28 Aralık 2013 Cumartesi 21:33
Anayasa Mahkemesi'nin  zaman bakımından yetkisi

 IV.  İNCELEME VE GEREKÇE

22.       Mahkemenin 21/11/2013 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 20/6/2013  tarih ve 2013/4413 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A.    Başvurucunun İddiaları

23.       Başvurucu, muhtasar beyanname üzerinden yapılan tahakkuka karşı açtığı davada, dayanak kanun maddesinin Anayasa'ya aykırılığını ileri sürmesine karşın mahkemece bu iddianın ciddiye alınmadığını, oysa bir başka mahkemenin bu iddiayı ciddiye alarak itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine götürdüğünü ve maddenin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edildiğini, iptal kararı üzerine yargılamanın yenilenmesini istediğini ancak mahkemece yargılamanın yenilenmesi sebepleri dar yorumlanarak istemin reddedildiğini, söz konusu kararlar nedeniyle Anayasa'da güvence altına alınan hukuk devleti ilkesi ile mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebinde bulunmuştur.

B.     Değerlendirme

24.       Başvurucu, tahakkukun iptali istemiyle açtığı asıl dava ile yargılamanın yenilenmesine ilişkin açtığı davada verilen kararlarla Anayasa'da güvence altına alınan hukuk devleti ilkesi ile mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş olup başvuru mülkiyet hakkı ve adil yargılanma hakkı yönünden değerlendirilmiştir.

1. Mülkiyet Hakkının İhlali İddiasının Değerlendirilmesi

25.       30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici 1. maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvuruları inceler.”

26.       Anılan kanun hükmü uyarınca Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başlangıcı 23/9/2012 tarihi olup, Mahkeme, ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılan bireysel başvuruları inceleyebilir. Niteliği itibarıyla kamu düzenine ilişkin olan bu başvuru şartını taşımayan bireysel başvuruların incelenebilmesi mümkün değildir.

27.       Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi için kesin bir tarihin belirlenmesi ve Mahkemenin yetkisinin geriye yürür şekilde uygulanmaması hukuk güvenliği ilkesinin bir gereğidir (B. No: 2012/51, 25/12/2012, § 18).

28.        Başvuru konusu olayda, tahakkukun iptaline ilişkin açılan davada Konya Vergi Mahkemesince verilen nihai karar Danıştay 3. Dairesinin 24/11/2011 tarih ve E.2010/387, K.2011/6720 sayılı kararıyla onanmıştır.  Başvurucu bu karara karşı karar düzeltme yoluna başvurmamış, olağan kanun yolu bu şekilde tamamlanmıştır. Başvurucunun yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmasının, bu yolun olağan bir kanun yolu olmaması nedeniyle, kararın kesinleşmesi üzerinde bir etkisi yoktur. Bu durumda, başvuru zaman bakımından Anayasa Mahkemesinin yetkisi dışında kalmaktadır.

29.       Açıklanan nedenlerle, başvuru konusu kararın 23/9/2012 tarihinden önce 24/11/2011 tarihinde kesinleşmiş olduğu anlaşıldığından başvurunun, diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “zaman bakımından yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Adil Yargılanma Hakkının İhlali İddiasının Değerlendirilmesi

30.         Başvurucu, yargılamanın yenilenmesi koşularının mahkemece dar yorumlanması sonucu isteminin reddedildiğini, böylece hukuk devleti ilkesinin ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucunun mülkiyet hakkıyla ilgili iddiası ilk derece mahkemesinin yargılamanın yenilenmesi istemini kabul etmesi halinde ileri sürülebilecek niteliktedir. Somut olayda Mahkeme, yargılamanın yenilenmesi istemini reddetmiştir. Bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucunun iddialarının özünün de mahkemece yargılamanın yenilenmesi koşullarının yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bu iddialar, söz konusu kararın adil olup olmadığı hususu ile ilgili olduğundan başvuru adil yargılanma hakkı çerçevesinde değerlendirilmiştir.

31.       Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

32.       6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

33.     6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

34.     İdari yargılama usulünde kesinleşen hükümlere karşı yargılamanın yenilenmesi İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 53. maddesinde yazılı sebeplerle sınırlı olarak istenebilmektedir. Başvurucuların 53. madde gereğince yapılan yargılamalardaki hak ihlallerini bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine getirmeleri mümkündür. Ancak Anayasa’da yer alan hak ve özgürlükler ihlal edilmediği sürece ya da açıkça keyfilik içermedikçe derece mahkemelerinin kararlarındaki maddi ve hukuki hatalar bireysel başvuru kapsamında ele alınamaz. Bu kapsamda, derece mahkemelerinin delilleri takdirinde bariz bir şekilde keyfilik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesinin bu takdire müdahalesi söz konusu olamaz.

35.       Başvurucu, derece mahkemelerince yargılamanın yenilenmesi koşullarının dar yorumlanması sonucu isteminin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmekte olup, başvurucunun iddialarının özü, derece mahkemesinin kuralları yorumlamada ve uygulamada isabet edemediğine ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkindir. Dolayısıyla başvuru bu haliyle temyiz incelemesi talebi niteliğinde olup, anılan Mahkeme kararlarının da açıkça keyfilik içermediği anlaşılmaktadır.

36.       Açıklanan nedenlerle, başvurunun kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin olduğu, derece mahkemesi kararının açıkça keyfilik içermediği anlaşıldığından, başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin, “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

A. Başvurunun;

1. Mülkiyet hakkına ilişkin ileri sürülen iddialar yönünden  “zaman bakımından yetkisizlik”,

2. Adil yargılanma hakkına ilişkin ileri sürülen iddialar yönünden “açıkça dayanaktan yoksunluk”

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B.Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

21/11/2013 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

 

Başkan

Serruh KALELİ

Üye

Mehmet ERTEN

Üye

Zehra Ayla PERKTAŞ

 

 

 

 

 

Üye

Erdal TERCAN

Üye

Zühtü ARSLAN

 

 

Son Güncelleme: 28.12.2013 21:40
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol