26 Ekim 2013 Cumartesi 00:31
Anayasa Mahkemesinin 6/6/2013 Tarihli, E: 2013/34, K: 2013/74 Sayılı Kararı

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:

Esas Sayısı    : 2013/34

Karar Sayısı  : 2013/74

Karar Günü  : 6.6.2013

İPTAL DAVASINI AÇANLAR : Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyeleri Emine Ülker TARHAN ve Ali Rıza ÖZTÜRK ile birlikte 127 milletvekili

İPTAL DAVASININ KONUSU : 9.1.2013 günlü, 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun’un 4. maddesinin (1) numaralı fıkrasının Anayasa’nın 90. maddesine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istemidir.

I- İPTAL VE YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN GEREKÇESİ

Dava dilekçesinin gerekçe bölümü şöyledir:

“…Kanunun 4üncü maddesinin birinci fıkrasıyla, kanun kapsamında yapılacak müracaatlar hakkında karar vermek üzere, Adalet Bakanlığının merkez, bağlı ve ilgili kuruluşlarında çalışan hâkim ve savcılar arasından Adalet Bakanı tarafından atanacak 4 kişi ile Maliye Bakanı tarafından Maliye Bakanlığı personeli arasından atanacak 1 kişiden oluşan 5 kişilik bir komisyon kurulması, komisyon başkanının üyeler arasından Adalet Bakanı tarafından seçilmesi öngörülmüştür.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden yargılama hakkına ilişkin etkin bir iç hukuk yolu düzenlenmesini istemiştir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi de adil yargılanma hakkını kurumsallaştıran bir yapı oluşturulmasını öngörür. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, getirilecek düzenlemenin etkin ve adil bir düzenleme olması gerektiğini ilke olarak belirlemiştir. Bu anlamda karar verecek makamın adil yargılamaya uygun karar verecek bağımsız bir organ olması zorunludur. Ancak kanunda öngörülen kurul, bağımsız bir kurul olmadığı gibi adil yargılanmayı sağlayacak nitelikte yetkin bir kurul da değildir, direkt yürütmeye bağlı Adalet Bakanı ve Maliye Bakanı tarafından atanacak kişilerden oluşmaktadır.

Öte yandan, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde sayılan bireysel hakların idari ya da yargısal tasarruflarla ihlali mağdur kişi açısından AİHM’ne başvuru için aranan ilk koşuldur. AİHM bir yargı merciidir. Yargı merciinin görev ve yetki alanındaki bir konunun iç hukukta yürütme organınca oluşturulan beş kişiden oluşan bir komisyona havale etmek yargının alanına yürütmenin müdahale etmesi demektir.

AİHM, kurulacak yol ile ilgili olarak, Etkin bir yol olmasını ilke olarak belirlemiş, bu anlamda karar verecek olan makamın da AİHS’nin 6 ncı maddesi uyarınca Adil Yargılamaya uygun karar verebilecek, bağımsız bir organ olmasını şart koşmuştur. Ancak kanunla öngörülen kurul bağımsız bir kurul olmadığı gibi adil yargılamayı sağlayacak nitelikte yetkin bir kurul da değildir. Özellikle, çözüme esas olacak başvuruların ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar ile özel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı veya mahkeme kararlarının geç veya gereği icra edilmediği hususları göz önünde bulundurulduğunda, komisyon atamalarının Adalet Bakanı ve Maliye Bakanı tarafından yapılacak olması, Komisyonun bağımsızlığını ve tarafsızlığını tamamen ortadan kaldırmıştır. Yasanın çıkarılış amacı yurttaşı korumak ve hak ihlalleri karşısında uygun tazminatı öngörmek olmalıyken bu amaçtan sapılarak tamamen yürütme organının gölgesinde ve zamanla Devleti koruma refleksi ile hareket edecek bir yapı öngörülmüştür.

Hatırlatmak gerekir ki, 650 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü bünyesinde İnsan Hakları Daire Başkanlığı kurulmuştur. Mezkûr Başkanlığa, Dışişleri Bakanlığı ile işbirliği yapmak suretiyle Türkiye Cumhuriyeti aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurulara ilişkin savunmaları hazırlama ve gerektiğinde oturumlara temsilci gönderme yetkisi verilmiştir. Bu nokta da şu hususa dikkati çekmek gerekir. Hem başvurularda savunma yapma görev ve yetkisinin Adalet Bakanlığı bünyesinde bir Başkanlığa verilmiş olması hem de başvurunun tazminat ödenmesi yoluyla çözümü konusunda görevlendirilen Komisyon üyelerinin kahir ekseriyetini atama yetkisinin Adalet Bakanına tanınmış olması, 6384 sayılı yasanın kendi içerisinde bir tezadı barındırdığını göstermektedir.

Hak arama özgürlüğü başlı başına bir temel hak olduğu kadar hukuk devletinin de bir gereğidir. Bu hakkın önemi, diğer temel hakların korunmasının bir aracı olmasından ileri gelmektedir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hak arama özgürlüğünü “etkili başvuru hakkı” adıyla 13 üncü maddesinde tanımıştır. T.C. Anayasası’nda ise bu hakla ilgili olarak, birisi doğrudan doğruya “hak arama hürriyeti” (m. 36), diğeri ise “temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlığını taşıyan (m. 40) başlıca iki madde yer almaktadır.

Sözleşme’nin 13 üncü maddesine göre, Sözleşme’nin tanıdığı hak ve özgürlükler ihlâl edilen herkes, ihlâl resmî sıfatla hareket eden kişiler tarafından yapılmış olsa da, ulusal bir makama etkili bir başvuru yapabilme hakkına sahiptir. Bu madde taraf devletlere, her şeyden önce, kendi iç hukuklarında bu nitelikte hak arama yollarını getirme yükümlülüğü yüklemektedir. Dolayısıyla, ihlâlin varlığına rağmen herhangi bir başvuru yolunun getirilmemiş olması veya daha önceki uygulamalardan herhangi bir etkisinin olmadığının anlaşılması 13 üncü maddeye aykırılık teşkil eder. Başvuru veya hak arama yolunun “etkin” olması, Mahkeme’ye göre, onun“hayalî veya teorik” değil; sonuç doğurabilir, işe yarar ve elverişli olması anlamına gelir.

Başka bir anlatımla, ihlâl iddiasının önüne getirilecek olduğu merciinin işin esasını inceleme ve gerektiğinde ihlâli düzeltici ve uygulanabilir karar alma yetkisine sahip olması gerekir. Bununla beraber, başvurulacak makamın yargısal nitelikte olması şart olmasa da idarî makamlara başvurma hakkının genel olarak ve Türk Hukuku uygulaması açısından bu anlamda etkili bir yol olduğunu söylemek oldukça zordur.

Mevzuat hükümlerinin yorumlanmasında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarının yön göstericisinden faydalanılması gerektiği izahtan vareste olmakla birlikte, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının doğrudan iç mevzuat hükümlerini ortadan kaldırma yeteneğinin bulunmadığı, Anayasanın 90/5 inci maddesinin bu yönde bir yorumda bulunulmasına elverişli olmadığı hususunda duraksama bulunmamalıdır.

Bununla birlikte, Anayasanın 90/5inci maddesinde, “temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır” şeklinde yer verilen ifadedeki uyuşmazlığın, sözleşme ile iç hukuk metinleri arasındaki somut farklılıklar olarak algılanması gerektiği de ortadadır. İptali istenen yasa metninin 4 üncü maddesinin birinci fıkrası, AİHS’nin 13 üncü maddesinde yer alan etkili başvuru yolu öngöremediği için Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile çelişmektedir.

Anayasanın 90 ıncı maddesinin son fıkrasında temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası antlaşmalara kanunlar karşısında üstünlük tanındığına göre, Adalet Bakanlığı bünyesinde oluşturulacak olan Komisyon, etkin, yetkin, sonuç doğurabilir, işe yarar ve elverişli olamayacağı için 6384 sayılı yasanın birinci fıkrası, AİHS’nin 13 üncü maddesine ve temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası antlaşmalara kanunlar karşısında üstünlük tanındığı için de Anayasanın 90 ıncı maddesinin son fıkrasına aykırıdır.

IV. YÜRÜRLÜĞÜ DURDURMA İSTEMİNİN GEREKÇESİ

Arz ve izah olunan nedenlerle, söz konusu kural hakkında yürürlüğünün durdurulması da istenerek iptal davası açılmıştır. 09.01.2013 tarihli ve 6384 sayılıAvrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun”uniptali istenen maddelerin uygulanması halinde, Anayasaya, kanunlara ve Uluslararası sözleşmelere ve Anayasa Mahkemesinin kararlarına aykırı olarak geriye dönüşü imkansız biçimde ve giderilmesi olanaksız hukuki zarar ve durumlara yol açacağı açıktır.

Açıklanan nedenlerle, iptali istenen kuralın yürürlüğünün durdurulması istenilmektedir.

V. SONUÇ VE İSTEM

4 üncü maddesinin birinci fıkrasının AİHS’nin 13 üncü maddesine ve Anayasanın 90/5 inci maddesine aykırı olduğundan iptaline ve iptal davası sonuçlanıncaya kadar yürürlüğünün durdurulmasına kararverilmesine ilişkin istemimizi saygı ile arz ederiz.”

II- YASA METİNLERİ

A- İptali İstenilen Yasa Kuralı

9.1.2013 günlü, 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun’un dava konusu kuralın da yer aldığı 4. maddesi şöyledir:

“Komisyon ve çalışma esasları

MADDE 4- (1) Bu Kanun kapsamında yapılacak müracaatlar hakkında karar vermek üzere Bakanlığın merkez, bağlı ve ilgili kuruluşlarında çalışan hâkim ve savcılar arasından Adalet Bakanı tarafından atanacak dört kişi ile Maliye Bakanı tarafından Maliye Bakanlığı personeli arasından atanacak bir kişiden oluşan toplam beş kişilik bir Komisyon kurulur. Komisyon Başkanı bu üyeler arasından Adalet Bakanı tarafından seçilir.

(2) 9 uncu madde hükmü saklı kalmak üzere Komisyon üyelerine, müracaatlar sonuçlandırılıncaya kadar başka bir görev verilmez.

(3) Komisyon, üye sayısının salt çoğunluğuyla toplanır ve toplantıya katılanların salt çoğunluğuyla karar verir.

(4) Komisyonun sekretarya hizmetleri Bakanlık tarafından yürütülür.

(5) Kamu kurum ve kuruluşları ile yargı mercileri, Komisyonun görevi kapsamında ihtiyaç duyduğu her türlü bilgi ve belgeyi gecikmeksizin Komisyona göndermek zorundadır.”

B- Dayanılan ve İlgili Görülen Anayasa Kuralı

Dava dilekçesinde, Anayasa’nın 90. maddesine dayanılmış, Anayasa’nın 2. ve 36. maddeleri ise ilgili görülmüştür.

III- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Haşim KILIÇ, Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL ve Zühtü ARSLAN’ın katılımlarıyla 3.4.2013 günü yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurma isteminin esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına OYBİRLİĞİYLE karar vermiştir.

IV- ESASIN İNCELENMESİ

Dava dilekçesi ve ekleri, Raportör Fatma BABAYİĞİT tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor iptali istenilen yasa kuralı, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Başvuru kararında, bir yargı mercii olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) görev ve yetki alanındaki bir konunun iç hukukta yürütme organınca belirlenecek beş kişiden oluşan bir komisyona havale edilmesinin yargının alanına yürütmenin müdahale etmesi anlamına geldiği, Adalet Bakanı ve Maliye Bakanı tarafından atanacak kişilerden oluşturulacak olan Komisyonun, bağımsız ve adil yargılanmayı sağlayacak nitelikte yetkin bir kurul olamayacağı iddia edilerek, 6384 sayılı Kanun’un komisyonun oluşumuna ilişkin 4. maddesinin (1) numaralı fıkrasının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 13. maddesine ve temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası antlaşmalara kanunlar karşısında üstünlük tanıyan Anayasa’nın 90. maddesinin son fıkrasına aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesine göre, ilgisi nedeniyle iptal başvurusuna konu kural, Anayasa’nın 2. ve 36. maddeleri yönünden de incelenmiştir.

Dava konusu kural uyarınca, AİHM’ne uzun yargılama iddiasıyla yapılmış başvurular konusunda karar vermek amacıyla, Adalet Bakanlığının merkez, bağlı ve ilgili kuruluşlarında çalışan hâkim ve savcılar arasından Adalet Bakanı tarafından atanacak dört kişi ile Maliye Bakanı tarafından Maliye Bakanlığı personeli arasından atanacak bir kişiden oluşan toplam beş kişilik bir komisyon kurulması öngörülmüştür.

6384 sayılı Kanunla, AİHM’ninÜmmühan Kaplan/Türkiye” kararının gereğinin yerine getirilebilmesi, kurulacak komisyon aracılığıyla makul sürede sonuçlandırılamayan soruşturma ve yargılamalardan dolayı AİHM’ne yapılmış başvuruların tazminat ödenmek suretiyle en kısa zamanda çözüme kavuşturulması ve bu suretle AİHM tarafından ülkemiz aleyhine verilebilecek ihlal sayılarının da azaltılmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır.

Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.

Hukuk devleti ilkesinin en önemli gereklerinden olan bireylerin temel haklarının korunması, diğer unsurları yanında, adil yargılanma hakkının tanınmasını da içermektedir. Anayasa’nın 36. maddesinde herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu; hiçbir mahkemenin, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamayacağı belirtilmiştir. Bu konuları içeren AİHS’nin 6. maddesinin birinci fıkrasında; “Herkes, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, gerek cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir…” denilerek adil yargılanma hakkı tanımlanmıştır. Adil yargılanma hakkı, her şeyden önce kişinin medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar veya cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda bağımsız ve tarafsız bir mahkemeye müracaat hakkını; bu hakkın kullanılmasından sonra da davasının makul sürede görülmesini isteme hakkını içermektedir.

İnsan hakları konusunda ortaya çıkan sorunların kendi iç hukukumuzda giderilmesini amaçlayan 6384 sayılı Kanun’la getirilen sistem, başvuruların en kısa süre içinde ve sulh yoluyla sonuçlandırılmasını öngörmektedir. Kanun bu yönüyle zarara uğrayan vatandaş ile Devlet arasındaki uyuşmazlıkta alternatif bir çözüm yöntemi getirmiştir.

Yargılama, kanunla kurulan bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından, hukuki uyuşmazlıkların ve hukuka aykırılık iddialarının özel yargılama usulleri izlenerek çözümlenmesi ve kesin hükme bağlanması faaliyetidir. Bağımsızlık ve tarafsızlık, yargı fonksiyonunu idare fonksiyonundan ayıran en önemli ölçüt olup, yargı yetkisini kullanacak olan merciin, çözülmesi istenen uyuşmazlığa doğrudan veya dolaylı olarak taraf olmayan ve uyuşmazlığın taraflarından tamamen bağımsız olan kişi veya kişilerden oluşmasını gerektirmektedir. Ayrıca, yargı organları bir uyuşmazlığı kesin bir biçimde çözerken, idare organlarının verdiği kararlar kural olarak kesin nitelikte değildir.

6384 sayılı Kanun uyarınca oluşturulacak Komisyonun verdiği kararların “kesin hüküm” niteliğini taşımadığı, yargı fonksiyonu kapsamında olmadığı, başvuruları inceleme süreci ve uygulayacağı usulün idari nitelikte olduğu, kararlarının idari yargı denetimine tabi olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, yargısal faaliyet yürüten bir makam veya merci olmayıp, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan ve sekreteryasını Bakanlığın yürüttüğü bir idari kurul olan Komisyonun, Adalet Bakanı ve Maliye Bakanı tarafından atanacak kişilerden oluşmasında, hukuk devleti ve adil yargılanma ilkesine aykırılık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural Anayasa’nın 2. ve 36. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir

Kuralın, Anayasa’nın 90. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.

V- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ

9.1.2013 günlü, 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun’un 4. maddesinin (1) numaralı fıkrasına yönelik iptal istemi, 6.6.2013 günlü, E.2013/34, K.2013/74 sayılı kararla reddedildiğinden, bu fıkraya ilişkin yürürlüğün durdurulması isteminin REDDİNE, 6.6.2013 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

VI- SONUÇ

9.1.2013 günlü, 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun’un 4. maddesinin (1) numaralı fıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, 6.6.2013 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

 

 

Başkan

Haşim KILIÇ

Başkanvekili

Serruh KALELİ

Başkanvekili

Alparslan ALTAN

 

 

Üye

Mehmet ERTEN

Üye

Serdar ÖZGÜLDÜR

Üye

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

 

 

Üye

Zehra Ayla PERKTAŞ

Üye

Recep KÖMÜRCÜ

Üye

Burhan ÜSTÜN

 

 

Üye

Engin YILDIRIM

Üye

Nuri NECİPOĞLU

Üye

Hicabi DURSUN

 

 

Üye

Celal Mümtaz AKINCI

Üye

Muammer TOPAL

 

 

Üye

Zühtü ARSLAN

Üye

M. Emin KUZ

Son Güncelleme: 26.10.2013 00:31
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177