedilikle düzenlememeleri halinde ise yapılacak ilk kongrelerde tamamının ağır derecede eleştirilerek değiştirilmesi gerektiği açıktır.

2-Demokrasiden koktukları için Ankara Barosu Meclisini iki yıl önce trajik komik formulasyonlarla anti demokratik bir çerçevede oluşturmak için; eski baro başkanları,eski divan kurulu başkanları,eski genel sekreterler,eski baro başkan yardımcıları, mevcut yönetim kurulu üyelerinin tamamı yanında, bunlar gibi Demokratik Sol Avukatlar Grubu dan olan diğer meslektaşlarımızdan oluşturduktan sonra, yeşillik olması hesabıyla da, diğer beş altı gruptan birer kişinin alınarak, demokratik meclis oluşturulduğunu söyleyebilmek kendisini alaya almaktır. Bu tür şark kurnazlıkları her türlü aybı içermektedir. Bu çerçevede oluşturulan anti demokratik baro meclisinin, yönetim ve başkanıyla Baro yönetim kuruluna göbekten bağımlı olması(bağımlı bir kişilik ve yapının tercih edilmesi) nedeniyle de, iki yıllık faaliyet süresi boyunca hiçbir faaliyet yapmadan, bir iki kez sembolik olarak toplandıktan sonra dağılmıştır. Bu dilekçemizdeki önermeleri iki sene önce Ankara Barosu Meclisinde yazılı önerge şeklinde sunmamıza rağmen adı meclis olan bu yapı meclis olmadığından ve işlevsiz durumda bulunduğundan bu hususta ve diğer hususlarda herhangi bir karar dahi alamamıştır. Bu yapıda “meclis” oluşturmak ihtiyaçları yaşama geçirme pratiği değil, ihtiyaçları ölü doğurtma pratiği olduğundan, Baro Meclisinin yeniden demokratik bir çerçevede oluşturularak, seçime katılmış her grubun anlamlı bir oranla katılımını sağlayacak şekilde biçimlendirilerek, ivedilikle toplantısını yapmasına, yeni dönem yönetimini seçmesine, Ankara Barosu yönetimden tümden bağımsız olmadığı takdirde meclis niteliğini kazanamayacağından, tümden bağımsız olmasına, öneri, karar ve eleştirilerini karara bağladıktan sonra, Baro yönetimden bağımsız olarak açıklamasına, aldığı her kararın Baro yönetim kurulunca uygulanmasına, ciddiye alınmasına, gündemleştirip karara bağlanmasına, Baro meclisinin, son Baro kongresine katılmış grupların başkan adayları ve yönetim kurulu üyeleri arasından belirlenmesine, eski baro başkanları, başkan yardımcıları, genel sekreterleri ve divan başkanlarına yer verilmemesi sağlanmalıdır. Eski olan her şeyden kurtulmalıdır, bunların vesayetine son verilmelidir.

3-Ayrıca emekten yana ve yapılacak hukuki düzenlemelerle bütün toplumsal-siyasal sorunları (Kürdistan ulusal sorunu, Çingene, Çerkez, Laz, Arap, Acem, Ermeni, Süryani, Mihelmi, Rum vs gibi ulusal azınlıkların dil kültür ve eğitim haklarının yasal güvenceye bağlanması, Alevi-Bektaşi-Tahtacı ve Ezidi inançlarının ibadethaneleriyle tanınarak devletin resmi dinin ve ibadethanesinin olmaması, kadının eşitsizliğini içeren bütün hükümlerin mevzuattan silinmesi, hes ve siyanürle altın aramaya, doğanın talan edilmesine, insanların çevreden yaralanma hakkının ortadan kaldırılmasına karşı doğa ve çevrenin tarihi yapılarla birlikte korunması, hayvanlara yapılan muameleye karşı daha etkin hükümlerle korunmaları vs) kendisine konu edinen, tartışan, Ankara Barosunun bu hususlardaki çözümlerini deklere eden, bu sorunların hukuksal ve demokratik çözümü için hukuksal ve yasal düzenleme öneren demokratik ve hukuksal bir Baro için hiçbir partinin siyasi izdüşümü olmaksızın hukuk içinde çözüm önerebilmek açısından Toplumsal-Siyasal Sorunlara Hukuki Çözüm Komisyonunun ivedilikle kurulmasını, bu sorunlara karşı sessiz veya yüz yıl önce oluşturulmuş statükodan yana olan gerici, köhnemiş zihniyet yerine; en azından ilerici-demokrat bir anlayışla yaklaşan, ilgisiz ve sesiz kalınmaması gerektiğini ortaya koyan, bu niteliğiyle de mevcut gerici statükoya karşı sessiz ve çözümsüz bir Baronun ve Barolar Birliği nin hukuk kurumu olmayacağını kavramalıdır. Mevcut gerici statükoyu yüz yıl önce kuranların dahi günümüzün dünyasında/koşullarında/teknolojisinde/hak ve özgürlükleri kapsamında bugün sürdürülmek istenen statükoyu savunacaklarını kesin olarak söyleyebilmek zordur. Baro ve Barolar Biriliği ebetteki bir siyasi parti gibi bu sorunları her gün ve siyasi bir üslupla tartışmaz, ancak bu sorunların hiç birisine ilgisiz ve sesiz de kalmayarak hukuk içresinde tartışır ve hukuksal düzenleme önerir. Aydın olan avukatları bünyesinde barındıran Baroların bu işlevini üstlenmemesi halinde, Baroların ve Barolar Birliğinin bağımsız ve hukuk kurumu olmayacağı, öte yandan avukatların da aydın ve hukukçu olamayacağı ve hep birlikte Lübnanlaşma sürecine katkı yapmış olacakları da aşikardır. Eğer bu sorunların barışçıl demokratik ve hukuksal çözümü isteniyorsa; bunu Barolar Biriliği ve Barolar ile avukatlar tartışmak ve hukuksal düzenlemeler önermek zorundadırlar. Bu nedenle Toplumsal-Siyasal Sorunlara Hukuki Çözüm Komisyonu yada başka bir isimle de olsa bu sorunları tartışacak, hukuki düzenleme önerecek, deklere edecek, Baronunu ilgisiz ve sessiz yada statükoyu savunur vaziyette olmadığını gösterecek bir komisyonun(kurulun) kurularak, Ankara Barosunun diğer Barolara öncülük etmesini öneriyoruz.

Biz Devrimci Demokrat Avukatlar Grubu olarak; Yönetim Kurulu olarak üyesi bulunduğunuz Demokratik Sol Avukatlar Grubunu, Demokratik Sol Avukatlar Taban Hareketini, Çağdaş Avukatlar Grubunu, Sol Avukatlar Grubunu, Baroda Birlik Grubunu, Milliyetçi Avukatlar Grubunu sürekli gerici ve statükocu olarak nitelendirip eleştirirken, temelde Kürdistan Ulusal Sorunu, Alevi-Bektaşi-Ezidi Meselesi, Ulusal azınlıkların dil kültür eğitim haklarının yasal ve Anayasal güvenceye bağlanması, 1915 yılında gerçekleştirilen Ermeni, Pontus’lu Rum, Ezidi, Asuri(Süryani, Keldani, Nasturi) soykırımı ve süreklilik arz eden Kürt ve Alevi soykırımlarından kaynaklanan sorunlar konusunda; sessiz, ilgisiz, gündemsiz kalarak çözümsüz olmanızdan ve bu sorunların hukuksal çözümleriyle birlikte tartışılmasından dahi rahatsız olmanızdan, ezilen sınıfın, ezilen ulusun, ezilen ulusal azınlıkların, ezilen cinsin, ezilen dinsel inanç aidiyetlerin haklarından yana olmamanızdan, eylemli Baro ve Barolar Birliği anlayışını kabul etmemenizden kaynaklanmaktadır. Biz Devrimci Demokrat Avukatlar Grubu olarak; adı geçen gruplar gibi kırk elli yıllık, dernekli ve arkasında parti ile hazır taban yanında parasal güç bulunan, hiçbir aykırı söz söylemeyerek düzene bağlanan, tabi oldukları partinin aidiyeti üzerinden blok oy alan grup olmadığımızdan, hiçbir zaman kongrelerdeki çoğunluğu (düzenin gericiliği tarafından kuşatılmış avukat meslektaşlarımızın çoğunluğunun oylarını) Ankara gibi bir yerde alabileceğimizi düşünmedik. Biz, sırtına herhangi bir partiyi ve kucağına da parasını almayan, 3-4 yıllık grup olması nedeniyle henüz derneği bulunmayan, gericilere aykırı gelen her türden sorunu ortaya koyup hukuki düzenleme önererek bütün aidiyetlerin hak ve özgürlüklerinin mücadelesini vererek mücadelede ortaklaşan ve özellikle dile getirdiğimiz bu sorunları meslek sorunları ile birlikte gündemleştirip tartıştırarak, gericilik ve statükoculuktan alan alarak, zihinlere seslenerek en azından soru işareti sokarak, değerlerimizi ortaya koyup konuşturarak, gerici gruplara eklemlenen, alternatifi olmayan edilgen yapıdan kurtularak en kısıtlı olanaklarla çalışan misyon ve tavır grubuyuz. Sizlere devrimci olabilmek çok zor gelebilir. Hatta hiçbir şekilde tercih etmeyebilirsiniz. Ancak hiç olmazsa burjuva bir sosyal demokratlığın ölçüsünün dahi, bu siyasal-toplumsal-ekonomik-kültürel sorunlara yasal değişiklikler ve reformlar yoluyla hukuki düzenleme önermekten ve gündemine almaktan geçtiğini kabul ederek, üstlendiğinizi iddia ettiğiniz sosyal demokrat hukukçu tanımlamanızın gereğini yerine getirmelisiniz. Yönetim Kurulu olarak bunun gereğini bu çerçevede dahi yerine getirdiğinizde, sevgili meslektaşlarımız olarak gerici olmaktan çıkarak ilerici-demokrat sıfatını hak eder hale geleceğiniz, kendinizi dönüştürmekle grubunuzun da dönüşümüne öncülük yapacağınız, ayrıca gerici olan ve adı geçen diğer gruplardan farklılaşmaya başlayacağınız açıktır.

Bu talep ve önerilerimin, bu dilekçemi verdiğim gün yada bir gün sonra yapılacak Ankara Barosu Yönetim Kurulu toplantısında ivedi olarak gündeme alarak; gerekçeli olarak karara bağlanmasını, gerekçeli olarak karar alındıktan sonra da kararların bir örneğinin üst yazı ekinde adresime tebliğini arz ve talep ederim. 02 12 2014

Av. Medeni Ayhan

Son Güncelleme: 17.01.2015 23:08
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177