22 Şubat 2013 Cuma 10:39
Anayasa Mahkemesinin 12/2/2013 Tarihli ve 2012/162 Sayılı Kararı

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Başvuru Numarası   : 2012/162

Karar Tarihi             : 12/2/2013

Başkan                      :   Serruh KALELİ

Üyeler                        :   Mehmet ERTEN

                                       Hicabi DURSUN

                                       Erdal TERCAN

                                       Zühtü ARSLAN

Raportör                   :   Selami TURABİ

Başvurucu                 :   Yusuf ÖZDEMİR

Vekili                         :  Av. Ahmet ALKAN

I.        BAŞVURUNUN KONUSU

1.       Başvurucu, kendisine zorla senet imzalatılması nedeniyle suçun faillerinin cezalandırılması ve senedin iptali için Gölcük Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu, anılan kişiler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına kararı verildiğini ve iftira suçu nedeniyle aleyhine açılan kamu davasında Gölcük Asliye Ceza Mahkemesince mahkûmiyetine karar verilerek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

II.     BAŞVURU SÜRECİ

2.       Başvuru, 10/10/2012 tarihinde Anayasa Mahkemesine şahsen yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3.       Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca, başvurunun karara bağlanması için Bölüm tarafından ilke kararı alınması gerekli görüldüğünden, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 33. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III.   OLAY VE OLGULAR

A.      Olaylar

4.       Başvuru dilekçesindeki ilgili olaylar özetle şöyledir:

5.       Başvurucu, kendisine zorla senet imzalattırıldığı iddiasıyla suçun faillerinin cezalandırılması ve senedin iptali için Gölcük Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuştur.

6.       Gölcük Cumhuriyet Başsavcılığı, 3/10/2006 tarih ve K.2006/1391 sayılı kararı ile olay hakkında kamu davası açılmasını gerektirir delil olmadığı gerekçesi ile kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiş, başvurucu hakkında iftira suçundan dolayı yapılan soruşturma sonucunda Gölcük Asliye Ceza Mahkemesine hitaben iddianame düzenlemiştir.

7.       Gölcük Asliye Ceza Mahkemesinin iddianameyi kabulü ile başvurucu hakkında kamu davası açılmıştır.

8.       Başvurucu, mahkemenin 18/9/2008 tarih ve E.2006/315, K.2008/391 sayılı kararı ile  iftira suçundan dolayı  1 yıl 16 ay 3 gün hapis cezasına mahkûm edilmiştir.

9.       Başvurucunun temyizi üzerine, Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 7/5/2012 tarih ve E.2010/29859, K.2012/10610 sayılı ilamı ile hükmün onanmasına karar vermiştir.

10.    Başvurucu, 28/6/2012 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına, 5271 sayılı Kanun’un 308. maddesi uyarınca itiraz yoluna başvurulması için müracaatta bulunmuş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 10/9/2012 tarih ve KD-2012/230436 sayılı kararı ile itirazı gerektirecek hukuki ve fiili durumun olmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar vermiştir. Anılan karar başvurucuya 4/10/2012 tarihinde tebliğ edilmiştir.

B.      İlgili Hukuk

11.    Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası, geçici 18. maddesinin yedinci fıkrası, 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası, geçici 1. maddesinin (8) numaralı fıkrası, 23/3/2005 tarih ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 8. maddesi, 4/4/1929 tarih ve 1412 sayılı Mülga Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305 ila 326. maddeleri, 4/12/2004 tarih 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308. maddesi.

IV.   İNCELEME VE GEREKÇE

12.    Mahkemenin 12/2/2013 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 10/10/2012 tarih ve 2012/162 numaralı başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A.      Başvurucunun İddiaları

13.    Kendisine zorla senet imzalattırılması nedeniyle suçun faillerinin cezalandırılması ve senedin iptali için Gölcük Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu, anılan kişiler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına kararı verildiğini ve iftira suçu nedeniyle aleyhine kamu davası açıldığını, olayda asıl kendisinin mağdur olmasına rağmen Gölcük Asliye Ceza Mahkemesinin 18/9/2008 tarih ve E.2006/315, K.2008/391 sayılı ilamı ile 1 yıl 16 ay 3 gün hapis cezasına mahkûm edilmesinin, Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

B.      Değerlendirme

14.    Anayasa’nın geçici 18. maddesinin (7) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruya ilişkin düzenlemeler iki yıl içinde tamamlanır. Uygulama kanununun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bireysel başvurular kabul edilir.”

15.    30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 76. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bu Kanunun;

a) 45 ila 51 inci maddeleri 23/9/2012 tarihinde,

 yürürlüğe girer.”

16.    6216 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvuruları inceler.”

17.    4/12/2004 tarih 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308. maddesinin  (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Yargıtay ceza dairelerinden birinin kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, re'sen veya istem üzerine, ilâmın kendisine verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz.”

18.    Anılan Anayasa ve kanun hükümleri uyarınca Anayasa Mahkemesinin yetkisinin zaman bakımından başlangıcı 23/9/2012 tarihi olup, Mahkeme, ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılan bireysel başvuruları inceleyebilecektir. Bu açık düzenlemeler karşısında, anılan tarihten önce kesinleşmiş nihaî işlem ve kararları da içerecek şekilde yetki kapsamının genişletilmesi mümkün değildir. Mahkemenin zaman bakımından yetkisine ilişkin bu düzenlemelerin kamu düzenine ilişkin olmaları nedeniyle bireysel başvurunun tüm aşamalarında resen dikkate alınmaları gerekir.

19.    Öte yandan, Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi için kesin bir tarihin belirlenmesi ve Mahkemenin yetkisinin geriye yürür şekilde uygulanmaması hukuk güvenliği ilkesinin bir gereğidir (B. No: 2012/51, § 18, 25/12/2012).

20.    Başvuru konusu Gölcük Asliye Ceza Mahkemesinin 18/9/2008 tarih ve E.2006/315, K.2008/391 sayılı kararı, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 7/5/2012 tarih ve E.2010/29859, K.2012/10610 sayılı kararı ile onanmıştır. Başvurucu,  28/6/2012 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına 5271 sayılı Kanun’un 308. maddesi uyarınca onama kararı aleyhine itiraz yoluna başvurulması için talepte bulunmuş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 10/9/2012 tarih ve KD-2012/230436 sayılı kararı ile talebin reddine karar vermiş ve karar başvurucuya 4/10/2012 tarihinde tebliğ edilmiştir.

21.    Ceza hukukunda kararların kesinleşmesi bakımından tüketilmesi gereken son olağan kanun yolu kural olarak temyizdir. Somut olayda olağan kanun yolu Yargıtay 4. Ceza Dairesinin Gölcük Asliye Ceza Mahkemesinin kararını 7/5/2012 tarihinde onaması ile tamamlandığından karar bu tarihte kesinleşmiştir. Başvurucunun 5271 sayılı Kanun’un 308. maddesi gereğince onama kararına itiraz için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat etmesi olağan kanun yolu olmadığı için kararın 7/5/2012 tarihinde kesinleşmesini engellemeyecektir.

22.    Ceza muhakemesinde, temyiz incelemesi sonunda verilen kararlara karşı itiraz yoluna başvuru hakkı, 5271 sayılı Kanun’un 308. maddesi gereğince Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının takdirine bırakılmıştır. Dolayısıyla başvurucunun Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yaptığı başvuru sadece  Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının takdirini harekete geçirmeye yönelik bir taleptir. Somut olayda Başsavcının bu talebi reddetmesi ve ret kararının 4/10/2012 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmesi nihai kararın kesinleşme tarihini değiştirmeyecektir.

23.    Açıklanan nedenlerle, başvuru konusu kararın 23/9/2012 tarihinden önce kesinleşmiş olduğu anlaşıldığından başvurunun, diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “zaman bakımından yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

V.      HÜKÜM

Başvurunun, “zaman bakımından yetkisizlik” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına, 12/2/2013 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

 

 

Başkan

Serruh KALELİ

Üye

Mehmet ERTEN

Üye

Hicabi DURSUN

 

 

 

Üye

Erdal TERCAN

Üye

Zühtü ARSLAN


Son Güncelleme: 22.02.2013 10:40
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177