31 Mart 2014 Pazartesi 17:29
YÜKSEK LİSANS NEDENİYLE ATAMA TALEBİNİN REDDİ, BİREYSEL BŞV.
 TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM 

KARAR 

Başvuru Numarası: 2013/2069 

Karar Tarihi: 20/2/2014

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR 

Başkan : Alparslan ALTAN
Üyeler : Recep KÖMÜRCÜ
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
Raportör : Elif KARAKAŞ
Başvurucu : Devrim EVİN
Vekili : Av. Hasan Hüseyin EVİN

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvurucu, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sahne Sanatları Tiyatro Bölümü Tezli Yüksek Lisans Programına katılma hakkı kazanmasına rağmen, bu okulun bulunduğu İstanbul iline atanma talebinin zımnen reddi üzerine açtığı iptal davasının reddedilmesi nedeniyle eğitim hakkının ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 18/3/2012 tarihinde İzmir Bölge İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 25/11/2013 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAYLAR VE OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu, Adana Devlet Tiyatrosu Müdürlüğünde tiyatro sanatçısı olarak görev yapmakta iken, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sahne Sanatları Tiyatro Bölümü Tezli Yüksek Lisans Programına katılmaya hak kazanmıştır.

6. Söz konusu programda haftanın üç günü ders olduğundan ve yüzde yetmiş devam zorunluluğu bulunduğundan bahisle başvurucu, 9/10/2009 tarihinde Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğüne başvurarak İstanbul Devlet Tiyatrosu Müdürlüğü emrine atanma talebinde bulunmuştur.

7. Anılan başvuru idarece cevap verilmemek suretiyle reddedilmiştir.

8. Başvurucunun zımni ret işleminin iptali istemiyle açtığı dava, Ankara 1. İdare Mahkemesinin 7/7/2011 tarih ve E.2011/1343, K.2011/1326 sayılı kararıyla “Adana Devlet Tiyatrosunda davacıya ihtiyaç olduğu ve tâbi olduğu mevzuatta öğrenim durumu nedeniyle tayin isteyebileceğine dair hüküm bulunmadığı da dikkate alındığında davacının İstanbul Devlet Tiyatrosu emrine atanması istemiyle yaptığı başvurusunun zımnen reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı” gerekçesiyle reddedilmiştir.

9. Temyiz edilen karar, Danıştay 5. Dairesinin 15/11/2011 tarih ve E.2011/5284, K.2011/6394 sayılı kararıyla onanmış, karar düzeltme talebi de aynı Dairenin 13/11/2012 tarih ve E.2012/1087, K.2012/7268 sayılı kararıyla reddedilmiş, karar aynı tarihte kesinleşmiştir. Bu karar başvurucuya 18/2/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

B. İlgili Hukuk

10. 10/6/1949 tarih ve 5441 sayılı Devlet Tiyatrosu Kuruluşu Hakkında Kanun’un 5. maddesinin (C) fıkrasının ilgili kısımları şöyledir:

“…Devlet Tiyatroları sanatkar memurları, uygulatıcı uzman memurları ve uzman memurları sanat ve yönetim kurulu kararı üzerine Genel Müdürle aralarında yapılacak bir yıl süreli idari sözleşmelerle göreve alınırlar. Yapılacak idari sözleşmelere bu maddede belirtilen hizmet özellikleri de yazılır. Bunların sözleşmelerinin sonunda hizmete devamları da aynı usule tabidir.
Mali hakları ve özellikleri bu kanun içinde kalmak ve Devlet memuru niteliklerine halel gelmemek üzere sanatkar memurlar, uygulatıcı uzman memurlar ve uzman memurların hizmete alınma, hizmete devamı şekilleri ile sair özellik ve yükümlülükleri idari sözleşmelerinde belirtilir.”
11. 7/5/1987 tarih ve 87/11782 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kabul edilen “Devlet Sanatçıları ve Sanatçıların Sözleşmeli Olarak Çalıştırılmalarına Dair Esaslar”ın 13. maddesi şöyledir:

“Bu Esaslarda geçmeyen diğer hususlar hakkında, kurumların özel kanun ve mevzuat hükümleri; özel kanunu ve mevzuatı bulunmayan kurumlar için 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümleri ve "Hizmet Sözleşmesi'' hükümleri uygulanır.”
12. Aynı Esaslar’ın 15. maddesi şöyledir:

“Maliye Bakanlığınca vize edilen pozisyonlarda çalıştırılan personelin kurum içi birim değişiklikleri, norm pozisyonlarında aynı unvanlı boş pozisyon bulunması kaydıyla, belirlenen norm pozisyon usul ve esaslarına göre Bakanlıkça karara bağlanır. Karara bağlanarak gerçekleştirilen kurum içi birim değişiklikleri, onbeş gün içerisinde Maliye Bakanlığına bildirilir.”

13. 25/6/1983 tarih ve 18088 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına Dair Yönetmeliğin “Yer değiştirme suretiyle atanmalarda gözönünde bulundurulacak hususlar” başlıklı 9. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:

“Yer değiştirme suretiyle atanmalar, Devlet Memurlarının dengeli bir şekilde dağılımını sağlamak için öğrenimi, uzmanlığı, iş tecrübesi, mesleki bilgisi gibi özellikleri ile boş kadro durumu göz önünde bulundurularak kurumlarınca hazırlanan bir plan dahilinde yapılır.

Yapılacak atamalarda; aile birimini muhafaza etmek bakımından, eş ve sağlık durumları ilgili kurumlar arasında gerekli koordinasyon sağlanarak dikkate alınır.”

I. İNCELEME VE GEREKÇE

14. Mahkemenin 20/2/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 18/3/2013 tarih ve 2013/2069 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

15. Başvurucu, yüksek lisans programına katılma hakkı kazanmasına rağmen İstanbul iline atanmaması ve bunun üzerine açtığı iptal davasının mahkemece reddedilmesi nedeniyle öğrenimini hâlâ tamamlayamadığını, ayrıca atanma talebi İstanbul’da kadro bulunmadığı gerekçesiyle reddedilirken dava sürecinde birçok oyuncunun İstanbul’a atandığını, bu şekilde kendisine karşı ayrımcılık yapıldığını belirterek Anayasa’nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesiyle 42. maddesinde düzenlenen eğitim hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

16. Anayasa’nın 42. maddesi şöyledir:

“Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz. Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir.


İlköğretim kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur ve Devlet okullarında parasızdır.


Devlet, maddi imkanlardan yoksun başarılı öğrencilerin, öğrenimlerini sürdürebilmeleri amacı ile burslar ve başka yollarla gerekli yardımları yapar. Devlet, durumları sebebiyle özel eğitime ihtiyacı olanları topluma yararlı kılacak tedbirleri alır.

…”

17. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ek Türkiye’nin taraf olduğu 1 No.lu Protokol’ün 2. maddesi şöyledir:

“Hiç kimse eğitim hakkından yoksun bırakılamaz. Devlet, eğitim ve öğretim alanında yükleneceği görevlerin yerine getirilmesinde, ana ve babanın bu eğitim ve öğretimin kendi dini ve felsefi inançlarına göre yapılmasını sağlama haklarına saygı gösterir.”

18. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir…”

19. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

20. 6216 sayılı Kanun’un “Esas hakkındaki inceleme” kenar başlıklı 49. maddesinin (6) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bölümlerin, bir mahkeme kararına karşı yapılan bireysel başvurulara ilişkin incelemeleri, bir temel hakkın ihlal edilip edilmediği ve bu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi ile sınırlıdır. Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

1. Eğitim Hakkının İhlali İddiası Yönünden

21. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre Mahkemece açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemez olduğuna karar verilebilir. Başvurucunun ihlal iddialarını kanıtlayamadığı, iddialarının salt kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin olduğu, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 20).

22. Başvurucu, İstanbul ilindeki bir üniversitenin yüksek lisans programına katılma hakkı kazandığı halde görev yerinin Adana ili olması ve İstanbul’a atanma talebinin de reddedilmesi nedeniyle eğitim hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

23. Başvurucunun, atanma talebinin reddi üzerine açtığı iptal davasında davalı idare tarafından başvurucunun Adana Devlet Tiyatrosu Müdürlüğü emrine kazandığı sınav sonucu atandığı, sınava girmeden önce atandığı yerde en az altı yıl görev yapacağına ilişkin taahhütname imzaladığı ve tayin başvurularının hizmet süresi, ihtiyaç ve kadro durumu gözetilerek değerlendirildiği belirtilmiş; İdare Mahkemesi de görev yerinde başvurucuya ihtiyaç olduğu ve tâbi olduğu mevzuatta öğrenim durumu nedeniyle tayin isteyebileceğine dair hüküm bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir.

24. Başvurucu, programa katılım hakkı kazandığı üniversitenin bulunduğu İstanbul iline atanma talebinin reddedilmesi işleminin İdare Mahkemesi tarafından iptal edilmemesini, eğitim hakkının ihlali olarak değerlendirmektedir. Başvurucu bunun dışında eğitim hakkına yapılan kamu gücüne dayalı bir müdahaleden bahsetmemektedir. Başvuru konusu olaya ilişkin zımni ret işlemi doğrudan eğitim hakkıyla ilgili olmayıp, başvurucunun atanma talebinin reddedilmesiyle ilgilidir. Yine İdare Mahkemesinin başvuru konusu olaya ilişkin kararı da doğrudan eğitim hakkıyla ilgili olmayıp, asıl olarak atamama işleminin hukuka uygunluğuyla ilgilidir (Bkz. B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 27).

25. Eğitim hakkı, kamu ve özel eğitim kurumlarını kapsadığı gibi eğitimin; ilk, orta ve yüksek öğrenim seviyelerini de kapsar (B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 28. Ayrıca benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Kjeldsen, Busk Madsen ve Pedersen/Danimarka, B. No. 5926/72, 7/12/1976, § 50; Leyla Şahin/Türkiye, B. No. 44774/98, 10/11/2005, §§ 134-136).

26. Anayasa’da yer alan eğitim ve öğrenim hakkı, kamu otoritelerine bireyin eğitim ve öğrenim almasını engellememe negatif ödevini yüklemekle birlikte Anayasa’da öngörülen ilköğretim dışında devletin tüm bireylere eğitim ve öğrenim sağlaması şeklinde pozitif bir ödev yüklememektedir. Devletin özellikle lisansüstü eğitim almak isteyen herkese bunu sağlama şeklinde pozitif bir ödevi bulunmamaktadır. Bu çerçevede kamu kurumlarının her personeline yüksek lisans ya da doktora eğitimi amacıyla görev yerinin değiştirilmesini sağlama yükümlülüğü de yoktur (B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 29).

27. Başvurucu kendi isteğiyle başvurduğu ve katılmaya hak kazandığı yüksek lisans programına devam edebilmek amacıyla Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğüne müracaat ederek İstanbul Devlet Tiyatroları Müdürlüğü emrine atanma talebinde bulunmuş, ancak talebi ilgili Kurumca reddedilmiştir. Bu durumda başvurucunun eğitim hakkına kamu gücü kullanılarak doğrudan bir müdahalede bulunulmadığı, başvurucunun eğitim hakkının İstanbul iline atanma talebinin reddine ilişkin işlemden dolaylı olarak etkilendiği anlaşılmaktadır (Bkz. B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 30).

28. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun eğitim hakkının ihlali iddialarına ilişkin olarak söz konusu hakkına bir müdahale olmadığı anlaşıldığından, başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Eşitlik İlkesinin İhlali İddiası Yönünden

29. Başvurucu, kendisinin atanma talebi İstanbul’da kadro bulunmadığı gerekçesiyle reddedilirken birçok oyuncunun İstanbul’a atandığını, bu şekilde kendisine karşı ayrımcılık yapıldığını belirterek Anayasa’nın 10. maddesinde düzenlenen “kanun önünde eşitlik ilkesi”nin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

30. Anayasa’nın “Kanun önünde eşitlik” kenar başlıklı 10. maddesi şöyledir:

“Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.


Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.”

31. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Ayırımcılık yasağı” kenar başlıklı 14. maddesi şöyledir:

“Bu Sözleşme’de tanınan hak ve özgürlüklerden yararlanma, cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal veya diğer kanaatler, ulusal veya toplumsal köken, ulusal bir azınlığa aidiyet, servet, doğum başta olmak üzere herhangi başka bir duruma dayalı hiçbir ayrımcılık gözetilmeksizin sağlanmalıdır.”

32. Başvurucunun, Anayasa’nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine yönelik iddialarının, bahsi geçen maddelerdeki ifadeler dikkate alındığında, soyut olarak değerlendirilmesi mümkün olmayıp, mutlaka Anayasa ve AİHS kapsamında yer alan diğer temel hak ve özgürlüklerle bağlantılı olarak ele alınması gerekir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 33).

33. Başvurucunun, eşitlik ilkesinin ihlali iddiasının eğitim hakkı çerçevesinde ve bu hakla bağlantılı olarak ele alınması gerekir. Dolayısıyla eşitlik ilkesi, bağımsız nitelikte koruma işlevine sahip olmayıp, bu hakkın kullanılmasını, korunmasını ve başvuru yollarını güvence altına alan tamamlayıcı nitelikte haklardandır (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 34).

34. Ayrımcılık yasağının ihlal edilip edilmediğinin tartışılabilmesi için, ihlal iddiasının, kişinin hangi temel hak ve özgürlüğü konusunda hangi temele dayalı olarak ayrımcılığa maruz kaldığının gösterilmesi gerekir. Somut olayda başvurucu kendi atanma talebi reddedilirken başkalarının taleplerinin kabul edilerek atamalarının yapıldığından bahisle ayırımcılığa uğradığını dile getirmiş fakat hangi nedene dayalı olarak kendisine farklı muamelede bulunulduğuna ilişkin olarak her hangi bir beyanda bulunmamıştır. Ayırımcılık iddiasının ciddiye alınabilmesi için başvurucunun kendisiyle benzer durumdaki başka kişilere yapılan muamele ile kendisine yapılan muamele arasında bir farklılığın bulunduğunu ve bu farklılığın meşru bir temeli olmaksızın ırk, renk, cinsiyet, din, dil vb. ayırımcı bir nedene dayandığını makul delillerle ortaya koyması gerekir. Somut olayda başvurucu sözünü ettiği benzer olaylar ile kendi durumunun aynı olduğunu ortaya koyamadığı gibi kendisine hangi nedene dayalı olarak ayırımcılık yapıldığına ilişkin de her hangi bir beyanda bulunmamıştır (B. No: 2013/1123, 2/10/2013, § 50).

35. Açıklanan nedenlerle, başvurucu ihlal iddialarını kanıtlayacak herhangi bir delil ileri sürmediğinden başvurunun bu kısmının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

II. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Eğitim hakkının ihlal edildiği iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”,

2. Eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

20/2/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.



Başkan
Alparslan ALTAN
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Muammer TOPAL
Son Güncelleme: 31.03.2014 17:30
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol